İşte o fısıltılı sesler. Bitmek bilmeyen bir acı ve ateş. Bunun kurtuluşu yok. Artık doluya şemsiye açılamaz. Rüzgara da yelken açılmaz. Neden Rüzgara yelken açınmayacağını söyleyeyim. Artık kaptan yok çünkü. Kaptan olmayan bir gemi olmaz. Gemi olmayan bir denizde de yelken olmaz.
Benim yol arkadaşımdı Yorhun. Onu seviyordum ama nasılsa arkadaşça bir duyguyu aşmıştı. Bu bambaşka bir duyguydu. Ona karşı sevgi değil, bir aşk hissediyordum. Yalnız hayatına girdiğimden beri başına bir çok olay gelmişti. Belkide şimdi de ölüm döşeğind_
Bunları demek benim kalbime izin vermiyordu. Ağzım farklı, gönlüm farklı söylüyordu. Gözüm ise hepsinden farklı bir olaya tanık olmuştu. Hepsinden farklı. O yaşamak istemediğim şeyleri yaşamıştı ve şimdi benide bitirmişti. Bundan sonra bana "serçem"diyen biri olmayacakmıydı?
Şimdi belki bana kızarsınız. Demek seviyordun niye açılmadın, sevgili olmadın. Haklısınız ama bununda bir nedeni var. Ben ona daha fazla kötü şey getirecektim çünkü benim kötülükler ile savaşım 15 yaşındayken başlamıştı. Bu kötü yaşantıma Yorhun'u sokamazdım. Ne yazıkki o girmişti bile. Sonu ise tahmin ettiğim gibi oldu.
2 Mart Perşembe
Aradan 1 gün geçti. Yorhun hâlâ hastanede. Hekim onun 2 gün daha çıkamayacağını söylemişti. O ise 1 gündür uyuyor. Uyuyor dedim. Ölmedi. Gelin size o anı anlatayım.
1 Mart Çarşamba
Yorhun'u cansız yerde görünce dayanamamıştım. Bayılmıştım. Sonra yaşananları Ellin anlattı. Olaydan sonra benim eve geçmiş, yerleşmiş. Elisa'ya her ne kadar haksızlık yapsamda o da benim ölümümü istemişti. Olaydan sonra Elisa ve Lidya Nastanya ve Zemheri Kral ile oradan ayrılmış. Daha da savaş çıkmamış ama çıkmayacağı anlamına gelmiyor. Bu bir savaş başlangıcı idi. Yorhun'un intikamını alacağım. Beni ve Yorhun'u hastaneye götürmüşler. Ellin her zaman yanımdaymış. Ben 30 dakika sonra uyanmıştım. O ise daha uyanmamıştı. Odasına girdiğimde ağlamamı tutamıyordum. O yüzden beni odasına sokmuyorlardı. O gün hüzün günümdü. Karanlığa çöküşüm bu andan itibaren başlamıştı. Dinecek mi bilmiyordum? Sanırım baştan başlıyorum. Kendime diyorum acaba daha erken mi girseydim? Yoksa hiç mi tanışmasaydım?
Uyanmamıştı. Uyanmayacaktı. Ben dışarıda bekliyordum. Aynı anda hekimle konuşuyordum. İçeriden bir ses gelmişti. Ses ile olduğum yerden geriye adım attım. İrkilmiştim. Bu ilk irkilişim değildi. Ses iyi bir haberi vermiyordu. Hastane kapısında konuşuyorduk ve Yorhun'un odasında bir ses gelmişti.
"Hekim hekim hasta ölüyor"
İşte bu ses benliği ve beni yitirmeme sebep olmuştu. Bu ses şimşeklere sebep olmuştu.
"Nasıl nasıl ölüyor? "
Hekimde şaşırmıştı. Yorhun'un ameliyatı iyi geçmişti. Ne oldu da bir anda böyle kötü düşmüştü. Hemşirenin yanına doğru koştuk. Hekim bi yandan hemşireye soru soruyordu.
