İçeriğe geç

ZİNHAR

Bölüm 16 · 12 dk okuma

ZİNHAR

Bölüm 16

16

•••

Aniden duran arabayla öne savrulmamı karnıma koyduğu eliyle engellemişti.

-"Ne?" diyip döndüğünde ben elim kalbimde soluklanıyordum.

Öyle bir durmuştu ki aklım çıkmıştı.

-"Ne ne?" dedim yüzüm binbir türlü kırmızıya bürünürken.

Gelen korna sesiyle dikiz aynasından geriye baktı. Mahallenin girişinde durduğu için arkadan araba geliyordu.

-"Senin zamanlamanı sikeyim."

Yüzüme su çarpma isteğiyle yanıp tutuşurken arabayı atölyenin önüne çekti. Kapıda Hasan amca bir adamla oturuyordu. Yani geldiğimizi çoktan görmüştü.

-"Ben gideyim." Kapının koluna uzanmamla elimi tutması bir oldu.

-"Kaçamazsın."

Gözlerimle babasını işaret ettim.

-"Dikkat çekiyoruz." diye mırıldandım.

-"Konuşmadan gidemezsin Peri." dediğinde ise onun tarafında olan cam tıklatıldı.

Soner abiydi.

Boşluğundan yararlanıp arabadan indim.

-"Hadi ufaklığı sevelim eve geçeceğim." dedi Soner abi.

Başımı belli belirsiz salladım.

Hasan amcayla selamlaşıp Elvin ablanın evine yöneldik. Kapısına merdivenlerden çıkarken ayaklarımın acısından sızlanıyordum.

Az önce yaşadığımızı hafızamdan silmiş öyle devam etmeye karar vermiştim.

Fakat Demirhan'ın bunu bana unutturmayacağı kesindi.

-"Aa hoşgeldiniz geçin geçin."dedi kapıyı açan Nigar teyze.

Arkamda duran Demirhan'ın önce girmesi için kenara çekildim ama o dik dik bakmaya devam ediyordu.

Nigar teyzeye tebessüm edip çaktırmadan onu dürttüm.

-"Sen geç Demirhan abi. Benim uzun sürecek." dedim ve duvara elimi yaslayıp bağcıkları çözdüm.

Mırıldana mırıldana ayakkabılarını çıkartıp girdi. Bende nihayet girebildiğimde önce ellerimizi yıkamak için banyoya girdik. Soner abi çıkınca Demirhan girdi.

Çıplak ayak parmaklarımla bakışırken kalbim bir değişikti. Sıkışmakla daha fazla atmak arasında gidip geliyordu.

-"Gelsene şuraya." dedi musluğu açtığı sırada.

Koridorda kimse olmayınca dikkat ederek banyoya girdim.

-"Ne oldu?" derken aynadan kendime bakıyordum.

Yüzüm mü ışıldıyor benim?

-"Eve gitme. Gelir evden alırım seni biliyorsun." Belimden çekmesiyle banyo tezgahı ile onun bedeni arasında kaldım.

Topuklular gidince yine ondan on santim küçülmüş iyice ufalmıştım. Başımı kaldırdığımda belimi okşamasıyla dudaklarım aralandı.

Karakterimde ruhumda var olan ateşli bir kadın yaşıyordu. Fakat onu hiç böyle canlı canlı hissetmemiştim.

Yakınlaştıkça içimde bir yerler harlanıyordu ve daha önce hissetmediğim farklı istekler geliyordu.

Utanmam gerekirken onu daha çok hissetmek istiyordum.

-"Birisi görecek." diye fısıldarken aklım gitmişti. Bakışlarım tişörtünün yakasından görünen tenindeydi.

Sesimden bile tutku akarken Demirhan'ın yutkunup bana bir adım daha atması yangınımıza vesile oldu.

-"Öhö öhö."

Anlık kalp krizi nasıl yaşanır bunu öğrendim.

-"Yanlış yer. Halka açık." diye fısıldayan Nesli karşımızda sırıtıyordu.

Tanrım!

Elvin ablanın evinde kapısı açık banyoda ne hale gelmiştik?!

Resmen irade tuşum kapanmış kendimi ona bırakmıştım. Ne olmuş bize birden?

Demirhan sessizce çıkıp gittiğinde elimi alnıma koyup tutunacak bir yer aradım.

-"Senin ne işin var burada?" dedim soluk soluğa.

Kıkırdayarak yanıma geldi.

