•••
Akşam annemlerle yemek yemiş odama çekilmiştim. Saat 9 civarında telefonum çalmaya başladı. Dizlerimin üzerine kalkıp uzandım ve aldım.
Demirhan.
-"Efendim?"dedim cansız tutmaya çalıştığım sesimle.
-"Mahallenin girişinde bekliyorum." dedi açtığım gibi.
-"Tamam."dedim yalnızca.
Aramayı sonlandırıp bir anda hızlanan soluklarımla yataktan kalktım. Aynada yüzüme ve saçlarıma baktıktan sonra evden çıktım.
Salonda babam televizyon izliyordu. Gelen seslerden anladığım kadarıyla annem yine bir şeyler dikiyordu.
-"Baba ben kızların yanına gidiyorum. Anahtarımı aldım." dedim kapıdan.
-"Dikkat et canım."
Hızlı adımlarla evden çıkarken içime tuhaf bir his girdi. Sürekli konuştuklarımız beynimde yankı yapıyordu.
Gördüğüm tanıdıklara selam vererek yürürken önünden geçtiğim kuaförde Aslı'ya el salladım. Oyalanmayarak ilerledim. En son dükkânları vardı. Birileriyle oturan Hasan amca beni görüp gülümsedi.
-"İyi akşamlar Hasan amca." dedim tebessüm ederek.
-"İyi akşamlar kızım." dedi.
Sanki görenler anlıyormuş gibi utanıyordum. Nefesimi üfleyip köşeyi döndüm.
Beyaz Mercedes kenara çekilmiş duruyordu. Kalbim küt küt atıyorken etrafa bakındım. Hızlı adımlarla yürüyüp ön kapıyı açtım oturdum.
Oturmamla arabayı çalıştırmıştı. Sessiz sakin gitmekten içim sıkılmıştı. Camı açıp dışarıyı izlemeye başladım. Bir kaç sokak ötede sahilin karşı kesiminde arabayı durdurdu. Sıra sıra dizilmiş bizim mahallenin aksine daha lüks evler vardı. Fakat önünde durduğumuz yer karanlıktı. Yalnızca yüksek demir kapı vardı.
Demirhan arabadan indi. Cebinden bir anahtar çıkartıp kapıyı açtı ve kenara sürükleyerek açtı. Arabaya geri oturduğunda kaşlarımı çattım.
-"Nereye geldik?" diye sordum.
Arabayı demir kapıdan içeri geçirip durdurdu.
Etraftan gelen ışıklarla az biraz aydınlanıyordu. Arabadan inip etrafa baktım. Bir kaç ağaç ve yeşillikle kaplı bahçe ileride basamakların üstünde kalıyordu. Durduğumuz yer ise taşlarla döşeli bir alandı.
-"Sana göstermek istedim." dedi. Başıyla evi işaret etti.
Henüz incelemeye fırsat bulmuştum. Önünde uzun bir merdivenle kapısına çıkılan üç katlı yapının eski olduğu belliydi. Ahşap panjurlar biraz ürkütücüydü.
-"Neresi burası?"
Kalçasını arabaya yaslayıp elini uzatınca yanına gittim. Karnıma sarılarak beni göğsüne yasladı.
-"Eğer istersen evimiz olabilir."
Kaşlarım havalandı dudaklarım aralık kaldı.
Ne?
-"Evimiz?" dedim inanmak istercesine.
Başıma yasladığı çenesini çekip saçlarıma öpücük kondurdu.
-"4 5 yıl önce satıldığını duyunca yatırım amaçlı almıştım. Ne yapacağımı bilmiyordum ama artık biliyorum. Tabi sende istersen."
Eski ve bakımsız bir yer olduğu belliydi fakat konumu o kadar güzeldi ki. Yolun karşısı sahildi. Ev de eski olmasına rağmen şimdiden yuva hissi veriyordu.
-"Çok güzel."dedim içtenlikle.
Belimden tutarak beni kendine çevirdi. Avuç içini yanağıma çıkartırken alnını alnıma yaslamıştı. Usulca gözlerim kapandı.
