•••
Akşam eve saat 11 gibi döndüğümde arabadan inmiş ikisine el sallamıştım. Önce yemek sonra biraz müzikli mekan derken eğlenmiştik. Daha doğrusu eğlenmeye çalışmıştım çünkü Demirhan'la konuşmamıştık aklım onda kalmıştı.
Üzerimi değiştirmeden Demirhan'ı aradım. Ama açmadı.
İnatçı adam.
Sedat'ın numarasına tıkladım.
-"Efendim?"diyerek açtı.
-"Demirhan atölyede mi?"diye sordum hemen.
-"En son oradaydı. Aramadın mı?"
-"Yok tamam görüşürüz." Aceleyle kapatıp yataktan kalktım.
Dolaptan aldığım dizlerime kadar uzanan ince hırkayı elbisemin üzerine geçirdim. Telefonumla birlikte odamdan çıkarken çoktan yatmış olan annemlerden dolayı sessiz olmaya dikkat ettim.
Ayağıma terlik geçirip anahtarları aldım ve çıt çıkartmadan evden çıktım.
Hızlı adımlarla sokağı geçtim. Mahallede açık olan hiçbir esnaf yoktu. Bu yüzden rahatça atölyenin kapısını açtım. Kapalı olmasından endişe etmiştim ama değildi.
Yalnızca karanlıktan dolayı yolumu bulamıyordum. Kapıyı sessizce kapatıp telefonumun ekranını açtım. Bir kez geldiğim odaya yürürken konuşma sesleri geliyordu.
Meraklanarak kapıya yaklaştım. Sonra dinlemenin yanlış olduğuna karar vererek aralık duran kapıyı açtım.
Açmamla bakışlar bana dönmüştü.
Koltukta yayvan bir şekilde oturan Demirhan'la göz göze geldiğimde sırtını dikleştirip şuan fark ettiğim rakı bardağını yere bıraktı.
-"Bu saatte ne işin var?"diye sordu.
Soruya bakın!
-"Telefonuna baksaydın gelmezdim Demirhan." dedim çatılan kaşlarımla.
Soner abiyle Batı abi de buradaydı. Ben beyefendiyi merak ederken o burada oturmuş rakı keyfi yapıyordu.
-"Biz kaçalım gençler siz de boş yere gerilip tadınızı kaçırmayın."dedi Soner abi.
-"Katılıyorum. Sıkmayın canınızı." Batı abi yanımdan geçerken saçlarıma minik bir buse kondurup gülümsedi.
-"Hadi eyvallah birader görüşürüz."
Demirhan yalnızca başını eğmiş onların çıkmasıyla ayağa kalkmıştı. Olduğum yerden kıpırdamadım. Kollarımı göğsümde bağlayıp ona öylece baktım.
Konuşmak için araladığım dudaklarımı birbirine bastırdım. Ardından sırtımı döndüm ve kapının koluna uzandım. Dışarıya atılan adımımla geri çekilmem aynı anda gerçekleşti.
Sırtımı göğsüne çekerek kapıyı sertçe kapattı. Tuttuğum nefesimle birlikte eli karnıma değince derin sancılar hissettim.
-"Bırak gidiyorum. Sende her ne yapıyorsan ona devam et." Elini ittirip kapıyı açacakken diğer elinin avucunu kapıya koydu açmamı engelledi.
-"Bana kızamazsın." dedi üstüne bastıra bastıra.
Yüzümü yüzüne çevirdim.
-"Öyle mi? Buna sen mi karar veriyorsun?"
Bir adım atınca bende geriye adım attım. Kapıyla arasına sıkışmış olsam dahi çenemi indirmeden ona olan sert bakışlarımı sürdürdüm.
-"Eve saat kaçta geldiğinin farkında mısın? Daha sabah konuşmamıza rağmen üzerine giydiğin...şeye bak."Elbiseme bakarken nefret dolu tınısı karşısında bakışlarımı göğsüne indirdim.
