İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 27 · 13 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 27

27

•••

-"Anne şöyle bakıp durmasana ya." dedim en sonunda.

Peşimden odama kadar gelmiş yatağıma oturmuş dik dik bana bakıyordu.

-"Nasıl bakmamı istersin? Bunca zaman abi abi diye yaşadığın adamla gelmişsin evleneceğiz diyorsun!"

Omuzlarımı düşürüp masamın sandalyesini çektim ve oturdum.

-"Anne oyun oynamıyoruz. Gerçekten ciddiyiz ki geldik bunu size anlattık."dedim.

Bir iki saate yakın dil döktüğümde yavaş yavaş sindirme aşamasına geçmişti. En son bir şey demeden odamdan ayrıldı.

Uzun bir duş sonrası vücudumu nemlendirmiş pijama takımı giyinmiştim. Saçlarımı tararken telefonum çaldı.

Alıp yatağıma oturdum ve açtım.

-"Güzelim yazdım o kadar görmedin mi?"diye sordu açar açmaz.

-"Şimdi gördüm sessizdeydi."dedim kuru bir sesle.

-"Seni bekliyorum. Gelebilir misin?" diyince kaşlarımı çattım.

-"Bu saatte nereye?"

Aldığı nefesle birlikte sesini duyurdu.

-"İçim rahat etmedi. Seni görmem lazım. Senin de beni görmen gerekiyor diye düşündüm."

Düşüncesinin güzelliğiyle gevşerken annemler aklıma geldi.

-"İyi olur ama bizimkiler uyudu mu bilmiyorum."dedim.

-"Olsun beklerim güzelim sen yeter ki gel." dedi gülümseme sebebim oldu.

-"Kontrol edip haber veririm." dedikten sonra kapatıp banyoya geri gittim.

Islak saçlarımı nemli kalacak şekilde kurutup açık bıraktım. Odama geçerken karanlık koridora göz attım. Yatak odaları kapalıydı ama uyuduklarından emin değilim.

Odamda yaklaşık yarım saat durdum. Pijama takımımın üstüne ince uzun bir hırka geçirip telefonumu aldım. Sessizce merdivenlerden inerken anahtarı alıp kapıyı araladım.

Demirhan'ın mesajında yine mahallenin girişinde beklediği yazıyordu. Bu yüzden hızlı adımlarla oraya yöneldim. Ne olursa olsun her görüşmemizin öncesinde karnım sancılanacaktı. Tuhaf bir his.

Ayağımda terliklerim çıplak ayaklarım üşürken kollarımı kendime sardım. Arabayı gördüğüm gibi adımlarımı hızlandırıp ön koltuğa oturdum.

Geniş gövdesiyle sağa doğru döndü ve kolunu sırtıma uzattı. Eğilip yanağımı öptü.

-"Buz gibi olmuşsun çiçeğim üşümüşsün."

Başımı aşağı yukarı salladığımda içime kadar titreme ulaşmıştı. Baş parmağıyla çenemi okşadı. Dudakları yanaklarımı bir kez daha yoklayıp dudağımın kenarına geldi. Minik minik tüy hafifliğinde öptü. Çekildi fakat hala yüzü yüzümdeydi.

-"Seni hiçbir şeyin üzmesine izin vermeyeceğim biliyorsun değil mi?"diye sordu usul usul yüzümü okşarken.

-"Biliyorum...ama.." Parmağını dudaklarımda gezdirdiğinde sessiz kaldım.

-"Aması yok aklından geçenleri biliyorum. Artık kafana takacağın hiçbir sorun kalmadı. Öğrendiler bitti. Geri kalan ne varsa ben halledeceğim sen sadece güzel yüzünü düşürme yeterli."

Gözlerimi dudaklarına kaydırdım. Elimi kaldırıp yanağına koyduktan sonra dudaklarımı dudaklarına bastırdım.

-"Seni çok seviyorum." diye mırıldandım. Ne gerek vardı ki başka şeylere üzülmeye?

