İçeriğe geç

ZERRİN

Bölüm 28 · 6 dk okuma

ZERRİN

Bölüm 28

Zehirli Sarmaşık

Ağabeyinin odasından ses gelmeyince yavaşça kapıyı açıp içeri girdi. Oda aydınlıktı ağabeyi de uyuyordu. Zerrin ağlamak için kendini zorlamışsa da becerememişti bu yüzden telaşlı gibi davranmaya çalışıyordu. Ağabeyinin yatağının boş kısmına dokunup ona seslendi "Yusuf! Yusuf!" genç adam gözlerini açıp kardeşini gördüğünde şaşırdı Zerrin onun odasına pek girmezdi "Ne oldu Zerrin? Ne bu yüzünün hali?" Zerrin derin bir nefes alırken elini alnına götürmüş sanki yaşanan her şey gerçekmiş gibi pişman rolünü oynuyordu "ben çok yanlış bir şey yaptım abi bana yardım etmen lazım babam çok kızacak". Yusuf uzandığı yerde oturdu bu sefer. Kardeşinin omzundan tutmuştu "korkutma beni Zerrin ne olduğunu düzgünce anlat bakalım". Zerrin o zaman ağlamayı becermişti omuzları ufak ufak sarsılırken anlattı "uğraştığım yakutlu bilezik kayıp, masanın üzerine bırakmıştım yerine kaldıracaktım ama yok bulamıyorum". Yusuf'un yüzü değişirken bir yandan da kardeşini korkutmak istemiyordu "dur bakalım en son nereye koydun hem niye getirdin babamın odasından sen onu?"Zerrin ellerinin tersiyle gözlerini sildi "Bugün Gülizar denedi o bileziği hatta konuştuk çalışmamın henüz bitmediğini ama bitmemiş halinin bile değerli olduğunu söyledim". Yusuf'un yüzü allak bullak olurken kardeşinin sözünü kesti "Gülizar almaz iyi düşün Zerrin". Başka zaman olsa ağabeyinin bu haline gülerdi söz konusu Gülizar olunca nasıl reddettiğini arkadaşına anlatmak için can atıyordu düşüncelerinden sıyrıldı yanlış anlaşılmayı düzeltmeliydi "Elbette biliyorum ben de Gülizar'ın yapmayacağını zaten onu evine bırakmadan önce bileziği kesesi ile birlikte masanın üzerinde gördüğüme eminim hatta geldiğimde onu yerine kaldırmayı bile düşündüm ama yok işte gitmiş". Yusuf ile odayı aramışlarsa da bulamadılar son çare Yusuf, Sıdıka'yı çağırdı ve onu da sorgulayıp sonuç alamayınca Zerrin'in dairesine giren iki kişiyi çağırdı bunlar Gülsüm ve Ayşe'den başkası değillerdi. İkisi de odadan bir şey almadıklarını söylediler lakin Ayşe kendisinden beklenenin de fazlasını yaptı "Yusuf Bey'im bugün akşam yemeğinden sonra mutfaktaki eski şamdanların arkasında ipek bir kese buldum lakin söylemeye korktum zira işimden olmak istemedim. Anladığım kadarıyla kimse o ipek kesenin oraya nasıl geldiğini bilmiyor ama ben biliyorum. Gülsüm Hatun siz konaktan çıktıktan sonra getirdi onu. Hatta neden yaptı bilmiyorum ama onu içindeki kıyafetinden ufakça bir parça koparıp sardı sarmaladı. Kimseye söyleyemedim beni hırpalamalarından çekindim zira Gülsüm Hatun bazen beni pataklıyor bundan korktum sabah olunca Zerrin Hatun'a anlatacaktım". Gülsüm ifitra atma diye Ayşe'nin üzerine yürürken Yusuf öfkeden kıpkırmızı kesilmişti arkasına dönüp sessiz olmaya çalışarak konuştu "Daha fazla rezil olma Gülsüm Hatun! Sıdıka bak bakalım şunun kıyafetine yırtık var mı dedikleri gibi Ayşe sen de git getir bileziği". Önceki gün de giydiği geceliğin etek kısmı baldırına kadar yırtılmıştı büyükçe bir parça da eksikti hakikaten. Sıdıka bakışları yerde konuştu telaş yapmıştı "evet Yusuf Bey'im kızın dediği gibi". Gülsüm işte o an dizlerinin üstüne kapandı defalarca özür diledi yalvardı ama nafileydi bilezik de gelince Yusuf o gece son sözlerini söyledi "Sıdıka bu hatunu boş odalardan birisine kilitle. Yarın sabah babama anlatacağım olan biteni o ne yapacağımıza karar verecek dua etsin babam merhametli davransın zira bileziğin değeri büyük cezası da büyük olur". Gülsüm göz yaşlarıyla odadan çıkarken Sıdıka da ona eşlik etti. Zerrin her ne kadar planı hazırlayan kişi de olsa Ayşe'nin bu denli her şeyden haberdar olabileceğini tahmin edemediğinden kendisi bile olan bitene hayli şaşırmıştı fakat büyük bir hata yaptığının da farkındaydı. Ceza kısmını pek düşünmemişti Gülsüm'ün en fazla kovulacağını falan düşünmüştü babası olayın peşini kolay kolay bırakmazdı. Zerrin vicdan yapmıştı ama her şey bu kadar ilerlemişken geri adım atmaya da niyeti yoktu. Yusuf, kardeşi ile baş başa kalınca bayramlık ağzını açtı "Zerrin bu kadar