İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 28 · 12 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 28

28

•••

Günler günleri kovalarken bir yanda annemler diğer yanda Demirhan ve işler derken kaça bölüneceğimi şaşırmıştım.

Annem günler öncesinde sıkıntılar geçiriyordu. Nigar teyzenin günler sonra bizim eve girişiyle rahatlamıştı. Benim ise hiç ilgimi çekmiyordu. Aşmıştım o meseleyi.

Önemli olan huzurumuz bozulmasındı.

Bugün ise cumartesiydi. Zar zor bulduğum randevudan dolayı sabah 9 da evden çıkıyordum.

Altıma siyah bir tayt üzerime ince fakat fazlasıyla oversize bir sweat giyinmiş spor şıklığındaydım. Saçlarımı da sıkıca tepede at kuyruğu yapmış makyajsız yorgun yüzümü gözlükle kapatmıştım.

Tırnak randevum vardı. Seren'le birlikte gidiyorduk. Yarına İlker beyin doğum günü partisi vardı ve hazırlıklar son hız devam ettiği için bende biraz değişiklik istemiştim.

Demirhan'la uyandığımdan beri konuşmadım. Sebebiyse sabah attığı mesajdı. Erkenden atölyeye mal geleceğini söylemiş daha da mesajıma bakmamıştı.

Sokakta yürürken gözüm dükkana kayıyordu.

-"Kız gelin! Nereye sabah sabah?"

Varlığını fark etmediğim Elvin abla seslenince yüreğim hoplamıştı. Gözlüğümü indirip mahallenin karşı kısmına yürüdüm.

-"Gelin ne Elvin abla ya?" dediğimde gülmüştü. Kucağındaki Asya'nın yanağını okşayıp Ömer'i öptüm.

-"Tırnak saç falan bakım günü yaptım." dedim kısaca.

-"Ne masraflı gelin alıyoruz biz."dedi yalandan laf sokar gibi.

Gülüp gözlerimi devirdim.

-"Aşk olsun. Daha ne istiyorsunuz?"dedim.

-"Vallahi dahasını kardeşime sorarsın. İyi hadi tutmayayım ben seni biz de anneme kahvaltıya geçiyoruz."

-"Görüşürüz." dedim ve el salladım.

Taksi daha gelmediği için bir kaç adım daha attım. O esnada içeriden Demirhan çıktı. Saçlarını karıştırıp elini beline koydu. Yanındaki adama bir şeyler anlatırken büyük kamyondan inenleri izliyordu.

Yakışıklılığı karşısında yüreğim titredi.

Gözlüğümü tekrar gözüme yerleştirip hızlanan soluklarımla oraya yaklaştım. Beni anında fark etti. Adamın omzuna dokunup yanından uzaklaştı bana yaklaştı.

-"Hayırdır sabah sabah nereye?"diye ters bir şekilde sordu.

Omzuma asmış olduğum çantamın zincirini sıkıca kavradım.

-"Sana da günaydın sevgilim."dedim yapmacık bir tebessümle.

Odun.

Başını ağır ağır çevirip arkasına baktı ve bana döndü. Aynı anda bir adımla aramızdaki mesafeyi kapatmıştı. Yine yanında kuş gibi kaldım.

-"O sevgilim diyen ağzını öperim."dedi boğuk ses tonuyla. Sanki öpecek de gerçekten zor duruyormuş gibi kasılmıştı.

Yanaklarımın kızarmasına şahit oldu.

-"Seninle cilveleşmek isterdim ama geç kalıyorum."diye toparladım.

Bir adım çekildi. Mahallenin tam göbeğindeydik.

-"Nereye diyorum?"

Yüzüğümün takılı olduğu elimi kaldırıp parmaklarımı oynattım.

-"Tırnaklarımı değiştireceğim." Gözleri elimden gözlerime geçti.

-"Ne tuhaf işlerle uğraşırsın kızım ya. Bekle götüreyim."diyince başımı salladım.

-"Taksi çağırdım." dedim.

Göğsünü şişirip ellerini siyah jean pantolonunun ceplerine soktu.

-"Akşama seni kaçıracağım hazırlan."

Kaşım direkt havalandı.

-"Nereye?"

Ateş gibi yakan bakışları tenimi ürpertmişti.

-"Baş başa kalmamız gereken bir sorunumuz var." demesiyle refleks olarak gözüm kaydı.

Ama bilin bakalım nereye kaydı?!!

