İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 21 · 12 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 21

21

•••

En son dayanamayıp Demirhan'a yaklaştım. Yaklaştığımı hissetmiş bedenini bana çevirmişti.

-"Odalar belliyse çıkmak istiyorum." dedim kısık sesle.

Başını salladı.

-"Göstereyim."dedi ama kalkmadan onu durdurdum.

-"Ben sorarım."

Kızlar benim kalktığımı görünce onlar da kalktı. Hep birlikte içeri girdik. Girişte kadın oturuyordu.

-"Odalarınıza kadar eşlik edeyim." dedi.

Taş merdivenlerden üst kata çıktığımızda tek kişilik odalara bavulları koyulan Aslı ve Nesli girmişti.

-"Nişanlınızla odanız buyrun." dedi kadın tebessüm ederek.

Kumru yanağımı öpüp odaya girdi.

-"Demirhan beyle birlikte geldiğinizi gördüğüm için sormadım ama odanız belli buyurun."derken onun sevecenliği karşısında ben utandım.

Odanız..?

Evet korktuğum oldu.

Evin en üst katına gelmiştik. İçerisinin dekorasyonuna bakmaktan dikkatim dağılmıştı.

-"İyi geceler. İstediğiniz bir şey olursa arayabilirsiniz." dedi çekildi.

Açtığım kapıda karşılaştığım yatak odası gözlerimi büyütmeme neden oldu.

Çok güzeldi.

Sadece...sadece fazla romantik.

Kapının kolunda duran elimi sıklaştırıp sırtımı dikleştirdim. Ardından içeri adım atarak kapıyı kapattım. Kapının önünde yatak ve biraz ilerisinde küvet vardı.Karşı duvarında ise dolap yer almıştı.

Görünen kapıya baktığımda lavabo olduğunu gördüm. Bir kaç adımla diğer kapıya baktım. Uzun küçük bir balkon. Sanki ormanın içinde gibiydi. Gecenin huzurlu sessizliğini bizimkilerin bahçeden gelen gülüşleri bozuyordu.

Gülümsedim. Gülümsemek için nedenim vardı.

Çünkü bahçede oturanların arasında kendime ait birinin varlığını hissetmek güzeldi. Güvenilirdi.

Odaya dönüp abajurlerden birini yaktım. Tavan ışığını söndürdüğümde daha rahatlatıcı olmuştu.

Telefonumu alarak yatağa oturdum. Demirhan'ın numarasına tıkladım.

'Duş alacağım biraz geç gelirsin olur mu?

Gönderdikten bir dakika sonra yanıt geldi.

'Olur yarım saate gelirim yazmıştı.

Lavabonun olduğu bölümde bir de duş başlığı vardı fakat küvet o kadar cezbedici duruyordu ki yönümü değiştirmiştim.

Yarım saat içinde bu keyfi yapıp çıkabilirdim.

Hemen metal başlığı çevirip suyu açtım. Raflarda duran kutuları karıştırıp suyun içine köpükleri boşalttım.

İleride olur da evlenirsem eğer evimde kesinlikle küvet istiyordum. Saatlerce keyif yapabileceğim bir küvet.

Odanın loş ışığı altında elbiseyi üzerimden sıyırdım. Kapının diğer yanında olan berjere bırakıp yerde topuklularımı bıraktım. Altımda yalnızca dantel bir parça vardı. Onu da sıyırıp dolmuş küvete ilerledim ve suyu kapattım. Girer girmez suyun yumuşaklığıyla hafiflemek iyi gelmişti.

Başımı geriye doğru bıraktım. Elimi köpüklerin arasında gezdirirken boynuma kadar suya batmıştım.

Aradan geçen süre hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Ancak küvetin içinde uyuya kalacağımı hiç düşünmemiştim.

Demirhan

Değil yarım saat artık bir saate yakın süre olduğunda masadan kalktım.

-"Çok bile durdu." diyen Soner'di.

-"Bende onu düşünüyordum. Peri yukarıda bizimki burada oturuyor şaşırtıcı."

-"Geçin dalganızı geçin." diyerek yanlarından uzaklaştım.

Gerçekten zor dayandığım doğruydu. Bir an önce yanına gitmek kokusunu içime çekmek istiyordum.

