•••
El birliğiyle kısa sürede temizlediğimiz ev nişan için hazır hale gelmişti. Akşam saat altı civarlarında banyodan çıktığımda yatağıma oturup telefonumu aldım.
Sonra vazgeçtim.
Kaç saat oldu! Bir kere arasaymış beyefendi. Bende aramıyorum.
Telefonumu yatağa atıp ayağa kalktım. Saçlarımın nemini havluyla aldım ve hoş kokulu kremler sürüp yavaş yavaş taradım.
Ardından altıma bir külot geçirerek odamın kapısını kilitledim.
En sevdiğim aktivite çıplak yatmaktır.
Yatağımın ortasına kıvrıldığımda her yanımdan yükselen güzel kokularla mayışarak gülümsedim.
Bir kaç dakika sonra telefonuma bildirim geldi.
Kalbim hızlı hızlı çarpmaya başlamıştı.
'Cama çıksana diye mesaj atmıştı.
Nefesimi tutarak sırt üstü döndüm. İki üç dakika geçmesini bekleyip öyle cevap yazdım.
'Üstüm uygun değil yazdım.
Bacaklarımı sallandırırken vücudumdan tuhaf akımlar geçiyordu.
Geri mesaj geldiğinde hemen açamadım. Dudaklarımı ısırıp oldukça derin doluk aldım ve öyle açtım.
'Uygunsuzluğunu merak ettim
Yastığımı yüzüme bastırıp yatakta tepindim. Ellerim resmen heyecandan karıncalanıyordu.
Bir iki dakika hızlı soluklarım ve kızarmış yanaklarımla bekledim. Ardından aklımdan geçen edepsiz düşüncelere yöneldim.
Biraz soluğunu hızlandırsam ne olur ki?
İç çekip göğüslerimi örtüyle kapattım. Galiba hayatımın en heyecanlı dakikalarındayım.
Yatağın ortasında kalbim ağzımda telefonumun ön kamerasını açtım. Bir yanım deli gibi utanç duyarken diğer yanım kıpır kıpırdı.
Hızlıca çektiğim fotoğrafa tıkladım. İkinci bir denemeye kadar kalbim sıkışacağı için direkt olarak Demirhan'la olan konuşma panomuza tıkladım.
Çevrimiçi duruyordu.
Fotoğrafı bir delilikle saniyesinde gönderdim.
Işık hızıyla çıkıp telefonumu yastığın altına soktum.
Ne yaptım ben?!
Bildirimler üst üste titreşim yaşatırken benim elim telefona gidemedi.
Dizlerimin üstünde oturup zar zor telefonu aldım.
Üst panelden mesajları okudum.
'Aklımı oynatmamı mı istiyorsun
'Sen böyle mi yatıyorsun
Sordukları karşısında sessizce kıkırdayıp yatağa geri uzandım.
'Evet neden sordun
Ciddi ciddi sorarken bir yandan sırıtıyordum.
'Sen beni yoldan çıkarırsın
'Kışkırtmanın sonu kötü olacak
Nasıl bir kötülük mesela?
Hem bunu ona yapmak çok zevkli.
'Neyse ben seninle küsüm
'Yatıp uyuyacağım diye trip atarak ekranı kilitledim.
Bir anda telefonum titremeye başladı. Arıyor!
Gözlerimi büyütüp ne yapsam diye düşündüm. Kaçış olmayacağı için mecburen açtım kulağıma yasladım.
-"Beni bu hale getirip gönül rahatlığıyla uyuyabilecek misin?" diye sordu açar açmaz.
Evet tepeden tırnağa kırmızıya boyandım.
-"Ne yaptım ki?"dedim masumca.
Soluğunu buradan duyabildim.
-"Bir bilsen.."diye kısık sesle mırıldanmıştı. Duymadığımı mı sanıyordu?
-"Sen söyle bakalım neden küstün bana?"diyerek konuyu değiştirdi.
-"Neye küstüğümü de ben mi söyleyeyim?"
-"Yanına gelip gönlünü alsam.."
