•••
Geldiğimiz arazinin girişinde siyah demir kapı vardı. Otomatik olarak açılınca taşla döşenmiş otoparka girdi.
Tek katlı görsel bir şölen gibi duran evin devasa bir bahçesi vardı. Buradan net görünüyordu. Şirkettekilerin bir kısmı koltuklara oturmuş gülüşüyorlardı.
-"Teşekkür ederim." dedim emniyet kemerini çözerken.
Elini saçlarının arasından geçirip beni izlemeye koyuldu. Çantamı omzuma astığım sırada bu tarafa gelen İlker beyi görünce mecburen kapıyı açtım. Demirhan'ın indiğini de görüp nefesimi tuttum.
-"Günaydın iyi sabahlar. Hoşgeldiniz." dedi gülümseyerek. Bir bana bir de Demirhan'a bakmıştı.
-"Günaydın İlker bey." Demirhan'ı tanıtacakken İlker bey ona elini uzattı.
-"İlker Çağın.Peri'nin patronu oluyorum." dedi resmiyetle ardından bana göz kırptı.
Uzattığı elini rahatça sıktı.
-"Demirhan Boray." dedi yalnızca.
İlker bey elini çekip bana döndü. Eliyle ikimizi gösterdi.
-"Erkek arkadaşın sanırım?" derken izlendiğimi utanç içinde hissettim.
Zar zor başımı sallayarak onayladım. Yanaklarım kızarmaktan patlayabilir.
Hayır desem ayrı bir kaos yaşardık. Kucağında oturup hayır da diyemezdim!
-"Lütfen bize katıl. Çok memnun olurum." dedi İlker bey.
Gözlerimi Demirhan'a çevirdim. Çenesini sıkıp bıraktı.
-"Teşekkürler...ama işlerim var."dedi.
Başka bir konuşmaya dahil olsak İlker beyi boğmak isteyeceğine emindim. Ancak şimdi böyle çizgisini bozmadan konuşunca ona daha bir hayran kalmıştım.
-"Yarım saat. Hem bizim de işimiz var değil mi? Çok oyalanmayacağız. Bekliyorum." diyerek yanımızda ayrıldı ve bahçeye döndü.
Başkaları geldiğinde onlara uzaktan selam verip geçmelerini bekledikten sonra Demirhan'a yaklaştım.
-"İstemiyorsan gelmek zorunda değilsin. Ama yanımda olmanı isteyebilirim." diye tatlı bir tebessümle konuştum.
Başını hafifçe eğip bana baktı. Nefesini üfleyerek arabanın kapısını kapattı.
-"Yürü bakalım." dedi ve elini bel boşluğuma yerleştirdi.
Yüzümde beliren gülümse eşliğinde bahçeye girdik. Herkesle selamlaşıp yanımdan ayrılmayan Demirhan'a sırtımı yasladım. Masa kurulmuştu ama ekip tamamlanmadan oturmamıştık.
Uzakta duran bir grup kız sürekli Demirhan'a bakıp konuştuğu için sinirlerim yavaştan bozulmaya başlamıştı.
-"E ben sizi hatırlıyorum. Sabahtan beri nereden tanıyorum diye düşünüyordum."
Önümüzde beliren Ege irkilmeme neden olurken İlker bey de ona bakmıştı. Az önce tekrar yanımıza gelmiş sohbet ediyordu.
-"Sizin odanızı yeniletiyorduk ya İlker bey. O sıralarda şirketin karşısında gittiğimiz restoranın tasarımcısı Demirhan beydi. Onunla odanız için konuşmuştum." dedi Ege.
Kaşımı kaldırıp şaşkınlıkla Demirhan'a baktım.
Tepkisiz Ege'yi dinledi.
-"Doğrudur ama hatırlayamadım." dedi ve belimi usulca okşadı.
Yine ortamdan soyutlanmamı sağlayan bir dokunuştu.
Ege fazla enerjikti. Konuşurken bile durmadan hareket ediyordu. Şirketin her işine koşan değişik bir tipti.
