37.BÖLÜM = evliliğin ilk çatlakları
GEÇMİŞ
Aradan geçen yıllar Baykara Konağı’nda neşe yerine ağırlık bırakmıştı. Adem ve Zehra evliliklerinin ikinci yılını doldurmuş, ama mutluluk ışığından çok uzakta yaşamışlardı. Adem, doktorluk mesleğini tamamen bırakıp ağa olmanın sorumluluklarını üstlenmişti. Kardeşi Mahir’i de geçen aylarda evlendirmiş, Mahir ve eşi İstanbul’a yerleşmişti. Zümrüt Hanım da oğluyla gitmiş, konakta yalnızca Kudret Hanım, Zehra, Adem ve birkaç yardımcı kalmıştı.
Koca konakta uzun süredir sessizlik hâkimdi. Kudret Hanım, Adem’in bu evliliği istemediğini anlamış ama buna çare bulamamıştı. Zehra ise Adem’e duyduğu sevgiyi yüreğinde taşıyarak her geçen gün biraz daha tükeniyordu. Adem, evde neredeyse bir gölge gibiydi; sessiz, mesafeli ve soğuk. Zehra, evliliklerinin başladığı günden beri Adem’le yalnızca yatakta eş olabilmiş, onun dışında kocasını kendisine hep bir yabancı gibi hissetmişti.
Zehra, dışarıda gülen, etrafa mutluluk saçan bir genç kadın gibi görünse de dört duvar arasında gözyaşlarına boğuluyor, kaderine isyan ediyordu. Adem, onun en derin yarasıydı. İki yıldır paylaştıkları evde konuşmaları parmakla sayılacak kadar azdı. Zehra her fırsatta Adem’in gözlerinin içine umutla bakıyordu, ama o gözler ona asla karşılık vermiyordu. Bu, Zehra’yı her gün biraz daha içten yıkıyordu.
Eskiden canlı ve neşeli bir genç kız olan Zehra, şimdi sıkı sıkıya topladığı saçları ve koyu renk elbiseleriyle âdeta hayatından vazgeçmiş gibiydi. Ancak o gece, evliliklerinin ikinci yıl dönümünde, Zehra yeniden bir umutla dolmuştu. Belki Adem bu gece farklı davranır, belki ona yaklaşır diye umut ediyordu . Zehra Annesinden ne öğrendiyse onu yapsa da adem ona her zaman uzak duruyordu . Zehra’nın babası da annesine çok iyi davranmasa da muhabbetleri oluyordu . Belki de sorun kendisinde olduğunu düşünmeye başlamıştı . Siyah uzun saçları ve koyu yeşil gözleri ,zayıf ve orantılı bir vücudu vardı . Buna rağmen ademin ilgisini çekmemişti . Belki de çirkindi . Ondan ademin gönlüne girememişti .
.....
Zehra, gün boyunca konakta hummalı bir şekilde çalıştı. Kendi elleriyle harika bir yemek masası hazırlamıştı. Masada yok yoktu: Adem’in en sevdiği yemekler, özenle yerleştirilmiş çatal bıçaklar, parlayan mumlar… Üzerine Adem’in sevdiği renkten bir elbise seçti. O gece kendisini daha güzel, daha özel göstermek istiyordu.
Elbiseyi giyerken Adem’in dolabının kapağının hafif aralık olduğunu fark etti. Kapatmak için dolaba yöneldi. Tam kapıyı kapatacakken, dolapta küçük bir şişe dikkatini çekti. Merakla eline aldı. Bu bir parfümdü. Şişeyi hafifçe açıp kokladığında hoş, derin bir koku yayıldı.
Zehra kendi kendine, “Adem demek ki bu kokuyu çok seviyor,” dedi. Şişeyi boynuna ve bileklerine sürdü. Kalbinde bir heyecan kıpırdanıyordu. Belki bu küçük detay onu Adem’e biraz daha yaklaştırırdı.
.........
