İçeriğe geç

ZERRİN

Bölüm 30 · 6 dk okuma

ZERRİN

Bölüm 30

Son Söz

Yüzü alev alev yanıyordu sanki, ağabeyinin dediğini yapmış elçiye bir oda hazırlatmış ve hizmetçi de görevlendirmişti. Çoktan akşam yemeği yenmiş misafir de dahil herkes odasına çekilmişti ama Zerrin'i uyku tutmuyordu. Nihayetinde kafasını biraz susturmak için çalışma odasına geçti. İçeri girdiğinde babasını çalışırken gördü sanki adam gelmesini bekliyormuş gibi bir anlığına kızının yüzüne baksa da "gel" dedi sadece. Minderi kadife kaplı sandalyeyi çekti yanına kızının oturması için. Zerrin oturduktan sonra babası masasının üzerini karıştırdı ve aradığını bulduğunda Zerrin'in eline tutuşturdu. Bu eski, ağız kısmında kırıklar olan bir bıçaktı. Babası eline bir deri tutuşturup kenarlarını düzeltmesini söylediğinde itiraz etmeden dediğini yapmaya başladı. Sessizliği bozan Mehmet Efendi olmuştu "bugün kimin geldiğini söyledi mi Yusuf sana?" Zerrin kafasını sallayarak onayladı konuşmaya utanmıştı "maksadını da söyledi mi?" yine kafasını salladığında Mehmet Efendi kızının bu haline güldü ama konuşmaya devam etmedi. Zerrin deri parçasını düzeltirken şekilsiz bıçak elini kestiğinde acıyla kıvrandı eski püskü bıçakla iş yaparsan olacağı buydu diye düşündü, babasının yanında hata yapmış olmaktan da ayrıca utanmıştı. Mehmet Efendi sanki bu anı bekliyormuş gibi masanın üzerindeki kumaş parçasını uzattı kızına "bana kızıyorsun değil mi sana bu bıçağı verdiğim için lakin bilmezsin ki bir tek bu bıçak keser o deriyi gerisi işlemez bile. Yılların emektarıdır o bıçak, bu işe başladığımdan beri elimde bıçaktaki o kırıklar var ya öyle değerli işlerden kaldı ki düzeltmedim bile. Ben uyum sağladım bıçağa huyunu öğrendim". Babasının ne demeye çalıştığını anlamıştı sessiz kalmaya devam etti "Ağabeyin, Şehzade'nin sana olan ilgisinden bahsetti bugün bana, saraydayken de Yusuf'a sorarmış seni". Zerrin elleri titrerken yaptığı işe devam etti "baba son söz sana kalmış". Söylediklerinin aksine babası olumsuz bir şey söyleyecek diye ödü kopuyordu "bu evliliğe rızam var ellerinin titreyişine bakılırsa senin de var zaten aksi olsaydı benim kızım bu konağı yıkardı". Güldü babasının söylediklerine ama farkındaydı her ne kadar babasıyla geç tanışmış da olsa onu fazlasıyla gözlemlemişti bir şey diyeceği sırada babası konuşmaya devam etti "gerçi sanki o olaydan sonra bambaşka birisi oldun bakışların yumuşadı, sessizleştin iyice hem eskiden pek de uğramazdın buraya gizli gizli yapardın ne yaparsan ancak masana bırakırsan görürdüm yaptıklarını şimdi benimle birlikte çalışıyorsun". Zerrin'in kalbini güçlü bir el sıkıyordu sanki yaşlarla dolan gözlerini saklamak için iyice başını eğdi yanlarına dökülen saçları yüzünü kapatıyorsa da babası kızının saçlarını omuzlarından geriye atıp sarıldığında bıraktı kendini aylardır içinde tuttuğu hüznü gözlerinden akıyordu sanki . Mehmet Efendi sırtını sıvalarken Zerrin bu yaşlı adamın gerçekleri bilse ne kadar üzüleceğini düşünüyordu. Asıl Zerrin'in