-"Şuan sorun bu mu?" dedim kelimeleri güçlükle çıkartarak.
Onun diğer yüzü beni zorluyordu.
Nefesinden yayılan sigara ve rakının keskin kokusuyla yutkunma ihtiyacı duydum.
-"Evet sorun bu Peri. Sen sosyetenin göbeğinde yaşamıyorsun. Bu mahallede yaşıyorsun buradan farklı bir dünyaya gidiyorsun. Kendini gör. Şu sokaktan sana benzeyen hiç kimse geçiyor mu? Geçmiyor! O sikik kafalı herifler seni izliyor! Lan yaşı geçmiş ibne bile bacaklarına bakıyor ben nasıl delirmeden duracağım söylesene?! Katil mi olayım yoksa kafayı mı sıyırayım?!"
Duvarları titreten sesinin yüksekliği değildi. Aksine sakin ama bir o kadar ağır konuşmasıydı. Yüzü yüzüme yakın öfkesini kusarken elini durmadan yaslandığım kapıya vurmuş tir tir titrememe neden olmuştu.
-"Onların bakması benim suçum değil."derken sesim bir hayli güçsüzdü.
Tehlikeli bir gülüşle geri çekildi.
-"Evet anasını satayım senin suçun değil. Ama onların o bozuk kanları düzelmez. Bende senin vücudunu görüp iç çeksinler istemiyorum anladın mı?! Ya biraz dikkat et ya biraz! Çok mu zor Peri? Anlıyorum yıllardır alıştığın tarzda yaşıyorsun...ama olmaz güzelim olmaz. Benim karakterime göre olmaz. İster bu mahallede ister o siktiğimin mekanlarında olmaz."
Bakışlarının bana karşı böyle öfkeli olmasıyla bocaladım.
-"Çok...çok sinirlisin ve beni korkutuyorsun." dedim duraksayarak. Kenara kayıp saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdım.
Verdiği nefesle göğsü sindi. Bir kaç adım yürüdü ve yerden aldığı rakı bardağının son yudumunu dikledi.
-"Dikkat edeceğim." dedim sırtını izlerken.
Onun böyle çileden çıkabileceğini hiç düşünmemiştim.
-"Hiç sanmıyorum." Kendi kendine mırıldanır gibi söylese bile duymuştum. Ellerini ensesine atıp koltuğa çöktü.
Cansız bacaklarımla yanına oturdum. Ellerimi çıplak tenime koyduktan sonra ona baktım.
-"Hayatımı seviyorum Demirhan. Ama benim hayatımın seni bu kadar rahatsız etmesinden hiç mutlu değilim. Arkadaşlarımla eğlenirken eve sabaha karşı bile geldiğim oldu. Bunları-"
-"Çok güzel bir şeymiş gibi anlatman...inanılmaz Peri." Başını sallayarak bir sigara yaktı ve geri yaslandı.
-"Demirhan mahalledeki kızlardan değilim anlasana bunu. Hava kararınca eve giren,günü bitiren birisi değilim."
Başını çevirip gözlerimin içine baktı.
-"Gerekli mi peki? Böyle bir hayatın olmazsa yaşayamıyor musun? Rahatsız olduğumu söylüyorum istemediğimi belirtiyorum sen bana ben böyleyim diyorsun. Ne demeliyim Peri?" Hiçbir mimik oynatmadan sormuştu.
İçimden yalnızca ağlamak geliyordu. Demirhan benim sığındığım evimdi. Şimdi o evin duvarları sallanıyordu.
-"Seninle böyle olmak istemiyorum. Bana böyle duygusuz bakma." dedim titreyen sesimle.
Kahvelerini gözlerimden dudaklarıma oradan ellerime indirdi. Yüzünde beliren tuhaf ifade ile birlikte göğsüm sıkıştı.
