İçeriğe geç

Zemheri

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Zemheri

Bölüm 3

Rüzgar Yeli

"Aklın varsa sen geri dönme, ihanetin daha keskin o güzel gözünden..."

Şarkıyı mırıldanmayı bırakıp yatakta sola döndüm. Sıkıntıyla derin bir iç çektim. Daha ne kadar burada esir olacaktım...

-2 Gün Önce-

"Böyle bir şeyin içine düşmeni bende istemezdim, geçmiş olsun."

Ben ne diyeceğimi bilemez şekilde adamın yüzüne bakarken adam yatağın yanında duran koltuğa oturdu. Öyle bir oturdu ki her an gitmeye hazır gibi tetikte ve dik bir oturuştu. Bir şeyler demem gerektiğinin farkına varıp ilk soruyu yönelttim.

"sen kimsin" basit bir soruydu.

"Alparslan Kaya." Basit bir cevaptı. İkinci soru.

"bizi neden buraya getirdin."

"yaralanmıştın."

"hastaneye götürebilirdin."

"Seni daha fazla tehlikeye atamazdım."

"ne tehlikesi?" Kara gözleri bir anlık parlarken sıkıntıyla nefes aldı.

"bana ateş etmek isterken yanlışlıkla sana ateş ettiler. Susman için işini bitireceklerdir. Hastaneye götürseydim, oradan sağ çıkamazdın." Dediklerinden sonra dehşet dolu bir yüz ifadesiyle ona baktım. Ben şoku atlatamadan Aden atladı lafa.

"Bizi öldürecekler mi?"

"Öldürmek istiyorlar. Susmanız için. Sizi aramaya başlamışlardır bile. Merak etmeyin burada güvendesiniz." Bitirmesine fırsat vermeden söze atladım.

"Burada kalmak istemiyorum." Kara gözleri hışımla bana döndü. Geldiğinden beri ilk defa sert bir ses tonuyla konuşmuştu.

"Dediklerimi anlamadın galiba? Sizi öldürmek için gezen adamlar var etrafta. Şu an sizin ne istediğiniz önemli değil. Burada kalacaksınız." Aynı şekilde bende ona sesimi yükselttim.

"Bize sordun mu ne istediğimizi? Biz kendimizi koruruz merak etme. Hiç tanımadığımız birinin evinde kalmayacağız. Aden kalkmama yardım et!" Aden ayaklanırken Alparslan bağırarak Aden'in olduğu yere sinmesini sağladı.

"Otur yerine lan! Oyun mu oynuyoruz biz burada? Sizi bulduklarında neler yapacaklar biliyor musunuz siz? Tercih yapma şansınız yok. Benim yüzümden vuruldun bırak telafi edeyim. Sonra nereye isterseniz gidersiniz. En azından ben onları yakalayana kadar!" Haklıydı. Tercih şansım yoktu. Kendimi boş verdim Aden için kalmak zorundaydım.

"Tamam öyle olsun. Ama kumarhane sahibine haber vermemiz lazım." Aden üzgün bir ses tonuyla konuştu.

"Alesya, ben izin almaya çalıştım ama kovdu bizi." Tahmin etmiştim böyle yapacağını.

"Orospu çocuğu." Mırıldanarak demiştim ama Alparslan ne dediğimi anlamış olacak ki kaşlarını çatıp bana döndü.

"Neyse, siz onu merak etmeyin. Şu olaylar bitsin ben size bir iş ayarlarım. Tekrar geçmiş olsun. Dinlenmene bak." Gözlerimi teşekkür eder gibi açıp kapadıktan sonra yarım ağız teşekkür ettim. Alparslan son kez bakışlarını üzerimde gezdirip odadan çıktı.

-2 Gün Sonra-

Kapının tıklanma sesiyle kapıya baktım. Önce Aden ardından da Harun içeri girip kapıyı kapattılar. Aden sevinçle şakıdı.

"Alparslan abi bize oda ayarlamış, yeni odamıza geçeceğiz." Anlamaz gözlerle Harun'un yüzüne baktım ne oluyor der gibi. Harun anlayıp açıklamaya başladı.