iyi bir hayatı hakkettiğini biliyordu buna emindi ama mesele sadece Zerrin değildi bir aile söz konusuydu. Bencilce davranıyordu belki de ama başka çaresi de yoktu. Göz yaşlarını silerken Yusuf'un içeri girmesiyle babasının omzundan sıyrıldı ikisinin de aksine Yusuf neşeli sayılırdı "bensiz baba kız burada konuşuyordunuz demek". Mehmet Efendi oğluna yalandan ters bir bakış atıp işine dönerken çocuklarına belli etmeden gözlerini siliyordu. Babası yatmaya gidip iki kardeş baş başa kaldıklarında Yusuf'un teklifiyle küçük çocuklar gibi sessizce mutfağa indiler. Kileri karıştırmış güzel cevizli lokumları bulduktan sonra tekrar sessiz adımlarla Yusuf'un odasına çıkmışlardı. Yusuf'un odası Zerrin'in odasına nazaran daha küçüktü ondan başka odasında kalan birisi olmadığından Yusuf'a yetiyordu. Tıpkı Zerrin'in odasında olduğu gibi orada da camın önünde bir sedir vardı oraya oturdular karşılıklı Yusuf şakalar yapıyor kardeşini güldürüyordu muhabbet ciddileştiğinde ise akşamdan bu yana içinde tuttuğu cümleler döküldü dudaklarından "aslında babam istemedi başta senin Ural Sarayına gelin gitmeni o da haklı kendince koskoca Saray bizim konağımıza benzemez idare etmesi, ayakta kalması zordur elbet ama biliyorum sen üstesinden gelirsin akıllı kızsın hem Şehzade Turgut da izin vermez sana bir şey olmasına babam da bu yüzden kabul edecek". Zaten ağlamaktan helak olan gözleri tekrar dolmaya başladığında Yusuf uzanıp sildi gözlerini "ağlama aksini istiyorsan onu da söylerim babama". Zerrin elinin tersiyle hafifçe vurdu Yusuf'un dizine yine güldürmüştü. Aklına gelen şeyle ağabeyi ile konuşmanın tam sırası olduğunu fark etmişti "beni bırak daha ne kadar Gülizar'a karşı sessiz kalacaksın. Geçenlerde bir ailenin Gülizar'ı görmek için haber gönderdiklerini anlattı kız bana neyse ki babası kabul etmemiş beğenmemiş aileyi". Yusuf'un gözlerinde şimşekler çakmıştı kardeşinin imasını reddetmeye çalışmadı bile ne ara böyle bir şey olmuştu nasıl haberi olmazdı onu düşünmekle meşguldü. İşin aslı pek de önemli bir şey değildi Gülizar bile mesele etmemişti ama Zerrin, Yusuf'un artık bir şeylerin farkına varmasını istiyordu. "Gülizar da beni seviyor mudur ki gözümde hep o narin kız. Çocukken de böyleydi sen ne yapar eder istediğini alırdın onun umurunda olmazdı hiçbir şey kenarda köşede bir kedi yavrusu yahut ufacık bir kuş bulup gelirdi yanına hele de ben yakınınızdaysam yüksek sesle bile konuşmaz onunla konuşmaya çalıştığımda bile utandırdı gerçi şimdi de farklı değil ya". Yusuf'un bu haline içten içe gülerken onun gözlerindeku telaşı görüyordu söylediği şey onu tedirgin etmişti Zerrin'e göre iyi de olmuştu ne zamana kadar uzaktan izleyecekti. "Gülizar geçenlerde benden kuşunun kafesine aşmak için ufak süslü bir halka yapmamı rica etmişti onu sen yap sorarsa bana yapıyorum derim ama gidip kendin vereceksin ben olmadan". Yusuf kardeşinin yanaklarını sıkıp bağrına bastı böyle bir fırsatı kendi çabasıyla edinemezdi. Zerrin kendi odasına gittiğinde Yusuf