-"Özür dilerim. Düşünmeden konuştuğum zamanlar oluyor. Seni üzmek istememiştim." dedi ve nefesini dudaklarıma doğru üfledi.
Elimi kaldırdım koluna koydum. Sonra bir kedi gibi göğsüne sokulup beline sarıldım. Nasıl özlemişim.
-"Sende haklısın. Daha fazla dikkat etmem gerekiyor. Sen huzursuz olunca bende mutlu olmuyorum. Ama...bir daha beni öyle sensiz bırakma."dedim mırıltıyla.
Başını sallayıp omzumu öptü.
-"Seni değil kendimi cezalandırmış oluyorum. Çok özledim Peri kızım."
Gülümsedim. Başımı kaldırdım yanağını öptüm.
-"Bende çok özledim." diyip iç çektim. Biraz daha yaklaşıp göğüslerimi göğsüne yasladığımda yine o tanıdık sinyaller gelmişti.
Derin bir soluk alıp burnunu boyun girintime yerleştirdi. Ardından belimdeki ellerini yavaşça kalçama indirerek avuçları arasına aldı. İç çekişiyle kalçamı sıkması bir olunca dişlerimi dudağıma geçirdim.
-"Her şeyini özledim."diye fısıldadı.
Yutkunarak göğsüne başımı yasladım. Pantolonunun sert kumaşı üzerinden karnıma değen uzvu hissedilmeyecek gibi değildi. Kendimi ona sürtmemek için zor duruyordum.
-"Seninle kalmak istiyorum." Başımı kaldırdığımda büzülmüş dudaklarıma gözleri takıldı.
Eğildi ve önce öptü. Sonra alt dudağımı dudakları arasına aldı. Aynı anda karşılık verdim. Dudağını emerken tarifsiz tadına kavuşmak inlememe sebep oldu.
Sesimi duyması ise onu sanki daha çok sertleştirmişti. Kalçamı sıkarak sertliğine doğru beni bastırdı.
Diliyle dudağımı emiyor olması onu daha çok istememi sağlıyordu. Burnumdan soluk alarak parmak ucumda yükseldim. Bu defa içimde zincirlerini sarsan kadın işe el attı. Ellerimi ensesinde birleştirip dolgun alt dudağına dişlerimi geçirdim. Isırdığım gibi emerek dilimi dolaştırdığım dudakları iyice aralandı. Diliyle dilimi buluşturup dizlerimi titretirken ayaklarımı yerden kesti.
Sonra nerede olduğumuzu fark ettik. İrkilip dudaklarımı çektim.
-"Siktir. Şuan seni bir yere yatırmam gerekiyordu." diyince gözlerim kısıldı. Kıkırdayarak alnımı omzuna yasladım.
-"Bence birbirimizden uzak kalıp konuşsak daha iyi olabilir."dedim.
Ayaklarımı yere bastırıp kalçamın kıvrımını okşadı.
-"Senden uzak kalmak mümkün mü güzelim?"
-"Ne zaman söyleyeceğiz?" diye sordum beklemeden.
Başını geri çekip yüzüme baktı. Burnumun ucunu öptükten sonra saçımı düzeltmişti.
-"Sen ne zaman dersen."
Dudaklarımı birbirine bastırıp iki elimi geniş göğsüne yerleştirdim. Sert kaslarını istemsizce okşamıştım.
-"Sen hep böyle benim sözümü mü dinleyeceksin?" diye sorarken sesim cüretkar çıkmıştı.
Derin bir iç çekip bir anda dudaklarımı öptü.
-"Aklımı başımdan alıyorsun. Sen ne dersen kabul ederim gibi görünüyor." dediğinde sırıtmaya başladım.
-"Çok tatlısın." dedim içimde tutmayarak.
Tek kaşını kaldırırken dudağının kenarıda havalanmıştı.
-"Tatlı?"
Başımı aşağı yukarı salladım.
Gözlerimi birer birer öptükten sonra bedenime sıkıca sarıldı.
-"Seni çok seviyorum daha önce söylemiş miydim?" dedi.
Gülümseyip sırtında elimi gezdirdim.
-"Imm...sanırım hayır." diyince güldüğünü sarsılan göğsünden hissettim.