Ah hadi ama
Elimle yüzümü yelleyip gözlerimi kapattım. Ses tonu öyle gıdıklayıcı bir his bırakmıştı ki yutkunma ihtiyacı hissettim.
-"Yok istemem."dedim kısık sesimle.
-"Biraz işim vardı seni arayamadım."Nasıl da anlamışız.
-"Ama yarına seni yanımdan ayırmayacağım."
Gülümsediğimi ona belli etmeden dudaklarımı araladım.
-"Olmaz sen erkek tarafısın."
Gülüş sesi kulağıma şarkı gibi geldi.
-"Sende benim tarafımsın."demesiyle ağzımdan kıkırtı çıktı.
Bir kaç dakika birbirimizin sessizliğini dinlemiştik.
-"Yarın için kendine mümkünse küçük bir çanta hazırla." Kapatmayı düşünürken bunu söyleyince şaşırdım.
-"Niye? Ne çantası?"
-"Hafta sonu için."
Sırıtarak yatakta doğruldum.
-"Ciddisin? Nereye gideceğiz?"dedim.
-"Gidince görürsün güzelim. Şimdi yat uyu. Bende gördüğümü ve hayalimde canlananları unutabilirsem uyurum."
Dudağımı ısırıp kıkır kıkır güldüm.
-"İyi uykular." dedim.
-"Sana da güzelim."
'
Öğleye doğru uyandığımda kızlardan da benzer cümleler gelmişti. Demirhan ne ara neyi ayarlamıştı bilmiyorum ama hepimiz iki günlük küçük çantalar hazırlamış sonra nişan telaşına girmiştik.
Aslı Kumru'nun saç ve makyajını kuaförde yaparken bizde Nesli ile benim odamda hazırlanıyorduk. Onlardan önce hazırlanıp yanlarına geçecektik.
-"Demirhan abi arıyor."
Nesli titreyen telefonumu bana uzattı.
Makyajım bittiği için masadan kalkıp öyle açtım.
-"Efendim Demirhan?"diye açtığımda bir yandan elbisemi kılıfından çıkartıyordum.
-"Ne yapıyorsun ufaklık?"
Ufaklık kelimesine tebessüm ettim.
-"Süsleniyorum." dedim gülerek.
-"Alan almış beğenen beğenmiş daha kime süsleniyorsun kızım?"
Gülümsemem büyürken Nesli de benim halime sırıtıyordu.
-"Kendime süsleniyorum. Sen ne yapıyorsun?" diye konuyu değiştirdim.
-"Bende giyindim. Batı'nın yanına geçeceğim."
-"Nereye gideceğimizi hala söylemedin."dedim.
-"Ne önemi var güzelim? Sen sizinkilere söyledin mi?" diyince onayladım.
Söylemeyeceğini anlayınca vedalaşıp kapattık.
Anneme yalnızca hep birlikte hafta sonu için bir yere gideceğimizi söylemiştim.
Evden çıkmaya yakın elbisemi giyindim.
-"Çok güzel oldun."
Nesli'ye dönüp onun kırmızı elbisesine baktım. Benden daha güzel olduğunu görmüyordu sanırım.
-"Sende çok güzel oldun ama şu suratın biraz gülse daha güzel olacak." diyip yanına oturdum.
-"Gülüyor. Nesi var?" dedi.
-"İç yüzünden bahsediyorum. Anlamıyor muyum sanıyorsun?"
-"Bana iki yüzlü mü demek istiyorsun?"
-"Ay Nesli salağa yatma! Soner abinin sana olan bakışları bile değişti. Bunu görmüyor musun? Ama sen dur ben çözeceğim bu işi." dedim ciddi ciddi.
Tuhaf tuhaf anlamlı bakışlarıyla çıkarttığı kıyafetlerini katlamaya döndü.
İtiraz etmemesi beni içten güldürürken onun üstüne gitmedim.
Biz evden çıkarken annem hazırlanmaya gidiyordu. Nişan saat 5 gibi başlayacaktı. Yani yaklaşık 1 saatimiz vardı.
Kuaföre gitmiş hazır olan Kumru ve Aslı ile birlikte evlerine dönmüştük. Kendi aramızda bir nişan olacaktı.
