İçeriğe geç

ZERRİN

Bölüm 32 · 6 dk okuma

ZERRİN

Bölüm 32

Boş Sokak

Gülsüm'ü gözleriyle süzdü baştan aşağı, yalan söylemiyordu davranışları sahte değildi. Soğuk soğuk terliyor onu ele geçiren korkuya teslim oluyordu. Alexis, o gün Gülsüm'ü mutfak kapısının önünde sıkıştırmış eve gelenin kim olduğunu evdeki hazırlıkların sebebini sormuştu Gülsüm'den bilmiyorum cevabını aldığında ise sinirlenmişti. Evdeki hazırlıkların sebebi açık açık kimseye söylenmese de az çok belli oluyordu. Zerrin kuşkuyla sordu tekrar "doğru söyle Gülsüm Hatun ona ne söyledin?" Gülsüm derin bir nefes aldı sesi titriyordu "yemin ederim Zerrin Hatun bir şey bilmiyorum dedim bana öğrenmem için bir gün verdi yarın tekrar gelecekmiş". Zerrin bir süre baktı kadının suratına bir şeyler düşünmek zorundaydı öyle bir şey söylemeliydi ki hem dikkatlerini çekmemeli hem de susturmalıydı. "Ya sabır! Deli midir divane midir bu adam! Babamla Ural sarayı vezirinin açmaya uğraştıkları yetimhaneyi öğrenince eline ne geçecekmiş! Yarın geldiğinde söyle bunu ona başka da bir şey öğrenemedim de kessin sesini sakın ola bana gelip anlattığını belli etme hatun! Sonuçları ağır olur". Gülsüm oturduğu yerde toparlandı hem bir cevap verebileceği için rahatlamış hem de Zerrin'in gazabına uğramadığı için şükretmişti. Gülsüm odadan çıktığında Zerrin yatağına uzanıp düşündü Gülsüm'e söyledikleri tamamen yalan sayılmazdı eğer meselenin üzerine giderlerse gerçekten yapılmak istenen birkaç hayır işiyle karşılaşacaklardı ki bu da onları oyalamaya yeterdi. Gözlerini kapattığında yorgunluktan olsa gerek daha fazla düşünmeye fırsatı olmadan uykuya daldı. Sabaha kadar değişik değişik rüyalar görmüş sanki geçmiş günleri tekrarlayıp durmuştu. Sıdıka'nın seslenmesiyle uyandı, uykulu hali kadını güldürmüştü. Elini yüzünü yıkayıp güzelce giyindi o gün pazara gitmek için birkaç gün öncesinden babasından izin almıştı. Ağabeyi bu sıralar çok yoğun olduğu için eşlik edemiyordu. Kahvaltısını Sıdıka ile ettikten sonra iki kadın birlikte evden çıktılar. Yüzlerindeki kalın ipek peçe kim olduklarını belli etmiyordu. Bir süre tezgahlarda gezindiler daha fazla kumaşa ihtiyacı olmadığını biliyordu ama yine de bakınıyordu öylece hoş kokulu yağların olduğu bir tezgahta bakınırken tüccar koklaması için yağı bir mendilin üzerine sürüp uzattığında birisi ondan hızlı davranıp aldı mendili. Zerrin korku ve endişe ile bir adım geri çekilirken tanıdık ses kulaklarına dolduğunda bayılacaktı neredeyse Alexis'i görmeyi beklemiyordu üstelik bu kadar yakınına gelmesi de onu çok rahatsız etmişti. Kokulu yağı falan boş verip arkasına arkasına dönüp gideceği sırada bileğini tutan elle korkusunu saklayamaz hâle gelmişti üstelik Sıdıka'yı da göremiyordu. O sırada kalabalığın arasından çıkan iri yarı adam gizlediği hançerini Alexis'e tehditkar bir şekilde uzatırken "bırak" diye konuştu kalabalık ne olduğunun farkına varmamıştı henüz. Alexis, tuttuğu kolu bıraktı bırakmasına ama kuvvetlice arkasına doğru yere düştüğünde herkesin dikkatini çekmişti. Zerrin oradan uzaklaşırken sanki olaydan habersiz gibi görünüyordu nihayet Sıdıka yanına gelip ne olduğunu sorduğunda önce bilmiyorum dese de konağa yaklaşırken