•••
Evde bitki çayı içip yatağımda kıvranırken telefonum çalmaya başladı. Kızlar görüntülü arıyorlardı.
Yattığım yerde açıp yüzüme düşmüş saçlarımı düzelttim.
-"Evet dinliyoruz." dedikleri gibi yanaklarım kızardı.
-"Ya ben her şeyi size mi anlatacağım?"diye çıkıştım.
Kısılan gözler kötü bakışlarla karşılık aldım.
-"Anlatamayacağın bir şey olmuş. O yüzden yanımıza uğramadın koşa koşa eve gittin."dedi Aslı.
-"Ne oldu çabuk söyle!"diyen Nesli'ydi.
Omuz silktim.
-"Yakın temaslar." diye fısıldadım.
Kumru elini ağzına kapattı.
-"Öpüştünüz mü?"dedi benim gibi fısıltıyla.
Nesli oturduğu yerde geri düşmüş Aslı büyüttüğü gözleriyle dona kalmıştı.
-"Birazcık."diye onaylamamla tuhaf sesler çıkarttılar.
-"Demirhan abi yılların patlamasıyla iyi sabretti."
-"Siz bir de seviştiklerini düşünün Peri sabah acile gider."
Edepsiz sözleriyle beni şoka uğratırlarken yüzüm pancara dönmüştü.
-"Çok ayıp Kumru. Göreceğiz seni de şurada az kaldı." dedim gözlerimi kısarak.
-"Ne bana laf atıyorsun seni konuşuyoruz Allah Allah." Benden kat kat fazla utandığı için hemen konuyu kapatmıştı.
İlk öpücüğünü saatler önce vermiş birisi olarak hala karnımda sancılanmalar vardı. Kızlarla konuşuyordum ama aklım Demirhan'daydı.
Bir kaç gün sonra olacak olan nişan için ayrıntıları konuşmuş kapatmıştık. Telefonum karnımda herhangi bir mesaj yada arama bekliyordum.
Sonra neden bekliyorum dedim.
Kilidi açıp WhatsApp'a tıkladım. Demirhan'a girdiğimde son görülmesi yoktu. Bu işten hiç hoşlanmam.
'Ne yapıyorsun eve gittin mi?
Utanıp sıkılıp konuşmaktan kaçacağımı mı düşündünüz? Bu adam benim kanımı ısıtıyor!
Bir kaç saniye içinde geri bildirim gelince üstüne tıkladım.
'Hayır atölyedeyim hala
'Sen nasıl oldun geçti mi ağrın?
Dudağımı ısırıp dizlerimi kırdım ve sallamaya başladım.
'Daha iyiyim
'Geç oldu sen böyle hep orada mı duruyorsun? diye sordum.
Ne böyle canım kalksın gitsin evine.
Çevrimiçi durduğundan bende çıkmamıştım.
'Evde sen olsan durmam mesela
Ya ama böyle de söylenmez ki!
Sırıtan yüzümle yatakta tepinip hızlı çarpan kalbimi tuttum.
'Ciddiyim ben dalga geçme
'Hadi eve git
Onu sürekli yorgun görmek içimi acıtıyor.
'Bende ciddiyim
'Giderim birazdan
Gözlerimi devirdim ve doğrulup oturdum.
'Camın önüne geçiyorum eve girdiğini görüp yatacağım ona göre
Bu mesajı yazarken biraz heyecanlanmış utanmıştım. Aradan beş altı dakika geçmişti hala yazmamıştı.
Nereye kayboldu bu?
Perdenin arasından çaktırmadan sokağa bakıyorken mesaj sesinin gelmesiyle yatağıma döndüm. Telefonu alıp baktım.
'Geçiyorum yazmıştı.
Gülümseyerek ekranı kilitledim karanlık odamda tekrar cama geçtim. Bedenimin görünecek kadarını kenara çekerek kollarımı göğsümde bağladım.
Aradan geçen dakikaların sonrasında ıssız sokakta bedenini gördüm. Elleri cebinde yürürken başını kaldırdı cama baktı.
Gülümsememek elde miydi?
Evin duvarına sırtını yaslayıp bir sigara yaktı ve eline telefonunu aldı. Aynı anda telefonum çalmaya başladı.
Açıp cama döndüm.
-"Yanına gelesim var."dedi direkt.
Aldığım derin nefesle heyecan verici vücuduna doyasıya baktım.
-"Sonra mahalle birbirine girsin."diyip ardından kıkırdadım.