-"Siz o sıralar çok yoğundunuz. Bu arada gerçekten muhteşem işler çıkartıyorsunuz. İstediğimiz tarihte yetişemeyeceğini söylediğiniz için başkasıyla anlaşmıştık." dedi hızlıca.
-"Hiç bilmiyordum. Merak ettim doğrusu." diyen İlker beydi.
Aynı anda son kalan gecikmiş Erdem'in gelmesiyle masaya geçtik. Benim yanımda Seren ve diğer kızlar otururken solumda Demirhan vardı.
-"Kızların dibi düştü." diye kulağıma fısıldadı Seren.
Bu durum tadımı kaçırıyordu. Yemekten çok Demirhan'a hayran hayran bakıyorlardı.
Delireceğim.
Bir de hepsi anlaşmış gibi hep dekolte giyinmişlerdi. Masanın her yerinden göğüsler görünüyordu.
Çay servisi yenilenirken doğru düzgün yemediğimi fark ettim. Kızları izlemekten yiyememiştim ki!
Tam Demirhan'a bir şey söyleyecekken telefonu çalınca masadan kalkmak zorunda kaldı. Biraz uzağa ilerleyip sırtı dönük şekilde telefonunu açtı.
Neden bu kadar çekicisin neden?
Dakikalar sonra dönüp geldi. Parmaklarını omzuma değdirdi.
-"Gitmem gerekiyor."
Başımı kaldırıp ona baktım.
-"Bir sorun mu var?"diye sordum.
-"Bizde artık şirkete geçelim ne dersiniz? Bu kadar mola yeter."
İlker bey de kalkmaya karar verince Demirhan bekledi.
-"Ben Erdem'le geçerim. Sen bir daha yolunu uzatma." dedim.
-"Önemli değil geç sen arabaya." dedi itiraz istemeyen tonda.
Ben binince İlker beyle bir şeyler konuşmuş arabaya oturmuştu. Geriye yaslanıp bacak bacak üstüne attım.
Başımı sola çevirdiğimde sert çehresine daldım. Bana neler hissettirdiğini bilse buna inanamazdı.
-"Ne oldu?" Elini kaldırıp çenemi hafifçe okşadı.
-"Hiiç." dedim uzatarak.
-"Bakamaz mıyım?"
Yola bakarken gülümsedi.
-"Daha müsait bir zamanda karşılıklı bakışmak isterim." dedi ve bana bakıp tekrar önüne döndü.
Gülümseyerek bakışlarımı kaçırdım.
-"Akşam yemek yiyelim mi?" diye sordu.
-"İş çıkışı kızlarla buluşacağız. Nişan için elbise bakmamız gerekiyor." dedim.
-"Bir daha para harcama. Zaten yarı çıplak giyiniyorsun. İç çamaşırlarınla gidersin." dedi homurdanarak.
Yüzümden geçen sinsi sırıtışla birlikte kıkırdayıp elimi çıplak bacağıma koydum. Tam da beklediğim gibi bacaklarıma bakmış sesli bir iç çekmişti.
-"İç çamaşırlarımı görmüş olsaydın bunu söylemezdin." dedim cilveli sesimle.
Pardon canım ne zaman utanıyorduk?
İç sesime içimden kahkaha attım. Ben utanmaz bir kadınım. Sadece Demirhan'la yakınlaştıkça kalbim kaldıramıyordu.
-"Şöyle şeyler söylemesene kızım." Yakasını çekiştirip sertçe yutkununca onun yolu izlemesini fırsat bilip sırıtmaya devam ettim.
-"Peki söylemem." dedim kısık tonda.
Beni şirkete bıraktığında günün geri kalanını iyi bir şekilde tamamlamıştım.
Mutluydum. Keyifliydim.
Saat 6 civarında şirketten çıkış yapıp yakın bir alışveriş merkezinde kızlarla buluştuk. İlk önce yorgunluk kahvesi eşliğinde bugün olanları anlatmıştım.