"Oda da iki kişi sıkışmayın diye abim büyük odayı hazırlattı Alesya Hanım. Artık o oda da kalacaksınız."

"Ne gerek vardı buna? Biz gül gibi geçiniyorduk bu odada." Aden sinirle gözlerini pörtletti

"Ya bir kere de inat etme! Kalk hadi daral geldi bana bu odadan." Sinirle oflayıp yerimden kalktım. Kolumdaki yara varlığını hatırlatınca acıyla inledim.

"Lan yardım etsenize kıza!" Kapıda dikilmiş bağıran Alparslan'la birlikte hem Harun hem Aden bana yardım etmek için fırladı yerinden.

"Of bırakın. Alparslan bey demese ikinizde kılınızı kıpırdatmayacaksınız!" Sinirle ikisini de savuşturdum. Aralarından geçip kapıya yöneldim. Kapıdan geçince nereye gideceğimi bilmediğim için duraksadım. Tam arkamı dönecekken Alparslan Bey "sola" dedi.

Tamam dercesine kafamı sallayıp odaya girdim. İki tane tek kişilik yatak vardı. Güzel bir odaydı. Duş almam gerekiyordu. Banyosunun olmasına sevindim içten içten.

Arkamı dönünce Alparslan Beyin beni izlediğini fark ettim.

"Doktor Bey ne zaman gelecek?" anlamazca bakışlar attı.

"Duş almak istiyorum. Alabilir miyim bu kolla sormam lazım." Anlamış gibi kafasını salladı.

"arar sorarım şimdi, iyi misin peki? Bir şeye ihtiyacınız varsa söylemekten çekinme." Samimi bir tebessüm belirdi yüzümde.

"Teşekkür ederim Alparslan Bey, iyiyim."

"Alparslan."

"anlamadım?"

"Alparslan desen yeterli. Resmiyete gerek yok." Bu dediğine anlam veremeyerek ona baktım ama konu daha fazla uzasın istemediğim için "Tamam. Alparslan derim." Diyerek geçiştirdim.

Ben yatağa iyice yerleşirken Alparslan sessizce odadan çıktı. Giderken kapıyı kapatmayı da ihmal etmedi. Yorgun olduğum için uyumam çok uzun sürmedi.

-1 saat sonra-

"O adamı iki saat içinde bulmazsanız hepinizin leşini sererim buraya!" Ne oluyordu? Sesleri merak edip hızla yataktan doğruldum. Yavaş adımlarla aşağı kata inmek için merdivenlere yöneldim. Niye kükrüyordu bu adam yine? Merdivenin ortalarına kadar geldiğimde daha fazla insem mi yoksa beklesem mi karar veremedim. Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken Alparslan sanki burada olduğumu hissetmiş gibi gözlerini bir kartal edasıyla bana kenetledi. Sinirden kaşının üstündeki damarının atışını buradan bile görebiliyordum.

"Alesya! Gir odana!" Normalde ona bu bağırmanın hesabını sorardım ama o kadar sinirliydi ki benim bile leşimi sererdi ortaya. Hızla arkamı dönüp koşa koşa odaya yöneldim.

"Koşma lan! Üstün açılıyor!" koşmayı durdurup neyden bahsettiğine bakmak için üstüme göz gezdirdim. Crop şorttan oluşan bir pijama takımı giydiğim için açılabilirdi. Haklıydı.

"dönün lan sizde önünüze!" Bu adam bağırmaktan başka bir şey bilmiyor mu? Odaya girip kapıyı kapattım. Rezil olmuştum herkese. Aklıma gelen düşünceyle üstümü değiştirmek için gardırobu açtım. Tayt üstüne sıfır kollu bir tişört seçip yatağın üstüne koydum. Üstümdeki pijamayı çıkartmak için resmen cebelleşiyordum. Ben cebelleşirken kapının hışımla açılması bir oldu. Işık hızıyla kapıya dönerken Alparslan'ı görüp kendimi gizlemeye çalıştım.

"Yuh be! İnsan bir kapıyı çalar? Mağaradan mı çıktın Alparslan? Çık dışarı!" Alparslan kapıyı çalmadığı için pişman olmuş gibi kafasını kaşıyıp "giyinince haber ver kapıdayım." Dedi.