Yakıcı bakışları bendeydi. Sigaranın dumanını üfledi ve gözlerime gözleriyle dokundu.
-"Yokluğun kadar kötü olmadığı için. Sanırım dayanabilirim." dedi kısık tonda.
Dudağımı ısıracakken gözümün önünde beliren an soluğumu kesti. Ne diyeceğimi bilemedim. Demirhan'la konuşurken çoğu zaman cümleleri beni tıkıyordu.
Aldığım uzun soluk peşinden camdan uzaklaştım.
-"İyi geceler." dedim yalnızca.
-"İyi uykular Peri kızım."
'
Sabah aldığım duşla birlikte kendimi daha dinç ve temiz hissediyordum. Saçlarımı düzleştirerek açık bırakmıştım. Sade ama hoş bir makyaj sonrası dolabımın başına geçtim.
Renk renk elbiselerim arasından siyah olanı seçtim.
Bordoya yakın koyulukta transparan bir iç çamaşır takımının üzerine elbiseyi giyinmiştim.
Belime kemer takarak siyah ince topuklu stiletto giyindim.
Takılarımı seçerken Demirhan atölyenin orada beklediğine dair mesaj atmıştı. Endişelendiğim konu şu ki beni sürekli bırakıyor olması dikkat çekebilirdi. Özellikle annesi tarafından.
Siyah timsah derili çantama eşyalarımı atarak evden çıktım. Zamanlamamız yakın olduğu için genelde Nesli ile karşılaşırdık ama bugün Kumru'da onunlaydı.
-"Günaydın kızlarım."diyip yanaklarını öptüm.
-"Günaydın bebeğim." dedi Nesli.
-"Nereye böyle?"diye Kumru'ya sormuştum.
-"Öğrenci işlerine uğramam gerekiyor." Konuşurken bile esnediğine göre sabah uyanmak yaramamış olmalı.
-"Oo mahallenin güzel kızları toplanmış." Atölyenin önünde Demirhan'ın yanına çıkan Sedat bizi fark etmişti.
-"Günaydın yakışıklı." dedi Nesli ve koluna girdi.
Dudaklarımda olan tebessümle birlikte Demirhan'a baktım. Kalçasını arabaya yaslamış yakıcı bakışlarıyla beni izliyordu.
Bugün sanki anlaşmış gibi ikimizde siyahtık. Fakat aynı siyah onda aşırı derecede seksi görünüyordu.
-"Günaydın." dedim ve gülümsedim.
Gelen geçen dükkânını açan mahalleli selam verdiği için fazla yakın durmamaya özen gösterdim.
-"Günaydın." Sabahları huysuz oluyor diyebilirdim. Fakat günün her saati huysuz olan birine ne denirdi?
-"Bırakayım sizi de geçin." dedi Demirhan kızlara başıyla arabayı işaret ederek.
Evden çıkarken elime aldığım kablosuz kulaklığın tekini kulağıma takıp saçımı geriye savurdum.
Sedat'a görüşürüz dedikten sonra ön koltuğa oturmuştum. Oturmamla zaten kısa olan elbisem iyice yukarı kaydı. Bu beni rahatsız etmiyordu. Fakat yanımda burnundan soluyan Demirhan için aynı şeyi söyleyemem.
-"O kadar açım ki." dediğim an telefonum çalmaya başlamıştı.
Arayan bir marka sahibiydi. Uzun zamandır müşterimizdi.
Aramayı yanıtlayıp kulaklığı kulağımda daha net sabitledim.
-"Günaydın Faruk bey." dedim neşemi bozmadan.
-"Günaydın Peri. Şirkette misin?"
-"Hayır şimdi geçiyorum. Bir kaç işim var sonra çekim alanına geçeceğim. Bir sorun mu var yoksa?"diye sordum.
Yan gözle Demirhan'a baktım. İfadesiz bir şekilde arabayı sürerken direksiyonu sıkmasından gergin olduğunu anlıyordum.
-"Hayır. Sosyal medya için kullanacağımız görsellerden bir kaçında içime sinmeyenler var." dediğinde hızlıca düşündüm.
Bir kaç dakika daha süren konuşmamızdan sonra görüşmeyi sonlandırıp Faruk beyin attığı görselleri inceledim. Titiz bir adamdı ve her yıl bunları yaşıyorduk.
Oturduğum koltukta biraz daha sola kayıp dirseğimi Demirhan'ın kolunun yanına koyunca bana kısa bir an bakıp yola döndü.