Batı abinin ailesi tıpkı bizimkiler gibi iç içeydi fakat onlar bu akşam misafir rolündeydiler. O yüzden tatlı bir telaş vardı.
Kapı çalındığı an Kumru hemen kapıya ilerledi. Yanına Sevgi teyze ve Tuncer amca da geçerken sıranın sonlarında biz vardık.
Annemlerle birlikte ailelerimiz salondaydılar. Kumru'nun akrabalarının çoğu farklı şehirlerde oldukları için sadece amcaları gelmişti.
-"Hoşgeldiniz."
Sanki beni istemeye gelmişlerdi. Nasıl heyecanlıyım!
Kalbim küt küt atarken hiç Batı abiye falan bakmadım. En son giren Demirhan'la gözlerimiz birleşti. Benim nefesim kesildi.
Kar beyazı bir gömlek giymişti. Bir kaç düğmesi açılmış esmer tenini ortaya seriyordu. Üzerine giydiği siyah yelekle birlikte ruhum yere süzüldü.
Hadi ama biraz insaf! Böyle yakışıklı olunur mu be adam!!
Soluğumu veremedim çünkü arkasından annesi babası geliyordu. Yüzümü sabit tutmaya çalıştım.
Elime ne zaman verildiğini bilmediğim çikolatayı tutarken dizlerim titriyordu.
-"Ne güzel olmuşsunuz maşallah." dedi Nigar teyze hepimize.
Demirhan'la bakışmaktan annesine bakamadım. Öyle bir bakıyordu ki gözlerinden ateş çıkıyordu.
Bu seksi bir ateş..
Dalga halinde dökülen saçlarım boynumu bunaltınca bir elimle geriye ittirdim.
Onların geçmesiyle sona kalmış Soner abiyle Demirhan abi koridorda kaldı.
-"Hoşgeldin." diye mırıldandım salon kapısını kontrol ederken. Buradan içerisi görünüyordu o yüzden sakin durmaya çabalıyordum.
-"Hoş buldum." dedi tok sesiyle.
Önümde düz dururken derin nefesini vererek döndü ve salona girdi.
O boy o pos o endam!
Allah derim ne derim? Özenerek yaratmış.
-"Eridin eridin."
Omzumu dürten Aslı'ya yan yan bakıp mutfağa gittim. Kızlarla Kumru'nun heyecanına ortak oluyorduk.
-"Ben şimdi ne yapacağım?"diye sordu.
Dudağımı büküp omuz silktim. Ben ne anlarım canım?
-"Kahve için haber vereceğim ben sana. Biz bakalım." dedi Nesli.
Nesli'nin arkasından ufak adımlarla yürüdüm. Kapının girişini boş bırakıp sağ tarafa doğru sandalyeler dizilmişti. Demirhan başta olmak üzere Soner abi Sedat ve Batı abinin erkek kuzeni oturuyordu.
Hiç dikkat çekmeyeceğimi umarak Demirhan'ın sandalyesinin arkasında durdum. Annemle göz göze gelmiştik. Birbirimize tebessüm ettik.
Ah annem içinden geçenleri tahmin ediyorum. Bak damadın burada demek isterdim.
Demirhan oturmasına ben arkasında ayakta durmama rağmen başı göğüslerimi geçiyordu. Nigar teyze nasıl büyüttüyse maşallahı var gerçekten.
Saçlarından buram buram mentol kokusu gelirken araya karışan traş losyonu başka dertti. Ben şimdi nasıl direneyim?
İki elimle sandalyenin ahşap kısmını tuttum. Parmaklarıma gergin sırtı değince başını çevirip hafifçe baktı.
Şimdi şöyle suratının ortasını öpesim geldi normal mi?
Büyükler şakayla karışık sohbetler sürdürüyorlardı. Kimsenin bu bakışmamızı gördüğü yoktu.
Ama benim kalbim görüyor dayanamıyordu.
Rahatlamak için soluk alacakken Batı abiyle bakıştım. Dudaklarını oynatıp peçete istedi. Resmen baştan aşağı ter duruyordu.