Sabah Nesli'ye attığım laf yüzünden Soner abiyle tartışmış olmaları onlar için bir adımdı. Çünkü Soner abi ondan hesap sormuş sert çıkışmıştı.
Eh bu da ihtimalleri sağlamlaştırıyordu.
Kafeden kalktıktan sonra yaklaşık iki saat elbise baktık. Daha fazla dolaşmaya ayaklarım müsaade etmemişti. Kızlar düz rahat giydiği için fıldır fıldır yürüyorlardı.
-"Batı gelmiş."dedi Kumru.
Buna çok sevinmiştim. Ek olarak tekrar gezmek zorunda kalmayacak olmama seviniyordum çünkü üçümüzde elbise almıştık.
Caddede Batı abinin arabasına bindiğimizde ben biraz huysuzlanmıştım.
Demirhan ne mesaj atmıştı ne de aramıştı.
-"Ölüyorum sanırım." diye sızlandım bileklerimi tutarken.
-"Batı abi...Demirhan nerede biliyor musun?" diye utana sıkıla sordum.
Yanında abi kelimesi olmadan ismini söylemek hala tuhaf geliyor.
-"Az önce konuştuk. Müşterideydi mahalleye dönüyor."
Bir şey demeden geriye yaslandım.
Mahallenin girişinde Sedat'ı görünce Batı abi arabayı durdurmuştu. Atölyenin önünde çay içmeye çağırdı. Hep birlikte arabadan inip ufak taburelere oturduk.
Böyle bir yerde oturamayacaktım. Sedat'tan kaş göz işaretleriyle tişörtünün üstüne giydiği ince hırkasını istedim.
Çıkartıp verirken Hasan amca yanımıza gelmişti. İşte bu yüzden istiyordum. Hemencecik bacaklarıma örttüm.
Sedat sıcacık çayları bize verirken Hasan amca içeri girdi.
Çok geçmeden Soner abinin peşinden Demirhan'ın arabası mahalleye girdi.
-"Ay nasıl iyi geldi." dedi Aslı çayı içerken.
Aslında bir an önce eve gidip ayaklarımı özgürlüğe kavuşturmak istiyordum. Ama şu beni arayıp sormayan adamı azıcık özlemiştim.
Soner abi selam vererek tabureye çöktü.
-"Aleyküm selam."dedik hep bir ağızdan.
Demirhan yandan tabure çekerek benim yanıma oturdu ve derin bir solukla yüzünü yüzüme çevirdi.
Bakmasana şöyleee..
Minicik tebessüm edip önüme döndüm. Ama o doya doya bakmak ister gibi gözlerini çekemedi.
Mahalle şuan eve dönüş saati olarak cıvıl cıvıldı. Henüz dükkânlar kapanmamıştı ve gelen geçen bakıyordu.
Sola doğru biraz eğildim.
-"Önüne döner misin?" diye kısık sesle rica ettim.
Evet baktığı yerde olmayı seviyordum fakat şuan değil.
-"Ee neler yaptınız? Yüzünüzde yine beş parasız kaldık ifadesi görüyorum." Bizimle dalga geçen Soner abiye güldüm.
-"Kredi kartım ağlıyor." diyip kıkırdadım.
-"Ama nişanda da ortalığı ağlatacağız deme öyle." dedi Aslı kaşını kaldırıp.
-"E herhalde." diye onayladı Nesli.
-"Sadece bir dahaki aya kadar aç gezmem lazım." dedim biraz abartarak.
Sedat gülerek bacağıma vurdu.
Çaylarımız bitene kadar öyle sohbet etmiştik. Demirhan çok katılmıyordu. Bu da her zamanki haliydi zaten.
-"Benim canım ayaklarım daha fazla dayanamayacak. Eve gideyim artık dinlenmek istiyorum." dedim ve ayağa kalktım. Elbisemin olduğu büyük çantayla birlikte diğer bir kaç küçük karton çantayı koluma astım.