-"Görüşürüz. Sağ ol Demirhan abi." Arabanın durmasıyla ilk önce inen Kumru ile vedalaştık.
-"Geç kalmadıysan Nesli'yi bırakacağım öyle döneriz." dediğinde başımla onayladım.
-"Olur." dedim.
Beklentiyle duruyordum ve kalbim çok hızlıydı. Minicik bir temas bile kalbimi sıkıştırıyor karnıma ağrılar saplıyordu.
Sanki bunu hissetmiş gibi sağ elini kaldırıp elimi kavradı.
Titrek bir solukla bakışlarımı kucağıma indirdim. Elinden elime yayılan değişik bir his vardı. Belki de ben saçmalıyorumdur ama öyleydi işte.
-"Ben şöyle insem kahve alıp geçeceğim." dedi Nesli.
Yaklaşık yirmi dakikadır yoldaydık ve köşe başında onu indirmişti. Geri dönerken elimi hala bırakmadığı için diğer elimi de koluna sarıp omzuna yaslandım.
-"Sen ne zaman böyle gergin ve sinirli bir adama dönüştün?" diye sorarken kıvırdığı gömlekten açıkta kalan koluna dokundum. Parmaklarımı gezdirirken tuttuğu elimi sıkmıştı.
-"Seni kendi ellerimle böyle bir dünyaya bıraktıktan sonra."
Gezinen elim sabit kalırken başımı yasladığım yerden kaldırdım.
-"Olmamı istediğiniz yerdeyim." dedim abimi de kastederek.
Ama ben buraya gelmek için çok şey feda etmiştim.
Ağır ağır başını salladı. Trafikte durup baş parmağıyla avucumu okşadı.
-"Evet. Sen en iyi yerlerde olmayı hak ediyorsun." dedi. Sesi kısık biraz zor çıkmış gibiydi. Saçlarımın arasını öpüp sesli bir nefes aldı.
Yüzünde gizli kalan duygular vardı.
Kolundan kaymış elimi yeniden sıkılaştırıp yüzüne yaklaştım.
-"Neden böyle huzursuzsun?"
Sorumu duymamış sayarak ilgi çekici dudaklarını dudaklarımın kenarına bastırdı.
-"Hiç olmadığım kadar huzurluyum. Çünkü sen yanımdasın."
İliklerime kadar ulaşan öpücük beni kendime getirmeyi zorlarken ilerleyen trafikte dikkatini yola çevirdi.
Öpücüğün etkisinden ayrıldıktan sonra sıkışan göğsümle birlikte yeniden başımı omzuna yasladım.
-"Seni hissediyorum Demirhan. Artık bir şeyler gizlemeyelim."
Ben sürekli kafamda kurup düşünmekten yorulmuştum.
Elimi üst üste öpüp ona yasladığım başımı öptü.
-"Sorun yok güzelim."
İnanmasam bile üstelemedim. Konuşmak istediğinde konuşurdu.
Şirketin önüne geldiğimizde yanaklarıma minik öpücükler kondurarak vedalaşmıştı.
Gün benim için koşuşturmadan ibaretti. En son Erdem ve Seren'le yemek için oturduğumuz restoranda dinleniyorduk.
-"Sen o kadar zaman kimseyi yanına yaklaştırma sonra git mahallenin delikanlısıyla birlikte ol. Vay be."dedi Seren.
Gülümseyip yanağımı elime yasladım. Az önce yemeğim bitmişti onun ağırlığını yaşıyordum.
-"Eskiden kalma bir bağlılıktı diyelim."
Erdem çat pat biliyordu ama Seren'e anlatmamıştım. Zaten şirkete yeni dahil olmuştu.
-"Yaşça büyük olması sorun değil mi? Yani aranızda hiç bunun zorluğunu yaşamıyor musunuz?" Merakı kötü niyetli değildi. Bunu anlıyordum.
-"Arada aşk sevgi olunca gerisi fasa fiso."dedi Erdem.
-"Bunu hiç sorun yapmadım." diye mırıldandım. Demirhan yıllar önce sorun yapıyordu. Şimdi fikri değişmiştir.
Düşüncelere dalmışken masada duran telefonum titremeye başladı. Kalbimi hızlandıran isim ekranda yazıyordu.
Bugünden beri hiç konuşmamıştık.
-"Efendim?" diyerek açtım.
-"Geldin mi eve? Gelip alayım mı seni?"diye sordu.
Demirhan'a bir türlü anlam veremiyordum. Ters giden şeyler vardı. Beklediğim enerjiyi alamıyordum.
