İçeriğe geç

Zerdali Çiçeği (Berdel-Kitap Oldu)

Bölüm 11 · 4 dk okuma

Zerdali Çiçeği (Berdel-Kitap Oldu)

Bölüm 11

11. Sevmeyi İstemek

11. SEVMEYİ İSTEMEK

"Sen… Sen beni sevmiyor musun, neden gitmek istiyorsun?"

Alihan sorduğum soruya aldırmayıp adeta u dönüşü yapmıştı. Ve bu defa da benim itirafımı öne sürüyordu. Ama bundan utanacak, söylediklerimi inkar edecek değildim. Eğer gocunsaydım baştan söylemezdim…

“Ben uzaktan sevdim seni... Dokunamayacak kadar uzaktın bana. Sevdim evet ama merhametli, benim canımı yakmayan, kim olursa olsun tebessümünü eksik etmeyen Alihan'ı sevdim. Sen yakından değil uzaktan güzelmişsin...” Alihan son cümlemi duyunca aniden yüzü düştü. Bunu duymayı hiç istemiyor, iltifat duymak istiyor, egosu okşansın istiyordu belli ki. “Ne yazık ki bunu öğrendim senden. Ağabeyin bedenime; sen ruhuma, kalbime zarar vermişsin meğerse. Bak hala bedenimde o pisliğin izleri var. Beni ne hale getirdi bak! Bebeğimi düşürdüm ben daha gelin olmadan, içimde bir can taşıdığımı bilmeden. Bu da yetmez bir daha bebeğim olmayabilir Alihan! Şimdi karşıma geçmiş söylediğin şeylere bak!”

"Zerda... Seni sevmeyi o kadar çok istiyorum ki, kimse umurumda değil sadece senin olmanı istiyorum. Ben kimseyi istemedim daha önce... Ama bu sefer gerçekten sevmek istiyorum birini, o da sen ol Zerda. Bana yardım et ki yüreğime seni alabileyim."

Gülümsedim. Aşkıma karşılık bulacağımdan değil, onun bu masum çırpınışları gülümsetti yüzümü. Ben de bu isteği geri çevirmedim. Aldım karşıma ciddi ciddi konuştum:

"Sen şimdi hamsın, yani uzaksın böyle şeylere, sevgilere. Toysun daha, ilk önce pişeceksin yârinin ateşinde en sonunda da yanacaksın, sana deli diyecekler aşkından. Aşkın sırrına ulaşacaksın, bu beşeri aşk ilahi aşka dönecek. Sevdiğini yalnızca Allah için seveceksin. İşte o zaman yüreğine alırsın, gönlünle seversin, işte o zaman gönül gözün açılır.”

Sözlerimi pür dikkat dinliuor, gözlerini bir saniye bile çekmiyordu gözlerimden. “Sevilmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu bilirsin ama sevmek var bir de. Sevmenin hem ateşini hem de esenliğini tadarsın. Son olarak da sevmek sevilmek bu kadar güzelse kim bilir sevmeyi yaratanın kendisi ne kadar güzeldir dersin."

Alihan sanki bir mum gibi eriyordu karşımda. Ne zaman böyle büyük laflar etsem benden beklemiyormuş gibi tepkiler veriyordu.

"Zerda... Ah Zerda sen böyle konuşursan çok yakındır o zaman benim de pişmem. Benim de mutluluğum, huzurum yakındır desene... Sen yirmi yaşındasın ben yirmi altı... Bu sözleri bırak söylemeyi ömrüm boyunca duymadım bile. Sen esrarengizsin."

“All I know.

Is everything is not as it's sold.

But the more I grown the less I know.

And I have lived so many lives.

Though I'm not old.”*

* “Bütün bildiğim

Her şeyin onun benimsediği gibi olmadığı.

Ama büyüdükçe daha az haberdarım.

Ve birçok hayat yaşadım.

Yaşlı olmama rağmen.”

*Sözü geçen şarkı Nelly Furtado’nun Try şarkısından alıntılanmıştır.

Yine o çok sevdiğim şarkının başka bir kıtasından sözler söylemiştim. Ve bu defa ilki gibi şaşırmamıştı. "Ve birçok hayat yaşadın yaşlı olmamana rağmen...” dedi içinden bir cümle seçip. “Seni büyüten, olgunlaştıran bu hayatın olmasaydı belki de bunları söylüyor olamazdın. Ben bu yaşıma kadar hiç sıkıntı görmedim taki dört yıl önce babam öldürülene kadar. O günden sonra ant içtim babamın katillerini bulmaya. Ben dört yıl önce böyle değildim Zerda."