Hırkasını Sedat'a verdiğimde Demirhan ayağa kalktı.
-"Ben geçerim." desem bile gözümün içine bakarak itiraz istemeden yanıma geldi.
Kaplumbağa hızında yürüyordum.
-"Yorgun görünüyorsun." diye mırıldandım.
Etrafa göz gezdirip saniyeler içinde dudaklarını saçlarıma bastırıp geri çekildi.
-"Hayır iyiyim." dedi.
-"Dinlenmiyor musun sen hiç?" diye sordum aklıma Soner abinin söylediği gelmişti.
-"Beni boşver. Seni özledim." dedi ve bir adımla önüme geçti. Karşı karşıya durduğumuzda adım sesleri duydum.
Evet iç içe yaşamanın getirdiği sıkıntılar.
Nigar teyze evinden çıkmış bu tarafa yürüyordu. Ayak üstü bir şeyler konuşmuştuk. Dikkat çekmemek için ikisinin yanından ilk önce ben ayrıldım.
Eve girer girmez kendimi duşa atmıştım. Giydiğim siyah askılı gecelikle saçlarımı havludan çıkarttım.
Günü bir kupa kahveyle yatağımda sonlandırdım. Bağdaş kurmuş laptopu açmıştım. Telefonum çalınca uzanıp baktım ve anlık heyecan yaşadım.
Demirhan görüntülü arıyordu.
Hemen ıslak saçlarımı kulaklarımın gerisine sıkıştırıp yüzümdeki kâğıt maskeyi çıkarttım.
Yastıkların üstünde duvara doğru yasladığım telefumdan aramayı yanıtladım.
Duvardan asılan led ışıklarım sayesinde odam aydınlık sayılırdı. Demirhan da loş bir ortamdaydı.
-"Neredesin sen?" diye sordum kısık sesle.
Annem ve babam duysun istemem.
-"Atölye." diye kısa bir cevap verdi. Göründüğü kadarıyla gömleğinin kollarını katlıyordu.
-"Eve gitsene ne diye duruyorsun?"
Geriye yaslandığında loş ışık gömleğinin yakasından görünen tenine daha bir farklı vurdu.
-"Ne yapacağım evde?" derken bakışları üzerimde dolaşıyordu.
Kamerada görünen bedenime baktım. Geceliğim kaymış göğüs hatlarım ortadaydı. Evet yanında en açık bikinilerle durmuştum ama gecelik...biraz nabız yükseltiyordu.
Hafifçe öksürüp saç diplerimi kaşıdım ve askılarımı yukarı çektim.
-"Dinlenip uyuyacaksın mesela?" diyip karizmatik yüzüne baktım.
Masaya ellerini yaslayıp telefona yaklaştı.
-"Senin olmadığın yerde pek yapamıyorum." demesiyle yanaklarımın ısısı yükseldi.
-"Sürekli yan yana olmamız çok fazla mümkün görünmüyor." dedim ve utancımı gidermek için gülümsedim.
-"Nedenmiş o ufaklık?"Kıvrılan dudaklarıyla içim bir hoş oldu.
-"Öyle." diye geçiştirip omuz silktiğimde eliyle saçlarını karıştırdı ve tekrar uzaklaştı.
-"Uyuyacak mısın?"
Başımla onayladım.
-"Maillerime göz atıp uyuyacaktım. Hatta onlara baksam iyi olur." Bacaklarımı altımda toplayıp laptopu önüme çektim. Bu pozisyonda telefon sağ tarafta kalmıştı.
Sesi çıkmadığı için bir an dönüp baktım. Işık saçan kahveleriyle beni izliyordu.
Bende konuşmadım. Önemli bir şey olmadığından yüzeysel bakıp kapatmıştım. Ardından yataktan kalktım ve laptopu makyaj masama bıraktım telefonu elime aldım.
-"Uyku vakti." derken yatağımın örtüsünü açıyordum.