Baktığımı görmüş o kalp sıkışması yaratan gülüşünü sergilemişti.

-"Bak nasıl anladın sorunu."diye sürdürdü.

Daha da kızardım ama utanmadan gözlerinin içine baktım.

-"Nasıl anlamam ki? O kendini belli ediyor."diye kısık sesimle meydan okudum.

Dudaklarında tehlikeli bir tebessüm meydana geldi. Kısık bakışları çok şey anlatıyordu.

-"Evet seni görünce hareketleniyor."dedi utanmadan!

Dudaklarım aralanacakken ısırıp engel oldum. Şurada konuştuğumuz şeye bakın.

-"Pis edepsiz! Gidiyorum ben."

-"Dur ya ciddiyim." Arkamı dönecekken kolumdan tutup durdurdu.

-"Bul bir bahane uydur. Özledim kızım anlamıyor musun?"

Gözlerimi göğsüne dikip dudaklarımı araladım.

-"Nereye gideceğiz? Hem yarına doğum günü var." derken bir yanım fazla fazla heyecanlanmıştı.

-"İyi işte arkadaşında kalacağını söylersin. Orada hazırlanacağım falan dersin alırsın eşyalarını yanına."

Taksinin mahalleye girdiğini görünce olduğum yerde kıpırdandım.

-"Tamam eve gelince konuşurum."diyerek yanından ayrıldım.

Güzellik salonunda Seren'le buluşup neredeyse 5 6 saat geçirdik. Oradan kuaföre gitmiştik. Saçlarıma bakım yaptırmak istediğimden randevuyu yine öncesinden almıştım.

Doğum gününe diğerleri gelmeyecekti. Hem teklif hem ısrar etmiştim ama bize göre değil diyerek istememişlerdi. Bende karizmatik kavalyemle gidecektim.

Saatler geçip giderken benim aklım yaptığımız plandaydı. Kanım sanki ısınıyor tenimi yakıyor gibiydi.

Seren'le ayrılmış evin yolunu tutmuştum. Geldiğimde Demirhan buralarda görünmüyordu. Fakat yine de eve girmeden önce onu aradım.

-"Şimdi geldim eve girip konuşacağım." dedim açar açmaz.

-"Konuş olumsuz cevap kabul etmiyorum."dedi emrivaki yaparak.

Açıkçası bende kendimi hazırlamıştım ve kesinlikle yanında olmalıydım.

-"Halledeceğim."dedim.

Konuşmamızı sonlandırıp eve girdim. Normalde bu tarz izinleri hep alırdım. Fakat şimdi içim farklıydı ya sanki annemlerde anlayacak gibi tedirgin oluyordum. Bu yüzden yanlarına ulaşmadan nefesimi üfledim.

Gerçekten de arkadaşımda kalacak gibi hiç kasılmadan onlara söyledim. Mekana yakın oluşunu falan bahane etmiştim. Haliyle takılmadılar.

Apar topar üst kata çıktım. Saçlarım yeni fönlenmişti bu yüzden bol bol tepede topladım. Hızlıca banyoya girip vücudumu köpürttüm.

Bilerek tenime losyon yada nemlendirici sürmedim. İlk iş olarak kılıfında duran elbisemi dolaptan alıp yatağa koydum. Çekmeceden daha hiç giyinmediğim bir takım seçtim.

Çabucak giyinip üzerime bir sweat geçirdim. Altıma aynı gri tonda bol şort giyindikten sonra diğer lazım olabilecek eşyalarımı hazırladım.

Evden çıkarken kalbim dışarıdan duyulacak kadar güçlü ve sesli atıyordu. Ellerim dolu halde kapının önünde durdum. Elbisemin kılıfını bırakmadan diğer elimdeki çantayı yere koyup telefonumu çıkarttım.

'Arka sokağa geçiyorum' diye mesaj attım Demirhan'a.

Henüz vakit erkendi. Arabasına binmem sorun olmazdı ancak gece ikimizinde eve gelmediğinin farkında olan ailelerimiz yanlış düşünmemeliydi.

Ben kenarda beklerken iki dakika içinde önümde durdu. Arabadan inmesini beklemeden eşyalarımı arka koltuğa koyup öne oturdum. Hızlı davrandığım için bir daha inmemişti.

-"Selam."diye mırıldanırken gözlerim üstündeydi.

Elimi elinin içine alıp dudaklarına kaldırdı. Bastırıp çekerken gülümsemiştim.

-"Aleyküm selam hatun."diyince istemsizce kıkırdadım.