Önemli olan biz ikimizdik.

Dudağı yukarı kıvrılırken alt dudağımı nazikçe öptü.

-"Az kaldı. Seni yatağımızda seveceğim." diye fısıldamasıyla yanaklarım al al yanmaya başladı.

Soluk alışverişim değişirken yüzümü boynuna doğru bıraktım.

-"Annenle konuştun mu?" diye sordum aklıma gelince.

Saç diplerimde parmaklarını gezdirip beni iyice kendimden geçiriyordu.

-"Hayır. Ne söylediğiyle ilgilenmiyorum ki. Kızım ben seni kaybetmişken tekrar bulmuşum. Daha kim ne der umursar mıyım sence?"derken geri çekilmiş çatık kaşlarıyla bana bakmıştı.

-"Ya annen istemiyorum Peri'yi derse?"dedim yalandan kızarak.

-"Seni anneme almayacağımıza göre bunu söyleme hakkı olduğunu sanmıyorum."diye mantıkla cevapladı.

Bir süre daha rahatlatan sohbetimizi etmiş ayrılmaya karar vermiştik. Arabadan inerken aklım kalbim yanında kalmıştı.

'

Ertesi sabah erkenden uyanmış gür kahve saçlarımı özenerek dalgalandırmıştım. Sevdiğime bir günaydın mesajıyla uyandığımı bildirirken makyaj yapıyordum.

Yarım saat sonra masadan kalktığımda Demirhan'ın araması ekrana düştü.

Telefonu alıp dolabıma yöneldim.

-"Günaydın Peri kızım." dedi enerji veren güzel sesiyle.

-"Imm...çoktan uyanılmış sanırım." diye mırıldandım.

-"Evet güzelim çoktan. Gönül ister sıcak koynunda yatmak ama...işler bekliyor." diyince dişlerimi dudağıma geçirip sessizce güldüm.

-"Atölyede misin?"diye sordum.

Arkadan sesler geliyordu ama anlayamamıştım.

-"Hayır evimizdeyim."

Kalbim göğüs kafesimi daraltınca nefesimi tuttum. Bir dünya his barındıran cümlesiyle heyecanlandım.

-"Önce alt yapıya baktırmayla başladım. Tesisat falan biraz sıkıntılı ama kısa sürede halledecekler. Ben dış cephe için birileriyle görüşeceğim o yüzden seni işe Soner götürecek. Konuştum onunla." diye sıraladı birer birer. Önceliğimin onu görmek olduğunu söyleseydim eğer hiç düşünmez gelirdi kapıma biliyordum. Ama demedim. İşleri aksasın istemedim.

Evimizdeydi.

Keşke işe gitmesem de yanında olsam dedim.

-"Ben taksiyle geçerim hiç uğraştırma Soner abiyi. Sana da kolay gelsin. Yardımcı olmak isterim fakat benlik bir mesele yok sanırım." dedim askılarımı incelerken.

-"Yok güzelim sen çıkıyor musun şimdi?"

-"Giyinip çıkacağım."diye yanıtladım.

-"Bir ara soyunmana yardımcı olurum."

Arsız!

-"Birisi duyacak."dedim utanç içinde.

-"Duymaz duymaz." derken sesi alaylı geliyordu.

Amacı beni utandırmaktı sanki anlamıyorum.

-"Haber vermeyi unutma. Kendini de fazla yorma."dedim.

-"Olur çiçeğim sende dikkatli ol."dedi aşina olduğum yumuşak tınıyla.

Kalbim pır pır ederken aramayı sonlandırdım. Yüzümü aydınlatan gülümseme ile dolabımdan iki üç parça aldım. Yatağımın üstüne bırakıp özenerek yerleştirdiğim iç çamaşır çekmecesini açtım. İçinden pudra tonlarında tül bir takım alıp çıplak bedenime giydirdim. Ardından seçtiğim açık renk jean pantolonu kalçama çektim. İçime halter yaka crop üstüne ise benzer tonlarda ceket seçtim.