Uzun uğraşlar sonucu giyinirken aşağıda Harun'la flört ettiğini tahmin ettiğim Aden'e küfürler savurdum.

"Giyindim, gelebilirsin." Kapı usulca açıldı. Yüzünde gözlerimi gezdirdiğimde az önceki sinirden sadece ufak kırıntılar kaldığını anladım. Sakinleşmişti.

"Alesya, bu evde onlarca adam dolaşıyor. Lütfen nasıl giydiğine dikkat et." Haklıydı.

"Sesler yüzünden uyanınca üstümü değiştirmek aklıma gelmedi. Bir şey oldu sandım Alparslan. Kusura bakma. Dikkat ederim." Alparslan önemli değil dercesine başını salladı.

"neyse yemek yiyeceğiz açsan gelirsin." Acıkmıştım doğrusu.

"geliyorum hemen saçımı toplayıp."

"tek elle nasıl toplayacaksın?"

"Aden'i çağırırım o toplar."

"ben toplarım saçlarını, dön arkanı." Dediğine itiraz edemeden elimdeki tokayı aldı. Yavaşça arkamı döndüm. Elleri usulca saçıma dokunurken yabancısı olduğum hisler belirdi içimde. Neydi bu hissin adı? Şefkat miydi? Benden başka kimsenin dokunmadığı saçlarıma ilk defa biri dokunuyordu. Elleri saçlarımda usulca gezerken titrek bir nefes doldurdum ciğerlerime. Aynı anda onunda nefes verişi değdi tenime. Tıpkı bir rüzgâr yeli gibiydi. Usul usul... Bana bir ömür gibi gelen bir dakikadan sonra gözlerine bakmaya cesaret edemeden "teşekkür ederim." Dedim.

"Önemli değil, doktorla konuştum duş almanda bir sakınca yokmuş. İnelim hadi yemeğe." Tamam dercesine kafamı sallayıp artık duş alabileceğim için rahat bir nefes aldım. Alparslan önden, ben arkadan yavaşça indik merdivenlerden. Masada oturup başlamak için bizi bekleyen Harun ve Aden'e ilişti gözlerim. Sandalyeye otururken bir yandan da Aden'e hesap soruyordum.

"Neredesin sen saatlerdir Aden? Sözde refakatçi oluyordun bana. Ne zaman ihtiyacım olsa yoksun." Aden küçük bir çocuk edasıyla dudaklarını büktü.

"yemek yapmaya yardım ediyordum ablalara. Özür dilerim." Ben ağzımı açmadan Alparslan girdi lafa. "Yemekleri yapmak için çalışan hanımlar var Aden, senin yardım etmene gerek yok. Misafirsin bu evde çalışan değil." Aden dolu gözlerle Alparslan'a baktı.

"Haklısın abi, özür dilerim tekrar ikinizden de." Ben önemli değil dercesine kafamı sallarken Alparslan da bana eşlik etti. Harun ortamdaki gri bulutlar dağılsın diye Aden'le konuşmaya çalışıyordu. Aden'e olan ilgisi gözümden kaçmamıştı. Gözlerim ikisi arasında mekik dokurken bir çift kara gözün benim üstümde olduğunu hissedip Alparslan'a baktım. O gözlerimin en derinine, sanki bir şey bulmak istermiş gibi bakarken pes eden taraf ben oldum. Gözlerimi kaçırıp Aden ve Harun'un sohbetine eşlik ettim. Biz yemek yerken koruma olduğunu anladığım iri cüsseli bir adam içeri girdi. Alparslan benim nereye baktığımı merak edip bize doğru gelen korumaya baktı.

"Söyle Doğan."

"Abi Mustafa adında biri geldi. Alesya hanımın arkadaşı olduğunu iddia ediyor gelsin mi?"

"Mustafa mı?" derken Aden

suçlu bir çocuk gibi ellerini havaya kaldırdı.

"Ben söyledim burada olduğumuzu. Seni çok merak etmiş Alesya ne yapayım."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.