olanları anlattı. Sıdıka olanlardan büyük bir sorun çıkmamasını ümit ederken Zerrin'i kısa bir süreliğine de olsa gözden kaybettiği için kendine kızıyordu. Asıl merak ettiği ise araya giren kişinin kim olduğuydu bunun cevabını Zerrin biliyor olsa da sesini çıkarmadı. Talas olduğuna emindi zira Şehzade mektuplarında açık açık bahsediyordu ondan. Olanların Şehzade'nin kulağına gideceğinden emindi sadece olayın büyümemesi için dua ediyordu. Bu olayın üzerine günlerce konaktan çıkmadı tuhaf bir sessizlik vardı ara sıra Gülizar geliyor Zerrin ona Alexis'i görüp görmediğini soruyordu ve her seferinde de "hayır görmedim" cevabını alıyordu. Sessizlik günler sonra Yusuf ile bozuldu. Elinde bir kağıtla gelmişti Zerrin'in karşısına ve ilk defa bu kadar fena öfkelendiğine şahit oluyordu herkes. Sıdıka'ya odadan çıkmasını söylemiş arkasından da sertçe kapatmıştı kapıyı. Bağırmıyordu ama güçlü bir sesle konuşuyordu "ne zamandır rahatsız ediyor Alexis seni?" Zerrin'in korkusu tavan yaparken olumsuz anlamda kafasını salladı sağa sola "kimse beni rahatsız etmiyor". Sanki Yusuf bu cevabı bekliyormuş gibi kardeşinin iyice yanına yaklaştı ve elindeki kağıdı açıp okudu "Yusuf Bey seninle onu koruman konusunda konuşmuştuk vakti geldiğinde aynısını yapacağımı söylemiştim sana ama duydum ki sen pek dikkatli bir adam değilsin konağınızın etrafında hatta kardeşinin etrafında gezen çakaldan haberin yok. Benim için ecnebi bir tüccarın oğlunu gözden uzaklaştırmak hatta daha da ileri gitmek zor değil lakin benden önce o konağın oğlu olarak senin icabına bakman daha doğru olur". Öfkeden elleri titriyordu kızarmıştı derin bir nefes alıp ensesini tuttu başına ağrılar giriyordu. Kardeşinin yatağının üzerine oturdu Zerrin'i korkuttuğu için üzülmüştü sakinleşmeye çabalıyordu "bak Zerrin eğer başka bir şey yaptıysa söyle bana yemin ederim sana kızmayacağım". Zerrin, Yusuf'un o adama bir şey yapmasından deli gibi korkuyordu kaybolmasında parmağı olduğunu falan söylemedi bu yüzden "hayır bir şey yapmadı bir seferinde dışarıdan geldiğimde çok gezdiğimi falan söyledi. Benimle konuşmak istiyordu fark ettim ama yemin ederim ağabey ona karşılık vermedim hatta azarladım beni rahat bırakmasını söyledim ama birkaç gün önce Sıdıka ile pazara gittiğimiz gün ben bir tezgahın önünde kokulara bakarken yanıma gelmiş fark etmedim yüzümde peçem de vardı beni nasıl tanıdığını da anlamadım zaten. Her şey o kadar hızlı gerçekleşti ki kolumu tuttuğunda birisi anında yere serdi onu ben de anlamadım ne olup bittiğini". Yalan söylemediğine inanmıştı Yusuf ayağa kalkıp kardeşine sarıldı gerginliğini kardeşine yansıtmıyordu ama o herifi görür görmez kollarını kırmaya kararlıydı. Yusuf'un öfkesi çok uzun bir süre diri kaldı üzerinden günler geçmiş sakinleşmişti ki hiç ummadığı bir yerde karşılaştı onunla. Gülizar'ın evinin yakınından geçiyordu kızın odasının camına baka baka, konağa doğru yöneldiğinde ise o tanıdık at arabasını fark ettiğinde adımları hızlandı. Saklanan öfkesi tekrar gün yüzüne çıkıyordu işte. Babasının misafirleri karşıladığı bahçe girişine yöneldiğinde hemen babasının yanında oturduğunu gördü Yusuf'un bildiğinden habersiz kaygısızca oturuyordu hatta