İçeriğe geç

Zerdali Çiçeği (Berdel-Kitap Oldu)

Bölüm 8 · 6 dk okuma

Zerdali Çiçeği (Berdel-Kitap Oldu)

Bölüm 8

8. Çareler

8. ÇARELER

Ne inanmaktan başka çarem vardı ne de Alihan'ın teklifini kabul etmekten başka bir yol. Akıntıya kapılmış oradan oraya sürükleniyordum. Tüm bu gerçekler ortaya çıkmadan önce her şeyi anlatsaymışım yine değişen bir şey olmayacakmış. İsyan etme noktasındaydım, imanımla şüphem arasındaydım. Tek çarenin Alihan olduğunu bilmek beni yine delirtiyordu. Annem eğer bana inansaydı onunla herşeyi herkesi geride bırakıp giderdik buralardan onun dizlerinde unuturdum belki bu canileri.

Babam elin kızını kaçıran oğlunu otuz iki diş sırıtarak karşıladı ama beni sokağa attı. Annem de tüm bu olanlara seyirci kaldı. Beni doğurup büyüten ailem bana sırt çevirdi. Günah da suç da onlarındı.Ben bir bedel ödedim yok yere de, anam, babam, kardeşlerim yarın öbür gün Allah'a nasıl hesap vereceklerdi.

Sessizce yolda ilerlerken aklıma kontrolümün olduğu gelmişti. Bedenim bitkin ve yorgunluğum sesime yansımıştı.

"Alihan?"

"Efendim?" derken sanki konuşmamı bekliyor gibi bir hali vardı. "Şey... Hastanedeyken doktor haftaya kontrole gelin demişti. İşin yoksa eğer gidebilir miyiz?" dedim utana sıkıla.

"Bunu daha önce neden söylemedin?" dedi kaşlarını çatarak.

"Daha iki hafta bile olmadı, hem fırsatını yeni bulduk farkındaysan.”

"Tamam gidelim bakalım."

Köyde hastane olmadığı için Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesine gittik. Giriş biletini bile aldığım ama giremediğim Çukurova Üniversitesi kapısından içeri girdik. Yeniden muayene olup tahlil sonuçlarını beklemeye başladık.

"Kantine inelim mi tost falan yeriz, sonuçlara daha bir saat var." Başımla onay verdim. Kantine girdiğimizde Alihan sağ elimi tutup oturacak yer bakınıyordu. Ben şok olmuş bir şekilde ellerimize bakıp ayırmak için uğraşırken o aldırmadan boş bir masaya doğru ilerledi. Sandalyeye oturduğumuzda başkalarının duymayacağı bir ses tonunda Alihan’a doğru eğilip "Napıyorsun sen? Bıraksana elimi ne cüretle elimi tutarsın?" dedim. Kendi kendine aldığı kararlar o kadar şaşırtmıştı ki beni cevap dahi verememiştim.

"Müstakbel kocan olarak. Sen anandan babandan usulünce isteyemedim ama eve vardığımızda hemen bizimkilerle konuşup düğün hazırlıklarını başlatacağım."

Usulünce isteyemedim demişti... Benim neyim usulünce olmuştu ki. Allah'ın emriyle bir isteme törenim bile olmayacaktı. Halbuki hep Alihan'ın beni istemeye geldiğini hayal ederdim. Hatta kahvesine bile tuz atmam o günü güzel hatırlasın zehir olmasın diye düşünürdüm.

Elimi elinden kurtarmayı başarmıştım. Artık teke tektik. Ve gerçekleri söylemek beni gocundurmayacağı için bildiğim ne varsa söylemeye devam edecektim. Zaten artık hiç bir şey hayal ettiğim gibi olmayacaktı. Her şeyini kaybetmiş bir insanın korkacak çekinecek neyi vardı ki artık? Hayallerimi bilse ne olur bilmese ne olur...

"Biliyor musun, eğer sen beni istemeye gelseydin sana tuzlu kahve yapmazdım." dedim samimi bir tebessümle.