-"Nereye gidiyoruz?" Gözlerimi yüzünde gezdirdim. Sakallarının boyu kısalmıştı. Daha düzgün özenli duran saçları da kuaförden çıktığını belli ediyordu.

-"Otele gidiyoruz nereye gidelim istersin?"

-"Otel mi?"derken kaşlarım havaya kalkmıştı.

Yoldan bakışlarını çekip bana baktı tekrar döndü.

-"Evet. Hem kimse rahatsız etmez hem de istediğim kadar koynunda yatarım diye hayal ediyorum."

Kıpırdayan dudaklarımla birlikte kalbim deli gibi çarparken başımı omzuna yasladım ve sarıldığım kolunu okşadım.

-"Ne güzel hayaller kuruyorsun."dedim cilveli bir şekilde.

Yüz kasları gerilirken bedeni de kasılmıştı.

-"Bütün hayallerimi anlatmamı ve göstermemi ister misin?"derken sesinde yatan ima yanaklarımı ısıttı.

-"Çok edepsizsin."diyip koluna vurdum.

-"Sensizlik başıma vurdu."Yaktığı sigarasıyla iç çekerek koluna yatmayı sürdürdüm.

Mahallede evlerde yaşadığımız karmaşanın dışında şöyle baş başa kalmak çok iyi gelmişti.

Neredeyse yarım saatlik bir yol gitmiştik. Fark ettim de doğum günü mekanı olan yalıya yakın bir yerde ki oteldeydik.

Valeye anahtarı teslim ederken bir diğer görevliye eşyalarımızı almasını rica etmişti. El ele dönen kapıdan içeriye girdik. Işıl ışıl son derece şık bir oteldi.

Resepsiyonda anladığım kadarıyla daha önce işlemleri halletmişti. Sadece oda kartıyla birlikte görevli peşimizden geldi. Ayrı asansörlerde yukarı çıkarken sabırsız ve edepsiz sevgilim çoktan üstüme çullanmıştı. Bir eliyle belimi sıkıştırıp diğer eliyle kalçamı yoğururken vajinamda beliren tanıdık ağrıyla onu zorla uzaklaştırdım.

Beni de azgın birisine çevirmişti. Daha fazlasını istemekten utanmaz olmuştum.

-"Teşekkür ederiz."dedim eşyalarımızı odaya koyan görevli adama.

-"Rica ederim efendim herhangi bir arzunuz var mı?"

Yanımda kıpırdanan Demirhan beni eliyle geriye ittirip kapıyı tuttu.

-"Yok kardeşim yok sağ ol." diyip resmen kapıyı suratına kapattı.

Gerçekten deli.

Ona arkamı döndüm ve incelemediğim odaya göz gezdirdim.

Yatak bir hayli büyük genişti. Eh Demirhan'la ancak sığardık.

Şuanda kapalı bir kapı ardında yalnız kalmak bile bedenime uyuşluk yayıyordu. Boğazımı nazikçe temizleyip arkamdaki bedenine döndüm.

-"İçecek bir şeyler mi istesek?" Kucağına atlamak isteyen yanımı bastırdım. Normal çiftler gibi vakit geçirmeliydik. En azından yarım saat.

-"Dilin damağın kuruduysa ben ıslatırım güzelim."dediği gibi yüzümü kavradı ve dudaklarıyla dudaklarımı birleştirdi.

Kasıklarım cayır cayır ateşe tutuştuğunda kollarımı kaldırdım boynuna uzandım. Belimi kavradığı gibi beni televizyonun altında yer alan dolaba oturttu. Arkamda devrilen eşyaları umursamadan alt dudağını dudaklarım arasında ezmeye başladım. Dayanamayıp ısırmak gibi çılgınlıklar yapmam çok olağandı.

Sıkı sıkı sarıldığı kolları arasında ister istemez kısık sesle inledim.

Soluk soluğa dudaklarından kopma amacım nefes almaktı. Kapattığımız gözlerimizi aynı anda açtık. Alnını alnıma dayayıp yanağımı okşadı.

-"Gece uzun."dedi göz kırptı.

Utangaç tebessümümle birlikte kollarına tutunarak yere indim. Önce elbisemi kapının oradaki dolaba astım.

-"Sende burada hazırlanmayacak mısın?"diye sordum.

Sadece küçük bir çanta vardı.

-"Takımım tadilatta yarına buraya gelecek."dedi ve gömleğinin düğmelerini çözmeye başladı. Üstünden çıkartmadan aşağıyı aramış bir şişe kırmızı şarap istemişti.