Üst kata çıkmak sanki asırlar sürmüştü.

Elimi kaldırdım kapıya iki kere vurdum. Beni bu kadar soluksuz bırakabilecek başka hiçbir kapı olamazdı.

Neden sesi gelmiyor?

Beni daha fazla bekletip çıldırtmak için mi?

-"Peri? Giriyorum." diye seslendim.

Aldığım derin nefesle kapının kolunu indirdim. İçerisi cılız bir ışıkla aydınlanıyordu. Hızlıca yatağa baktım. Yoktu. Kapıyı biraz daha araladım ve içeri adım attım.

Görmemem gereken bir görüntü karşısında donmuş kalmıştım.

Siktir

Arkamı dönmemin nedeni bunu sindirmek için bir kaç dakikaya ihtiyacım olmasıydı.

Elimi enseme atıp gözlerimi yumdum.

Gerçek

Evet gerçek

Tekrar döndüğümde nefesimi tutmak zorunda kaldım. Boynu yana doğru düşmüş uyuyordu. Neyse ki boynundan aşağısı görünmüyordu.

O kadar güzel ki.

Ay ışığının denize yansıması gibi bir güzelliği vardı. Hep görürdük ama her seferinde ayrı bir güzel olurdu ya aynı öyle işte.

Sessiz adımlarla yaklaştım ve eğilip yere bir dizimin üstüne çöktüm. Islanıp yanağına yapışmış saçlarını geri iterken gülümsedim.

Bir hayli yorulmuş olmalıydı yoksa burada böyle hayatta uyuya kalmazdı.

Durup durup gerçekten oldu mu diyordum. Gerçekten artık ona kavuşmuş olabilir miyim? Yoksa rüyada mıyım?

-"Peri kızım...güzel Peri kızım." Sessizce fısıldayıp yanağını okşadım. Yumuşacık bir teni vardı. Doya doya öpmek istediğim.

Bu manzara tarifsizdi. Fakat benim gönlüm razı değildi. Böyle uyumasına kıyamazdım.

-"Güzelim. Uyan." Eğildim ve alnını usulca öptüm.

Ardından ayağa kalkıp içeriden bornoz aldım geri döndüm. Küvetin yanında yere koyduktan sonra yüzüne bakmaya özen göstererek tekrar yanağına dokundum.

Bu sefer kıpırdanmıştı.

İç çekerek elimi yüzünden çektim.

-"Uyan hasta olacaksın Peri." dedim.

Arkamı döndüğümde hiç dönesim olmadığını fark ettim.

-"Hih!! Ne işin var burada?! Ay çıplağım Demirhan!"

Tersime gelecekken gülesim geldiği için gülmüştüm.

-"Ben mi soydum seni güzelim? Uyuya kalmışsın."

-"Sakın dönme. Nasıl uyudum ya? İçim geçmiş."Su seslerine odaklandığımda zihnimde canlanan görüntüyü anında sildim.

-"Özür dilerim seni de dışarıda bekletmiş olmalıyım."dediği esnada yavaşça ona döndüm.

Mavileri ayrı bir ışıldıyordu.

-"Önemli değil." Çenesinde duran köpüğü gülümseyerek temizledim.

-"Duşa girip geleyim." Yanımdan kaçmasıyla bende balkona çıktım. Kapıyı hızlıca kapatmıştım çünkü içeriye serin hava girmemeli...Peri kızım üşümemeliydi.

Balkonda kaldığım dakikaları geride bırakırken kapıyı tıklattı. Doğrulup geriye baktım.

Anlaşılan bu gece sabrımın son demlerini yaşayacağım.

Odaya girdiğim sırada Peri'nin görüntüsü benim aklımı başımdan almaya yetti.

Zaten zor dayanıyordum iyice zorlamaya başlamıştı.

-"Biraz insaf et be kızım."dedim mırıltıyla.

-"Ben arkamı dönerim sen üstünü değiştirebilirsin." Dönmene gerek var mıydı acaba?

Yanlış zamanda hareketlenme yaşanan kasıklarımı düşünce yoluyla bastıracaktım. Başka türlüsü olamazdı.

Öyle bir şey giyinmiş ki adamı dinden çıkartır.