dikkatsiz davranarak büyük bir hata yaptın. İnsan nefsi pek kolay aldanır kız da bir hata yaptı ama tek suçlu kendisi değil üstelik Gülizar'a da iftira atabilirdi sen dua et ki Ayşe görmüş olan biteni". Sanki Zerrin'in göz yaşları o anı bekliyormuş gibi akmaya başladı yatağının kenarına oturduğunda başını ellerinin arasına aldı "babam ona büyük bir ceza verecek bana da çok kızacak. Her şeyi tam yoluna koyuyorum diyorum hep böyle oluyor". Yusuf yine kıyamamış kardeşinin yanına oturmuştu "tamam üzme kendini bir çaresine bakacağım, babam duymasa da olur ama sessiz bir şekilde çözmek gerek bu meseleyi". Saatlerce konuştular o gece. Yusuf, kardeşini öğütlere boğarken bir yandan da kafasında bir plan kurmakla meşguldü zira gün doğduğunda Zerrin'i babasının gazabından korumaya çalışacaktı. Odasına gitmeden önce sabah ilk iş bu meseleyi çözeceğini sadece sessiz kalmasını söyledi. Zerrin sadece tamam diyebildi. Zerrin o gece sabahı Sıdıka ile konuşarak etmişti yarım yamalak uyuduğundan başı ağrıyordu. Öğlene doğru odasında uzanırken kapısı tıklandı ve müsaade edip içeri giren kişiyi görünce şaşırdı Gülsüm başı yerde girdi içeri Zerrin ne olduğunu anlamaya çalışırken Gülsüm kapıyı kapatıp söze girdi "Zerrin Hatun senden af dilemeye geldim. Nefsime uydum bir hata ettim, affet beni". Zerrin onu affettiğini söyledi önce fakat söyleyecekleri bitmemişti kapının da kapalı olmasından güç alarak konuşmaya devam etti "Ağabeyim de dahil dün gece yırtık içliğini gördük içliğin mi geceliğin mi artık her neyse onu sadece bileziği sarmak için yırtmadığını biliyorum önceki gece zaten onu kapının kilidine taktırıp yırtmıştın." Zerrin konuşurken Gülsüm'ün elleri titriyordu, ellerini birbirine kenetledi telaşları daha önce de yaptığı gibi dizlerinin üzerine bıraktı kendini konuşacak gibi olduğunda Zerrin onun konuşmasına izin vermeden kendisi kaldığı yerden devam etti "o adamla konuştuğun her şeyi duydum kaybolmamda senin de parmağın olduğunu biliyorum ve bahsettiğiniz efendinin kim olduğunu söylemek için bu son şansın ama yok söylemeyeceğim dersen hırsızlık ve zinanın da yanı sıra beni öldürmeye çalıştığını Yusuf'a ve babama söyleyeceğim takdir edersin ki kadı da sana layığını verecektir senden de ilerisi var elbette. Memleketindeki ailene kadar uzanır bu mesele belki sürgün edilirler belki de bir hizmetçi değil de bir köle olarak burada çalışmaya devam edersin". Gülsüm ellerini yüzüne kapatmıştı sarsılarak ağlarken bir anda Zerrin'in ayaklarına atıldı. "Yapma Zerrin Hatun yalvarırım acı bana. Ne istersen yapacağım yemin ederim". Zerrin sertçe çekti eteklerini "tabiki yapacaksın sonuçta her an boynunda bir iple meydanda sallanıyor olabilirsin". Dehşete kapılmıştı Gülsüm, yıllarca hizmetinde çalıştığı kadını ilk defa böylesine zalim görüyordu ve dediğini yapabileceğine emindi. Hâlâ ağlıyordu "Yemin ederim Efendi denen o adamla benim bizzat bir alakam yok kim olduğunu bile bilmiyorum o adamdan haberleri Alexis getiriyor". Zerrin duyduğuna şaşırmamıştı sadece Alexis'in bu kadar ileri gidebilmesine anlam veremiyordu. Kararını çoktan vermişti. "Bu söylediklerin umarum doğrudur Gülsüm Hatun aksi takdirde sana harcadığım zon merhamet kırıntıları boşa gitmiş olur". Gülsüm söylediklerinin doğru olduğuna yeminler ederken Zerrin susturdu onu "bugün olanlar hiç yaşanmamış gibi davranacaksın önceki gece fingirdediğin adam ve Alexis de dahil bir kişiye bile bu konuştuklarımızdan söz edersen değil seni yedi sülaleni ipe sürükleyene kadar durmam". Gülsüm tekrar yemin etmeye başladığında Zerrin'in ters bir bakışı ile sustu. Ağzını bıçak açmıyor konağın sahibesinin iki dudağının arasından çıkanları can kulağı ile dinliyordu "her zaman ne yapıyorsan ona devam et Alexis'e ya da her kimse o uğursuza yetiştirmeye devam et bu sırada atacakları her bir adımı bana bildireceksin". Gülsüm göz yaşlarından sırılsıklam olan yüzünü silerken onaylar biçimde başını salladı başka çaresi de yoktu. Zerrin'in ertesi gün yapılacak çok işi vardı ilk işi Yusuf'a Gülsüm'ü affettiğini söyleyecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.