İçeriğe geç

Zeyhun

Bölüm 29 · 8 dk okuma

Zeyhun

Bölüm 29

14.Bölüm Sınav bitişi

"Ne demeye çalışıyorsun Serçem? "

"Sen ameliyattan çıktıktan sonra seni yastıkla öldürmek isteyen olmuştu. "

"NEEEEEEE?"

"EVET maâlesef biri seni öldürmeye çalıştı. "

"O kişiyi bulacağımmm. "

"Eminim bulursun. "

"Sen nasılsın serçem? "

"Sus bana Serçem deme. "

"Noldu hâlâ kırgınmıyız. "

"Ben sana küstüm. "

"Gönlünü alabilirim."dedi gülümsemiş dudaklarıyla bana bakarken. Dudakları keyifli bir gülümseme atarken gözleri bir telaş içindeydi. Gözleri gözlerime bakıyor ama başka bir şey görüyordu sanki. Bakışları bir insanı büyülüyordu. Hasta yatağında yatması onu güçsüz yapmamıştı ama o yatakta yaralı yatmasını güçsüz olduğuna bağlıyordu. Yatağından doğruldu. Seside kendiside yorulmuştu. Buradan çıkmayı beklediğini biliyordum.

" Serçem sence ben güçsüz müyüm? "dedi yorgun dudaklarını yana doğru kıvırarak. Sesi tiz çıkıyordu. Bu onun kendini daha da güçsüz görmesine neden oluyordu. Gururu yenilmiş gibi bir haldeydi. Kendini küçük savunmasız bir çocuk gibi görmesi acıydı. Oysaki o sevdiğinin önünde bir kalkan olabilecek kadar güçlüydü. Keşke o da bunu bilse.

"Nereden çıkardın? "dedim hızlıca. Onu daha iyi hissettirmeye çabalasamda bu işin pek mümkün olmayacağını bilerek devam ediyordum. Ona bir andan kızgın bir andan sakin kalmaya çalışarak kurduğum cümle yanıt almamıştı. Yanıtı bilsemde bunu Yorhun'undan da duymak istemiştim.

"Güçsüz olmasam şuan o Nastanya Kraliçe'ye ve Lidya'yaya gününü gösterirdim."dedi başını pencereye uzatarak. Bakışları bir yere dalmıştı. Anlam veremediğim bir düşünce vardı aklında. Düşlere dalmış, yüzüyordu. Onun ne düşündüğünü bende düşünmek isterdim.

"Saçmalama biz doğru zamanı bekliyoruz. Sonrasında ise bizimle düşman olmamak için saklanacaklar. O zamanı bekle. Her şeyin bir zamanı vardır. "dediğim beni bile ikna etmişti. Onu ikna etmiyorsa bir gariplik var demek olur. Benim dediğimi duyduktan sonra başını pencereden çevirdi. Bana bakmaya başladı. Yüzü bu sefer tebessümlüydü. Bana hüzünle değil neşeyle bakıyordu. Bende ona tebessüm ettim. Sanırım artık ikna etmiştim onu.

"Tamam Serçem sana inanıyorum ve senin sözünden de çıkmıyorum. Bu arada hâlâ küs değiliz değil mi? "

Bu zaman içinde küslüğü bile düşünmemiştim. O yüzden bunu sıkıntı edeceğimi düşünmedim. Beni kalkanım olacak kadar seven biriydi. Benim ona naz yapmam yakışık almazdı.

"-Seni kalkanın olacak kadar seven birini buldun daha ne istiyorsun Zeynep? "İçimden söylediklerim bile en haklı olandı.

" Unuttum bile barıştım seninle. Eminimki o kız sana yardım etmek için odana gelmiştir. "dediğime karşılık büyük bir tebessüm etmeyi unutmadı. Ardından büyük bir ciddiyetle yatağına geri girdi. Yatağa yattıktan sonra yana dönerek uyumaya çalıştı. Her ne kadar hekim 2 gün daha çıkamayacağını söylesede eğer kendini biraz daha iyi hissederse bugün taburcu olabilirdi. O da bunu bildiği için uyuyup kendini biraz daha iyi hissettirmek istiyordu. Böylece bugün taburcu olurdu.

Bende onu rahatsız etmeden sakin bir şekilde cümlemi söyledim.

"Bugün taburcu olmalısın. "

Yorhun başını kaldırmsada gülümsediğini anlayabiliyordum. Yastığa dayanmış kafası yukarı aşağı hareketler yaparak beni onayladığını gösteriyordu. Yanındaki yeşil tekli koltuğa oturup onu izlemek istiyordum. O ise uykusu olmadığı halde uyumaya çalışıyordu. Gözleri açık, koyun sayıyordu. Çitlerin üstünden atlayan koyunlara birer isim bile vermişti. Beni duymuyordu. Böylece rahattım. Her an dilimden bir söz çıkarsa duyma olasılığı %50 idi. O oradaki koyunları sayarken ben de yeşil tekli koltuğa oturdum. Bu sıralar yeşil rengine daha fazla takmıştım. Elbisem yeşil, yeşil yemekler, yeşil her şey.