-"Güzelim...bilerek mi yapıyorsun?"diye ciddi ciddi sordum.

-"Neyi?"Tabi bilmiyormuş gibi yap tabi.

Yatağa oturup saçlarını taramaya başladığında dişlerimi birbirine bastırdım.

Göğüsleri...

Allah'ım sen sabır ver.

-"Yok bir şey. Ben bir duş alayım." Mümkünse suyun en soğuk tarafıyla.

Suyun altına girip çıkışım yaklaşık on dakika sürmüştü. Altıma bir havlu sarıp odaya döndüm.

Peri'yi bıraktığım yerde bulamayınca başımı çevirdim. Kapının önünde Nesli ile konuşuyordu.

-"Peri." dedim kendiliğinden çatılan kaşlarımla.

Bana döndüğünde gözleri üzerimde gezinmişti.

-"Üstüne bir şey al." diye uyardım. Nesli'nin sesini duyuyor kendini görmüyordum. Bu yüzden rahatça çantanın olduğu yöne ilerledim.

-"Sabah konuşuruz."dedi Peri ve kapıyı kapattı.

-"Niye o halde duruyorsun?"dedim direkt.

-"Ne olacak Nesli yabancı mı?"Yatağa ilerleyip örtüyü kaldırdı ve içine girdi.

-"Ne olursa olsun."derken aklım bulandığı için ne konuşacağımı bilememiştim.

Yıllar boyu uzaktan uzağa izlediğim kadınla şimdi aynı odada bulunmak inanın hiç kolay değil.

-"Soner abi gitme konusunda kararlı mı?" diye sorduğunda elimdeki kıyafetlerle ona döndüm.

Yalnızca başımı sallayarak onayladım. Pek içime sinmeyen rahatsız edici bir konuydu. Ama onu engellemek yerine kararına saygı duymak zorundayız.

-"Eğer bana minicik bir sır verirsen belki daha iyi şeyler olur! Ne dersin?"

O ses tonuyla bakışları değişince her şeyi yaptırabileceğine inanıyor.

İçimden gülümseyerek havlunun altından boxerı giyindim ve havluyu yere attım.

-"Sana diyorum! Ya merak ediyorum. Hoşlanıyor mu? Eğer hoşlanıyorsa neden gidiyor?!"

Yatakta dizlerinin üzerine oturmuş mavileriyle beni izliyordu. Sadece gözlerime bakıyor olmasının sebebi belliydi. Bu yüzden altıma kısa bir şort daha geçirip yatağa yöneldim.

Ne hayallerim vardı. Ne rüyalarım.

Onun gözlerine bakmayı bile defalarca hayal etmiştim. Bakmayı bırakın aynı yatağa yatacaktım. Devran mı dönüyor mucize mi oluyor bilmiyorum. Ama bu benim şükür sebebim.

-"Başkalarının işlerine karışmayalım ufaklık. Gel buraya."

Göğsüme şöyle bir baktı. Yanaklarının pembeleşmesini izlemek çok zevkliydi. Galiba üzerine o can yakıcı parçayı giyen kadın bu utanan kadınla aynı kişi değil.

Örtünün altına uzanıp omuzlarına kadar kapanırken bende ona eşlik ettim. Çok sürmeden buz gibi tenime sıcacık teni eşlik etti.

Gözlerimi kapattım. Sadece ve sadece bu anın güzel hissini zihnime kazıdım.

Nasıl bir şey bu?

-"Demirhan?"

Çenesini tutup boynuma sakladığı yüzünü ortaya çıkarttım. Güzel dudaklarından ismim her çıktığında kalbimde sarsıntılar yaşanıyordu.

Durmadım.

Uzanıp dudaklarından bal tadında bir öpücük çaldım. Keyifle yatağa yerleşirken ince beline sıkıca sarıldım.

-"Dinliyorum." derken sesim bile olmadığı kadar keyifli çıkıyordu.

Eğer elimden gelseydi ömrümün sonuna kadar böyle yaşayabilirdim.

-"Sence...Nigar teyze bizi duyarsa ne yapar? Yani o Şeyma'yı istiyor ve-"

Nemli görünen alt dudağını öpüp yatakta yan döndüm.