-"Bir araya gelelim. Zaten hep birliktelerde yani uygun ortam yaratalım. Konuşalım. Ama eğer sen kendini hazır hissetmiyorsan bekleyebiliriz."
Beline sardığım kollarımla geri çekildim.
-"Hayır söyleyelim. Artık geceleri seninle uyumak istiyorum." dedim kısık ses tonumla.
Parlayan mavilerimde gizli anlamlar vardı. Bunu görmüştü. Göğsü kabarırken yutkunduğunu işittim. Çenemi usul usul parmağıyla okşayıp dudağıma öpücük kondurdu.
-"Başımı fena bir şekilde döndürüyorsun." dedi. Hoşuma gitti.
-"Gerçekten burada mı yaşayacağız?" diye heyecanla konuyu değiştirdim.
-"Tadilata başlasak iyi olacak."derken elimi tutmuş bahçeye doğru yürüyordu.
Biraz etrafı inceledik. Evin içi yıllardır açılmadığı için şimdi girmek yerine biraz toparlansın öyle girersin demişti.
Tekrar arabaya binmiştik. Neredeyse gece yarısına kadar sahilde el ele yürüdük. Her şey o kadar güzeldi ki.
-"Peri."
Arabadan inecekken elimi tutunca durdum.
-"Eğer seni kırdıysam tekrar özür dilerim. Sözlerim...kırıcıydı biliyorum. Bir anlık sinirle alkolle saçmaladım. Hiçbir şey sana kavuşmak kadar önemli değil."
Elimi elinden çekmeden ona döndüm. Çok üzülmüştüm ama artık üzüntülere kırgınlıklara ondan ayrı kalmak istemiyordum.
-"Biliyorum. Sorun değil."dedim.
Dudaklarıma dudaklarını bastırıp çekildi. Gülümseyerek arabadan indim.
Eve girerken o da arkamdan gelmiş arabayı park etmişti. Arkaya bakarsam aklım kalacaktı. Bu yüzden direkt içeri girdim.
'
Ertesi gün Eylül ayının verdiği serinlikle hava kapalıydı. Sabah üşüdüğümü hissettiğimden giydiğim turuncu elbise üzerine bir ceket geçirdim. Elbisem sıfır kollu ve hafif boğazlıydı. Sevimli olmuştu.
Masamda duran yüzüğü gülümseyerek parmağıma geçirdim. Çok güzeldi.
İç çekip elime aldığım topuklularımla odamdan çıktım. Annem ve babam sanırım henüz uyanmamışlardı. Sessizce evden çıktım.
Nesli'yi de evden çıkarken gördüğümde o tarafa yöneldim. Aynı anda telefonum çalmaya başlamıştı.
Çantamdan çıkartıp açtım.
-"Günaydın." dedim.
-"Günaydın güzelim. Bekle geliyorum."
-"Soner abiye bu görevi veriyorum. Değil mi Soner abi?" dedim arabadan inmesini izlerken.
Nesli gülümsedi. Soner abi de tabi tabi dercesine bakmıştı.
-"Seni görmek istiyorum diye daha mı açık olmalıyım?" dedi etkileyici sesiyle.
-"Bana açık konuşmalısın."diyip kıkırdadım.
-"Geldim." dedi kapattı.
Telefonumu çantama atıp beni izleyen taze çifte döndüm.
-"Siz böyle ne hoş oldunuz ya." dedim kocaman gülümsememle.
Nesli gözlerini büyüterek baktı. Soner abi ise tıpkı Demirhan'ın kendini tutmak istediğindeki gibi iç çekmişti. Nesli'yi süzen bakışları pek masum görünmüyordu.
İçten içe bir hayli güldüm.
-"Günaydın birader." Soner abi elini uzatınca arkamda beliren Demirhan elini erkekçe sıkmış geri çekilmişti. Mahallenin orta yerinde olmasaydık bir günaydın öpücüğü verebilirdim.
Başımı çevirip gözlerine baktım. Saçları her zamanki özensiz ama özenli görünümündeydi. Üzerinde siyah bir kaç düğmesi açık gömleğiyle yine aynı tonda keten pantolon vardı.