-"İş çıkışı Asya'yı sevmeye gelmiştim bende. Sizin bu pozisyonu daha ayrıntılı konuşmak istediğim için şimdilik susuyorum."

Banyodan çıktığında şoka girmem için müsait bir ev değildi. Bu yüzden hızlıca ellerimi yıkayıp ensemi ıslattım ve banyodan çıktım.

Salona girecekken yatak odasından çıkan Elvin ablayı gördüm durdum.

-"Canım hoşgeldin. Kızım olmasa evime geleceğiniz yok." diyince hafifçe gülümsedim.

Uyanık olan Asya Ela'yı uzattığında alıp göğsüme yasladım. Birlikte içeri girmiştik. Haliyle ilk önce Demirhan'a baktım.

Kalbim vücudumda bir oraya bir buraya zıplıyor gibiydi.

Koltukta yer kaplayan bedeni bana fenalıklar geçirecekti.

Uzun süre bakmamaya çalışarak Soner abinin yanına oturdum. Birlikte Asya'yı sevdiğimizde Demirhan'ın homurdanmalarını işitiyordum.

-"E madem yemeyeceksiniz çay tatlı getiriyorum." dedi Nigar teyze.

Nesli,Soner abi ve ben istemediğimizi kibarca belli etmiştik.

-"Oğlum sen çay içersin getireyim mi?" dedi Demirhan'a.

-"Yok anne dışarı çıkacağım." dediği sırada bana bakmaması için içimden dua ediyordum.

Sonra kapı çaldı. Asya'nın elinde olan dudaklarımı çekip Nesli'ye baktım. Giderken beni de kaçırsa Demirhan'a yakalanmasam.

-"Hoşgeldiniz hoşgeldiniz. Biz de tam çay içecektik." Nigar teyze içeriye Şeyma ve annesiyle girdi.

İster istemez dişlerimi birbirine bastırıp sıktım.

Demirhan'dan hoşlanan Şeyma... Evet

-"Geç şöyle otur kızım. Nuran sende şöyle geç ben çay getireyim." Nigar teyze Şeyma'nın kolundan ittirerek Demirhan'ın yanına oturtmasıyla göğsüme bir öküz oturdu.

Zar zor yutkunup bakışlarımı Asya'ya çevirdim.

-"Nasılsınız çocuklar?" Nuran teyze başta ben olmak üzere tepeden tırnağa bizi süzdü. Bakışları hiç iyi niyet içermiyordu. Yalnızca Soner abi yeğeni olduğundan onu es geçmişti.

-"İyiyiz Nuran teyze sen nasılsın?" dedi Nesli.

Çaktırmadan baktığımda Şeyma süzüm süzüm süzülerek Demirhan'a yanaşmaya çalışıyordu.

Yok artık!

YOK ARTIK!!

E biz varız yuh. Bu ne kudurmuşluk pardon?

Hafifçe öksürerek Asya'yı Soner abinin kucağına bıraktım.

-"Aslı bizi bekliyor. Gidelim mi?"İnsanın arkadaşı böyle olmalı işte.

-"Bende çıkıyorum birlikte çıkalım." Demirhan'ın kalktığını gören Nigar teyze elindeki çay tepsisini orta sehpaya bırakmıştı.

-"Aa annecim nereye? Zaten yüzünü göremiyoruz otur." dedi alelacele.

Tabi otursun.

Otursun değil mi?

Şeyma'yla bakışır dururlar.

-"Anne."Sesi belirli bir ima içeriyordu.

Soner abi de Asya'yı annesine bırakmış bizimle kalkmıştı. Arkamızdan bizi geçirmeye geldiklerinde en sona kaldım çünkü topuklu sorunsalı.

-"Ayy!" Bir an dengem bozulunca Demirhan pat diye elimi tuttu.

Hala bekleyen Nigar teyzeye bakmaya cesaret edemedim. Dikleşip yakamı düzeltirken Demirhan'ın elini adeta iterek bıraktım.

-"İyi akşamlar." dedim nefes nefese.

-"Görüşürüz yavrum." dediğinde sesinde bir değişiklik sezmediğim için rahat ettim.

Hep birlikte apartmandan çıktık. Ben önden Nesli ile gitmeyi planlarken onun evinin farklı yönde olduğunu hatırladım.

-"Beklesene Peri."dedi arkamdan yürüyen dev adam.

-"Bekleyemem. Hem senin de bekleyenin var." diye ağzımın içinden mırıldandım.