-"Bütün dünya karşı çıksa yine benim önüme kimse çıkamaz. Önemli olan sadece senin ne istediğin. Bu benim ailem bile olsa bana saygı duymadıkları sürece ne dediklerinin hiçbir önemi yok."dedim aklım hala onu öpmekteyken.

-"Yine de...birazcık önemli. Yoksa ben üzülürüm."

Gülümsedim. Gülümsedim ve onu daha ne kadar çok sevebilirim diye düşündüm.

Burnunun ucunu öpüp elimi saçlarına kaydırdım.

-"Seni herkes çok seviyor. Öğrendiklerinde de bizim için mutlu olacaklardır."

Minik parmaklarını göğsüme koyunca onu belinden çekerek iyice kendime yaklaştırdım. Sırtının bütün çıplaklığına dokununca nefes alma ihtiyacı duydum.

-"Öyle mi diyorsun?"

Başımı salladım.

-"Aksini düşünmüyorum."dedim güzel kokular yayan boynuna yaklaştım.

Ürperdiğini hissetmem içimde farklı hisler uyandırıyordu. Ona bu halde karşı koymam imkânsızlaştığı için kendimi zora sokmadım ve dudaklarına uzandım.

Onu öpmek ona dokunmak bir başkaydı. Bazen kendimi tutamayacağımı düşünsem bile sonra ona kıyamayan tarafım ağır basıyordu.

Şimdi ise başka bir hale bürünmüştüm.

Daha fazla tadını alma isteğiyle dolup taşarken yavaşça üzerine çıktım. Öptükçe daha çok öpüyor bir türlü bırakma gücüne erişemiyordum.

En fenası Peri beni hiç durdurmuyordu. İyi mi kötü mü karar veremiyordum çünkü birinin beni frenlemesi gerekiyordu.

Ellerimi kıvrımlı kalçasına indirdiğimi yeni yeni fark ederken zar zor geri çekildim. Düzensiz nefeslerimle kızarmış enfes dudaklarına baktım.

Zaten açık olan yakası iyice kaymış tehlikeli bir yere gidiyordu. Başımı çevirip aldığım soluklarla yanına uzandım ve bedenine sarıldım.

Onun masumluğunu o kadar seviyordum ki tıpkı şuan utanıp boynuma saklanması gibi. Beni benden almaya yeterliydi.

-"Az önce uyuyordun." dedim ve yüzüne bakabilmek için başımı çektim.

-"Kaçtı." diyince tebessüm beliren dudaklarına karşı bende gülümsedim.

-"Benim de kaçtı şansa bak." dediğimde kıkırtı sesini çıkarttı. Böyle olunca onu göğsüme bastırasım geliyordu.

Uzanıp kollarını boynuma dolarken ani bir şekilde üzerime doğru gelince öyle dondum kaldım.

-"Böyle uyusam olur mu?" diye sordu kısık ses tonuyla.

Hem masum hem de böylesine cüretkar bir kadın olmayı nasıl başarıyordu?

Peri Ersoy

Onu kışkırtmanın yoğun zevki içerisindeydim. Bir yandan attığım adımlarda tereddüt ediyordum ama diğer yandan çıplak göğsü beni cezbediyordu.

-"Pek iyi bir tercih olmayabilir güzelim." Gözleri yüzümle bedenim arasında gidip gelirken gülümseyip yan tarafa kaydım ve örtündüm.

-"Biraz konuşalım mı?" diye sordum. Sanırım öncelikleri sorunlarımıza vermeliydik.

-"Olur. Ne konuşalım?"diyerek omzunun üstünde bana döndü.

Hafifçe uzanıp yanağını öptüm geri çekildim.

-"Seni huzursuz eden her şeyi öğrenmek istiyorum. Eğer bunu konuşmazsak daha kötü bir hal alır diye düşünüyorum."

Yüz ifadesi değişirken kolunu belime doğru attı.

-"Sonra konuşuruz şimdi anın tadını çıkaralım."dedi.

Her seferinde kaçacaktı farkındayım.

-"Hayır Demirhan şimdi konuşacağız."

Derin bir nefes alarak bedenini kaydırdı. Başlığa yaslanırken komodinde bıraktığı sigara paketine uzanmıştı.

Onun gibi doğrulup örtüyü göğüslerime kadar çektim.