-"Gelmedim. Arkadaşlarımla birlikteyim yemek yedik. Gelirim yani." diyip sustum. Ses gelmeyince devam ettim.
-"Sen nerdesin?"
-"Dışarıdayım. Eve geçince haber verirsin. Dikkat et kendine."
-"Olur. Görüşürüz."dedim ve sonlanan aramayla öyle durdum.
Durgunluğu hoşuma gitmiyordu. Belki her zamanki hali diyebilirdik ama böyle olmasındı. Mutlu olsaydık ne olurdu?
Demirhan
-"Hadi iyi akşamlar."
Elimi kaldırıp bacağıma indirdim.
-"Hayırlı akşamlar abi." dedim.
Denizin dalgalarıyla hafifçe sallanan teknenin eskimiş ahşabına sırtımı dayayıp içimde tuttuğum dumanı üfledim.
İki tabağın ancak sığdığı ufak kare sehpaya bir şişe rakı bir de bardak koymuş oturuyordum.
Kafa dinleme yerlerim arasında en kıyak olan yerdeydim. Eskimiş ama hala iş gören teknenin arka kısmında demleniyordum. Hava kararmış liman sessizleşmişti. Bir kaç kayık doluydu onlarda tanıdıktı kendi hallerinde yiyip içiyorlardı.
Bazı geceler gelip sabahladığım olurdu. Ama bugünlerde daha bir çekilmez hissediyordum.
Sabah olmasını beklemek için değil kendimi dinleyebilmek için oturuyordum.
Başımı kaldırmadan çalışmakta artık pek etkilemiyordu.
Peri o kadar içimdeydi ki ve yıllardır o kadar sızlatmıştı ki olanları toparlayamıyordum. Şimdi istediğim zaman sesini duyuyordum. Dokunuyordum. En önemlisi benim gözlerime nefret olmadan bakıyordu.
Bu benim küllerimden doğuşumdu.
Canı canımdı.
Onu yakarken kendimi de yakmıştım. Sadece iyiliği içindi. Ama bu denli kötü olacağımı hiç düşünmemiştim.
O günleri geride bırakmak,yaralarının üstünü öpmek iyileştirmek istiyordum. Kaybettiğimiz bütün yılları telafi etmek istiyordum. Onu kucaklamak pamuklara sararak sevmek istiyordum.
Ama aması vardı işte.
Ben sevgimin büyüklüğünü kontrol edemiyordum. O yokken bütün sinirim öfkem kendimden çıkıyordu. Aldığım zararlar gözümde hiç yoktu.
Şimdi...ona zarar vermekten deli gibi korkuyordum.
İçime sığmayan dolup taşan bir his bu. Onu kimselere göstermek istemeyişim delilikten ibaretti. Başka adamların benim baktığım gibi ona bakması aklımı kaçırmama yetiyordu. Ona dokunuyorlar kokusunu alıyorlar diye deliriyordum.
Böyle olunca ben yutkunma bile yutkunamıyorum.
Kendimi ona kızarken buluyorum. O üzülüyor benim içim gidiyordu.
Buna nasıl hakim olacağım bilmiyorum. Gözümün dönmesine nasıl engel olabilirdim?
Ben onu kısıtlamak hayatına müdahale etmek istemiyordum. Çünkü o hayatıyla çok mutlu. Çevresiyle,girdiği,sevdiği şatafatlı boktan yerlere çok uyum sağlıyordu.
Çok güzeldi.
Lanet olsun ki ışık saçan bir güzelliği vardı. Bunu herkes görüyordu. Benim nefesimi kestiği gibi başkasının da kesiyor olabilirdi.
Gözlerimi kapattım. Düşündükçe boğulduğumu hissettim.
Ellerimi enseme atıp sakinleşmek için yüzünü gözümün önüne getirdim. Sanki gidiyormuş gibi.
Yanımdaydı. Artık yanımda.
Elleri ellerimde. Nefesi nefesimdeydi. Son bulmuştu. Bütün mesafeler çekilen acılar bitmişti.
Ben niye hala kıvranıyordum?
-"E biz gelmeden başlamışsın birader."
Ellerimi indirip başımı kaldırdım.
-"Sizi çağırmadığım için olabilir mi?" dedim Batı'ya.
-"Aradık aradık bakmayınca kesin bizi bekliyordur diye geldik." diyen Soner'e kısa bir an baktım.
-"Hiç çekecek kafam yok gerçekten." dedim ve bardağın dibinde kalanı dikledim.