-"Yüzüğünü takmamışsın. Arkadaşlarına da açıklamak için zamana mı ihtiyacın var?" dediği an soluğum geri kaçtı.
Refleks olarak ellerime baktım.
-"Unutmuşum üzgünüm." Varlığına alışmamıştım ki aklıma gelmemişti.
Başını önüne çevirdi. Az önce esip gürleyen o değilmiş gibi içine kapanmış sessizleşmişti. Bulanıklaşmaya başlayan görüşümle gözlerimi kırptım.
Kahretsin.
-"Eve git geç oldu." dedi bir kaç dakika sonra.
Başımı olumsuz anlamda salladım.
-"Yanında kalmak istiyorum."
Koluna dokunacakken ayağa kalktı sigarasını söndürdü.
-"Kafam pek yerinde değil. Seni kıracak bir şey söylemek istemiyorum." dedi ve kapıya adımladı.
Gitmemi istediğini belirtiyordu. Ayağa kalktım fakat dışarı çıkmak için değildi. Önünde durdum kollarımı beline doladım.
Ne olursa olsun bu şekilde gidemezdim. Tartışsak bile küs kalmamalıydık.
Soluksuz durdu. Yalnızca elini sırtıma dokundurmuştu. Yeterli değildi. Yine de hiç yoktan iyidir dedim.
"Sende eve git." dedim ondan ayrılmadan.
"Birazdan geçerim."dedi.
İstemeyerek de olsa geri çekildim. Gözlerine beklentiyle bakmıştım. Bana bakmamakta kararlıydı.
-"İçin rahat etmeyecek. Niye böyle yapıyorsun? Konuşmadan nasıl halledeceğiz?"diye üsteledim.
Tuttuğu kapı pervazından elini indirmeden saçlarını geriye ittirdi.
-"Neyi halledeceğiz? Sen hayatında mutlusun. Seni mutsuzluğa mahkum edemem. Benim dememle hiçbir şey değişmez. Zorlama olur. Ama evet şunu anladım. Sen o yarım kaldığımız yerde ki kız değilsin haklısın." diyip sustu.
Gözlerimde parlayan yaşlarla dudağımı ısırdım. Bir kelime söylesem kendimi tutamazdım. Sustum.
-"Ama ben hala tanıdığın gibiyim. Öyle girdiğin hayatta ki heriflerden değilim Peri. Gece hayatını sevmem. Yanımda seninle vakit geçirmek isterim. Barlar kulüpler sabah kadar eğlenceler benlik değil. Evet senin için katlanırım orası ayrı bir mesele. Gidelim desen gideriz. Ben bunları yaparım. Sen...sen ne bileyim Peri tam zıttını yaşıyorsun. Kendinden taviz vermek istemiyorsun. Elin herifleriyle orda burada eğlen...yanıma gelince ben böyleyim de. Değil işte öyle değil."
Hızlıca başımı kaldırdım. Ellerimle ellerini tuttum.
-"Hayır yanlış düşünüyorsun. Tabiki bende seninle vakit geçirmek istiyorum. Ama beni tercih yapmak zorunda bırakıyorsun. Onlar yıllardır her anımda benimle birlikte. Şimdi dışarı çıkmak istediklerinde Demirhan izin vermiyor mu diyeceğim? Birlikte gidelim eğlenelim istiyorum. Elbette eskisi gibi tek kişilik düşünmüyorum. Seni huzursuz edecek durumları yapmayacağım. İnan bana." dedim gözlerimi gözlerinden bir an olsun ayırmadan.
Boğazıma oturan yumru nedeniyle acı çekiyordum. Üzülüyordum.
-"Ne var biliyor musun Peri..." Sesli bir solukla okşadığı ellerimi bıraktı.
-"Sana kavuşmanın hayaliyle seni uzaktan sevmek daha kolaymış."
Bütün acı bir noktada toplandığı zaman vücudumun çöküş sesi içimde yankılandı.