Farkında olmadan göğüs hizamda tuttuğumu görünce ekranı kaldırdım. Yatağa girip yan döndüm.
-"Güzel bir manzarasın." diyince gülümsedim.
İçimde tuhaf bir his belirdi.Yaşadığım çaresizlikleri ne kolay unutmaya başlamıştım.
-"Uyumam gerekiyor." dedim. Yüzüm biraz düşmüştü ancak fark ettirmedim.
-"İyi uykular." dedi kısık boğuk sesiyle.
En son onu görmek huzurlu uyumaya yardımcı olmuştu.
'
Ertesi günler hem regl dönemim olduğu için hem de düşüncelere çok daldığım için buhran dönemi yaşıyordum.
İki gündür sabahları Erdem beni alıyordu. Demirhan buna sinirlendiğinden dolayı hiç aramamıştı. Sadece sabahları yazmış sonra söylenerek bir kenara çekilmişti.
Bugün iş dönüşü şirketten Seren beni arabasıyla bırakmıştı. Karnıma ek bel ağrısıyla birlikte baş ağrısı da çekiyordum. İlk iki günüm kesinlikle lanet gibiydi.
-"Su perisi ne haber?"
Önümde beliren Sedat'ı görünce durup elimi karnıma koydum.
-"Kötü." derken kuaförün oradan bana el sallayan kızları fark ettim.
-"Şu özel gün şeysi sanırım." dediğinde yüzümü buruşturup başımla onayladım. Sedat'tan çekinecek halim yok.
Zaten doğanın kanunu olan bir durumun ayıbı mı olurdu?
-"Demirhan abi bugün biraz sinirli. Ortalığın anasını ağlattı. Yanına uğrasan iyi olur." dedi.
Aslında onu görmek istiyordum. Huzursuzdum. Huzura ihtiyacım vardı.
-"Hasan amca yok mu?" dedim ve birinin görme ihtimaliyle etrafa baktım.
-"Yok bir yere gitti." dedi beni içeri yönlendirdi.
Üç basamaklı merdivenden indiğimde burası yapımı bitmiş eşyalarla doluydu. Sedat'la birlikte biraz daha ilerleyip üst kata çıkan merdivenin yanında bulunan kapıya tıklattı.
-"Abi?" dedi açtığı kapıdan içeri bakarken.
Bende karnımın artan sancısıyla kenarda duruyordum. Artmasının bir nedeni de Demirhan'ın verdiği heyecandı.
-"Ziyaretçin var." dedi alayla.
Gözlerimi devirip nefesimi üfledim. Lafı uzatacağını bildiğimden onu itekleyerek yanından odaya girdim.
Demirhan beni gördüğü gibi yayıldığı koltukta doğrulup oturdu.
Sedat arkamdan kapıyı kapatmıştı. Hızlı bir şekilde odayı inceledim.
Tepede siyah büyük bir vantilatör vardı. Değişik ve şıktı. Kocaman ahşap masada bir kaç kâğıt dışında hiçbir şey yoktu. Bir de Demirhan'ın az önce uzandığı kahverengi deri görünümlü büyük koltuk vardı.
-"Selam."diye mırıldandım. İki akşamdır yorgunum diye onunla vakit geçirmeden eve giriyordum.
-"Selam." dedi benim gibi ifadesiz.
Elimdeki çantayı koltuğun koluna bırakıp yanına oturdum. Otururken kasıklarımda oluşan tuhaf ağrıyla inlememek için zor durdum.
Bir an önce eve gitmek yatağımda rahatça kıvranmak istiyordum.
Demirhan sabah beni göremediğinden şimdi üzerime öylesine bir bakış attı.
-"Yüzün niye bembeyaz olmuş?" dedikten sonra bana yaklaşmıştı ve elini yanağıma koydu.
Elini indirip hiç çekinmeden göğsüne doğru uzandım. Şaşırdığından dolayı refleks olarak geri yaslanınca iyice sokuldum ve beline sarıldım.
-"Karnım ağrıyor."diye mırıldanırken onun da sarılmasıyla gözlerimi yumdum.