Takılarımla çantamı ayarlamış ayağıma ten rengi tek bant topuklu giyinmiştim. Alt kata indiğimde nefesimi tutarak mutfağa yöneldim.

Babam masa başında gazete okuyor annem sofrayı hazırlıyordu.

-"Günaydın." dedim biraz çekinerek.

Babam başını salladı.

-"Günaydın kızım."dedi gazetesine bakarken.

Annemde benzer cümleyi mırıldanmış masaya oturmamı söylemişti.

-"Soner abi bekliyor. Onu daha fazla bekletmeyeyim."

-"Niye bekliyor? Ona ters yön değil mi taksi çağırsaydın."dedi babam.

Pembenin tonuna boyadığım dudağıma dişimi geçirdim ve olduğum yerde kıpırdandım.

-"Şey...Demirhan bırakmasını rica etmiş sorun yok yani."diye mırıldandım. Yanlarında rahatça Demirhan demek içimi hafifletmişti. Hep bir abi sıfatı oluyordu.

Annem bana alttan bir bakmış ocağa geri dönmüştü.

-"Bugün Nigar gelir konuşmaya. Ne diyeceğim?"diye sorunca babam nazikçe boğazını temizledi kendini belli ederek.

-"Sonra konuşuruz anne."dedim.

Hemen kocam olsun istiyorum acele etmeliyiz anne mi diyeceğim?!

-"İyi hadi dikkat et. Bir şey yemeyi unutma." diye tembihledi beni evden çıkarken.

Sokağa adım attığımda Soner abi arabasına yaslanmış telefonla konuşuyordu. Nesli de yanında bekliyordu.

-"Geldi lan geldi. Amma laf ettin ha. Ne değerliymiş Peri kızın."

Yaklaştığımda işittiğim cümle ile yüzüme sıcaklık yayıldı. Demirhan'la konuşuyordu.

-"Günaydın kuşum." Nesli ile yanaklarımızı öpüp çekildik. Merakla beni bekliyordu. Akşam deli gibi merak etmişlerdi ama anlatmaya fırsatım olmamıştı.

-"Hadi eyvallah görüşürüz." Soner abi telefonunu ceketinin iç cebine atıp bedenini dikleştirdi.

-"Günaydın."dedi bana.

-"Günaydın abi. Demirhan söylemiş ama hiç gerek yoktu giderdim ben."

-"Geç hadi konuşma boş boş. Sanki yük oluyorsun yabancı mısın kızım?"Sırtımdan itekleyip arka koltuğa oturttu. Öne Nesli geçerken Soner abi de oturmuş arabayı çalıştırmıştı.

-"Az sonra çat diye çatlayacağım!" diyerek arkaya başını çevirdi Nesli.

Hala canlanmamış bakışlarımı yüzünde gezdirdim.

-"Sorma hiç. Nasıl geçti ben bile bilmiyorum." derken Soner abi dikiz aynasından bana baktı.

-"Demirhan sorun yok dedi."

-"Büyük bir sorun çıkmadı ama ne bileyim değişikti. Daha çok annemle Nigar teyze tepki verdi." diye açıkladım.

-"Şeymayı gelin edeceğini söylememiştir umarım." diyerek parmak bastı Nesli.

-"Tam da öyle söyledi." diyip omuzlarımı düşürdüm. Ağzı bir karış açılmıştı.

-"Siktir oradan ciddi misi- ay Soner ya!"

Soner abi çıplak bacağına çimdik atınca yerinde sıçramıştı.

-"O ağzına küfür yakışıyor mu hiç?"dedi sinirli sinirli.

Nesli gözlerini devirip bacağını okşadı ve tekrar bana döndü.

-"Yok işte o kız hevesle bekliyormuş da bilmem neler annesine ne diyecekmiş falan falan."

-"Bize ne canım aa? Kendi kendine gelin seçti.Demirhan abi koynuna mı aldı da bıraktı?"diye kızdı.

Dudağımı büktüm.