-"Demirhan..." dedim fısıldarcasına.
Acı acı bakan derin bakışlarını ayırdı. Eğilip alnıma sıcak dudaklarını bastırdı.
-"Hadi eve git dinlen. Sonra konuşuruz." diyip uzaklaştı.
Ayaklarım kendiliğinden hareket ederken mimiklerimin uyuştuğunu hissediyordum.
Cümlesinin ağırlığı altında ezildim.
Ben sevgisinin huzurunu çekerken ona böyle ağır bir duygu yaşattığımı düşünemezdim.
Omzuma yıkılan üzüntüyle oradan çıktım. Yatağıma girene dek kaç damla yaş akıtmıştım bilmiyordum.
'
Ertesi sabah uyandığımda işi olduğuna dair bir mesajla kalkmıştım. Batı abinin beni bırakacağını yazmış başka bir şey yazmamıştı. Aramadı sormadı.
Fazlasıyla mutsuz ruhumla günü bitirmiştim.
Eve döndüğümde de arabası yoktu. Kızların zorlamasından dolayı onlarla bir saat kuaförde oturmuş ardından duramayınca eve geçmiştim.
Uyuyana kadar onu bir kere aramıştım onda da atölyede çalıştığını söylemiş fazla konuşmamıştı.
İkinci günün sabahı da aynı şey oldu. Ben uyandığımda yine arabası yoktu. Direncimin kırıldığını hissederek sabah biraz ağlama seansına girmiştim.
Dönüş yolunda atölye'nin önünde adamlar olduğu için o yöne bakmadan hızlıca eve geçtim.
Evde bulamadığım annemi aradım. Babamın arkadaşlarıyla dışarıda olduğunu kendisininde Nigar teyzelerde olduğunu söylemişti. Demirhan'ı görme ihtimaliyle kabul etmiştim.
Üzerimi değiştirip dolaptan rahat iki parça kıyafet seçtim.
Makyajımı temizleyip dalgalı saçlarımı kendi halinde bıraktım. Telefonumla evden çıkarken Demirhan'ın numarası üstünde oyalanıyordum.
Daha fazla düşünmeden arayacakken araba sesi geldi. Önünde durduğum dış kapıyı açıp dışarı çıktım ve kapattım. Doğru tahmin.
Arabayı evin önüne park edip kulağında telefonla çıktı. Özlediğim heybetli bedenini görünce midem kasılmıştı. Omuzlarına oturan beyaz hakim yaka gömlek giyiyordu. Bir kaç düğmesi açıktı ve insanın nefesini kesebilirdi.
-"Yarın erken gelirsen hallederiz abi."
Sesinin erkeksi sertliğini dahi özlemiştim. Bu nasıl bir delilik?
Ufak adımlarla kendimi belli ettim. Sokağa adım attığımda başını çevirmişti.
Nefesimi tuttum.
-"Tamamdır haberleşiriz." Telefonu kapatıp cebine sıkıştırdı.
Tereddüt içerisinde ona yaklaştım. Boynuna atlasam ne olur ki?
Şimdi ağlayacağım o olacak.
-"Nereye?"diye sorarken arabasını kilitlemişti.
-"Size."dedim küskün bir tonda. Bunu duyunca dönüp baktı. Başıyla evlerini işaret etti.
-"Geç." diyip ilerlememi bekledi.
Arkamdan gelirken aldığım nefes ciğerlerimden taşıyor gibi zorluk çekiyordum.
İçim titriyordu. Huzursuzluk dört bir yanımızı sarmışken nasıl rahat nefes alabilirdim ki?
Demir kapıyı dalgınlıkla açmadığımı fark ettim. Arkamdan uzanıp ittirince içeri girmiştim. Beyaz mermerlerle kaplı basamakları çıkarak evin kapısına ulaştık. Bizim gibi kendilerine ait iki katlı bir evdi. Yıllar sonra ilk kez girdiğimi fark ettim.