"Bunun daha önce hayalini kurmuş olmalısın." dedi çok güzel bir gülümsemeyle.

"Evet kurdum, hangi genç kız sevdiği ailesiyle istemeye geldiğinin hayalini kurmaz ki? Benim sevdiğim de sendin." dedim bakışlarımı yere indirerek. Çenemden tutup ona bakmamı yüreğimi ısındıracak sıcacık cümlelerini duymamı sağladı:"Biliyor musun, sen çok cesur bi yüreğe sahipsin. Bana aşkını utanmadan söyledin. Çok cesur ve derin bir kızsın, çok güçlüsün. Yerinde başka biri olsaydı inan bana senin gibi dimdik duramazdı."

Bense gururumdan ödün vermemeye devam ediyordum her şeye rağmen. “Daha önce de dediğim gibi keşke bunları yaşamasaydım da seni sevdiğimi ömür boyu bilmeseydin. Hiç görmeseydin beni." Tostumdan ısırık almayı bırakmıştım. Derin bir nefes aldım. "Böyle güçlü kalmamın sebebi ise... Bir yerde okumuştum; “Kaderin ne olduğunu anlatamam demiş Şems ama ne olmadığını anlatabilirim. Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten; Ne yapalım kaderimiz böyle deyip boyun eğmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne bu hayatın sahibiyim ne de hayat karşısında çaresizim."*

*Sözü geçen paragraf, Yazar Deniz Erten’in Kıyam- Et U kitabından alıntılanmıştır.

Alihan gözlerime uzun uzun baktı. “Az önce sana çok derinsin dediğimde haksız değildim."

"I wish I hadn't seen all of realness.

And all the real people are really not really at all.

The more I learn the more I cry.

As I say goodbye to the way of life.”*

“Keşke tüm gerçekliği görmeseydim.

Ve bütün gerçek insanlar hiç de gerçek değiller.

Daha fazla öğrendikçe daha fazla ağlıyorum.

Tıpkı hayat yoluna hoşça kal demem gibi.”*

*Şarkı sözleri Nelly Furtado’nun Try şarkısına aittir.

En sevdiğim yabancı şarkılardan biri olan bu şarkıdan birkaç satır söylediğimde Alihan tostundan bir ısırık alırken öksürüklere boğuldu. Çay sıcak olur diye hemen su alıp kapağını açtım, ona uzattım. Öksürük krizi bitince suratı kıpkırmızıydı ve gerçekten komik ve şaşkın görünüyordu. "Sen..nasıl?" diyebildi sadece, devamını getiremedi.

"Liseyi bitireli iki yıl oldu ve Çukurova üniversitesi İngilizce öğretmenliğini kazandım. Bizim aileyi de az çok biliyorsun artık, göndermediler aynı şehirde bir bölüm kazanmama rağmen ama neyse ki dondurmayı başardım."

"Sen...” dedi başını iki yana sallayıp. “İnanmıyorum çok şaşkınım şu an. Sen hem derin hem zeki hem de kendini yetiştirmiş bir kızsın Zerda..." derken sesi o kadar hoş geliyordu ki kulağa. Ya da söylediği sözler göğsümü kabartıyordu, kim bilir?

"Keşke bunları hayata geçirebilsem." Dedim ellerimi çenemin altına koyup sıkıntılı bir nefes vererek. “İlhan senin hayallerini, duygularını kirletti ama sen hiç kirlenmedin Zerda." Adını duyunca bile ürperiyordum artık. Bu yüzden konusu her açıldığında geçiştirecek bir cümle bulacaktım o kesindi. Ellerimi çenemin altından kurtarıp ayaklandım ve "Tahlil sonuçları çıkmıştır, gidelim mi?" dedim. Gözlerime yine o tanıdık uzun ve derin bakışlarından biriyle cevap verdi. Söyleyeceği çok şey var gibiydi ama yuttu sanki diyeceklerini . "Tamam hazırsan gidelim."