Öyle heyecan olur mu ya?
-"Ben getireyim." Nesli de gördüğü için benden önce davrandı.
-"Bayılacak az sonra." Soner abi başını çevirip bana gülerek söylediğinde onu duyabilmek için eğilmiştim. Haliyle ikisinin arasındaydım. Demirhan'ın bu acımasız yakışıklılığına böyle yakın olmak cabasıydı.
-"Dalga geçme ne yapsın?" dedim gülümseyip.
Nesli peçete getirmiş eline vermişti. Yanıma Soner abinin arkasına geçip kollarını göğsünde bağladı.
-"Yapma öyle kısmetin kapanır kız." diye fısıldadım.
Kıkırdadı.
-"Çok mu açıktı da kapanacak?"
Dikkat çekmemek adına kısık sesle güldüm. Nesli'nin annesi bize kaş göz işaretiyle kahveyi anlattı.
Mutfakta birlikte herkese kahve pişirip tepsiye yerleştirdik. Kumru önden Nesli arkasından giderken Aslı da su tepsisi tutuyordu.
Bana görev düşmeyince rahattım çünkü elbisem eğilebileceğim kadar uzun değildi.
Demirhan'ın kıpırdandığını fark ettiğimde etrafa bakıp hafifçe eğildim.
-"Ne oldu?" diye sordum.
-"Su alacağım."
Elimi omzuna dokundurup dikleştim.
-"Getiririm."derken herkes pür dikkat Batı abiyi izliyordu. Şekerden baş döndürecek kahvesini yudumladığı an yüz ifadesini son anda yakaladım. Batı abi şekerli hiçbir şey içmezdi ve kahvesinde neredeyse beş kaşık şeker vardı.
Gülerek mutfağa girdim.
Su bardağıyla çıkacakken adım sesleri geldi. Nesli ve Aslı tepsilerle dönmüştü fakat yanlarında Demirhan'da vardı.
Yakasını çekiştirip saçlarını eliyle düzeltti. Önümde o manidar bakışlarıyla durdu.
-"Kapıyı kapatsana." dedi Aslı'ya.
Mutfak kapısını kapatıp masaya Nesli'nin yanına oturdu. Sırıtıyorlardı ama bu tarafa bakmıyorlardı.
Bardağı uzattım. Büyük bir yudum içip tezgaha bıraktıktan sonra ellerini belimin iki yanına sabitledi. Tezgahla arasında bu pozisyonda yakalansak çok şeyler olurdu.
-"Birisi gelecek." dedim telaş ederek.
Gözleriyle beni ayakta yiyip bitirdi.
İç çekip eğildi ve yanağımla kulağım arasına dudaklarını bastırdı. Ateşim bir saniyede tepeye vurmuştu.
-"Çok özledim." Yalnızca benim duyacağım yükseklikte kulağıma fısıldamıştı.
Ufak ellerim geniş göğsünde daha da ufalırken onu itmeye çalıştım.
-"Bende...ama gitmelisin."dedim fısıltıyla.
Bu itirafımla daha bir sıcak bastırdı.
Hafifçe güldü. Son kez alnımı öpüp çekildi. Titreyerek tezgaha tutundum. Beni yerle bir ediyor.
Mutfaktan çıktığı gibi elimi göğsüme attım.
-"Bu nasıl sevilmek be kardeşim."
-"Dağlara taşlara kem gözlere karşı Allah'ım korusun."
Kızların tepkileri bütün gerginliği aldığında uzun uzun gülüşmüştük.
Sonra hep birlikte içeriye döndüğümüzde gelmekte geciken Şeyma ve annesi teşrif etti. Hiç gelmeseydiler yoklukları belli olmazdı.
Gözleri Demirhan'ın üstünden çekilmeden Nigar teyzenin yanına oturdu.
Sonunda isteme merasimi bitmiş yüzükler takılacaktı.
Bilin bakalım tepsiyi kim tutuyor? Elbette ben.
Kızlarla önce tartışmıştık. Ama sonra orta yolu bulmuştuk.
Açıkçası çocuklar gibi saymaca yaparak seçtiğimizi itiraf etmeliyim.