"Nasıl öldüğünü anladın? "
"Hekimim nabzı düşmüştü. Nefes alamıyordu. Galiba bir boğulma sonucu kalp atış hızı değişti. Yeterince nefessiz kalmış. "
"Ama bir anda nasıl nefessiz kalabilir? "
"Hekimim yastık ile. "
Uzun süre sessizlik oluşmuştu. Bu anda da Yorhun'un odasına koşuyorduk. Yorhun'un odasına geldiğimizde Hekim eliyle bana burada beklemem gerektiğini söylüyordu. Odanın cam kısmından içeride olanları izliyordum. Bir şok cihazı vardı. Onu kullanmıştılar. O zaman sanki o şok cihazı bana dokunuyormuş gibi gelmişti. Boğuluyormuş gibiydim. Ellerim boynuma dolanmıştı. Bu cihazı 10 kere Yorhun'un vücuduna denediler. Olmadı. Onlar da olmadığını düşünüyorlardı ki hekim bana bakıyor, hemşire bembeyaz battaniyeyi Yorhun'un üstüne örtmüştü. Kafamla olanların gerçekleşmediğini söylüyordum.
"Hayır hayır hayyyyyııııııığğğğr"
Hızla odaya girmiştim. Hemşire beni tutmaya çalışsada ben onu da aşıp Yorhun'un yanına vardım. O beyaz örtüyü yüzünden kaldırdım. Elini tutup yanında eğildim. Gökyaşlarım beni dinlemiyor, adeta coşuyordu. Göz altlarım son zamanlarda çok ağlamaktan dolayı şişmiş ve morarmıştı.
"Hayırrrr Yorhuuuğğnn yapmaaaa. Ölmeeeeeğ."
"Yorhuuuğğnn."
"Hanım efendi az önce uyandınız sizde yapmayın bunu kendinize. "
Hemşire bana arkadan bir şey demişti ama ben onu takmamıştım.
Kafamı yatağa yaslayarak yüzüstü ağlamaya devam ettim çünkü inanıyordum. Ölmemişti. O beni bırakmazdı. Ağlamamı ise nedensizce devam ettiriyordum. Hekim ve hemşire de başlarını eğmiş gözyaşı döküyordu. Sonradan bir ses gelmişti ki ben duymamıştık o sesi. Hekim ve hemşire de bir anda ümitle başlarını kaldırdı. Bir mucize olmuşa benziyorlardı. İkiside şaşkınlıkla Yorhun'a bakıyordu. Hemşire bir anda ağzından kaçırmıştı.
"Yorhun Bey yaşıyor. "
Bu cümleden sonra kafamı hemen kaldırdım. Elleri ellerim arasında olan Yorhun kafasını hareket ettiriyordu. Yerden kalkıp gözyaşlarım hemen sildim. Yüzümde artık bir tebessüm yer alıyordu. O tebessüm her şeye bedelmiydi? Bilmiyorum.
"O senin sevginle yaşadı. "
Diyerek beni mutlu etti. Beni mutlu eden kişi hekimdi. Bana çıkmam gerektiğini söylediklerinde hiç tereddüt etmeden dışarı çıktım. Eminimki işlerini yerine düzgün getireceklerdi. Onlara güveniyordum. O günümü öyle geçirmiştik işte.
Gelelim bugüne (2 Mart Perşembe )
Sabah öğlen olmuştu ama ben hâlâ uyuyordum. Dün gece baya rahat uyumuştum.
"Zeynep hadi kalk öğlen oldu. "
Bu ses Ellin'in bana tuvaletten seslendiği ses. Hem uyuyor hem dinliyordum ama ayağa kalkamıyordum. Kendimi halsiz, yorgun hissediyordum.
"Zeynep hadi kalksana"
Zeynep tuvaletten çıkıp yanıma gelmişti.