-"Kafa şişirmeye gelmedik bizde. Dertleşmeye geldik abi." Sedat içeriden üç bardak daha alıp geldiğinde diğer taburelere oturdular.
Doldurulan bardağı aldım yavaşça yudumladım.
Aklım Peri'deydi.
Küçük Peri kızım.
Eve gitmiş olsaydı haber verirdi. Nerede olduğunu merak eden yanımı zorla susturdum.
Ona karışıp onu mutsuz etmemeliyim.
-"Aranız mı bozuldu yine?"Soner'e bakmadan başımı iki yana salladım.
Önceden doya doya göremedim diye sinir krizleri geçirirdim. Şimdi yanımdaydı. Gerçek anlamda benimleydi. Konuşuyorduk tartışıyorduk.
Bunlar benim için paha biçilemezdi.
-"Derdin ne oğlum? Daha düne kadar deliriyordun Peri diye. Tamamlanmayan ne var kardeşim? Neye daralıyorsun söyle konuşalım çözelim."
Söylemeyle konuşmayla olmuyordu o işler. Ben kendime konuşamıyordum.
-"Yok bir şey."diye geçiştirdim.
Dolan bardak yeniden boşaldığında başıma saplanan ağrıları uyuşturmaya yetmemişti.
Aradan geçen bir saatte muhabbetlerine ara sıra katıldım. Az önce Peri mesaj atmış evde olduğunu söylemişti.
-"Kızlar çağırıyor. Gidelim mi? Sende yürek yangınını görüp biraz toparlarsın." Omzuma vuran Soner'e ters ters baktım.
-"Biraz ayılayım gelirim." dedim hiç sarhoş olmamış olsam bile.
-"Emin misin?"
Başımla onayladım. Kalkıp gittiklerinde içeride dolaptan küçük bir şişe daha aldım. Taburede rahat edemeyince ayağımla ittirip yerde tahtaların üzerine çöktüm. Sırtımı yasladığımda kolumu da tabureye uzatmıştım.
Telefonun sesi yükselince ağzıma dayadığım bardağı indirip telefona uzandım. Peri tekrar mesaj atmıştı.
Kalbinde tekrar yer edinmenin güzelliğini hangi sözlerle sarf edebilirim?
Onu cevaplamadığımın farkında değildim.
'Gelmedin mi daha?
'İşin mi var?
Klavyeye dokunup parmağımı gezdirdim.
'Geleceğim diye yazdım gönderdim.
Yüzümü sıvazlayıp saçlarımı karıştırdım. Gözümün önünde olmasını istemek onu kafese sokmak gibi bir kötülük olurdu. Ne bana iyi gelirdi ne de ona.
Böyle de gitmesinden korkuyordum.
Gerçek buydu işte.
İçim kavrulurken susuyordum. Onu ürkütmek,üzmek,mutsuz etmek en son isteyeceğim şeydi.
Ya benden uzaklaşırsa ne yapardım? Bu sefer kesin sıyırırdım.
Gözlerimi kapatacakken mesaj sesine baktım.
'Nerdesin merak ediyorum yazıyordu.
Ekranı kilitleyip yerde bacağımın yanına bıraktım.
İkinci şişeyi bitirdiğimde sarhoş değildim ama fazla bilinçli de değildim. Kafam ısınmıştı diyelim.
Yaktığım sigaranın ciğerlerime doluşunu hissettiğim sıralarda sessiz kayıkta adım sesleri duydum.
Görüş açımda değildi bu yüzden kaşlarımı çatıp geleni bekledim.
Gördüğüm ufak tefek beden kanı beynime sıçratmıştı.
-"Ne işin var senin burada?" diye sordum dilim döndüğünce.
Kesin o puşt Soner'in işidir. Yoksa nereden beni bulacaktı.
-"Senin olduğun yere gelmek suç mu?" Beni olduğu yerden incelerken memnun olmadığı gözlerinden belliydi.
Yavaşça onu süzdüm. Güzel bacaklarını ortaya çıkaran kısa bir şort giyiniyordu.
Yine içimden lanetler okudum.
Elimi yüzümde gezdirip başımı eğdim.
-"Peri." dedim ve duraksadım.
-"Kimle geldiysen eve geri dön."
Şuan araba kullanabilecek halde değildim. Onu götüremezdim.
-"Dönmeyeceğim. Niye beni merakta bırakıyorsun? Hem...bu halin ne?"
Omuz silktim.