O kadar uzun sürmüştü ki bir an 1000.koyunu saydığını düşünmüştüm. Neyseki ben yeşil koltuğa oturalı yarım saat olmuştu ki uykuya dalmıştı. Uykuya dalacağını biliyordum çünkü koyun sayma taktiği hep işe yarar.

Ben ise o uyuduktan sonra evime gittim. Çok sıkıcı günler bizi bekliyor olacaktı. Bundan sonra o kadar da ilginç olaylar olmayacaktı. Mariya her zamanki gibi babasıyla yaşayacak ama babasının olduğunu bilmeyecek. Ben Yorhun ile vakit geçireceğim ama evlenmeyeceğim. Nastanya Kraliçe yine kötü olacak ama cezası kesilmeyecek. Ay yine parlak olacak çünkü beni parlatacak. Ellin yine kendine onu çok seven birini bulamayacak. Sıkıcı olacak.

"Zeynep ne oldu Yorhun'a kızdın mı? "Ellin hâlâ benim dudaklarımdan çıkan sözcüğe bakıyor, Yorhun'un iddaya girdiklerini unutmasını diliyordu. Yorhun öyle bir şey demese de elbet bir gün bu iddanın sonucunu bekleyecekti.

"Kızdım kızdım. Yalnız ben ona inanıyorum. O her zaman dürüsttür. "Kendimi gururlu bir şekilde mavi yumuşak koltuğa attım.

Uppps galiba birazcık kilo almışım.

*Hadi ama Zeynep sencede abartmadın mı? *

*Sadece 1 kilo*

Hayır içses 1 kilo değil

* O zaman 2 kilo almışsındır. *

Hayır içses 2 kilo da

*3 kilo*

Değil

*4 kilo mu? *

Maalesef değil.

5 kilo almışımmmm. Başlasın depresyon bakalım. Ağlamaklı baktığım tartı kırılacak mı diye düşünürken daha da çok stres oldum. Kendi kendime konuşmaya başladıysam vah benim halime.

*Neeee yuh Zeynep ben seninle ne kadar zamandır görüşmedim. Bu ne kilooo. Patlıcan olmuşsun*

Ama sende kırıcı oluyorsun patlıcan falan ayıp oluyor.

*Ne mutlu bana seni kırdıysam. *

Aynaya geçmiş göbeğime bakıyordum. Yandaki gülme sesleri ise Ellin'e ait.

"Tabi sen gülersin. Bende güzel bir fiziğe sahip olsam bende gülerdim. "kaşlarımı çattım ve Ellin'e kızgın bir bakış attım. Ciddiyetimi anlamış olacak ki gülmeyi kesti ve ardından özür dilerim sözcüğünü barındıran bir cümle söyledi.

"Pardon pardon. "iki kere tekrar ettiği bu sözcük affetmemi sağlamıştı. Ne yazıkki onu kıramıyordum, küsemiyordum ve affetmek zorunda kalıyordum.

"Hadi ama bu kadar sevimli olamazsın Ellin. "

"Sende bu kadar merhametli olamazsın Zeynep. Aa pardon Serçem mi demeliydim? "

"Hoppp ona ancak ben Serçem derim. "

Hep bir ağızdan,

"Yorhuuun"

Açık pencereden kafasını uzatmış, bize bakan Yorhun tebessümün en büyük halini bize göstermişti. Dudakları yana kıvrılmış bize bakıyordu. Pembemsi dudakları biraz daha solgundu.

"Ne yani içeri girmeyeyim mi? "

Sorduğu soru karşısında Ellin ve ben birbirimize baktıktan sonra kapıya yöneldik. Kapıyı ben açtıktan sonra Yorhun'u içeri buğur ettik.

"Ne yapıyormuş benim Serçem? "

"Hiç sorma Yorhun çok üzgünüm. "

"Kim üzmüş bakıyım benim serçemi? "derken bir anda ciddileşti. Kaşları çattı. Dişleri kendini gösterdi. Sinirlendiğini biribirine kaynaştırılmış dişlerinin gıcırdamasından anlamıştım. Vücudu gerilmekten patlayacaktı. Bu solmuş yüzünü ve sinirli bakışlarını Ellin'in olduğu yöne çevirdi. Yana kaymış gözleri ve öfke dolu bakışlarıyla ona sert bir füze yollamış gibiydi. Bugünün 1 Nisan olduğunun aklıma gelmesi umduğumdan uzun sürmüştü. Bende hiç bozuntuya vermeden bu şakayı sürdürdüm. Yorhun başta bu şakayı sadece bana yapsada artık sadece Ellin'e yapıyordu. Ne yazıkki benim şakayı hâlâ anlamadığımı düşünüyor.

Yorhun'un saçma bakışlarından korkmuş Ellin onun üzmediğini kafası ile göstermişti. Ellin'den de onayı alan Yorhun bana döndü.

"Kim üzdü bakıyım seni Serçem? "biraz daha sakindi. Şaka olsada ciddi gibiydi.