Yüzümden kaybolmayan sıcaklıktan dolayı ufak adımlarla balkon kapısına yaklaştım. Tül perdeyi ittirip kapıyı açtıktan sonra esen serin hava iyi gelmişti.

-"Diyorum ki haftaya konuşup kararlaştırsak.." Arkamdan geldi kollarını belime sardı. Şehrin ışıklarına bakarken sırtımı ona yasladım.

-"Neyi sevgilim?" dediğimde yüzünü boynuma sokup uzun uzun öptü. Sesli öpücükleriyle gülmüştüm.

-"Gelip artık seni isteyelim. Yani bana kalsa direkt nikah bölümüne geçelim ama pek olmaz gibi."

Gözlerimi devirip kolları arasında ona döndüm.

-"Onca yıl beklemişken bir kaç ay daha bekleyebiliriz bence."

-"Bekleyemiyorum kızım insafın yok mu hiç?"Hırıltı gibi çıkan sesine karşılık iç güdülerim ayağa kalktı. Çok seksi konuşmuştu. Boynuma dadanmış dudaklarıyla birlikte iyice kendimden geçtiğimde güç almak için omuzlarına tutundum.

Beni bir hamlede kucakladı. Sırtım yatağın ortasına düşene dek öpücüklerine esir olmuştum.

Boğazımda oluşan tıkanmayla gözlerinin içine baktım. Ellerini iki yanımda yatağa bastırmış beni izliyordu.

-"Seni istiyorum." dedi direkt açık açık.

Kirpiklerimin gölgesinde mest olmuş gözlerim nereye bakacağını şaşırmışlardı. Dudağımın ucunu ısırıp bacaklarımı biraz daha araladım. Kendini daha iyi yerleştirdiği kasıklarıma hafifçe baskı uygulamıştı.

Kalp atışlarına sahip vajinam istekle sızlıyordu. Dürtülerimi ele geçiren arzularıma yenik düşmek üzereydim.

Daha fazla düşünmeden boynundan tuttuğum gibi kendime doğru çekip dudaklarına uzandım. Tatlı ıslak öpüşmemiz sertleşmeye başladığında göğsüm hızla inip kalkıyordu.

Aceleci tavırla sweatin ucunu tuttu ve kollarımdan yukarı sıyırdı. Böylelikle dudaklarımız ayrılmıştı.

İrileşen göz bebekleri sutyenimde gezindi. Sertleşip kabaran pembe göğüs uçlarım görünürken verdiği sesli solukla ciğerlerim sıkıştı.

Eğildi.

Aralık dudaklarından sızan sıcak sert solukları kulağıma değene kadar eğildi. Kulak mememi ısırıp çekiştirdiğinde güçsüz inlemem dışarı firar etti.

-"Seninle sabaha kadar soluklanmadan sevişmek istiyorum." diye fısıldadı.

Usulca nefesimi üfledim. Ateş başıma vurmuşken böylesine sakinleşmem olağandışıydı.

Başımı oynatıp bana bakmasını sağladım. Önce sakalını ardından dudaklarını parmağımla okşadım.

-"Gerdek gecemizi beklemek zorunda mıyız?"diye sorduğumda sesim kısık fakat şehvetli çıkmıştı. Kendime inanamadım diyemeyeceğim. İyi bile sabretmiştim.

Bu adam beni günaha sokacak kadar seksiydi.

İnler gibi bir ses çıkarmıştı. Dudaklarıma yapışmasıyla acıta acıta öpmeye başladı. Aynı anda şortumu aşağı indiriyordu. Kalçamı kaldırıp ona yardımcı oldum. Şortumla birlikte külodumda sıyrılıp gitmişti.

Dudaklarımdan ayrıldı. Dizlerinin üstünde doğruldu. Soluk soluğa aralık dudaklarıma ona baktım.

Yutkundu. Gözlerimden aşağı gözlerini indirdi. Aralık duran bacaklarıma baktığında bedenimde sarsıntılar meydana gelmişti.

Ancak utanmadım. Aksine öyle arzu dolu bakıyordu ki göğsüm istekle kabardı. Bana dokunsun her bir zerremi okşasın diye bekliyordum.

Aşk böyleydi. Tutkuyla şehvetle besleniyordu. Hem kalbim hem tenim ona aşıktı.

