İçeriğe geç

Zemheri

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Zemheri

Bölüm 2

Bölüm 2 Diyaframda çırpınan bir ses

Hayat herkese iyi davranmaz ama bazılarına hiç olmadığı kadar acımasız davranmaya yemin etmiş gibidir. Ben onların arasında var mıyım bilmem ama bunları gerçekten hak ettim mi? Keşke her çocuk özgür olsa diye geçirdim sigaramdan son bir nefes çekerken. Kahvaltı yapacak vaktim olmadığı için sigara ve kahveyle saatlerce idare etmek zorunda oluşum canımı sıkıyordu. Kendimi geçtim, Aden’in bunları çekiyor oluşu benim ciğerime kırk yerinden köz döküyordu. Ona bakmamı istemiyordu ama 5 yaşındaki bir çocuk gibi bakılmaya muhtaç oluyordu çoğu zaman. Banyodan elini yüzünü yıkayıp geldiğinde makinadan aldığım sıcak tostu önüne koydum. Bu yaptığıma göz devirdi.

“her zaman bunu yapmak zorunda mısın?” onun bu dediğiyle göz devirme sırası bana gelmişti.

“çocuk gibi surat asmayı kesip yemeğini yer misin? Açlıktan bir kez daha bayılmana göz yumamam.”

Pes eder gibi ellerini havaya kaldırıp az önce önüne koyduğum tostu yemeye başladı. Karşısına oturup ağır ağır kahvemi yudumlamaya başladım. Ne zaman gerçekten kahvaltı yapacak kadar vaktimiz olurdu? Ne zaman gerçekten özgür olabilecektik ruhumuza bağlanmış bu prangalar olmadan? Kahvemin son damlasını içtiğimde Aden tostunun son lokmasını ağzına attı ve isteksiz bir şekilde boğazına yuvarladı. Pür dikkat onun yüzündeki mimiklerini izliyordum.

“eline sağlık.”

“afiyet olsun.”

İnsanlığımızı bize hatırlatan yegane şeylerden biri de birbirimize ne kadar kızarsak kızalım içimizdeki birbirimize kıyamadığımız bu duyguydu.

Yavaş adımlarla kalkıp kapıya doğru ilerledim. Aden çantasını almış ağır adımlarla beni izliyordu. Sessizce yolda yürümeye başladık. Dışarda zemheriden hallice bir ayaz yüzümüzün her santimini felç etmeye yetiyordu.

Kumarhaneye vardığımızda çok geçmeden bulaşıkları yıkamaya başladık. Mutfak sorumlusu olan Mustafa bizim garsonluk yapmamıza şiddetle karşı çıkıyordu. Aklınca bizi tehlikelerden uzak tutmaya çalışıyordu fakat unuttuğu şey burasının başlı başına tehlike olduğuydu. Ama ne yalan söyleyeyim o içi boş bedenlerin kasıla kasıla kendini adam sanarak ortalarda fink attıklarını görmektense bulaşık yıkamak daha iyiydi bizim için. Bir yandan Mustafa ile sohbet edip bir yandan bulaşık yıkamaya devam ediyordum.

“Alesya, sende düzgün bir iş bulsan da kurtulsanız şu cehennemden be kızım…”

Onun bu dediğine gözlerimi devirmekten başka bir şey yapmak gelmedi içimden. Ayıp olmasın diye yarım ağız “söylemesi kolay…” dedim.

Önümdeki bulaşıklara bakarken yan tarafımdan onun bana doğru döndüğünü gördüm.

“Elbet vardır bir yolu. Kendinize yazık ediyorsunuz. Aden çok zorlanıyor burada.” Dediklerinden sonra hışımla ona dönerek tıslar gibi konuştum. Aden duysun istemiyordum.

“Mustafa, iki sabıkalı kıza iş bulmak kolay mı sanıyorsun?” Var olan bir gerçeği sanki yeniden hatırlamış gibi gözleri bir anlığına parladı.

“Haklısın, özür dilerim. Üzülüyorum sadece sizin bu halinize.”