Zehra, masayı son kez kontrol ettikten sonra oturup Adem’i beklemeye başladı. Saat ilerliyor, ama Adem hâlâ gelmiyordu. Kapının sesi duyulduğunda Zehra’nın kalbi hızla atmaya başladı. Adem içeri girdiğinde üzerindeki siyah takım elbiseyle her zamanki gibi karizmatik görünüyordu. Ancak bakışları soğuktu. Zehra, gülümsemeye çalışarak, “Hoş geldin Adem,” dedi.
Adem, Zehra’ya kısa bir bakış attı. “Yemek hazırlamışsın,” dedi düz bir sesle.
“Evet, bu gece evlilik yıl dönümümüz. Seninle birlikte yemek yemek istedim,” dedi Zehra, heyecanını gizlemeye çalışarak.
Adem bir an duraksadı, sonra sandalyesine oturdu. “Pekâlâ,” dedi kısaca.
Zehra, masaya oturup yemekleri Adem’in tabağına koymaya başladı. “Bu senin en sevdiğin yemek,” dedi.
Adem başını hafifçe sallayarak, “Ellerine sağlık,” diye mırıldandı. Ancak tavırlarında bir yakınlık yoktu. Zehra, onun dikkatini çekmek için konuşmayı sürdürmeye çalıştı.
“Adem, bu gece… Birlikte biraz vakit geçirebilir miyiz? Konuşabiliriz mesela…”
Adem, kadehindeki şarabı tek seferde içtikten sonra bakışlarını Zehra’ya çevirdi. “Zehra, sen iyi bir kadınsın. Ama fazla şey bekliyorsun. Bu evlilik, annemin isteğiydi. Bu senin suçun değil, ama bu da benim gerçeğim,” dedi.
Zehra’nın gözleri doldu, ama gözyaşlarını göstermemek için başını eğdi. “Ben sadece… sadece biraz sevilmek istedim, Adem,” dedi titrek bir sesle.
Adem sandalyesinden kalktı, masadan birkaç adım uzaklaştı. “Sevgi… Zehra, kalbimde sevgiye yer yok. Ama elimden geldiğince sana haksızlık etmiyorum, değil mi?”
Zehra’nın sesi daha da kısık çıktı. “Haksızlık değil Adem… Ama bir kalbin var. Onun içinde yer almak istiyorum. Ben Senin karınım Adem . Bu evde 2 yılı devirdik ama dışardaki iki yabancıdan farksız . ”
Adem cevap vermedi. Yüzündeki ifade, derin bir çatışmayı ele veriyordu. Sonunda bir şey söylemeden ayağa kalktı ...
Adem’in sandalyesinden kalktığını gören Zehra, paniğe kapılarak yerinden fırladı. O geceyi bu kadar umutla beklemişti, pes edemezdi. Onun peşinden gidip kolundan hafifçe tuttu.
“Adem, lütfen! Dediklerim için gerçekten özür dilerim. ! Seni kızdırmak istemedim .! Daha yemek bile doğru düzgün bitmedi. Biraz otur, konuşalım,” dedi titrek bir sesle. Gözlerinde, konuşmayı sürdürmesi için yalvaran bir ifade vardı.
Adem’in kaşları çatıldı. Gözleri önce Zehra’nın eline, sonra boynuna sürdüğü kokuya kaydı. Aniden duraksadı. Nefesi sertleşti, yüzündeki ifade değişti; öfkeyle dolmuştu. Burnuna gelen o koku, yüreğinde hâlâ taze olan bir yarayı deşmişti.
"Bu koku… Sen bunu nereden buldun?” dedi, sesi bir titremeyle yükselirken.
Zehra, Adem’in tepkisini anlamakta zorlanarak, “Dolabında gördüm… Güzel kokuyordu, senin sevdiğin bir şey sandım… O yüzden—”
Adem elini kaldırarak onu susturdu. “O kokuya dokunman için kim izin verdi?” diye sert bir şekilde sordu. Gözlerindeki soğukluk Zehra’nın içine işliyordu.
“Adem, ben sadece…” dedi, sesi daha da küçülerek. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.