Doktor hanımın odasına geldiğimizde derin bir nefes aldım. Alihan'a sen de mi gireceksin der gibi baktım ama yine aldırmayıp kapıyı tıklayıp içeri girdi. Hemşire "Buyrun, hoş geldiniz.” deyip elindeki dosyayı doktor hanıma uzattı. Kadın gözlüklerini takıp tahlil sonuçlarını incelemeye başladı. Daha sonra Alihan’ı odadan çıkarıp ultrason cihazıyla ve el yordamıyla iyice muayene etti. Muayene bitince Alihan tekrar gelmişti. Fazlasıyla gergindim Alihan da benden farklı görünmüyordu.

"Zerda Hanım yirmi yaşındasınız öyle mi?"

“Evet.” dedim titrek bir sesle. "Öncelikle şunu söylemeliyim. Rahminiz fazlasıyla zarar görmüş uzun süre hamile kalmamalısınız aksi takdirde sizin için tehlike oluşturur." Ve ilk darbeyi yemiştim bile. "Nasıl bir tehlike?" dedi Alihan. Git gide yüzü de vücudu da geriliyordu.

"Olası bir gebelikte doğumda bebeği veya anneyi kaybedebiliriz."

Alihan'ın yüzü kirece kesmişti benimse başımdan kaynar sular boşalmıştı.

"Yazdığım ilaçları düzenli kullanın ve kesinlikle kontrollere devam. Ayda bir muayene edeceğim sizi. Mutlaka sağlığınıza dikkat edin ağır şeyler kaldırmayın. Geçmiş olsun."

Hastaneden çıktığımızda ikimiz de sessiz ve düşünceliydik. Bir ay öncesine kadar hayatım nasıldı şimdi nasıl? Eczaneden ilaçları aldıktan sonra arabaya binmiştik ikimizin de ağzını bıçak açmıyordu. Aramızdaki bu ölüm sessizliğini yırtan Alihan olmuştu: "İyi misin?"

"Hayır..." dedim doğruyu söyleyerek. İyiyim diyerek maske takmaya devam etmeyecektim. İyi değildim. Hem de hiç iyi değildim.

"Bak iyileşeceksin güven bana, ilaçlarını düzenli olarak kullan sakın aksatma, kendine çok dikkat edeceksin bundan sonra."

Dolduğunu bile fark etmediğim gözlerimi Alihan' a çevirdim. "Ben bunları yaşayacak kadar ne günah işlemiş olabilirim Alihan?"

"B...ben..."

"Ağabeyin olacak adam hayatımı mahvetti, ailesiz, kimsesiz bıraktı beni. Ben ne yaptım ona ha? Ne yaptım? O aptal planlarına uymadı işte hiçbir şey. Hiç mi Allah'tan korkmadı ha hiç mi düşünmedi bana ne olur diye, hiç mi içi sızlamadı bana dokunurken, mübah mı zannetti bu yaptığını? Şimdi onun yüzünden sen de benimle çekiyorsun bu cezayı!!” derken kendimi kaybetmiş gibiydim. Yine gözüm hiç bir şey görmüyordu.

"Tamam... Tamam sakin ol Zerda... Her şeyin farkındayım, senin için çabaladığım onca şeyi elime yüzüme bulaştırmadan tut şu elimi. Hayatın yerle bir edildi ama ben de alt üst oldum. Gel beraber toparlanalım. Ben, sen değil biz olalım da beraber kalkalım ayağa."

Göz yaşlarımı silip, yanaklarımı ellerinin arasına almıştı. Ne güzel de konuşuyordu. İçime işliyordu her bir kelime ama ben o kadar inanmıyordum ki gelecek güzel günlere… Yanaklarımdaki ellerini yavaşça indirdim.

"Sen yeter ki güven bana... Hadi şimdi bizim aşireti toplayalım da evleneceğimiz haberini verelim."

"Bu yaptığın ne kadar doğru Alihan?"

"Sana yapılan yanlış kadar doğru Zerda..."ç

Bölüm sonu

5 yorum