Titreyen parmaklarımla tepsiyi tutuyorken yanlarında yerimi aldım. Ailelerimizin en büyüğü olarak Batı abinin dedesi yüzüklerini takacaktı.
Söze girdiğinde oturduğu yerden gözleriyle beni kontrol eden Demirhan'a baktım. İstemeden tebessüm etmiştim. Benzer tebessüm dudaklarına yer ettiğinde göz kırpınca tepsiyi fırlatıp kucağına atlayacaktım.
Ne oluyor bana yahu?
Taş gibi derler ya hani o işte Demirhan'dı.
Belki de ben deli gibi sevdiğimden gözüme öyle görünüyordu. Bastırdıkça daha da güçlendiğini bugünlerde öğrendim. Yıllardır tek bir kere görmeden insan sevmeye devam eder miydi?
Alkış sesleriyle irkildim. Resmen adama dalmış gitmişim yüzükler takılmış kesilmiş.
Hemen gülümsedim toparlandım. Gün hızlı ilerliyordu. Yemek servisi için Şeyma da bize yardım etmeye mutfağa gelmişti. Bir kaç kız daha vardı onlarda içeriye dağıtacaklardı.
Senkronize şekilde tabakları doldururken bir yandan ağzıma baklava dilimi atıyordum.
-"Yavaş yavaş."
Bir anda yanımda beliren Demirhan beni korkuturken ona kötü kötü baktım.
-"Lokmam da gözün mü var?" diye söylendim.
Çaktırmadan bizi izleyen Şeyma'ya bilerek gözlerimi diktim.
-"Yok güzelim estağfurullah olur mu öyle şey?"dedi kısık boğuk sesiyle. Sağ tarafımda duran peçetelerden alıp alnını silerken yanımdan ayrılmıyordu.
-"Sen yedin mi?" diye sordum Aslı'nın verdiği tabağa baklava koyarken.
-"Aç değilim atıştırdım öyle."
Farkında olmadan bir dilim daha ısırıp elimi çektim.
-"Boğazımda kalacak senin yüzünden." dedim kaşlarımı çatıp. Dalga geçer gibi baktığı için yarısını ısırdığım dilimi dudaklarına uzattım.
Hiç itiraz etmeden parmaklarım arasından yedi.
Bir şeyler mi akıyor ne?
Böyle etkilenmemeliyim. Olmaz! Sonra ne olacak benim halim?
Sıcak dudaklarının parmaklarıma değdiğini yutkunarak geçiştirmeye çalıştım. Tabaklar bitmişti. Ellerimi yıkayıp döndüğümde Demirhan Soner abiyle balkona çıkıyordu.
Kumru ile Batı abi de mutfak masasında yiyorlardı. Gidip yanlarına oturdum. Yorulmuştuk.
-"Nişanlı olmak nasıl bir hismiş?" diye sordum elimle yanağımı tutup.
-"Daha dur bismillah kızım."dedi Batı abi.
-"Ne farkı var canım?" diyen Nesli de Aslı ile birlikte masaya çöktü.
Şeyma az önce salona dönmüştü. Mutfakta bizden başkası yoktu. Oturduğum yerden balkonda sigara içen Demirhan'a bakıp geri yaslandım.
Sonra bir saat içinde ev boşalmıştı. Bu kadardı işte. Biz yorulduğumuz için mutfaktaki bulaşıkları Sevgi teyze ve annemler hallediyordu.
-"Üzerimi değiştireyim. Öyle gidelim. Dinlenmeye çok ihtiyacım var." dedi Kumru.
Az önce toplu saçlarını tokalardan kurtarmış daha salaş toplamıştı.
Demirhan'ın bu planı kime hediye olmuştu pek belli değil. Ama ikisine yarayacağı kesindi.
-"Bir daha ne gerek vardı masrafa yavrum?"dedi Sevgi teyze.
-"Ne masrafı ya düşünme sen öyle Sevgi teyze." dedi Demirhan evden çıkarken.
Telefonumu alıp yanından dışarı süzüldüm. Annemler hala içeride oturuyorlardı. Biz çıkıyorduk.