-"Ya kızım ne bu afra tafra. Bir de saçlarını savuruyor." Çekiştirmesiyle kendimi göğsünde buluverdim.

Nesli ve Soner abi sessiz sessiz gülerek uzaklaşmışlardı.

Sesim soluğum kesilmişti çünkü ellerim sert göğsüne dayalı duruyordu.

-"Mahallenin ortasındayız." dedim. Daha çok kendime hatırlattım.

-"Gidiyoruz zaten." Diğer yöne döndüğünde onu durdurdum.

-"Evden bekliyorlar." dedim ilk aklıma geleni söyleyerek.

Elimi bırakmadan sürüklediği için birisi görür diye korkuyordum.

-"Annene kızlarda olduğunu söyle." diyip beni arabaya oturttu. Neyse ki akşam vakti olduğu için dükkânların çoğu kapanmıştı. Hasan amca da görünürde yoktu.

Anneme kısa bir mesaj atıp omuzlarımı düşürdüm.

Heyecandan ilk defa sabit kalamıyordum. Demirhan da sessizdi ve yalnızca arabayı sürüyordu. Yolculuk uzun sürmemişti. Geldiği yer her zamanki ormandı.

Yolda sokak lambası vardı ama ormanı aydınlatmaya yeterli değildi.

-"Hayatta inmem." dedim direkt.

-"İnmeyeceğiz zaten." diyip motoru kapattı. Arabanın farlarının sönmesiyle tamamen karanlık olmuştu.

Torpidodan çıkarttığı paketi açmadan elinden aldım. Karanlıkta parıldayan bakışlarıyla bana baktı.

-"Biraz azaltsan şunu?"

-"Olur." diyip elimden paketi çekti aldı.

-"Kime diyorum acaba?"

-"Bakıyorum da beni düşünmeye başlamışsın."dediği an dudaklarımı birbirine bastırıp önüme döndüm.

İlla hemen utandıracaktı.

Yakmasını beklediğim sigara yanmadı. Koca bedenini bana doğru çevirip elini belime yerleştirdi.

-"Sana dokunabilmek hala rüya gibi geliyor." diyip biraz daha yaklaştı. Beni de eş zamanlı olarak çekince itiraz etmeden bedenimi yaklaştırdım.

Kalbim öyle güçlü atıyordu ki duymaması imkânsızdı.

-"Gelmekte bunca yıl gecikmeseydin...inanması bu kadar güç olmazdı." dedim içimden geldiği gibi.

Başını aşağı yukarı salladıktan sonra yüzünü yüzüme yaklaştırdı.

-"Beni affedeceğini hiç düşünmedim." diye mırıldandı boğuk sesiyle.

Diğer elini yanağıma yerleştirip okşadı ve çenemi tutarak hafifçe kaldırdı. Burun buruna gelmemizle birlikte öyle bir iç çekmişti ki sanki benim nefesimi nefesi yaptı.

Kalbim durdu duracaktı.

Neyse ki hafif bir eğimle dudaklarını yanağıma sürtmüştü.

Ruhum sarsıldı. Oturduğum yer bile titriyordu. Kıpırdanıp sırtımı dik tutmaya çabaladım. Gözlerim çoktan kapanmıştı.

Tüy kadar hafif bir öpücüktü. Hemen geri çekildi. Fakat yine de burun burunaydık.

-"Hala affetmedim." dedim fısıltıyla.

Dudağının kenarı kıvrılırken parmağı dudağıma değmişti.

-"İhtimalin bile güzel. En önemlisi gerçeksin. Şimdi sana dokunuyorum. Gözümün önündesin. Kokunu soluyabiliyorum. Sana sarılmak istiyorum...bırakamamaktan korkuyorum."

İçimde sıkışan havayı solumadan gözlerimi gözlerine diktim. Ardından yapmam gerekeni yaptım.

Kalbimin yaralarının iyileşmesi ona dokunduğumda gerçekleşti.

Havaya kaldırdığım kollarımı saniyesinde boynuna dolayarak koltukta yükselmiştim. Karşıya bakarken soluklarımın hızına ciğerlerim dayanamayacak gibiydi.

Demirhan donmuştu. Kasılmış öylece duruyordu. Kendine gelmesi kısa sürdü.

Belime sarılıp zaten ufak olan bedenimi kolayca kaldırmıştı. Ne olduğumu anlayamadan kendimi kucağında buldum. Yan koltuktan kucağına nasıl gelebildim bilmiyorum ama yan şekilde oturmuş kollarımı indirmiştim.