-"Bir yorum yapmadım. Demirhan tepki gösterince daha lafını etmedi. Ama işte...sanki istemedi beni. Gönülsüz oldu sanki."dedim akşamın hatıralarını gözümde canlandırırken.

-"Ay saçmalama. Senden iyisini mi bulacak? Ayrıca kime ne? Bu Nigar teyze de ne fenaymış yani.."

Soner abi başını ona döndürünce bakışlarını fark edip cümlesinin sonunu getirmedi. Demirhan'la en yakın dost olmalarının getirisiyle annesi hakkında böyle konuşulmasını elbette doğru bulmazdı. Ki kötü bir şey dememiştik.

-"Şaşırdıkları için öyle söylemişlerdir. Kötülemeyin hemen."dedi Soner abi.

-"Kötüledik mi canım?"diyip omuz silkti Nesli.

-"Demirhan'a bir şey söylemeyin ama."dedim unutmadan.

-"Ne konuştuk da gittim söyledim kızım? En yakınım olabilir ama sende kız kardeşimsin. Ha kötülemeyin diyorum o saygıdan ama olur da kalbini kıracak boyuta gelirse tabiki engel olurum Nigar teyzeye."diye ekleyince hafifçe gözlerim doldu.

Böyle abilere sahip olduğum için dünyanın en şanslı kadınıydım.

-"Teşekkür ederim." dedim tebessümle.

Yol akıp giderken gözlerimi daldığı yerden kopardım.

-"Siz...ne yaptınız? Konuşamadık uzun zamandır."diye sorarken iki koltuğun arasına kaydım.

Soner abi ışıklarda durup eli elinde olan Nesli'ye göz ucuyla baktı. Çok güzel bakmıştı.

Demirhan'da bana bakarken böyle mi görünüyordu?

-"Daha uzun bir süre olmadı ama karara vardığımızı söyleyebiliriz." demesiyle heyecan içinde gözlerimi büyüttüm.

Nesli de gülümsedi.

-"Bir kaç ay daha böyle vakit geçirmek istiyoruz. Sonra bizimkilere söyleriz dedik." diye yanıtladı beni.

-"Ee İngiltere işi bitti öyleyse?" dedim sorarcasına.

Soner abi başını olumsuz anlamda salladı.

-"Bitmedi. Birlikte gideceğiz."dediği an mimiklerim dondu.

-"Ne?"

Nesli apar topar bana döndü ve elimi tuttu.

-"Ya asma suratını zaten çok tedirginim. Desteğinize ihtiyacım var."

Şok olmuştum. Bir hayli şaşırmış ve üzülmüştüm. Ama arkadaşım mutlu olacaksa daima yanında olurdum.

-"Sevindiğimi söyleyemem. Gideceksin diye nasıl sevinirim ki?" diyip olduğum yere sindim.

-"Bizim için çok güzel olacak. Ben oradan bir büro ile anlaşacağım. Şimdiden araştırmaya başlayacağım. Sizde gelirsiniz. Hepiniz için seyahatler güzel bir kaçamak olur. Olmaz mı?" derken beklentiyle beni izliyordu.

Heyecanı öyle güzeldi ki yerinde olsam eminim bende kıpır kıpır olurdum.

-"Umarım hep mutlu olursunuz." diye diledim içtenlikle.

Yol boyu bir yanım hüzünlü sohbet etmiştik. Şirketin önünde indiğimde Demirhan'a geldiğime dair mesaj atmıştım.

Akşam çıkış saatime kadar tek tük işlerle uğraşmış çoğunlukla İlker beyin doğum günü için organizasyon yapmıştık.

Çıkmama yarım saat kala Aslı arayınca kızlarla hemen plan oluşturduk.

Şirketin karşısında kafede beni bekliyor olacaklardı. Çıkar çıkmaz caddenin karşısına yöneldim.

Bugünden beri kısa ve yetersiz konuşmalar yaptığımız adamı özlemiştim. Ancak öncesinde hararetli konuşmalar yapmamız gereken meselelerimiz vardı.