-"Kendimi dizginlemekte zorlanıyorum."Boğazı kurumuş gibi konuşuyordu. Allak bullak bakışlara sahipti. Zorlandığı her halinden açıkça görünüyordu ki buna canlı canlı şahit olmuştum.

Yataktan destek alarak dizlerimin üstüne kalktım. Kurumuş dudaklarımı yalayıp ellerimi yakasına çıkarttım. Düğmeleri zaten açıktı. Omuzlarından sıyırıp göz alıcı üst bedenini çıplak bıraktım.

Dirseğimi tutunca duraksadım. Bileğimin iç kısmına minik bir öpücük kondurmuştu.

-"Korkmuyor musun?"diye sordu gözlerimin içine bakarken.

Başımı iki yana salladım. En büyük korkum onsuz bir hayat geçirmekti. Onun olmaktan korkar mıydım hiç?

Karar vermiştim. İkimizde birbirimize böyle yanarken neden bekliyorduk?

-"Seninle bir olmak istiyorum." diye mırıldandım dudaklarına doğru.

Büyük eli çıplak belimi kavradı. Kucağına doğru çekince boynuna sarıldım. Yatakta yer değiştirmiştik. Başlığa doğru yastıkların üzerine yaslandı ve beni de göğsüne yatırdı.

Oturduğum sert kumaşa ıslak vajinamın değmiş olmasıyla derin bir solukla sırtımı dikleştirdim. İkimiz de aynı yere baktık.

Bir dakikalığına sakinleşen bedeni kaybolmuştu. Saldırganlığı bedenine geri döndü ve hırıltıyla kalçamı avuçladı. Dudaklarıma saldırdığında inleyerek geri çekildim.

-"Pantolonun acıtıyor."dedim nefes nefese.

Şişkin göğsüyle beni yan tarafa bıraktı. Elini düğmelerine attığında nefesimi tutmuş onu izliyordum.

İki düğmeyi açtı. Fermuarı hızlıca indirip pantolonunu çıkarttı ve yere attı.

Saç diplerime kadar yandığımı hissediyordum. Siyah boxerı zorlayan şişkinliğini eliyle düzeltti ve beni tekrar kucağına oturttu.

Neredeyse aynı anda inlercesine ses çıkarttık. Ellerini belimden çekmeden kalçamı kendisine bastırdı. İleri geri hareket ettirmesiyle vajinamı uyaran yoğun dalgalar beni titretti. Ellerimi göğsüne bastırdım. Tırnaklarım etine geçtiği sırada altımda yatağa gömülmüş vaziyette soluklanıyordu.

Sürtünmek deli gibi zevk verir olmuştu. Ancak bir kaç dakikadan sonra içim farklı ihtiyaçlarla doldu. Yetmiyordu ki.

Nefeslerimiz birbirine karışana dek öptük dudaklarımızı. Kalçama parmaklarını bastırıp sertçe yoğurmasıyla birlikte inleyişim aramızdaki kıvılcımı yangına çevirdi.

Öyle bir istekti ki bu ucu bucağı yoktu. Sıkı sıkı sardığım omuzlarını çekiştirip biraz daha üzerime gelsin beni rahatlatsın istiyordum.

Nefeslenmek için dudaklarımızı ayırdım. Alnını alnıma yaslayıp dudaklarımı bir öpücükle taçlandırdı ve çekildi.

-"Çok güzelsin." dedi iç çekerek.

Belimi kavrayan iki eli tenime sürtünerek yukarı çıktı. Baş parmakları sutyenin üstünden göğüs uçlarıma baskı uyguladığında titreyerek ona doğru eğildim.

Kapının tıklatılmasıyla irkilip geri çekildim. Kalçamı kavrayarak beni yatağa bıraktı ve ayağa kalktı. Önünde kendini belli eden kabarıklığı düzelterek kapıya yürürken sessizce kıkırdadım.

Örtüyü kaldırıp içine girdim ve yastıkların arasına gömüldüm. Çok rahattı.

Kapanan kapıyla geri döndüğünde elinde iki kadeh ve bir şişe şarap vardı. Kadehleri uzun dolaba koydu ardından açtığı şişeden şarap döktü.

Doymadan göz zevki çekerek onu izledim. Uzun kaslı bacakları yanı sıra sımsıkı bir kalçası vardı. Boxer kalçasını sarmış rahatça üzerinde duruyordu. Belinin ince olmasına rağmen sırtından omuzlarına genişleyen bir bedeni vardı. Bir gram yağ olmadığını söylemek yalan olmazdı.

Yutkundum.