Kapının üstünde ki tokmak yardımıyla çaldım. Demirhan nefesini saçlarıma vuracak kadar yakınımda duruyordu. Gözlerim kapanacak gibi olduğunda kendime nerede olduğumu hatırlattım.
Nihayet açılan kapıda Elvin abla belirdi. Bizi görünce gülümsemişti.
-"Aa hoşgeldiniz. Kız yüzünü gören cennetlik niye hiç gelmiyorsun? İlla arayıp çağırmam mı lazım?"
Elvin abla klasik söylenmelerini yaparken benim aklımın yerinde olmadığını bilmiyordu.
-"Nereye? Geç bir şeyler ye."
Gözlerimi üzerinden çekmediğim adam önce ablasına ardından bana baktı.
-"Duş alacağım beş dakikaya gelirim." diyerek yöneldiği merdivenlere devam etti. Üst kata çıkmıştı.
İç geçirerek başımı eğdim. Yolunu unutmadığım salona dönecekken kolum tutuldu.
-"Baksana bana sen. Nedir sizin bu haliniz?" diyip karşıma dikildi.
Yeniden birlikte olduğumuzu tabiki biliyordu. Ondan kaçar mıydı hiç?
-"Bir şey değil abla."dedim gözlerimi indirerek.
-"Var işte belli. Tartıştınız mı?" diyince başımla onayladım.
Sesli bir soluk alıp ellerini beline koydu. Göz ucuyla salona doğru baktı. Konuşma sesleri geldiğine göre annemden başkası da vardı.
-"Asya gürültüden uyanıyor diye üst katta yatırmıştım. Hadi ona bak da gelirsin ben mutfakta çay demliyorum." Kısık gözleriyle belimi ittirerek yönlendirmişti ama başımla itiraz ettim.
-"Elvin abla gerek yok." dedim oldukça düşük tonda.
-"Ya uyanmıştır belki in çık in çık yoruldum. Aa onun için göndermiyorum kız!" Sözlerinin doğru olmadığını o gözleri belli ediyordu ama daha fazla direnmedim.
Sessiz adımlarla üst kata çıktım. Beyaz ferah bir kattı. Merdivenin karşısında bir oda vardı. Bir de koridorun sonunda kapısı açık görünen vardı. Belli ki orası Nigar teyzelerin odasıydı. Sağ tarafta ise iki kapı daha vardı. Birisi yine açıktı ama buradan içi görünmüyordu. Diğerinden ise su sesi geliyordu.
Tüylerimin ürperdiğini hissettim. Birlikte suyun altında olduğumuz anlarda onun o görüntüsü gözümde belirdi.
Tanrım
Yutkunarak karşı kapıya ilerledim. Yere serilmiş yorganlar üzerinde Asya uyuyordu. Sevimliliğinden dolayı ister istemez gülümsedim. İnsanın bütün negatif enerjsini silebiliyordu.
Uyanmasından endişe duyarak yalnızca kapıdan baktım. Ardından geri çıktım ve sağ tarafta bulunan kapıya ilerledim. Odaya ait koku bile varlığını belirtirken elimi pervaza yasladım.
Karşıda büyük ahşap çift kişilik bir yatak vardı. Bembeyaz nevresimlerde kırışık dahi yoktu. Nigar teyze ciddi anlamda titizdi. Sol bölümde yatakla yaklaşık dört beş adım kala siyah cam bölme vardı. Camın arkası askılarla döşenmiş giysi bölümüydü. Büyük ihtimalle burası Demirhan'ın ellerinden çıkmıştı.
Diğer sol tarafta ise duvarın bir kısmı aynayla kaplıydı. Eskitme olduğu belli olan uzun raf gibi duvara monte masa vardı. Bir laptop bir de farklı farklı kağıtlarla kalemler duruyordu.