"5 dakika daha nolur? "
Kendimi yorgana sarmalayıp duruyordum. Baya zangır zangır titriyordum.
"Hadi kalk"diyerek yorganımı çekmişti Ellin. Ancak bir şey fark etti. Vücudum yanıyordu adeta.
" Dur bir dakika senin ateşin var. Hem de baya ateşin var. "
"Öfff ne ateşi Ellin. "diyerek yorgana sarıldım.
Ellin daha da endişelenmişti. Hızını alamadan hazırlanıp acele ile evden çıktı. Kanepede yatan ben onu izliyordum.
Ellin ise hastanede buldu kendini. Hekim Yorhun'un odasındaydı. Hekim evrakları inceliyor, duruyordu. Ellin hemen odaya girdi. Hekime
"Zeynep bildiğiniz yanıyor. Ateşi 44.0. "
"Ne Zeynep'in ateşi mi çıkmış? "
Arkalarını döndüklerinde uyanmış yatakta uzanan Yorhun'u gördüler.
"Sen ne ara uyandın? "demiş Ellin.
"Sen onu bunu boşverde söyle Zeynep iyi mi!? "
"Yok Yorhun Zeynep hiç iyi değil, ölüyor. "
"Ne ölüyor mu? "
Yorhun yatağından doğrulmuş ve ayağa kalkamaya çalışmış ama geri yatağa düşmüş. Hâlâ göbeğinde bir ağrı varmış.
"Otur otur. Şaka yaptım ölmüyor ama şiddetli derecede ateşi var. "
"E bu da kötü. "diyerek doğrulmaya kalkışmış Yorhun.
"Sen galiba ölmek istiyorsun. "
"Ben Zeynep için bırak 1 kez ölmeyi, Onun için 20 kez ölürüm. Canım Serçemm."
"Ah ah ne ara bu kadar büyüdü Zeynep onu deliler gibi seven birini bulmuş bile. "
"Sen bulamadın mı? "
"Yok ben öyle cengaverli birini bulamadım. "
"A a a baldız sanada buluruz birini merak etmeeee."
"Baldız falan siz iyi ile tl etmişsiniz işi. "
"Evet öyle evlenmeyi düşünüyoruz biz. "
"Ooooooo"
"Ne var olamaz mı? "
"Olabilir canım neden olması? "
"Zeynep ne yapıyor? "
"Yatıyor. Kalkmak istemiyor. "
"Sen ona benim uyandığımı söyle kalkar o. "
"Eminmisin ben pek sanmıyorum. Zeynep asla bir erkek için uykusunu bozamaz. "
"Dene ve gör. "
"Peki iddaya da girmeliyiz. Böyle kuru kuru olmaz. "
"Nesine? "
"Dönerine"
"Ellin senin böyle biri olcağını asla bilmezdim. "
"Nasıl biriymişim ben? "
"Ee şey yok bir şey. "
"Bencede bir şey olmamalı zaten. "
"Tamam o zaman dönerde anlaştık. "
"Anlaştık. Ben şimdi Zeynep'in yanına gidiyorum. "
"Tamam hadi git. "
Ellin bir hızla benim yanıma gelmişti. Ben ise hâlâ yatıyordum. Yanıma yaklaşıp idda sorusunu soracaktı. Bu iddayı kazanıp kazanmaması benim elindeydi.
"Zeynep Yorhun uyanmı_"
"Zeynep neredesin? "
"Buradayım Ellin dışarıda ayakkabılarımı giydim bile hadi. "
Ellin'in düşündüğünün aksi olmuştu. Ben saliseler içerisinde kapıda dikilmiştim. O ise ağzı açık şekilde
"Ben gelmeyeceğim ya sen git. Hem enişte seniok özlem işe benziyor. "
"Ne enişte mi? "
"O da bana baldız dedi. Evlilik falan düşünüyormuşsunuz."