Gittikçe canlanan bar kafe tarzı mekanda kahvelerimizi yudumlarken beylerin kesin hükmü üzerine bizi gelip almalarını bekliyorduk.

İçerisinin sıcak olmasıyla ceketimi çıkartmış düğmeli koltukta bacak bacak üstüne atmıştım. Mermer masaya uzun tırnaklarımı ritmik hareketlerle vurmaya başladım.

Demirhan gelecek diye kalbim sıkışıyordu.

Sevmek ne güzel!

-"Kız şu gelen İlker bey değil mi?"Kumru bacağıyla bacağımı dürtünce kapıya dalmış gözlerimi çektim. Yeşilliklerin paravan yaptığı masanın kenarından sıyrılıp kendini gösterdi.

-"Merhaba iyi akşamlar."dedi kibarca. Kızları başıyla selamlarken gülümsedik.

-"Merhaba iyi akşamlar İlker bey."dedim.

-"Görünce selam vermek istedim rahatsız olmayın lütfen."derken gözlerinin Aslı'da oyalandığını bariz gördüm.

Aslı ise minik tebessümüyle selamladığı İlker beye fazladan bakmamış kahvesine dönmüştü.

-"Oturun isterseniz. Bizde birazdan kalkacağız ama..."dedim duraksayıp.

-"Gelmediler daha."diye belirtti Nesli. İlker beyi önemsediğinden değil de kabalık olmaması içindi.

-"Arkadaşım gelene kadar size eşlik edeyim öyleyse." dedi ve masanın başında olan krem sandalyeye oturdu.

Bakımlı,kibar,yakışıklı ve aynı zamanda çapkın birisiydi. Bilmeyen yoktu.

Oturduğu an masaya yayılan kaliteli parfüme aşinaydım. Şirkette geçtiği her yere yayılırdı. Ancak yıllardır ilgimi gram çekmemişti. Delisi olduğum tek bir koku vardı.

Demirhan'ın boyun çukurundan yükselen teninin kokusu.

Tanrım! Kasıklarım karıncalandı.

Utanmazlığıma içimden kötü kötü söylendim.

-"Ne arzu edersiniz İlker bey?" Masaya gelen garsona baktık. Her yerde olduğu gibi yine ona baygın bakışlar atan garson kadına döndü.

Sanki beni arzu edin der gibi sordu. Bunu anlamamak için saf olmak lazımdı. Haliyle benim gibi Aslı da fark etti ve kendini tutamayıp kıkırdamıştı. Nesli'ye bakarak gülünce kimse anlayamadı.

-"Sade türk kahvesi."

Çeşit çeşit kahvelere sahip olacakken İlker beyin türk kahvesine tutkusu vardı. Sekreteri günün belirli saatlerinde mutlaka ona yapar götürürdü.

Ceketinin kolunu düzeltip elini masaya bıraktı. Milyar liralık Rolex saati ışıklar altında parıldadı.

-"Tanışmış mıydık? Hatırladığım kadarıyla avukattın değil mi? Yanlış hatırlıyorsam kusura bakma." dedi Nesli'ye doğru.

-"Yok yok tanışmıştık. Bir kere karşılaştık hatırlamamanız normal. Nesli ben."dedi.

Dudaklarımı aralayıp saçlarımı sırtımdan aşağı doğru savurdum. Hafifçe dönen koltuğun başında Nesli vardı. Onun yanında oturan Aslı yeşile çalan gözlerini İlker beye çevirdi.

-"Aslı'yla da bir kere şirkette tanışmıştınız. Yanıma gelmişti." dedim. Karşılaşmaları neredeyse bir yıl önceydi.

-"Evet hatırlıyorum." diyince şaşırdım fakat belli etmedim.

-"Iımm...Kumru da bizim mahalleden."diye sona kalan Kumru'yu tanıttım.

-"Memnun oldum." diyerek gülümsedi İlker bey.

O sırada içeriye bizim dev kadro girdi. Demirhan önce arkasında Batı abi ve Soner abiyle yürüyordu.