Bir kaç adım daha attım. Yatağın ucunda duran düğmeli lacivert bir puf vardı. Yürüyüp ona oturacakken vazgeçtim ve cama yürüdüm. Yerden yükselen geniş camın karşısı benim odama bakıyordu.
Saniyeler içinde su sesi kesildi. Çıkıp çıkmamak arasında kalırken içimdeki heyecanla yatağın yanında öyle kalakaldım.
Kısa süre içerisinde altında bir havluyla içeri girdi. Saçlarını kuruladığı havluyu indirir indirmez beni gördü ve duraksadı. Işıl ışıl parıldayan gözlerime yansıyan görüntüsü tek kelimeyle muhteşemdi.
Karnımı istemsizce içeri çektim. Bir devi andıran vücudu çıplak olunca büyük eşsiz bir heykele dönüşüyordu.
-"Beni görmezden gelmeye devam mı?" diye sordum bakışlarımı bedeninden çekip.
Odasının kapısını kapatıp elindeki havluyu yatağa attı.
-"Öyle bir şey yapmıyorum." dediği sırada telefonu çalmaya başladı. Masanın üzerinde duran telefonunu açıp hoparlöre verdi.
-"Alo abi ne zaman geliyorsun? Bu Ziya usta yine kendi bildiğini okuyor gel bir konuş şununla."
Demirhan sakalını kaşıyıp bir elini masaya yasladı ve eğilerek laptopu açtı.
-"Bir iki saate gelirim. Ararım ben şimdi konuşurum sende tersleşme adamla." dedi.
-"Tamam abi tamam."
Telefonu kapatıp laptopta bir kaç sayfaya girdi.
Artık dayanamayacaktım. Dişlerimi birbirine bastırıp ona yaklaştım ve kolundan çekerek dönmesini sağladım.
-"Beni görmek istemiyor musun?"
-"Saçmalama nereden çıkartıyorsun?"
-"Senden Demirhan! Kaç gün daha böyle sürecek?"diye kaşlarımı çatıp sesimi yükselttim.
-"Akşam alırım seni konuşuruz." dedi ve arkasını döndü. Havlusunu bir anda çıkarttı. Benim de içim çıktı diyebilirim.
Göz bebeklerim irileşti. Çıplak kalçasından gözlerimi alamazken giysi bölümüne girdi.
Ateşim yükseldi resmen. İçimde tuttuğum soluğumu üfledim. İşte bütün beynim allak bullak oldu!
Neyse ki hızla toparlanmama yardımcı bir şey oldu. Asya'nın ağlama sesi geldi.
Kendimi odadan nasıl dışarı attım hatırlamıyorum. Asya'yı ağladığı yerden kucaklayarak alt kata indim.
Elvin ablayı mutfakta yakalayıp onunla salona girmiştim. Az önce geldiğimi Asya'nın yanında olduğumu falan söyleyerek geçiştirmiştim.
Sevgi teyze de burada olduğu için az sonra Kumru da gelmişti.
Asya'yı kucağımdan indirmeden kalp atışlarımı onunla düzene sokmuştum. Annesi karşımdayken oğlunu çıplak görmüş olmak anlayacağınız gibi pek hoş olmuyordu.
-"Hoşgeldiniz." diyerek salona giren sevdiğim adama baktım.
-"Hoş bulduk sende hoşgeldin oğlum."diyen annemdi.
-"Yavrum erken geldin." dedi Nigar teyze.
Demirhan gözlerini Asya'ya dikmiş halde yanıma yaklaştı. Tesadüfen yanım boş olduğu için yanıma oturdu ve Asya'nın saçlarını okşadı.
-"Çıkacağım." dedi annesine hitaben.
-"Bir şeyler hazırlıyorum." Elvin abla salondan çıkıp mutfağa gidince sessizce iç çektim. Kokusu buram buram burnuma gelen adama yaklaşmamak için zor duruyordum.
Kolu koluma sürtünüyor içimi gıdıklıyordu.