Kaskatı kesilmesinin nedeni aniden sarılmamdı. Kendine gelmesi bir kaç dakika sürdü. Gevşeyip bir elini sırtıma doğru atınca ayaklarımı koltuğa çıkarttım ve daha rahat pozisyona girdim.
O oturuyor ben yarı uzanır halde göğsünde yatıyordum.
-"Çok mu ağrıyor?"diye usulca sordu.
Başımı aşağı yukarı salladım. Daha sıkı sarılmasını beklerken beni göğsünden kaldırdı. Afallayıp ona baktım. Ayağa kalktı ve kapıya doğru gitti. Kilidini çevirmesiyle tuttuğum nefesi vermiştim.
Yutkunarak boyunu posunu izledim. Çok yakışıklı çok.
-"Gel bakalım buraya." Yerine geri oturmuştu. Hiç zorlanmadan beni kucağına çekti. Yan oturduğum kucağında saçlarımı düzelterek sırtımdan kolunu sardı.
Bana tavırlı kızgın olmasını beklerken böyle bir yaklaşım görmek mutlu etti.
Yeniden gözlerimi kapatıp yanağımı kaslı göğsüne sürttüm.
Yavaş yavaş eli karnımı buldu. Sıcak avucu büstiyerim ve pantolonumun arasından karnıma yerleşti.
-"Neden ağrıyor? Bu sıcakta buz gibi olmuşsun."
Dokunuşlarıyla içimin yandığını bilseydi böyle söylemezdi.
Sanki karnıma değilde iç organlarıma dokunuyor gibi tahribat yaratıyordu. Nefes almakta bile zorlanıyordum.
Dudaklarımı kemirerek başımı geriye yatırdım. Yüzümün açığa çıkmasıyla karnımdaki elini yanağıma koyup dudağımın kenarını okşadı.
-"Şey...özel gün."
Neden Demirhan'a sıra gelince her şeyde utanıyorum?!
Kaşlarının kaldırıp gibi oldu ardından tebessüm etti.
-"Ondan mı kedi gibisin?"diyince çektiğim ağrıya rağmen kıkırdadım ve başımı göğsüne soktum.
-"Sadece ısınmak istiyorum." dedim mırıltılarla.
Saçlarıma öpücükler kondurup tekrar karnıma indi. Elini koyduğu yer anında ısınmıştı.
-"Isıtırım güzelim."dedi iç çekerek.
Koltukta biraz daha kayınca neredeyse göğsünde yatıyordum.
-"Küçücüksün.."diye fısıldadı. Dudakları saçlarımdaydı. Öpüp çekildi.
-"Bana ait küçük bir kız."
Nedense içimi ısıtan bir cümle oldu. Ruhumdan geçen rahatlama anlatılacak gibi değildi.
-"Yanında kalmak istiyorum."dedim.
Tek ihtiyacım buydu. Şuan da dünyalar kadar istediğim ondan ayrılmamaktı.
Derin derin saçlarımı koklayıp ona bakmam için çenemi tutarak kaldırdı.
Gözleri öyle bir bakıyordu ki kendi gerçekliğimden bile şüpheye düşebilirdim. Böyle güzel bakılır mı?
-"Beni çok zorluyorsun." dedi çenemi okşarken. Parmağının baskısıyla dudağım aralandığında kendini tutmak istercesine gözlerini kapattı geri açtı.
-"Neden?"
-"Şimdi gidip seni babandan isteyesim geliyor. Bu pek hoş olmayabilir." diyince gülerek göğsüne geri yattım. Elimin altında olan kalbi varlığını belli edercesine gümbür gümbür atıyordu.
-"Bence de Demirhan abi."dedim bilerek üstüne bastıra bastıra.
Sırıtmam suratımda dondu kaldı.
Demirhan,abi dediğimi duyduğu an başımı kaldırıp dudaklarını dudaklarıma yaklaştırmıştı.