Usulca soluğumu tuttum. Bütün dolu masalarda oturan kızların çoğunluğu onlara bakmıştı.

Demirhan'ın etkileyici çekiciliği üstüne adam tanımıyordum. Kısık gözleriyle baktığı yerde eriyesim geliyordu.

Bir de yine siyahları giyinmiş iyice yürek yakıyordu. Gömleğin kollarını iki kat kıvırmış yaka düğmelerinden üç tane açmıştı. Onları bir dahaki sefer boğazına kadar ilikleyip açmaması için tehditler savuracaktım.

Ne bu canım aa?!

Masamızda oturan İlker beyi gördükleri an vücutlarında belli olacak şekilde öfke gezindi.

Onların aksine gülümsedim.

-"Hoşgeldiniz."dedim.

Kumru'ya doğru hafifçe kaydım. Demirhan yanımda olan boşluğa zor da olsa sığardı.

-"İyi akşamlar."dedi gözleri üstümdeyken.

İlker bey sandalyesinden kalkıp elini uzattı.

Önce Demirhan ardından diğerleri tokalaştı el sıkıştılar. İkisini de tanıttım. Hep birlikte masaya oturduk. Karşımızda Soner abiyle Batı abi otururken benim sevdiğim yanıma gelmişti.

İçimde hissettiğim yoğun heyecanla hafif hafif ona yaslandım. Geniş göğsüne omzum değerken elimi elinin içine aldı ve sıkıca kavradı.

Yüzümü çevirip yüzüne baktım. Ortamdan soyutlanmış olmak hiç umurumda değildi.

Eğildi ve saçlarımın arasında kulağıma yaklaştı.

-"Mavilerin öyle ışıldayınca aklıma kötü şeyler sokuyorsun." diye fısıldadı.

Sessizce kıkırdadım.

-"Çok ayıp."diye fısıldadım onun gibi.

Ortamın tamamen uygunsuz olmasıyla kendimi toparladım masaya döndüm.

-"Bu arada evlenme teklifi olmuş. Peri'yi kutladım seni de tebrik ederim." dedi İlker bey. Şirkette kızlar bu durumu çalkalayınca haliyle kulağına gitmişti.

-"Sağ olun teşekkür ederiz." dedi Demirhan.

Patronumun bizimle oturuyor oluşu masaya bir tutam gerginlik serpmişti. Halbuki İlker bey öyle kasıntı değildi.

-"Kumru ile Batı abi de yakında evleniyor." dedim şen şakrak.

Kumru gülümsedi. Batı abi de başını belli belirsiz salladı. Anlamıştı iyi birisi olduğunu.

-"Müsait olursanız bekleriz."diye nezaketen davet etti.

-"Elbette. Gelmeye çalışırım."dedi ve gözlerini bana çevirdi. Göz göze gelişimizle Demirhan kıpırdandı. Kıskanç.

-"Sen davetiyeler hazır olunca haber ver lütfen. Hepiniz gelin sevinirim. Peri biliyor haftaya doğum günümü kutlayacağız. Yani çok benlik değil de ısrar ettiler diye organize ediliyor. Sizi de beklerim."diye açıkladı İlker bey.

Başımla onayladım.

-"Tabi davetiyeleri veririm." dedim.

Dediği kadar basit bir kutlama değildi. Bizimkilerin gelmek için gönüllü olacaklarını sanmıyordum ama ısrar edecektim.

Sonrasında beklediği arkadaşı geldiği için masamızdan kalkmıştı. Demirhan'ın kolu mengene gibi belime dolandı. İtirazsız sırtımı göğsüne yasladım.

-"Bu kıl kuyruk ne biçim herif ya? Doğum günü nedir oğlum?"diyen Soner abiye gözlerimi devirdim.

-"Ne var Soner abi? İnsan her yaşta doğum günü kutlayabilir." dedim.

Bana baygın baygın baktı.

-"Çok lazım sanki." diye söylendi.

