2. İNTİKAM HIRSI
Karşımdaki kızı görmemle ne yapacağımı şaşırdım. Abim, Makal aşiretinin küçük kızı Aysun Makal'ı kaçırmıştı. Aysun Makal... İlk aşkımın, sevdiğimin, canımın yâri, tabi bu sıfatlara sahip olduğunun onun haberi bile yok, Alihan Makal'ın kız kardeşi…
Hepimiz bir karış açık ağızla bakakalırken babamın o hiç duymak istemediğim sesi yankılandı:
“Zerda, ne dikiliyon orda? Goş git gelinime kave mave bir şey yap!!”
Elin kızı kadar değerim yoktu işte. Ona gelinim der can-ı gönülden, kendi öz kızına daha bir günden bir güne içinden gelerek kızım demez. Ben hala donuk bir vaziyette Aysun'la Kemal'e bakarken bu defa da Kemal bağırdı: “Kime diyo lan babam, salak mısın sağır mısın? Git çift nikahlı karıma şöyle güzel bir kahvaltı hazırla, sonra da bol köpüklü bir Türk kaavesi yap! Köpüksüz olursa kafanı kırarım ona göre!”
Ben dolu dolu, akmaya ramak kalmış gözlerimle mutfağa giderken bundan sonra olacakları düşünüyordum. Babam çok sevdiği oğlunu ve yeni gelinini tasdiklese de Makalların bu işi abimin hatta Kara ailesinin yanına bırakmayacaklarını biliyordum. İşin tuhaf tarafı köyümüzün en zenginlerinin kızı bizim çulsuz, işe yaramaz Kemal'de ne buldu acaba? Neyse banane beni ilgilendirmez diyip işe koyuldum. Mutfaktaki işleri bitirip tam arkamı dönecekken büyük abim İbrahim'in uykulu gözleriyle ve esneyen ağzıyla karşılaştım.
"Noluyo lan sabah sabah, kim gelmiş bu içerdeki kız sesi ne?"
"Kemal abim Makalların küçük kızını kaçırmış üstüne de nikah kıymış." deyiverdim dedikodu verir gibi. İbrahim "Neee?!" diye bağırdı sesini duyup duymayacaklarını umursamadan. Elimle sus işareti yapıp "Aynen öylee." dedim ama abim tabiki bu olayın tuhaflığı ile ilgilenmeyip yine kendini düşünecek sözleri mırıldandı:
"Ooo-hooo ben de Büşra'yı getirecem o zaman!"
"Sana kim kız verir be? Sen de gidip kaçırırsın anca kızı. Tabi Büşra bizim iki göz oda evimize gelirse." dedim ve der demez bin ah işitmiştim bile.
"Sen ne diyon lan! Ağzına sıçarım lan senin düzgün konuş benle kahpe!!"
Abim yazmama asılmış uzun saç örgümü çekerken elinden kurtulmaya çalışıyordum."Bırak beni be bırak!!"
"Adam olacaksın lan!" diyerek suratıma tokadı bastı akabinde bağrışmamızı duyan annem mutfağın kapısından fırladı. Her zamanki gibi aynı manzarayla karşı karşıyaydı. “Yine noluyor size?” deyip ayırdı bizi. Ben de saçlarımın dibindeki acıyı geçirmek için ovalamaya başladım tabi kötü kötü bakışlarımı İbrahim’e salarak. O da sövüp saymalarına devam ederek çıktı mutfaktan.
…
Babamın ve Kemal'in kahkahalarıyla geçen bir kahvaltı sonrası mutfağa gidip bulaşıkları yıkamaya başladım. Günlük rutinim başlamıştı. Kahvaltı hazırla, sofrayı topla, bulaşıkları yıka, tarlaya git vesaire… Ve günlük rutinimin seyrini Aysun’un başımda bittmesi değiştirdi. "Hoş geldin" dedim düz bir sesle. "Hoş buldum" dedi imalı imalı.
"Bak görüyor musun Zerda; evlilikler kime niyet, kime kısmet?"
Elimdeki tabağı köpüklemeyi bırakıp Aysun’a döndüm: "Ne demek istiyorsun Aysun?"
"Alihan abimi sevdiğini, hatta ne sevmesi ona kör kütük aşık olduğunu biliyorum Zerda.” dedi beni küçümser bakışlarla baştan aşağı süzüp ve devam etti: “Ama abim sana bakmaz, hiç ümitlenme." Peki ben bu aşağılama karşısında altta kaldım mı? Tabi ki hayır! Hemen lafı yapıştırdım:
"Sana da baka baka anca çulsuz Kemal bakmış." deyip arkamda amiyane tabirle bir adet mal olmuş Aysun bırakıp zafer sırıtışımla çıktım mutfaktan.
…
MAKAL KONAĞI
(İlhan Makal: Makal aşiretinin en büyük ağabeyi)
-İLHAN MAKAL’DAN-
Gözlerimi, dışarıdan gelen telaşlı sesler yüzünden araladım. Geceden kalma olduğum için başım çatlıyordu. Sesler giderek arttığı için sinir kat sayım daha da artıyordu. Üzerime bir tişört geçirip çıktım odadan. Karşılaştığım görüntü karşısında kaşlarım ister istemez havalandı. Anamla halam bir yanda, nenem bir yanda ağıt yakıyor, Cemil’se sinirli sinirli ordan oraya volta atıyordu. "Noluyor burada?" dediğimde hepsi birden bana dönmüştü. Yüzlerindeki korku ve telaşı görebiliyordum. Bu konakta bugün bir şeyler döndüğü kesindi. Cemil'e aynı soruyu tane tane yeniden sorduğumda ağzında bir şeyler geveledi ama istediğim cevabı veremedi.
"Konuşsana Cemil, dilini mi yuttun?!"
"Kemal, Kemal Kara Aysun'u kaçırmış ağabey!"
Boynumdaki damarın belirginleştiğini, sağ gözümün seğirdiğini hissedebiliyordum. Kemal denen şerefsiz benim bacımı kaçırmayı nasıl cesaret eder, hadi etti Aysun bunu bize nasıl yapar?! Önümde duran sehpayı devirdim birden, kırılan vazonun parçaları dağıldı dört bir yana.
"Sen ne diyorsun Cemil?"
"Ağabey bir kalktık Aysun'un bıraktığı mektubu gördük. Ne oldu ne bitti hiç anlamadık."
"Ahh Aysun bunu bize nasıl yaptın nasıll!"
Çok…çok sinirliydim hem de fazlasıyla ya o ikisini gebertecektim ya da intikamlardan intikam beğenecektim.
"Cihat! Cihat! Çabuk bul o ikisini bana!!"
Neredeyse bir saat geçmişti ki büyük kapı aheste aheste açıldı fakat Cihat arabadan indiğinde tekti.
"Ağam Aysun'la Kemal evlenmişler, hem imam nikahlı hem resmi nikahlılarmış."
Birden Cihat'ın yakasından tutup fırlattım sanki bana ihanet eden oymuş gibi. Öfkeden iyice gözüm dönmüştü. Ve ben kararımı vermiştim. Ne diyorlardı: “Kısasta hayat vardır” mı? Evet evet! İntikam suyundan içecek ve onların hayatını söndürürken ben rahat bir nefes alacaktım!
"Cihatt! Kemal itinin bacısı var mı?"