Ah yoo
Hayır hayır
-"Sana ne demiştim?"Boğuk sesi aklımı çaldığı için öyle saf saf baktım.
Hiç vakit kaybetmedi.
Dudaklarını dudaklarımla birleştirdi. Ama bu öyle bir şey değildi. Gözlerim irileşmiş yüreğim yerinden çıkmıştı.
Kıpırdamadan öptüğü dudaklarımdan uzaklaştı. Çok kısa bir kaç salise süren masum bir öpücüktü.
Fakat benim kendime gelebilmem bir kaç günü bulacaktı.
-"Neden seni daha önce öpmedim ki?" Burnunu burnuma sürtüp kısık sesle sordu.
Dudaklarının hissi ve sıcaklığı çok başka istekler doğurdu.
İçimde her yerim hopluyordu.
Bu çok farklıydı. Hücrelerim bangır bangır bağırıyordu. Aldığım solukla kabarmış göğsümü indirip elimi sakallarının üstüne koydum.
Beni ele geçiren tek bir his vardı.
Saf tutku.
Odayı sis kaplamış giydi. Yoğun boğuk bir sis.
Yoğunlaşan bakışlarımı onunla birleştirdim. Aynı anda dudaklarımıza hücum ettik. Bu vahşi bir hücumdu.
Bedenini dikleştirip iki eliyle yüzümü kavramıştı.
Neyin açlığıydı bilmiyorum ama bizim doymayacağımız kesindi.
Alt dudağımı dudaklarıyla çekiştirirken tamamen amatörce üst dudağını emmeye başladım.
Soluklarımız odada yankılanıyordu. Telaşlı aceleci sert öpüşmemiz gittikçe harlanırken pozisyonumu değiştirerek bacaklarımı iki yana açıp oturdum.
Demirhan'ın homurdanması dudaklarımda dağılmıştı.
Diliyle dilimi yakaladı ve aynı anda elini belime koyup parmaklarını bastırdı.
Tanrım.
Kısık tonda yoğun bir inlemeyle sarsıldım. Onu daha çok hissetmek istiyordum. İçimden nasıl bir şey çıktı hiç anlayamadım.
Fakat karşımdaki Demirhan olunca bu normal değil miydi?
Ellerimi göğsünden karnına doğru refleks olarak kaydırmıştım. Gömleğinin altından net olarak kıvrımları hissediyordum.
Öpüşmüyor sanki dudaklarımızı yiyorduk!
Dakikalar geçtiğinde bir elim omzunda diğer elim ensesinde saçlarının arasındaydı. Soluklanmak için geri çekilmiştim. Yüzümü boynuyla omzu arasına yaslayıp sakinleşmeye çalıştım. Kokusu çok yardımcı olmasa da rahatlamıştım.
Yok sayarak affetmeyeceğimi kendime hatırlattığım adamla ne haldeydik.
Boynunda saklanmak bir yere kadardı. O da sakinleşmiş kendine gelmişti.
Ciddi anlamda ikimizde neye uğradığımızı şaşırdık. Çok anlık gelişen bir ateşlenmeydi.
Beni yan çevirip kucağına sabitlerken kollarıyla bedenimi sarmıştı. Oturduğum yerden hiç bahsetmek istemiyorum.
-"Yüzüme bakmayacak mısın?"
Zar zor yutkunup kızarmış yanaklarımla başımı kaldırdım.
Küçücük gülümsedi.
-"Dudakların yakından da çok güzelmiş."
Buna istemeden tebessüm ettiğimde burnumun ucunu öpmüştü.
-"Sanırım sık sık öpmem gerekecek." diye mırıldanışın sonunda dudaklarıma yönelmişti.
Ancak amacına ulaşamadı. Telefonum çalmış eve gitmem gerekmişti.
Buruk ama heyecanlı bir ayrılık oldu.
•••
Merhaba millet ❤
Erken tamamlayınca geceye kadar beklemeyelim yayınlayayım dedim.
Nasıl olmuuuuş