Aldığı nefes olmak isterken geldi ve yanıma oturdu. Bacaklarına bir şey batar acır düşüncesiyle baktım. O hiç oralı değildi.
Haliyle ince beline sarılıp ufak bedenini bacaklarımın üstüne oturttum.
Kıvrılıp göğsüme yaslandı.
Dünya benim için bundan ibaretti.
-"Soner abiyle geldim. Ama ona kızma olur mu? Seni merak ettiğim için kıyamadı getirdi."
Ağzına sıçtım Soner bekle.
-"Üşüyeceksin böyle." Elimi bacaklarına koydum ve biraz daha kendime çektim.
-"Üşümem."Cılız sesi içimi ısıtmaya yetmişti. Minik elini karnıma koyup başını çenemin altına yerleştirdi. Ona dokunmadan duramaz olmuştum.
Masumluğunu yitirmekten çekiniyordum.
Ama aklıma sızanlar masumluktan çok uzaktı. Şeytan aklımda mıydı yoksa içime mi girmişti bilmiyorum. Bütün yasakları cezbedilir kılmamı sağlıyordu.
Bu hissettiğim farklı bir yoğunluktu. Onu görür görmez şaha kalkan duygularıma engel olamaz olmuştum.
Saçlarından yükselen aşığı olduğum kokusunu içime derince çektim.
-"Sen şu dünyada sınandığım en insafsız sınavsın."diye mırıldandım saçını okşarken.
-"Yorulduğunu biliyorum. Yine de böyle yapma. Benimle konuş içindekileri anlat."
Ne hissettiğime dair en ufak bir fikri yoktu.
Ben kucağımda bana sokulmuş kalbim olan kızdan çekiniyordum. Yılların yükünü atamıyordum. Konuşurken içimden dakikalarca düşünüp öyle konuşur olmuştum.
Bunu söylemeye hakkım var mıdır diye düşünür halde kendimi buluyordum.
Başımı eğdim ve güzel yüzünün köşesini saç diplerini öptüm. Başını kaldırınca hayat veren nefesi yüzüme geldi.
-"İyi ki varsın."dedim.
En fazla ne denir ki?
Yaşadıklarını bir kenara bırakmıştı. O küçük yüreğini kaç defa kırmış olmama rağmen benimleydi. Beni düşünüyordu. Mutlu olmalıydım. Peri benimse dünyada hiçbir şeyde gözüm yoktu.
-"Demirhan." Parmakları yüzüme çıktığında sakallarımla oynamak için bahaneler ürettiği zamanları hatırladım.
Doğrusunu yaptığıma inanmak istiyordum.
Işığını kaybetmeden daha da saçılarak büyümüştü.
Ama deli gibi korkuyordum. Bir başkasının ışığı yüreğine sızar diye korkuyordum. Onu gülümsetir,mutlu eder diye endişelerim vardı.
Güldüğünü gören kimin kalbi hızlanmazdı?
-"Bütün yaşadıklarımızı unutalım mı? Artık anı yaşayalım. Kaybımızı telafi etmeye uğraşalım. Daha çok sevelim."Canımı derin derin yakan dudaklarını izlerken yaklaşıp dudağımın hemen yanını öptü. Bunu öyle çekinerek yapmıştı ki gülümsemeden edemedim.
Yüreğini sevdiğim.
Hatırladığımdan çok başka tehlikeli bir kadına dönüşmüştü. Gözlerinde yanan cesareti görüyordum.
-"Seni daha çok seversem aklımı kaybedebilirim." Kurduğum cümle dudaklarına tebessüm olarak gitti.
Güzelliğine bütün kelimeler yetersizdi.
-"Yok o kadarını istemem bana akıllı lazımsın."dedi bütün neşesiyle gülerek. Kollarını boynuma dolayınca istemeden soluğumu tuttum.
İçimden geçenlere tanık olsa kucağıma bile çıkmazdı.
-"Eve git güzelim olur mu?" Boynuma uzanmış duran kolunun içine dudaklarımı bastırıp beline sarıldım.
-"Hayır gitmeyeceğim dedim. Sen kalkana kadar buradayım."
İnadı da ayrı beterdi.
Bana hava hoştu. Yanımda olmasından başka ne isteyecektim.
Biraz daha sıkı sarılıp onu saklamak istediğim göğsüme bastırdım. Eğer imkânım olsa ciddi anlamda onu göğüs kafesime koymak isterdim.
•••
Merhaba ❤
Bölümü beğendiniz mi?
Düşüncelerinizi bekliyorum❤