"Ben katil olmak istemedim Alihan. Bu hayatı yaşamak istemedim.”

"Sen bunları yaşamayı hiç hak etmedin Zerda...” dedi ellerimi tutup. Ben çekmeye çalışsam da izin vermemişti buna ve devam etti: “Bizim de hayatımız normal insanlar gibi düzene girecek mi?"

"Zaman..." Fazla bozuntuya vermemişti, buna cevap vermek yerine "Hadi yatalım artık çok yorulduk." dedi. İşte şimdi çığlığı basabilirdim. Elimi elleri arasından çekip "Ne! Bu odada, birlikte, yan yana mı yatacağız?" diye bağırdım.

"Odada bir yatak olduğuna ve evli olduğumuza göre?"

"Sa-saçmalama! Ben seninle asla beraber uyumam."

Dolaplara doğru ilerleyip en yukarıdaki kapıyı açtım. Katlanmış döşeği gördüğümde gülümsemem yüzümde iyice yayıldı.

"İndir bakalım şunu." dedim yukarıdaki döşeği işaret ederek. "Asıl saçmalayan sensin Zerda. Yerde yatamam ben." dedi burnunu kıvırıp.

"Tamam sen yerde yatma ben yatarım, indir şu döşeği."

Oflaya puflaya indirdi ve yatağının ucuna yerleştirip üzerine tertemiz kokan çarşafı serdim. Diğer dolaplardan da yastık ve ulama* çıkardım. Ağustosun sıcağında ulama bile fazlaydı ya neyse.

*Ulama: Pike

"Tamamdır, ben yatıyorum iyi geceler." Deyip başımı yastığa atmıştım ki "O-olmaz öyle Zerda, sen yatakta yat ben yerde yatarım, tamam." deyip çıkıştı.

"Yok, rahatını bozma sen. Ben zaten alışkınım yer yatağına."

"Sana gel ve yatağa yat dedim! İkiletme beni bir kere de!" dedi isyan edercesine. Bu çıkışına şaşırıp mecbur dediğini yapmıştım. Artık yazmamı çıkarma zamanı gelmişti. Utanmıştım biraz. Bu duruma nasıl alışacaktım ben? Her şey nasıl bu kadar hızlı gelişti ne zaman bu duruma geldik bu hengamenin içinde anlayamamıştım bile.

En değerli şeyimi elimden alan birinin inindeydim. Hayat katilimin kardeşiyle beni bir arada olmaya mecbur bırakmıştı. Bir başkaldırı bile çok görülmüştü bana. Bu toprakların çile çekenlerinden sadece bir tanesiyim zannediyordum ama en çilelisi olacağımı bilemedim...

Alihan da banyoya damatlığıyla girip pijamalarıyla çıkmıştı. Tabi kendinden önce gelen kendine has kokusuyla...Ne diyordum ben! Daha Dilek konusu kapanmamıştı bile. "Şuna bak iki günlük gelin beni yatağımdan etti." dedi iç sesimle olan kavgamı sonlandırarak.

"Hala yer değiştirme şansın var ciddiyim bak." Dedim samimi bir şekilde. Gülümseyip "Şakaydı. Hadi iyi geceler. Beni saat yedide uyandırmayı unutma, işe gideceğim." deyip sırtını döşekle buluşturdu. "Uyuyabilirsem uyandırırım." Sıkıntılı bir nefes verdim.

"Uyuyabilirsem mi?"

"Belki yer değişikliğinden dolayı yerimi yadırgayabilirim."

"Yastığımı kokla, uykuya dalmanda yardımcı olsun." Dedi zafer kazanmış gibi sırıtarak. Ama ben gülmüyordum, hatta kaşlarımı çatmış ona beslediğim aşkı yüzüme ikinci kez vurmasından dolayı öfkelenmiştim bile.

"Bunu da nerden çıkardın! Sen ne zannettin beni Alihan Ağa!?" Yüzüne çemkirsem de sesini çıkarmamıştı. Söylediği yine de yüzümü kızartmaya yetmişti ama. Ona sevdalı olduğumu söylediğime pişman etmişti bile beni. Kim bilir daha kaç kez yüzüme vuracaktı böyle. Ulamayı başıma kadar çekip çarpık gülümsemesini görmeyi reddetmiştim. Fazla mı öz güvenliydi bu ne?

Bölüm sonu

4 yorum