-"Anlatabileceğim bir şey yok. Kendi içimde çözümsüz. Önemsiz yani."

Bakışlarımı yüzüne çevirdiğimde ileri doğru bakıyordu.

-"Kafanda oturmayan bir şeyler mi var yoksa?" diye tahmin yürüttüm.

Başını salladı.

-"Yok hayır. Ya aslında senin için böyle karışığım. Seni yeterince üzmüşken farklı konuları sorun edip tekrar yormak istemiyorum."

-"Neden beni yoracağını düşünüyorsun? Sorun olan konuları gündeme getirmezsek hiç düzelmez ki. Ayrıca içinden geçenleri söylemen beni daha iyi hissettirir."dedim.

Sigaranın külünü paketine attıktan sonra başını geriye yasladı. Haliyle dikkatim vücuduna kaymıştı.

Al işte yine bütün fonksiyonlar gitti.

-"Her şeyine karışmak istiyorsam bile mi?" demesiyle kaşlarımı çatar gibi oldum.

-"Hayatımda seni rahatsız eden ne var?"dedim ifadesiz kalarak.

-"Bir çok şey. Geri kafalılık olarak göreceğinden eminim ama içimden bunlar geçiyor. Konuştuğun güldüğün bütün heriflerden nefret ediyorum. Giydiğin el kadar kıyafetleri parçalayasım geliyor. Bütün bu...sınır tanımaz ruhun beni endişelendiriyor Peri.Yani...saçma evet saçma ama öyle işte."dedi ve sustu.

Şaşırmaktan öte ne diyeceğimi bilemedim.

İç çektiğim sırada aradan kaç dakika geçmişti bilmiyorum fakat Demirhan'ın üzerinden örtüyü çekip kalkmaya yeltendiğini fark edince kolunu tuttum.

Durdu bana baktı.

-"Bunların hepsi çözülmeyecek bir sorun değil. Neden kendine dert ediyorsun anlayamadım. Bizim için artık değerli olan bir zaman var Demirhan. Kaybettiğimiz yıllardan sonra böyle şeyler için...zaman harcamamalıyız."derken dizlerimin üzerinde yükselmiş ona dönmüştüm.

Sigara paketini komodine bırakarak elini belime sardı.

Artık yer edindiğim kucağına yan olarak oturduğumda hemen göğsüne yaslanmıştım.

-"Haklısın. Tek önemli olan şey...yanımdasın." diyip saçlarımı öptü.

Kıpırdanıp beline sarıldığımda o da aynı anda irkilmişti.

-"Kucağımdayken şöyle şeyler yapma. Özellikle bu haldeyken hiç yapma." dedi boğuk sesiyle.

Kıkırdayarak başımı kaldırdım.

-"Ya yapmak istiyorsam?" diye mırıldandım.

Sanırım bakışlarımız aynı oranda kararmıştı.

-"O zaman benden günah gitti diyorum." Dudaklarımdaki gülümseme silinmeden dudaklarıyla buluştum.

Hiç durmadan bedenimi döndürdüm ve kucağında düz şekilde oturdum. Elleri bacaklarımı sıkarcasına okşarken ben onun gözlerimi alamadığım omuzlarına tutunmuştum.

İstemsizce tırnaklarımı sürterken altımda inlemeye benzer bir ses çıkarttı.

Bu resmen ateşimi yükseltmişti.

Durmadan kendimi ona yasladım. Hareketlendi ve iki eliyle kalçamı sıkarak beni kasıklarına bastırdı.

Tanrım.

İnleyerek alt dudağını ısırdım. Dolgun dudağı dişlerim arasında ezilmişti. Fakat uzun sürmedi. Diliyle dilimi yakaladığı gibi gözlerimin geriye kaydığını hissettim.

Kendimi ona bırakmak hiç tahmin edilmeyecek kadar yükselten bir zevkti.

Elimin altına aldığım göğsüne tırnaklarımı geçirip kalçamı oynattım. Sonra ne olduysa bedenimi altında buldum.

Kıvrak bir şekilde hem belimi hem kalçamı kavrarken dudakları dudaklarımdan koptu. Hızlıca boynuma indi. Islak ıslak izlerle öperek belirlediği yolda kalp atışlarım vardı.