Ona laf yetiştirmek yerine Demirhan'a yanaştım.

-"Neler yaptın bugün?" diye sordum.

Parmaklarını saçlarımın arasından geçirip gözlerimi inceledi.

-"Neler yapmadım ki. Gün bir türlü bitmedi. Seni görmek için saat saydım desem yalan olmaz." diye kısık tonda dert yanmıştı.

Şimdi ağzını öpecektim. Sonunda da bir oh çekecektim. Ama yapamadım.

-"Bende aynı şeyleri hissettim ne tesadüf.." Ses tonum kışkırtıcı yüzüne vurduğum nefesim başka bir kışkırtıcıydı.

Resmen şu kalabalıkta sessiz sessiz oynaşıyorduk.

Sesli bir iç çekti. Bacaklarını kıpırdatıp parmaklarını belime bastırdı.

-"Bana bir dört duvar...bir de içinde sen lazımsın." dedi kulağıma doğru.

Yutkunmadan edemedim. Karnıma yayılan fokur fokur lavları hissettim. Yolculuğun sonu kasıklarımda bitti. Dilim damağım kurumuştu.

En son yaşadığımız o anlar belleğimde canlandı.

-"Ohoo biz kime ne anlatıyoruz?"

Yükselen sesle irkilip nefesimi üfledim.

-"Şey pardon ne diyordunuz?" dedim hala hızlı çarpan kalbimle.

Otuz saniyede beni yerle bir etmişti adam. Olacak iş değil.

-"Kalkalım diyoruz hanımefendi." dedi Batı abi imayla.

Ceketimi üzerime geçirip elimi kavrayan adama ayak uydurdum. Masadan kalkmadan hesabı istemiştik. İlker beyin ödediğini duyduğumuzda biz takılmamıştık ancak beyler için aynı şey geçerli değildi.

İlker beyin masasının yanından geçerken tabiki de durduk.

-"İlker bey çok naziksiniz ama hiç gerek yoktu." diye öne atıldım. Eğer önce ben konuşmasam sinirlenmiş olan Soner abi ters bir cümle söyleyebilirdi.

-"Bir daha ki sefer sizden olur." dedi gülümseyerek.

Bakışları Aslı'ya kayıp duruyordu. Hiç olmaması gereken yerdeydi. Önlem almalıydım. Aslı onun gönül eğlendirdiği gecelik ilişkilerine benzemezdi. Hiç göz koymamalıydı.

-"Peri'nin dediği gibi hiç gerek yoktu ama sağ olun. Artık tekrar görüşürüz afiyet olsun." Bir şey dememe fırsat bırakmadan dışarı çıkarttı Demirhan.

Kızar sanmıştım ama Soner abi ve Batı abi gibi terslememişti. Arabasına bindiğimizde kemerimi takıp ona baktım.

-"Sen niye kızmadın?" diye saçma olsa da sordum.

Sigarasını yakarken asıl yakıcı olan gözleriyle gözlerimi deldi.

-"Güzelim. Bende başkasının masasına oturup bir şey içsem hesabı öderim. Başkasına ödettirmem. Herkes yapar bunu neyine kızacağım? Tehlike arz etse ağzına sıçmıştım ama geçti o iş. İncelik olsun diye yapmış göz boyamak için değil."

Tabi derdi ayrıydı bizimkinin.

Daha fazla üstelemedim. Koluna sarılıp her zamanki gibi başımı yasladım.

Gün sonunda aynı huzurlu yere dönüyordum.

Umarım kısa zamanda huzurumuzun yayıldığı bir evde yaşardık.

•••

Herkese iyi geceler merhabalaar

Yine biraz boşladım farkındayım ama hiç yazamadım üzgünüm.

Bu gece zor da olsa bitirip yayınlayacağım diye kendimi gaza getirdim iyi kötü ancak bitti.

Hemen yayınlıyorum hiç bekletmeden🙌

Bölüm hakkında ki düşüncelerinizi bekliyor olacağım ❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.