Onu süzdüğümü anlamış yalnızca bakışlarımı izliyordu.
-"Aslında kahvaltı etsek? Vaktiniz var mı?" diye sordu Soner abi.
Kitlenmiş alevli bakışmamızı mecburen kestik. Dönüp saçlarımı geriye savurdum.
-"Biraz geç gitsem sorun olmaz sanırım."diye mırıldanırken telefonumu çıkartıyordum.
-"Çocuklar ne yapıyorsunuz?"
Bir anda irkilip başımı kaldırdım. Nigar teyze elinde anahtarı evden çıkmış yanımıza gelmişti.
-"İşe gidiyoruz bu saatte ne yapalım Nigar teyze?" dedi Nesli hayıflanarak.
-"Allah kolaylık versin yavrum. Sen nereye annem?" diye sordu Demirhan'a.
-"Peri'yi şirkete bırakacağım anne sen niye sabah sabah çıktın?"dediği sırada Nigar teyze şöyle göz ucuyla bana baktı.
-"Elvin ablana geçiyorum. İyi hadi ben sizi tutmayayım." dedi apar topar yanımızdan uzaklaştı.
-"Oyalanmayalım o zaman hadi."dedi Nesli.
Onlar arabaya binerken biz de geri dönmüş Demirhan'ın arabasına binmiştik.
O sırada Erdem'e gecikeceğimi yazmış telefonu çantama atmıştım.
-"Dönün de bir güzel yüzünüzü görelim Peri hanım."
Aşık olduğum ses tonuna dönerken gülmeden edemedim.
-"Bakmaya doyamıyor musunuz Demirhan bey?"dedim onun gibi.
Yola bakarken cezbedici şekilde gülümsedi. Kalbim mi sıkıştı ne?
-"Sana bir ömür doyulur mu sanmam."dediğinde uzandım ve yanağını öptüm. Elimi bacağına koyduğumda kalp atışlarım hızlandı. Hafif kıpırdansa bile dikkatini yoldan çekmemişti.
-"Neler yapacaksın bugün?"diye sorarken elimi bacağında yavaş yavaş gezdiriyordum. Maksat ona eziyet olsun.
-"Bir kaç müşteriyle görüşeceğim. Sonra yeni bir mağaza açıyoruz. Genelde orada duruyorum."
Dikkatimi çekince başımı dikleştirdim.
-"Ya öyle mi? Kolay gelsin."
-"Çek şu elini beni delirtme." dedi homurdanarak.
Gülüp dudağımı ısırdım.
-"Ne yapıyorum ki?"
Bana kısık seksi gözleriyle bakarken ne kadar can yakıcı olduğunu düşündüm.
-"Sabahın köründe şöyle şeyler yapma sonra daha fazlasını isteyecek sen zararlı çıkacaksın." dedi açık açık.
Gözlerimi büyütüp elimi usulca çektim. Yerime sinerken bir şeyler mırıldanıyordu.
Bahçeli güzel bir mekana geldiğimizde kalabalık değildi. Masaya oturana dek elimi sıkıca tutmuş bırakmamıştı.
Demirhan'ın telefonundan yükselen sesle masada duran telefona baktım.
Bakışları değişirken telefonu almış bir an kararsız kalmış gibi ayağa kalktıktan sonra açmıştı. Yanımızdan uzaklaşırken tepkisiz onu izliyordum.
Bir eli cebinde telefonda konuşurken benimle birlikte onu izleyen garson kızı fark ettiğimde tepem attı.
Çirkef bir bünyem olsaydı eğer şimdi kalkar saçlarını yolardım. Ama öyle değilim. Ve Demirhan benim sevgilim.
El ele girdik be el ele ! Daha ne istiyorsun adamdan?!
-"Ne oldu birader?"diye sordu Soner abi.
Yanıma otururken elini belime doğru uzatmış sarmıştı.
-"Galip beyefendi." dedi imalı imalı.
-"Babamla anlaşmışlar bana da haber vermek istemişmiş."
-"Onca işin gücün arasında bir de onla mı uğraşacaksın? Hayır başka adam mı kalmadı yani?" dedi Soner abi.
