İçeriğe geç

ZEMHERİ ÇELİĞİ

Bölüm 5 · 3 dk okuma

ZEMHERİ ÇELİĞİ

Bölüm 5

BÖLÜM 5

Mermiler Ford’un gövdesinde ritmik bir ölüm marşı çalarken, Uygar aracı keskin bir manevrayla yolun kenarındaki kayalığa yan yatırdı. Özden’in üzerine kapandı, bedenini ona siper etti.

"Özden, koltuğun altına eğil!" diye bağırdı Uygar. Sesi, patlayan mermilerin gürültüsünü bastırıyordu.

Özden, acıdan terlemiş alnını Uygar’ın göğsüne yasladı. O an, dışarıdaki cehenneme rağmen Uygar’ın kalp atışlarını duyabiliyordu. "Beni... korumana ihtiyacım yok," diye fısıldadı sesi titreyerek. Ama elini, destek almak istercesine Uygar’ın güçlü koluna doladı.

Uygar, tek eliyle torpidodan yedek şarjörü alıp Özden’e uzattı. "Korumuyorum," dedi buz gibi bir sesle, "Sadece mermimi boşa harcamana izin vermiyorum. Şimdi dışarı çıkıyoruz."

Uygar kapıyı tekmeleyerek açtı ve Özden’le birlikte ateş hattının ortasına daldılar. Gece, namlu ağızlarından çıkan ateşlerle aydınlanırken, aralarındaki o sırlar bu çatışmanın dumanı arasında daha da derinleşecekti.

Ford F-150’nin camları tuz buz olmuş, mermiler kaportada ritmik bir ölüm marşı çalmaktadır. Uygar direksiyonu tek eliyle kırarken diğer eliyle telsize sarılır.

Uygar: "Özden, başını eğ! Sakın kalkma!" Özden: (Elindeki tüfeği camdan dışarı doğrultarak) "Eğilerek vatan kurtarılmıyor Uygar! Sol taraftaki kayalıkta iki kişi var, onları almadan buradan çıkamayız!" Uygar: "Sana emir veriyorum, yerinde kal!" Özden: (Tetik düşürür, bir sessizlik) "Emriniz reddedildi komutanım. Sol taraf temiz. Şimdi sür şu arabayı!"

Araba savrularak dar bir patikaya girer, arkalarından yağan mermiler yavaş yavaş seyrekleşir ama Özden’in omzundaki sızı keskinleşir.

Terk edilmiş, taş bir dağ kulübesine sığınırlar. Dışarıda kar fırtınası bastırmıştır. Uygar, ilk yardım çantasını açarken ellerinin titrediğini Özden’den saklamaya çalışır.

Uygar: "Ceketi çıkar. Bakmam lazım." Özden: "İyiyim diyorum, sadece sıyırdı. Önce telsiz bağlantısını kontrol et." Uygar: (Sertçe yanına çöker) "Özden, kes sesini ve otur. Şu an komutanın değil, tek kurtuluşun benim. İzin ver işimi yapayım."

Uygar, Özden’in omzundaki kanı temizlerken bakışları bir anlığına Özden’in gözlerine değer. O her zaman buz gibi bakan adamın gözlerinde ilk kez "kaybetme korkusu" vardır.

Özden: "Elin titriyor... Korkuyor musun Uygar?" Uygar: "Korkmuyorum. Kızıyorum. Kendime kızıyorum, seni bu cehennemin ortasına getirdiğim için." Özden: "Ben buraya çiçek toplamaya gelmedim. Ayfer Gök uçağını bırakmadığında korkuyor muydu sanıyorsun? O sadece görevini yapıyordu. Ben de öyle yapıyorum." Uygar: (Pansumanı bitirip elini Özden’in yüzüne yaklaştırır ama dokunmaz) "Sen sadece görevini yapmıyorsun Özden... Sen benim dengemi bozuyorsun."

Ertesi gün karargâha döndüklerinde hava barut kokusundan daha ağırdır. Binbaşı Bahadır Dağhan masayı yumruklar.

Bahadır Binbaşı: "O pusu oraya gökten inmedi! Birileri yerinizi, saatinizi, rotanızı servis etti. Kim ulan bu hain?" Saygun: (Ortamı yumuşatmaya çalışarak) "Komutanım, belki de Ford’un motor sesi fazla karizmatik gelmiştir, teröristler kıskançlıktan pusu kurmuştur? Yoksa bizim timden su sızmaz." Uygar: (Saygun'a buz gibi bir bakış atar) "Saygun, eğer bir daha espri yaparsan o dili sana yediririm. Birimizden biri bizi satıyor ya da çok yakından izleniyoruz." Özden: "Belki de içeride değil, teknik bir sızıntı var. Sinyal takibi yapılmış olabilir."

Tim, pusuyu kuran grubun kamp yerini tespit eder. Gece operasyonu başlar. Uygar en öndedir, ancak köşeyi dönerken bir namlu tam alnına doğrultulur. O saniyeler süren sessizliği, uzaktan gelen tek bir el ateş sesi bozar. Uygar'ın karşısındaki terörist yere yığılır.

Uygar başını kaldırıp tepedeki keskin nişancı mevzisine bakar. Özden, telsizden derin bir nefes verir.

Özden: "Hedef imha edildi. Yolun açık olsun Uygar." Uygar: (Telsizin mandalına basar, sesi sadece Özden'in frekansındadır) "Hayatımı ikinci kez kurtardın... Borçlandım Özden. Ve ben borçlarımı ödemeyi severim."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.