Fakat o hala sarılıyordu. Bir eli belimde diğeri çıplak bacaklarımın üstündeydi.

Ürpertiyle kıpırdandığımda benimle birlikte Demirhan da kıpırdandı.

-"Rahat dur."dedi inlercesine.

Arabadan kaçma isteğimi bastırırken başımı göğsüne yasladı. Eğilip başımın üstüne dudaklarını bastırdı.

Utanç içerisinde büzüşmüştüm. Tam popomun altında hayal etmekten kaçındığım bir sertlik vardı.

Tanrım.

Kaç dakika yada saat öyle durduk bilmiyorum. Yorgunluğuma ilaç gibi gelen kokusuyla mayışmıştım.

Göğsü taş gibiydi ama öyle rahat ve huzurluydu ki. Bir yanım deli gibi heyecanlı diğer yanım utangaç bir kız çocuğu gibi çekingendi.

-"Ben seni nasıl bırakacağım?" dediğinde başımı hızla kaldırdım.

O ne demek öyle?

Bakışlarımdan anlamış olacak ki küçük seksi bir gülümseme bahşetti. Saç diplerimi okşayarak beni yeniden göğsüne yatırdı.

-"Seni evine bırakıp sensiz durmaktan bahsediyorum."Konuşurken alnıma değen dudaklarıyla gözlerimi yumdum.

Gitmek istemediğimi söyleyemedim. Konuşmak bu anı bozmak istemiyordum. Sanki sabah uyanacağım ve her şey rüyadan ibaret olacaktı.

Bacağımda ürperti sağlayan elini nihayet çekip belime koyunca rahat bir nefes aldım.

-"Uykun mu geldi?" Sorusunu başımla onaylamıştım.

-"Çok." dedim kısık sesle.

Şöyle kucağında kıvrılmış halde uyusam ne güzel olurdu.

Sırtıma uyguladığı baskıyla diğer kolunu da bana doladı. Göğsüne sokulmuş olmak gülümsememe neden olurken bende beline sarılmıştım.

Dudakları omzumla boynum arasındaki boşluğa gitmişti.

İşte tamamen soluğumun kesildiği anlardayız.

Burnunu tenime sürtüp derin bir soluk aldı. Aynı soluğu bende almak zorunda kaldım. Ardından sıcak dudaklarını bastırdı.

Dişlerimi dudaklarıma geçirip elimi sıktım. Elimin altında bedeni olduğunu fark edince geri çektim.

Öptüğü yer alev alevdi.

Ama nasıl alevlenmek!

Doğrulup soluk soluğa kirpiklerimi kırpıştırdım.

-"Şey...ım...gidelim mi artık?"

Yok

Vallahi yok

Gelemiyorum ben böyle temaslara. Ciddi anlamda kalbim sıkışıyor. Üstüne üstlük bu kadar etkilenirken daha fazlasını istiyor olmam delilikti.

Kucağından zor bela kalkarak koltuğa döndüm. En azından sağlığım için iyi bir konum.

-"Gidelim bakalım." diyip halimi anlayınca beni sıkıştırmadı.

Arabayı çalıştırarak mahalleye geri döndü. Bizimkiler görmesin diye daha geride durmuştu.

-"Peri."

Elim kapı kolundayken başımı ona çevirdim. Uzanıp yanağımı kavradı ve burnumun ucunu öptü.

Bu öpücük beni duygusal bir topa çevirdi.

-"Seni özleyeceğim." diye mırıldandı.

Ses tonu kulağımdan silinecek gibi değildi. Tepe takla olmuş aklımla arabadan nasıl indiğimi hatırlamıyorum. Eve varana kadar Demirhan çoktan gelmiş arabasını park etmişti.

Ayağımda bu topuklularla hızlı yürümem mümkün değildi.

-"Bir yerlerini kıracaksın şunlarla." dedi bana doğru bakarken.

Evin kapısına ilerlemeden ona gülümseyip arkamı döndüm. İçeri girdiğimde onunda kapı kapatma sesi gelmişti.

Sonsuz bir mutluluk havuzuna düştüm.

Yılların mükafatı mıydı?

En önemlisi doğru mu yapmıştım?

'

Ertesi sabah uykusuz gözlerle uyanmamın nedeni geç saate kadar kızlarla konuşmamdı. Her ayrıntıyı üçer kere onlara anlatmıştım. Benim kadar mest olmuşlardı.