"Kilolarım."

"Saçmalama kaç kilo almışsınki buradan çok zayıf duruyorsun? "

"5 kilo almışımm"yalandan ağlama numaram ile Yorhun'u şaşırtmıştım.

"Neee 5 kilo mu? "

"Niye fazla mı Yorhun Bey? "

"Yok Serçem sen her zaman zayıf ve güzelsin. Lütfen bana bir daha Yorhun Bey deme. "

"Tamam demem. "

Biraz daha rahatlamış Yorhun büyük bir ohh çekti. Benim farkettiğim şey ise Yorhun'un sürekli kol saatine bakmasıydı. Sanki bir yere gecikiyormuş gibiydi. Beklediğim cümle gelmişti.

"Benim az işim var birazdan dönerim. "

diyerek hızla evden çıktı. Ne olduğunu anlayamamıştım. Hızı çizgi film karakterinden birini hatırlatıyordu.

Pencereden baktığımda kararmış havanın içinde beyaz beyaz parlayan birini gördüm. Bu Yorhun'du. Üstünde beyaz bir giysi vardı. Demekki fazla uzakta değildi. Karanlığın içinden bir adam ona kurdeleyle paketli kutu verdi. Ancak o bir kutumuydu başka bir şey miydi bilmiyorum. Ardından Yorhun eve doğru dönerek hızlı adımlarla gelince kafamızı pencereden uzaklaştırdık ve başka bir yöne bakarak ilgilenmediğimizi göstermeye çalıştık. Kapı tıklandı.

Sanki onu hiç beklemiyormuş gibi 1 dakika beklettim. Ardından kapıyı açtım. Arkasında bir şey saklıyordu. Sakladığı şeyi karanlığın içerisindeki adamdan aldığını düşünmek zor olmasa gerek. Salonun ortasına geçti ve bi an önce diz çöktü. Arkasından çıkardığı yüzük kutusunu açtı ve bana uzattı. Gülümsemiş yüzü ile yeşeren çimenlerin aksine bu sefer gülümsemesiyle beni parlatmıştı. Belkide olayları ben abartıyordum. O benim parlaklığa kavuşturabilirdi. O benim sabahı görmemi sağlayabilirdi. Artık karanlık biri değil aydınlık biri olmak istiyor olabilirdim. Bu sefer üzgün ben değil beni üzenlerin üzgün olduğunu görmek iş yordum belkide.

Yaşam insana bazen güzellikler bazende kötülükler getirebilirdi. Bunların bizim girdiğimiz bir sınav olduğunu bilmek ise rahatlatır insanı. İşte bu bir sınav. Kötü bir dönem olsada iyi bir notla geçebilirsin ya da iyi bir dönem olur ve kötü bir notla geçersin. Herkesin sınavı kötü olmaz bunu yaşanmışlık kötü kılar.

"Yok artık"diyen Ellin'e doğru kafamı çevirdim.

O sırada Yorhun hâlâ yerde diz çökmüş bekliyordu. Derken bir anda Yorhun'dan çıkan bir cümleyle kafamı ona çevirdim.

"Seni bu hayatta asla üzmeyecek birisiyle olmak ister misin küçük serçe? "

"Anlamdım Yorhun. "

"Sevgilim ol minik serçe"

Ellin'in alkışları kulağımın içinde dönüyordu. O da yetmezmiş gibi birde

"Evet evet evet"diyerek el çırpıyordu.

Ben ise olayın şoku içinde ne yapacağımı düşünüyordum. Onu delilerce seviyordum ama sevgili olabilecek kadar mı bilemedi_

Aman bu sefer kendimi bile dinlemeyeceğim.

"Eveeeettt"

Ellin'in patlayan alkışları mahalleyi inletiyordu. Bu işten Kollakan Kral'ında haberi olmuşki Mariya ile birlikte gelmiş alkışlıyorlardı. Derken sadece onun değil bütün mahallenin dışarıda olduğunu öğrendim. Bu kadar sesin bir kaç kişiden çıkma ihtimali yoktu zaten.

Yorhun ise en mutlu anını yaşıyordu. Teklifini reddetmem büyük korkusuyla. Şimdi ise beni kucağına almış döndürüyordu. Baya bir döndürdükten sonra beni bıraktı ve gülerek Ellin'e döndü.

"İddayı unuttuğumu sanma. "

"Tamam tamam derdin bir idda olsun. Ancak şahidimiz ben olmazsam iddayı unut. "

"Tamam tamam sen olursun. "

Elbette daha hikayemiz bitmedi, yeni başlıyor. Yorhun ile sevgili olmamız bir çok şeyi değiştirecek. Ne yazıkki bundan sonra size yalnız yıllar sonra yazabileceğim. Eminim bizim boş zamanlarımızı duymak, tatmak sıkıcı olur. Mariya'nın büyüdüğünü görmek istemezmisiniz? Merak etmeyin Ellin söz verdiği gibi Yorhun'a dönerini verdi. Bende onunla hâlâ sevgiliyim.

Bölüm sonu

4 yorum