Gözümü dahi kırpmadan nefes nefese ona odaklanmıştım.

Tenime dilini değdirip dudaklarıyla emiyordu. Ciddi anlamda insanın beyni zevkten uyuşabiliyormuş.

Öpücükleri göğüslerimin arasında son buldu. Nemli dudakları göğsümün dolgunluğuna değdi. O esnada başımı yastıkların arasına bırakmış kapalı gözlerimle zevk diyarlarındaydım.

Kasıkları kasıklarımda dudakları tenimdeyken nasıl dünyaya dönecektim?

Parmağının ucu kolumdan yukarı ürpertici biçimde ilerledi. Küçük öpücükleri eşliğinde geceliğimin dantel askısını aşağı çekmeye başladı.

Bu saniyede dondum. Dişlerimi dudağıma geçirip gözlerimi açtım.

Nefes alışımın değiştiğini fark edince Demirhan da durmuştu. Yukarı kaydı ve yüz yüze gelmemizi sağladı.

-"İstemediğini söyleyebilirsin güzelim sana asla zorla dokunmam."

İçimde tuttuğum nefesimi usulca üfleyip başımı iki yana salladım.

-"Hayır...istiyorum." dedim fısıldayarak.

Aralık duran dudağımı öpüp çekildi. Tekrar tekrar öpünce kendimi tutamayarak gülümsedim.

-"Bende istiyorum ama sonra olan bana oluyor." demesiyle gülümsemem büyüdü.

-"Ne oluyor mesela?"diye utanmadan sordum.

Bu utanmaz hallerim beni de onu da kesinlikle eğlendiriyordu.

Eğilip burnunu saç diplerime sürttü ardından nefesini kulağıma üfledi. Haliyle sesim soluğum kesilirken tüylerim diken diken olmuştu.

-"Göstereyim istersen.." dedi ve cümlesinin sonunda bileğimi kavradığı elimi kasıklarına dokundurdu.

O an göğüs kafesimde bir patlama yaşandı. Hayatımda ilk kez bir erkeğe bu kadar yakındım. Boynumdan yukarısını yoğun bir ateş sardı.

Fakat bu korku yada endişe değildi. Daha farklıydı.

Dilim damağım kurumuştu. Hırıltılı soluklarını işitince ona odaklandım. Avuç içim boxerın üstünden sıcak kasıklarına dayalı dururken Demirhan ağırlığını üzerime bırakıvermişti.

-"Belki inanmayacaksın ama...yüreğime sevdan düştüğünden beri hiçbir kadına dokunmadım. Kendime dokundurtmadım. Artık sana olan ümidim tükendi dediğimde bile bir an olsun aksini düşünmedim."

Hiç dile getirmemiştim. Fakat içten içe bazı anlarda düşündüğüm bir ayrıntıydı. Demirhan aradan yıllar geçse dahi beni hiç şaşırtmıyordu. Nasıl biliyorsam öyle kalmıştı.

Serbest bıraktığı bileğimi elinden kurtarıp ellerimle yüzünü tuttum. Alnını alnıma yasladı.

Dudaklarımızı birleştirdi. Bu bir hasret öpücüğüydü. Yılların büyüttüğü hasreti özlemi sonlandıran öpücük.

-"İlk gün ki gibi...çok seviyorum." dedim yıllar sonra.

•••

Uzun bir aradan sonra merhaba🙏

Beklentinizi ne kadar karşıladı ya da karşılayamadı bilmiyorum ama çok zor tamamlayabildiğim bir bölüm oldu.

Hayatımda yoğun ve vakitsiz kaldığım günler olduğu için sizi çok beklettim. Sırf yazmış olmak için yazmak bana göre değil ve kafam boş olduğu anlarda yazmak istedim.

Bu günlerde yoğunluk yaşıyorum. Artık iki günde bir gelir mi emin değilim. Yine de biliyorsunuz ki yazabildiğim tamamlayabildiğim gibi yayınlayacağım.

Bu yüzden sizden üzülerek özür diliyorum. Hikâyeyi asla yarım bırakmak istemiyorum. Her bulduğum boşlukta yazmaya çalışacağım.

Sizi seviyorum görüşmek üzere ❤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.