Eh biraz da hayaller alemine dalınca uyumakta gecikmiştim.

Ancak mutlu olmak öyle bir şeydi ki gün doğarken yüzümde gülümsemeyle uyanmıştım.

Deli miyim ne?

Ilık bir duş aldıktan sonra gür saçlarımı düzleştirmiş telefonumdan müzik açarak makyaj masama yerleşmiştim.

Düz tül perdemi kenara kaydırdığım için gün ışığı şuan üzerimdeydi. Üstümde bornozla makyaj yapmaya başladım.

Bugün zamanım vardı. İstediğim kadar oyalanarak süslenebilirdim.

Hem dün gece grupta yapılan konuşmalar üzerine şirket çalışanlarının bir kısmıyla plan kurulmuştu. Büyük bir müşteri bağlamanın kutlaması olarak İlker bey evinde kahvaltı yapmak için bizlere haber vermişti.

Yani şirket öncesi oraya gidecektik.

Dakikalar geçerken telefonuma mesaj geldi. Far fırçasını bırakıp telefonumu aldım.

Demirhan atmıştı. Hem de üst üste attı. Merak ederek okudum.

-Güzel bir manzarayla güne uyandım

-Ama gören bir başkasının hayatını karartabilirim

-Perdeyi kapatman için iki saniyen var

Hadi canım.

İrileşen gözlerimle başımı kaldırdım. Bu ayrıntıyı nasıl unutmuş olabilirim?

Camının önündeki demirlere yaslanmış elinde sigarasıyla odamı izliyordu.

Hemen elim yakama gitti. Oh kapalı.

Ayağa kalkıp hızlıca perdemi çektim. Elim göğsümde geri oturduğumda bu adamla çekecek çok çilem olduğunu düşünüyordum.

Ekranı açık duran telefonumu aldım. Klavyeye tıkladım.

-Sana da günaydın

Aynı saniye geri cevap geldi.

-Günaydın güzelim

Azıcık bayılıp geliyorum. Çok az.

Bir sağa bir sola deli gibi sallanıp kendime geldikten sonra titreye titreye ikinci mesajına baktım.

-Hazır olduğunda söyle seni bırakırım

Sen böyle beni alıştırırsan sonumuz ne olacak?

-Olur tabi

Gülümseyerek makyajıma devam ederken ne giysem de aklını alsam diye düşünüyordum.

Masadan kalkmadan parfüm sıkıp dolaba yöneldim. Henüz etiketiyle duran oldukça iddialı ten rengi iç çamaşır takımını giyindim. Göğüs arası lastiği ince bir şerit halinde geçtiği için dekoltemden görünmeyecekti.

Askısında hazır kombin olarak duran takımı alıp üzerime giyindim.

Boynuma ince bir kolye takarak masadan telefonumu ve çantamı aldım. Alt kata indiğimde annem kahvaltıyı hazırlıyordu.

-"Günaydın çekirdek ailem." Önce annemi sonra gazete okuyan babamın yanağını öptüm.

-"Otursana." dedi annem.

Demirhan'a mesaj atarken meyve suyundan bir yudum aldım.

-"İlker beyin evinde kahvaltı yapacağız." dediğimde annem kaşlarını havaya kaldırdı.

O imayı sezdiğimde gözlerimi devirdim.

-"Görüşürüz." dedikten sonra kapının ordaki dolaptan yine lilanın en açık tonu olan tek bant topukluyu çıkarttım.

Bugün lila patlaması yaşıyordum.

İnce topuklular üstünde evin önüne çıktım. Aynı anda bir kaç ev ötede evinden çıkan Nesli'yi görmüştüm. Şansa bakın ki evinin önünde arabaya yaslanmış bekleyen Soner abi vardı.

-"Günaydıııın!" Neşeyle seslendiğimde bana dönmüşlerdi.

Beş on adımla yanlarına ulaştım.

-"Günaydın bebeğim." Nesli'yle yanaklarımızı öpüp gülümsedik.

-"Bir mutlusun bir ışıltılar falan hayırdır?" Soner abi beni kolunun altına çektiğinde kıkırdadım.

-"Her zamanki halim canım." dediğimde Nesli karşımda sırıtıyordu.

-"Pek de güzel olmuşsunuz Peri hanım." dedi beni süzüp.

-"Sende pek bir özenmiş süslenmişsin Nesli'cim. Yakışıklı katil müvekkilin mi gelecek yoksa?" derken Demirhan'ın evinden çıktığını gördüm.