“Bizim halimize üzülme Mustafa. Sende bende aynı yerdeyiz. Üzüleceksen önce kendine üzül.” Bu dediğimle ellerini teslim olurmuş gibi havaya kaldırdı ve bir daha konuşma girişiminde bulunmadı. Onun sustuğunu anlayınca derin bir oh çektim. Saatler yoğunluktan mıdır bilinmez hızla akarken bizde yavaştan ortalığı topluyorduk çıkmak için. İşleri bitirdikten sonra sevinçle yürümeye başladı Aden. Arkasından onu izleyerek ilerlerken iki el silah sesi kulaklarımızı deldi geçti. Kolumda bir ıslaklık hissetmem ve Aden’in çığlığı aynı anda oldu.

Size demiştim. Hayat herkese adil davranmıyordu. Duyduğum son ses kükreyen bir aslandan geliyordu sanki

“Sizin yapacağınız işi sikeyim!” sonrası karanlık. Ben alışığım bu karanlığa. Ama bu sefer ruhsal değil fiziksel bir acı çektiriyordu bu zifiri karanlık.

-3 SAAT SONRA-

Bir kuş misali çırpınan yüreğim, biraz daha gayret etse çırpınmaya ancak boş bir çaba olacaktı onun için. Korkuyordum. Deli gibi korkuyordum. Karanlık beni içine çekecek diye ölesiye korkuyordum. Dışardan bakılınca gözü kara duran bir kız olsam da beni uzun seneler içine hapsetmiş olan bu karanlık beni tir tir titretecek kadar korkutuyordu.

Gözlerimi açmak benim için bir asır gibi sürerken yavaşça kavuştum aydınlığa. Beklediğimin aksine hastanede değildim. Loş diyemeyeceğim kadar parlak, tamamen sadelikten yana dizayn edilmiş bir yatak odasındaydım. Etrafa anlamsızca bakışlar atarken buranın neresi olduğunu sorguluyordum. Gözlerimi odada sessizce gezdirirken, benden daha bitkin bir halde uyuyan Aden’i gördüm. Küçük Aden’imi…

Boğazımın kuruluğunu gidermek amacıyla kuru bir öksürük çıktı boğazımdan. Bu bile Aden’in gözlerini açıp, telaşla kafasını kaldırması için yetmişti. Yanıma gelmesi saniyeler sürdü. Sanki kolundan vurulanın ben olduğumu unutmuş gibi sarılmasıyla kısık sesle inledim. Ne yaptığını yeni kavramış gibi kendini geri çekti. Ağlamaklı sesiyle defalarca kez özür diledi. Ona sarılıp önemli değil demek istiyordum fakat ne kalkacak halim ne de konuşacak sesim vardı şuan. Ne olduğunu anlamış gibi yatağın yanında duran sürahiden bir bardak su doldurup içmeme yardım etti. Boğazım sanki senelerdir su içmemişim gibi kuruydu ve bu sanki zemzem suyu gibi gelmişti.

“Burası neresi?” dedim ne olduğunu anlamaya çalışırken. Aden kirpiklerini titreterek ne olduğunu anlatmaya başladı.

“Sen vurulunca bir adam seni kucağına aldı. Seni vuranlara küfürler savurarak arabaya bindi. Ben ne olduğunu kavrayamadım ama bende peşinden arabaya zor attım kendimi. Adamla konuşma fırsatım olmadı. Yanında çalışan Harun diye biri anlattığına göre Patronlarına ateş edecekken sana ateş etmiş karşı taraftan biri. Seni vurduktan sonra kaçmışlar arabayla.”

Kafamı dizlerime dayayıp sesim çıktığınca bağırdım.

“Nasıl bir şeyin içine düştük Allah’ım biz?”

Ben tam bunu derken kapı açıldı. İçeri uzun boylu, kirli sakallı takım elbisesi çok zor bir gündü dercesine kırışmaya yemin etmiş bir adam girdi. Söylediklerimi duymuş olmalıydı ki boşluğa sorduğum soruya o cevap verdi.

“Böyle bir şeyin içine düşmeni bende istemezdim. Geçmiş olsun.”

Hellooo yeni bölümü nasıl buldunuz? yorumlarınızı bekliyorumtrong>

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.