-"Oğlum."
Sevgi teyze içeri çekilirken Nigar teyze kapının önünde belirdi. Demirhan dönüp ona baktı ardından iki adım yaklaştı.
-"Gençler olarak gidiyorsunuz. Şeyma kızıma da söyleseydiniz tek kaldı böyle gelirdi sizinle."
Elimi alnıma atıp nefesimi üfleyerek geri indirdim. Sinirlenmeyeceğim.
-"Anne sana bunu uzatma dedim. Kapat şu mevzuyu."
Ondan uzakta olmama rağmen sertçe kurduğu cümleyi duydum.
-"Ne kızıyorsun oğlum? Ay hep bana sinirin!"diye kızdı arkasından.
Yanıma ulaştığında yolda ilerlemeye başladım. Sesimi çıkartmadım.
-"Atölyeye uğrayacağım. Arabanın anahtarını al otur sen." diyip uzattı.
Eve gitmiş az önce giren babamla kısaca konuşmuştum. Hazırladığım küçük bavulla evden geri çıktım.
Üzerimi değiştirmeye üşenmiştim. Umarım yol uzun değildir.
Arabanın arka koltuğuna bavulu koyup kapattım. Kızlar da evlerinden çıkmışlardı. Demirhan ise beş dakikaya yanımdaydı.
Bizimle kimse gelmedi. Soner abinin arabasına Sedat'la Aslı binerken Batı abiyle Nesli gidiyordu.
-"Yol uzun mu?" diye sordum topuklularımı çözerken.
-"2 saate yakın. Sapanca'ya gidiyoruz."
Gözlerimi büyütüp gülümsedim.
-"Çok severim." dedim.
Sakinlik için en güzel yerlerden birisi.
Yoldan gözlerini ayırdı bana döndü ve kaşını kaldırdı.
-"Beni mi?" demesiyle kıkırdayıp koluna sarıldım ve uzanarak yanağını minicik öptüm.
-"Seni de...evet."dedim mırıldanarak.
İç çekip dudaklarıma dudaklarını değdirdi yola döndü.
-"Kendini baş başa kaldığımız anlara sakla dikkatim dağılıyor."
Gülmemek için dudağımı ısırıp omzuna yaslandım. Saçlarımı öptükten sonra sessiz bir yolculuk sürdük.
Yolculuğun sonunda üç katlı ahşap bir eve gelmiştik. Kocaman bahçesi vardı. Işıklandırmalar öyle güzeldi ki beğenmeyecek kimse yoktur.
-"Ya çok güzel. Demirhan abi...nasıl teşekkür etsek bilemiyorum."dedi Kumru gülümseyerek. Kollarını açtı ve Demirhan'a sarıldı.
Küçük tebessümüyle sırtına dokundu.
-"Mutlu olun gerisi önemli değil." dedi ardından Batı abi ona teşekkür etmişti.
Bu büyük köşk gibi binanın sahibi tatlı çift bizi karşılamıştı. Söylediğine göre evin hemen arkasındaki tek katlı binada yaşıyorlardı ve onlar ilgileniyordu.
Nişanlanan çiftten haberleri oldukları için bahçede bize bir masa hazırlamışlardı.
Önce çantalarımızı alıp çıkarttılar. Biz daha eve girmeden bahçeye geçtik.
Uzun masada birbirinden lezzetli mezeler ve peynir tabakları vardı. Masanın iki ucunda yerini almış şarap şişelerini Sedat açmaya yeltendi.
Burası serindi. Havanın serinliği bile insanın içini tazeliyordu.
Masada bir saate yakın oturmuş sohbet etmiştik. Ben sadece bir kadeh içmiştim. Kızlarla biz yorgunduk ama beylerin enerjisi yerindeydi.
Bir sorun vardı ki geldiğimizden beri düşünüyordum.
Biz...ikimiz...Demirhan'la aynı odada mı kalacağız?
•••
Merhaba günaydın❤
Bu sıralar yoğunluktan yazamadığım bir dönem 🙏
Umarım beğenmişsinizdir