Nesli'nin bana atacağı öldürücü bakışlarından sayesinde kurtuldum.

Ona doğru ilerlerken gülmeden edemiyordum. İyi ki Nesli'ye sırtım dönüktü yoksa beni öldürebilirdi.

-"Neye gülüyorsun?"

Demirhan da yine bir mutlu bir mutlu sormayın.

Arabanın kilidini açıp ileri doğru baktı. Soner abiyle selamlaşmış bana dönmüştü.

Baştan aşağı incelendiğimde çenesini sıvazlayıp arabanın kapısını açtı. Fazla mı tepkisiz?

Aman neyse.

Bastığım yere dikkat ederek arabaya oturdum.

-"Mahallenin yollarını mermer mi döşeseler acaba?"dedim kendi kendime.

Çantamı kucağıma bırakırken Demirhan'ın sert soluğu üstüne ona baktım.

Arabayı çalıştıracakken ellerini dizlerine bırakıp başını çevirdi.

-"Ben anlamıyorum. Böyle giyinmeyince seni işten mi çıkartacaklar? Aranan niteliklerde lütfen göğüslerinizi ve götünüzü açarak mı gelin yazdılar?"

Şoktan aralanan ağzımı zorla kapatıp önüme döndüm.

Edepsiz.

-"Düzgün konuşur musun? Evet mahallede kimse böyle giyinmiyor olabilir ama benim çalıştığım yerde herkes böyle. Ayrıca istediğim gibi giyebilirim. Çünkü kendimi böyle mutlu hissediyorum." dedim sakince teker teker.

Dik bakışlarını üzerimden çekip arabayı çalıştırdı.

Yanağımın içini ısırdım ve telefonumun kilidini açtım.

-"Şirkete gitmeyeceğim. Yol biraz uzun istersen taksi durağına bırakabilirsin." derken atılan konuma tıkladım.

Göz ucuyla baktığımda giydiği beyaz gömleğin yakasının düğmelerini bir hışımla açmıştı.

-"Nereye gideceksen bırakırım." dedi sövercesine bir tonda.

-"Bu şekilde davranacaksan indir Demirhan. Sabah sabah o kadar gerginsin ki enerjimi bitirdin." dedim.

Salladığı dizinden bile gerginlik akıyordu.

-"Ya Peri şu üstüne başına bak. Gelmiş bana gerginlik diyorsun."

Nefesimi üfleyerek kollarımı göğsümde bağladım. Sadece gideceğimiz yeri tarif ettim.

-"Neresi burası?" diye sordu.

Tepkisini tahmin ettiğim için çekinerek yanıtladım.

-"Patronum İlker beyin evi."

Dudakları arasından çıkan hah sesiyle birlikte bir elini ensesine atmış tehlikeli gülüşünü göstermişti.

-"Ne güzel ya. Git tabi. Parlak mermerlerde yürürsün. Yakışır." diyip üzerimi işaret etti.

Bu tavrı karşısında moralim tamamen bozulmuştu.

-"Çalışanları davet etti. Kahvaltı yapıp şirkete geçeceğiz." diye açıkladım.

Başını salladı.

-"Tamam anladım." dedi pek umursamadan.

Eğer işim yüzünden hep aynı tavrı gösterecekse bu zor olacak.

Ormanlık yolda konuma yaklaşırken gerilmiş bedeni beni rahatsız ediyordu. Ne hissettiğini anlayabiliyordum. Ama ima ettiği gibi bir şey yoktu.

Elimi kaldırıp bacağının üstüne koydum. İrkilip bir anlık bana baktı. Geri çevireceğini sanmama rağmen beni yanılttı ve büyük eliyle elimi sıkıca kavradı.

İşte şimdi tamamen gevşedim.

Gülümsememek elde miydi? Bütün sinirine rağmen elimi parmağıyla okşayıp dudaklarına doğru kaldırmıştı.

Hal böyle olunca azalan yol hiç bitmesin istedim.

•••

Merhaba iyi geceler herkese ❤

Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuuz?

Bir de şunu konuşalım istiyorum. Hikâyelerde tutkuyu hepimiz seviyoruz bu bir gerçek 🙆

Bu hikâyemizde de yetişkin içerik olsun diyorum. Şöyle ateşli doyumsuz karakterli sahnelere tanık olsak ne dersiniiz?

Bölüm sonu

3 yorum