Nedensiz bir gurur doluştu göğsüme. İnsan sahip olduğu adama gururla bakar mıydı? Bakıyordum işte.

Belki kusursuz insan yoktu fakat Demirhan benim için dünyanın en kusursuz adamıydı.

-"Mavilerin ne güzel bakıyorlar.." Yanıma geldiğini fark ettiğimde toparlanıp gülümsedim.

Uzattığı kadehi elimin içine aldım. Oturup başlığa yaslandı.

-"Sana bakıyorlar."dedim tatlı tatlı. Gülümseyen dudaklarıma kadehi yaklaştırıp yudumladım.

Dudakları kıvrılmıştı. Eğilip burnumun ucunu öptü.

-"Seni çok seviyorum desem?"

Hazır yakın duruyorken fırsatı kaçırmadan dudaklarından hızlıca öptüm.

-"Bende çok aşık olduğumu söylerim."diye karşılık verdim.

İçimi ısıtan yarım kadeh şarap bitmişti. Yataktan kalktı. Kadehleri alarak kenara koydu ve ışıkları söndürdü. Balkon kapısıyla perdeyi çektiğinde odayı yalnızca loş bir sarı ışık aydınlatıyordu.

Üşüme hissi gibi bir ürperme bedenime girdi.

Ardından içimi ısıtan yarım gülüşüyle örtünün altında yanıma girdi. Belime sarılıp koynuma başını soktu. Altımın çıplak olduğunu yeni hatırlamış gibi koca eliyle kalçamın kıvrımını okşayıp homurdandı.

Kapı çalınmasaydı daha farklı konumda olabilirdik. Ve benim aklım hala orada kalmışken karıncalanma yaşadığım kasıklarım beni rahat bırakmıyordu.

Kaldırdığım kolumu omzuna sarıp elimi ensesine bıraktım. Yüz yüze gelince dudaklarına minik bir öpücük kondurdum.

Gözlerinin içi ışıldamıştı.

Gülümseyip elimi yanağına kaydırdım ve bacağımı yavaşça beline doğru attım. Bacaklarımın arası açılınca parmakları da araya kaymıştı. İkimizde titrek bir iç çektik. Sert soluklarını göğüs oluğuma bırakırken dudaklarını da tenime bastırdı.

-"Benim için mi ıslanmış böyle?"

Dudaklarımdan sızan güçsüz soluğum konuşmama engeldi. Sesimi çıkartamadım.

Kalçamı oynatıp onu daha fazla istediğimi belli etmek istedim. Gözüm dönmüştü. Saf arzuyla tutuşuyordum.

-"Siktir beni delirtiyorsun."

Bedenimi sırt üstü döndürdüğü gibi üzerime konumlandı. Örtü omuzlarından beline düşerken sutyenimin askılarını bir çırpıda indirdi. Vakit kaybetmek istemediğimden elini sırtıma götürüp kopçasını açtım. Bilinmeyen yerlere fırlatıdan sutyenimden sonra göğüslerime adeta saldırdı. Neredeyse yarısını dudaklarına sığdırdığında inlemekten kıvranmaya geçmiştim.

Sıcak ağzı ve dili birleşmiş benim aklımı başımdan almıştı. Uzun uzun ikisini birer birer emdi. Isırıp ağzının içine doğru çekiştirince ufak bir çığlık atıp saçlarını çektim.

-"Acıdı!"dedim kurumuş dudaklarımı oynatıp.

Gözlerini gözlerime dikip kızarttığı göğüs uçlarımı öptü. Kasıklarım nabız gibi atıyordu. Değişik bir duyguydu. Hem sızlatıyor hem zevk veriyordu. Sadece rahatlatılmaya ihtiyacı olan vajinam dayanamıyordu.

-"İçinde olmak istiyorum."Alnını alnıma yaslayıp dudaklarını dudaklarıma sürttü.

Öpüşüyle nemlenen dudaklarımı araladım.

-"Evlenene kadar dayanamayacağım."diye itiraf ettim.

Sanırım bu cümlem Demirhan'ın zincirlerini kırmaya yetmişti. Onu tutan hiçbir şey kalmamıştı.

•••

Merhaba millet 🙌

Normalde gece yayınlayacaktım ama sizi bir süredir beklettiğim için bitirdiğim gibi yayınlıyorum.

Kusurlar varsa üzgünüm kontrol edemedim.

Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir sonraki bölüm buralar alev alır diyorum ne dersiniz?🔥

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.