Gözleri aralanmış bilmeden izlemekte olan Asya'nın karnına ellerini sararak kucağımdan aldı. Yüzünü göğsüne yaslayıp boynuna dudaklarını bastırırken burnum sızlıyordu.
Çok güzeldi.
-"Ay nasıl da yakışıyor eline. Demirhan seni de bir evlendirsek ya artık." diye söylendi Sevgi teyze.
Bakışlarım Kumru'yla birleşti. Sessizce kıkırdadı.
-"Sorma vallahi. Kaç yaşında oldun kendi çocuğunu seversin diyorum dinleyen kim?"Bu yakınmayı yapan elbette Nigar teyzeydi.
Dudağıma dişlerimi geçirip başımı eğdim.
-"Anne."diye uyaran bir tonda konuştu Demirhan.
-"Aa yalan mı? Şeyma-"
-"Anne dedim. Lütfen." Bir hışımla donuk bakışlarını Nigar teyzeye dokundurdu. Fazlasıyla anlam yüklüydü.
Şeyma'nın ismini duymak beni sinir ediyordu. Özellikle ikisini birbirine yakıştırma düşüncesi.
-"Tamam tamam kızma. Senden geçtiyse kızları evlendiririz. Değil mi Peri?"
Nigar teyzeye irileşen gözlerimle baktım. Yok artık.
-"Yok ben ona da laf geçiremiyorum. Böyle oturun bütün arkadaşlarınız evlensin çoluk çocuğa karışsın siz de seversiniz." dedi annem.
-"Size büyük bir şok yaratarak bir anda evlenebilirler. Nasip bu yani belli mi olur?"diyen Kumru durmadan sırıtıyordu.
Demirhan hala aynı fikirde miydi sormak gerekir.
Bunun düşüncesiyle göğsüm çöktü.
-"Yoksa bilmediğimiz talipleriniz mi var?" dedi Sevgi teyze kaşlarını kaldırıp.
Demirhan bıkkın bir solukla ayağa kalktı.
-"Siz beni yakalayınca susmuyorsunuz. Ben gideyim en iyisi." Asya'yı koltuk altlarından havaya kaldırıp yanaklarını öptü ardından Nigar teyzeye bıraktı.
-"Bizde çay alalım." Kumru başıyla işaret edince ayağa kalktım. Demirhan'ın arkasından mutfağa girdik.
-"Ömer duruyor mu babamla?" diye sordu Elvin abla.
Demirhan tabaktan bir dilim börek alıp başını salladı.
-"Duruyor durmazsa arar zaten." diyip börekten ısırdı.
Elime hangi ara aldığımı bilmediğim çay bardağını titreyen parmaklarımla tezgaha koydum.
-"İyi bari içim rahat etmedi. Sen nereye gidiyorsun mağazaya mı?"
-"Önce bir kaç işim var sonra geçeceğim."
İki gündür tek kelime ederek boş yaşadığım saatler şuan sesini duyunca kendini unutturdu.
Kumru'nun kaplumbağa hızında döktüğü çayları beklerken özellikle Demirhan'a bakmıyordum.
-"Otur düzgün yesene."
Kendimi tutamayıp göz ucuyla baktım. Tuttuğu çatalı tezgaha atıp su içti ardından bir peçeteyle dolgun dudaklarını sildi.
Elvin abla Asya'nın ağlama sesiyle mutfaktan çıkmıştı.
Bende çayı almak için yönelecektim ki omuzlarıma ellerini koydu. Nefesimi tutup başımı kaldırdım. Eğildi bir elini çeneme kaydırıp yanağımı öptü. Ardından alnıma dudaklarını değdirdi çekildi.
Kuş gibi çırpınan yüreğimi görse eminim böyle dokunuşlarda bulunmaktan çekinirdi.
Bir şey söylemedi. Döndü ve gitti.
•••
Merhaba millet 🙌
Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?