uyumak yerine mum ışığında bir taslak çizdi. Sabaha karşı ilk iş başlayacak öğlene doğru ise bitirecekti kafasına koydu mu yapardı. Sabah evin içinde bir telaş vardı Elçi, Yusuf ve Mehmet Efendi birlikte kahvaltı ederken Sayeh hakkında konuşuyorlardı ama Yusuf'un aklı başka yerdeydi karnını doyurduktan sonra izin alıp odasına çekildi gece çizdiği gümüş halkayı saatler içinde yapmış süsleyip püslemişti ama düşündüğünden daha geç bitirebilmişti. Geriye sadece Gülizar'a vermek kalmıştı ama bu halkayı yapmaktan daha zordu. Aslında Zerrin'e sormayı düşünse de yapmadı o olmadan halletmeliydi. Akşam hava kararmaya yakın çıktı dışarı çoğu zaman Gülizar'ın evinin önünden geçer hatta kızın odasındaki hafif ışığı görmek için hafifçe başını kaldırır bakardı. O gün de öyle yaptı ama durdu biraz ne yapacağını bilemeyince sokakta biraz yürüdükten sonra tekrar geldi kimsecikler yoktu. Herkes sıcak yuvasına çekilmiş Yusuf ise soğuk havaya rağmen dolanıp duruyordu. Son bir cesaretle yerden aldığı ufacık taşı Gülizar'ın camına attı. Taş hafifçe çarptığında çıkan ses perdenin oynamasına neden olmuş Gülizar tereddütle dışarı bakmıştı. Kararmak üzere olan havaya rağmen Yusuf'u fark ettiğinde duraksamışsa da camı açtı ve baktı sadece ne diyeceğini bilememiş sesi çıkmamıştı. Aralarındaki sessizliği bozan Yusuf oldu "Gülizar Hatun arka bahçenizde bekliyorum aşağı gelir misin mühim bir konu değil telaş yapma gel sadece". Gülizar sadece kafasını salladı ve camı kapatıp gözden kayboldu. Yusuf o sırada yaramaz çocuklar gibi bahçe duvarına tırmanmış mevsimden dolayı yapraklarını döken bir ağacın altına gizlenmişti eğer birisi tepeden bakarsa zor görürdü. Gülizar'ın hızlı adımlarla geldiğini gördüğünde elini cebine atmıştı güzel boncuklarla süslediği halkayı sıkı sıkı tutmuştu avcunun içinde. Kız tam karşısına geldiğinde onunla ayak üstü konuşsa da bir türlü konuya girememişti ki Gülizar yetişti imdadına. "Mühim bir konu yok dedin ama beni neden çağırdın? Evdekiler fark ederse yokluğumu merak ederler". Yusuf aslında onunla daha fazla konuşmayı dilerdi ama haklıydı elindeki halkayı kızın eline tutuşturdu "kuşun oynasın diye yaptım kafesin içine asarsın". Gülizar bir elindeki halkaya bir Yusuf'a baktı kendini toparlayıp teşekkür etti. Yusuf kızın bu haline gülerken kendine engel olamayıp Gülizar'ın sakin doğasına aykırı kıvırcık saçlarını yüzünün kenarına doğru sıyırdı parmak uçlarıyla "hadi Gülizar Hatun içeri geç üşüyeceksin". Daha cümlesini bitmemişti ki Gülizar onu kuvvetlice itti genç adam adımlarını toparlayamamış kıçının üzerine düşmüşse de şaşkınlıktan sesi çıkmamıştı çünkü Gülizar şaşkınlıkla ve korkuyla sağına dönüp orta yaşlardaki evin hizmetlisine doğru yürüdüğünde Yusuf da ayaklanıp evin duvarının kenarına saklandı neyse ki görünmemişti Gülizar'ın sayesinde. Hizmetçi, babasının çağırdığını ve burada ne yaptığını sorarken Gülizar'ın en son "yaramaz bir kedi yavrusu gördüm" dediğini duydu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.