"Ben ona gideyim hesabını sorarım. "
"Sor sor bencede ya. Bir de hastanede bir kız vardı falan çok ilgilendi Yorhun ile. Yorhun' da kızı yemeğe davet etti. Hastaneden çıktıktan sonra başbaşa yemek yiyeceklermiş."
"Bir de başbaşa yiyeceklermiş. Kim o kızz söyle nerede o? Hayırdır o. Ben bunların hesabınıda soracağım hiç merak etmesin Yorhun Beyyyy. "
Söylene söylene hastaneye yürüdüm. Hastaneye girdiğimde etrafımda genç bir kız aramaya başladım. Kimse yoktu. Yorhun'un odasına girdim.
Ben girdiğimde odadan bir kız çıkmıştı. Yüzüne dikkatle baktım. Yüzü hafızamdaydı. Asla unutmazdım. Yorhun'a yaklaşarak iki elimi bağladım ve hesap verircesine söylenmeye başladım.
"Bu kız kim? "
"Hiç bana yardımcı oldu bu zor zamanlarda. "
"Söylesen ben yardımcı olurdum. "
"Sen yemeğimi yaparmıydın? "
"Yapardım."
"Hadi ya Zeynep herkes biliyor güzel yemek yapamadığını. "
"Güzel yemek yapamıyorsam benimle niye evlenmek istiyorsun? "
"Kim dedi istediğimi? "
"Kim dediyse dedi. Doğru mu değilmi? "
"Doğru istiyorum. "
"Ama ben yemek yapamıyorum. O kız yapabiliyormuş. Bence sen onunla evlen, benimle değil. "
"Serçem sen yemek yapamasanda ben yaparım sen çocuklarımıza bakarsın. "
"He bir de çocuk istersin. "
"Evet 2 çocuk iyi anlaştık gibi. "
"Yorhun ben daha evleneceğimi söylemedim. "
"Yakında o da olur inşallah. "
"Ben evlenmeyi düşünmüyorum. Biz bu yola hekim olmak için arkadaşça çıkmıştık biliyorsun. " (halbuki içimi bilmiyorsun. )
"Evet arkadaşça çıkmıştık ama sonuç olarak hekim olduktan sonra evlenebiliriz. Sonsuza kadar bekar kalacak değilsin ya. Ben kimseye kaptırmam. "
"Ben seni hekim olduktan sonra çoktan unutmuş olurum. Ölsen üzülmem. "
"Tabi tabi üzülmezsin. {" Yorhuuuun gitmeeeeğğ. Serçeni bırakma. "}diyen kimdi acaba? "
O ara beni mi dinliyordu. Allah'tan başka bir şey dememiştim.
"Nereden öğrendin bunu? "
"Biliyorsun sen. "
"Sus ben sana hâlâ kızgınım. O kız niye odandaydı açıklamadın hâlâ. "
"Açıkladım ya Serçem. "
"Banada Serçem deme. "
"Ne diyeyim Serçem. "
"Hiç bir şey çünkü artık konuşmayacağız. "
"Niyeymiş o? "
"Seninle takıldığımı görürse Mahallemizdeki sevgilim kızar. "(Sevgilim yok ki) Şşşşttt söylemeyin devammm.
" Kim o sevgili dediğin ? Onu bulursam. Hiç güzel şeyler olmayacak. Emin olabilirsin. "
"Söylemem sevgilimi korurum. "
"Ha yani korursun."
"Beni de korur musun? "
"Neden? "
" Sevgilim dediğin kişiyi dövmeye gidersem o büyük ihtimalle mahalledeki kekoları toplayacak. Ben tek gideceğim için sende beni korursun. "
"Yorhun şuan sorunumuz o değil. "
"Ne? "
"Başka bir ajan olmalı. Hiç tanımadığımız gerçek bir gizli. Nastanya Kraliçe'nin gönderdiği biri. Kim o? "