Haberdar olmadığım konuya Fransız kalırken sırtımı dikleştirip ona doğru döndüm.
-"Ne oldu?"dedim.
Göğsünü şişirip elini belimden çekti.
-"Bir şey yok güzelim. Önemli değil."
-"Söylesene merak ettim."
-"Anlatırım sonra." diyince uzatmadım.
Kahvaltıyı kısa sürede havadan sudan konuşarak bitirmiştik. Kafeden ayrılırken arabaya binip ceketimi çıkarttım.
Şirkete biraz uzaktık ama hala vaktim vardı.
-"Seni dinliyorum." dedim müzik klasörleri arasında gezinirken.
-"Bir aile dostumuz var. Zamanında yardımı dokunmuştu."
-"Ee?"
Kırmızı ışıkta durup radyoda olan elimi tuttu ve dudaklarına getirdi.
-"Kızı var mimarlık öğrencisi. Bir kere rica etmişti geçiştirmiştim öyle şimdi de babamla konuşmuş. İşte kendisini geliştirmesi için yardımcı olmamı istedi. İkinci kere kıramadım." derken cümlede dikkatimi yalnızca kızı çekti.
-"Sen...ona? Özel ders verecek başkası kalmamış mı?"dedim kaşlarımı çatarak.
Yola dönüp elimi bacağına bıraktı.
-"Güzelim diyorum ya ben mi teklif ettim sanki adam rica etti. İyiliği olmamış olsaydı tabi reddederdim ama hatrı var." dedi.
Gözlerimi devirip elimi çektim.
-"Dua et sana abi gözüyle bakan bir kız olsun yoksa işin rengi değişir."diye uyardım.
Güldüğünü duyunca ona döndüm.
-"Yanlış anlama ama sende bana bir zamanlar abi-"
Omzuna koluna patlattığım tokatlarla gülüşü sesli hali alınca daha çok sinirlendim.
-"Ne demek istiyorsun sen be?! Pislik!"
-"Lan kızım yüzükle vuruyosun kafama ya acıttın!"diye kızdı eliyle kendini korumaya çalışırken.
-"Oh olsun." Kollarımı göğsümde bağlayıp önüme döndüm.
-"Ya güzelim ne işim olur benim başka karılarla kızlarla? Ben yıllardır yolunu gözlediğim sevdama kavuşmuşum gerisinde gözümde yok. Hem bak bugün işlerimi halledebilirsem ustaları alıp eve götüreceğim. Sonra her şeyi birlikte yapacağız."
Omuz silktim. Güldü sonra omzumu öpüp yola döndü.
-"Ararım. Dikkat et kendine. Asma o güzel yüzünü."dedi şirketin önünde durduğumuzda.
-"Küstüm sana."
Kolumdan çekip yanağımı sesli bir şekilde öpünce dayanamayıp güldüm.
-"Seni çok seviyorum." dedi.
-"Bende seni çok seviyorum. Sende dikkatli ol." dedikten sonra arabadan indim.
Şirkete girişimle işler başıma yığılmıştı. Akşam 6 civarına kadar odamdan çıkamamıştım. Ara sıra özlediğim ama tribimi sürdürdüğüm sevdiğimle konuşmuştum o kadar.
Çıkışta ise Erdem'in teklifini geri çevirmeyip arabasına bindim.
-"İlker beyin doğum gününü lansmanları yaptığımız yalıda yapalım diyoruz. Organizasyon işini sana devrederiz çünkü en boş işler başkanı sensin."
Gözlerimi kısıp ensesine bir tane patlattım.
-"Doğru konuş köpek." dediğimde kahkaha atmış umursamamıştı.
-"Cinsel hayatın renklendiğinden beri bir değiştin sanki sen."
Bu sefer gülen ben olduğum için geriye yaslandım.
-"Saçmalama ne alakası var?"dedim gülerek.
-"Çok alakası var kızım. İnsanı yenileyen bir eylem."diyince gerçekten de içimden ona hak verdim.
-"Demirhan gibi bir adamla yenilenmemek...mümkün değil."diyip iç çekerken gözümde canlanan çıplak bedeni oldu.