başıyla Yusuf'a selam bile verdi. Yusuf selamı alırken sinsice beklemeye karar verdi. Hesap soracaktı karalıydı. Bazı alışverişler yapıldı mallar teslim edildi nihayet ticaret bitip konaktan ayrıldıklarında Yusuf kısa bir süre bekleyip bir bahaneyle babasının yanından ayrıldı istediği oluyordu Alexis'in peşinden gidip ona yetişti hatta onunla sohbet etti gergindi öfkeden dişlerini sıkıyordu. Konuşmalarındaki o tepeden bakan tonu fark etmişti Alexis fakat anlam verememişti. Akşamın da etkisiyle boş bir sokağa girdiklerinde Yusuf aklını kemiren öfkeyi kustu "kardeşimi korkutmuşsun olur olmadık yerlerde karşısına çıkıyormuşsun". Alexis reddettiğinde onu dinlemedi bile ona öyle kuvvetli vurdu ki kendi kolu da incinmişti fakat umursamadı sorular sorarken adamı yumruklamaya, tekmelemeye devam ediyordu. Nihayet öfkesini tamamen kustuğunda yere çömeldi ve adamın yara bere içinde kalan suratına doğru konuştu "dua et seni babanla birlikte mahvetmedim aslında yapacaktım babanı da seninle birlikte yakacaktım ama yazık o adama, acıdım. Gücün benim kardeşime mi yetti hadi kaldır o elini de benim kolumu da tut yapabiliyorsan". Cevap alamadı adam acıyla yerde kıvranıyordu karnına yediği tekmeler hayli canını yakıyordu Yusuf tekrar ona doğru konuştuğunda göz göze geldiler "Bana bak bir daha seni kardeşimin etrafında görürsem dayakla sıyrılamazsın seni darağacına götürene kadar uğraşırım". Adamı bomboş sokakta bırakıp geldiği yollardan yürüdü tekrar, ayakları Gülizar'ın evine götürmüştü onu. Son zamanlarda sıkça yaptığı gibi sessizce duvarın üzerinden atlayıp bahçeye girdi hava kararmıştı ufak bir taş attı kızın camına. Önce perde hareketlendi hafifçe sonra Gülizar'ın ufak yüzü göründü, güldüğünü görebiliyordu. Yusuf gizlenmek için iyice köşeye çekildi. Çok geçmeden Gülizar yavaş adımlarla odasından alt kata oradan da bahçeye inmişti. Başına aldığı ince örtü saçlarının büyük bir kısmını kapatsa da bukleler bazı yerlerden görünüyordu. Yusuf kızın yüzünde gezdirdi gözlerini, bakışları sanki parlıyordu ve yüzündeki utangaç tebessümü görmek için her gün gizli saklı gelmeye razıydı. Ayak üstü sohbet etmişlerse de Gülizar, Yusuf'un bir sıkıntısının olduğunu fark etmişti düşünceli bir şekilde bakarken aklındakileri söyledi "Sende bir şey var bugün canın bir şeye sıkılmış gibi". Yusuf başını sallayarak onayladı ve aklına gelenler Gülizar'a da dokunuyordu "aslında sen benden daha iyi biliyor olabilirsin. Alexis denen o adam Zerrin'i rahatsız ediyormuş neden bana söylemedin?" Gülizar elbette arkadaşının istemediği bir şeyi yapmazdı ama bir yandan da Yusuf meseleyi öğrendiği için mutlu olmuştu çünkü o adamın yanlış bir şeyler yapmasından korkuyordu. Bir şey söyleyemedi bakışları yerde gezinmişti. Genç adam derin bir nefes alıp sesli şekilde sabır dilediğinde daha da ezildi sanki. Yusuf kızın bu haline üzülmüş olacak ki uzanıp avuç içleriyle kızın narin yüzüne dokundu. Nihayet bakışları birbirine değmişti "bir daha ne olursa olsun bana söyle güzel bakışlım söyle ki ne seni de Zerrin’i kimse üzmesin, korkutmasın”. Gülizar başını hafifçe sallayarak onaylarken Yusuf onu çoktan bağrına basmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.