İçim tuhaf bir şekilde fokurdadı.
Hadi ama benim libidom hep böyle yüksek miydi?
-"Seni üzmesin yeter." diye sakin bir karşılık verdiğinde uzanıp kolunu sıvazladım.
-"Hiç olmadığım kadar mutluyum."dedim tebessümle.
Sokak boş olduğu için evin önüne kadar girmişti. Dikkatimi çeken Demirhan'ın da evin önünde oluşuydu.
Arabadan inerken başını çevirip baktı ardından yaklaştı. Erdem elini camdan dışarı uzattığında bende inmiştim.
-"Paket servis."diyip güldü.
Demirhan uzattığı elini sıkmış başını eğmişti.
-"Eyvallah sağ ol birader." dedi karizmatik tavırda.
Nefesimi tutup yavaşça üfledim. Çantamın sapını sıkarken Erdem eliyle selam vermiş arabasıyla uzaklaşmıştı.
-"Nereye böyle?" dedim kaşımı kaldırıp.
Üzerinde kar beyazı kendinden dikişleri olan fazlasıyla seksi bir gömlek vardı. Gizli düğmeleri göğsüne kadar kapalı üstten iki üç düğmesi açıktı.
Etrafa bakarak önüme geldi ve ellerini siyah pantolonunun cebine soktu.
-"Bizim bir akrabanın düğünü varmış. Annem yakamı bırakmadı onu götüreceğim." diyince kaşlarım çatıldı.
-"Nedense içimden bir his sana gelin bakmaya gidiyormuş gibi geliyor." dedim öfkelenerek.
Aa ne bu canım?
Dudağının kenarı yukarı kıvrıldı.
-"Saçmalama güzelim."
-"Gülme bak vururum." Bu kadın beni delirtiyor ya. Kesin gelin beğendi kesin.
-"Öperim seni görürsün." diyince ona karşı diklendim.
-"Öpsene." dedim iddialı şekilde.
Gülümserken başını eğip sakalını kaşıdı.
Yapmasana be adam!
Gözlerini gözlerime çevirirken kendimi tutmadan gülümsüyordum.
-"Geldiğimde görüşelim bebeğim ne dersin?" Bakışları yüzüğünü taşıdığım parmağımda gezinmiş tekrar gözlerime çıkmıştı.
Fazla yakın durduğumuzu fark ettiğim gibi geri adım attım. Boğazımı nazikçe temizledim.
-"Beni tahrik etme zaten fazla yakışıklı olmuşsun."diye sessizce mırıldandığımda sonradan sözlerimi duydum.
Tanrım ne boş boğazım!
Küçük,şiir gibi çıkan kahkahasıyla bacaklarım titredi diyebilirim.
-"Geldim oğlum."
Duruşumu düzeltip geriye baktım. Nigar teyze hazırlanmış koluna çantasını takmıştı.
O gelmeden önce neden Hasan amca götürmüyor diye söylenecektim ama geç kalmıştım.
-"Ne güzel de süslenmişsin böyle." dedim gülerek.
Eşarbını düzeltip gülümsedi.
-"Olmuş mu? Ay özenmedim öyle kızım."derken yanakları pembeleşmişti.
-"Olmuş olmuş beğendim." derken Demirhan parmaklarını koluma dokundurmuş yanımdan öyle geçmişti.
Damarlarımda akan kanın hızlanışını hissettim
-"Hadi kuzum görüşürüz." dedi Nigar teyze.
Arabanın ön koltuğuna otururken arabaya henüz binmekte olan Demirhan göz kırptı.
Of.
Ben şimdi bunu böyle timsahların arasına gönderiyorum.
-"Görüşürüz." dedim dudaklarımı kıpırdatıp.
Gidişini böyle izledim.
Umarım dönüşte yeni bir gelin vakası ile karşılaşmazdım.
•••
Merhaba millet 🙌❤
Ne var ne yok durumlar nasıl bizde hep yokuş jajs
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuuz?
Aralarını uzun süre bozuk tutmak istemedim çünkü daha çok bozucaz ahsjskks
Sizi seviyorum görüşmek üzere 🌸