Adem’in yüzü iyice kasvetlendi. “O koku… Rojda’nın kokusu!” diye haykırdı. Sesinde derin bir öfke vardı. “Ondan geriye kalan tek şeydi ve sen bunu kendine mi sürdün? Ne sanıyorsun, Zehra? Bu evlilikten ne bekliyorsun? Seni sevmediğimi hâlâ anlamadın mı?”
Zehra’nın gözleri büyüdü, Adem’in ağzından dökülen sözleri anlamaya çalışıyordu. “Rojda mı? O kim?” diye sordu, ama cevabı beklemeden Adem’in yüzüne bakakaldı.
Adem bir adım geri çekildi, nefesi hâlâ düzensizdi. “Bunu asla anlamayacaksın, Zehra. Sen ve ben… Biz yalnızca bir zorunluktan ibaretiz! Sen sadece Ağa’nın zorunlu karısısın bundan daha fazla da olamayacağız .! ” dedi, ardından ani bir hareketle arkasını döndü ve kapıya doğru yürümeye başladı.
Zehra, yaşadığı hayal kırıklığıyla dizlerinin üstüne çökerek, “Adem, lütfen gitme! Konuşalım, lütfen!” diye yalvardı. Ancak Adem duraksamadı. Kapıyı sert bir şekilde çarparak konaktan çıktı.
.......
Zehra, yerde kaldığı yerden ağlamaya başladı. Gözyaşları yanaklarından aşağı süzülürken, kalbinin parça parça olduğunu hissediyordu. Adem’in sözleri, içinde yankılanıyor, ruhunu yaralıyordu. Ancak o an içinde başka bir his, öfke, yükselmeye başladı.
Titreyerek yerden kalktı ve doğruca Adem’in odasına gitti. Kapıyı açtığında içerideki soğukluk yüzüne çarptı. Gözleri dolaba takıldı. O kokuyu aldığı dolaba doğru yürüdü. Ellerine aldığı parfüm şişesini sert bir hareketle yere attı. Şişe kırıldı, koku odaya yayıldı.
“Beni asla sevmeyecekmiş…” diye mırıldandı kendi kendine. Ardından dolaptaki kıyafetleri hızla çekip yere fırlatmaya başladı. Öfkesini Adem’in her şeyinden çıkarmak istiyordu. Dolapta ne varsa yere indirmişti ki, en üst raftan küçük bir sandık yere düştü.
Sandık yere çarptığında kapağı hafifçe açıldı. Zehra’nın dikkati dağıldı, diz çökerek sandığa uzandı. Ellerini titreyerek sandığı açtığında, içinden birkaç fotoğraf ve mektup çıktı.
Zehra, fotoğrafları eline aldı. İlk fotoğrafta, genç ve güzel bir kız gülümsüyordu. saçları omuzlarına dökülmüş, gözleri ışıl ışıldı. Bu yüz Zehra’ya yabancıydı. Kalbi sıkışarak mektuplara yöneldi. Ellerinin titremesini durdurmaya çalışarak birini açtı. Adem’in tanıdık el yazısıyla yazılmış satırları okudukça gözyaşları hızlandı:
"Rojdam…
Seni her anımda özlüyorum. Gözlerin, sesin, kokun… Benim için her şey sendin. Sensiz nefes almak bile zor geliyor. Bu dünyada bir yerim varsa, o yer yalnızca senin yanındadır. Bedenim burda olsa bile ruhum senin ile . Bu dünyada olmazsak bile diğer dünyada asla seni bırakmayacağım ..."
Zehra, mektubun son satırına geldiğinde kâğıt elinden düştü. "Rojda…" diye fısıldadı. Kimdi bu kadın? Adem’in ona olan sevgisi ne kadar derindi ki, her şeyini ona adamıştı?
Bir başka mektubu açtı, ama kelimeleri artık anlamıyordu. Gözyaşları satırları bulandırıyordu. O an, Adem’in kendisini neden hiç sevmediğini, evlilikleri boyunca neden hep bir yabancı gibi davrandığını anlamaya başlamıştı. Adem’in kalbinde başka biri vardı, geçmişinde bir aşk saklıydı ve Zehra bu aşkın gölgesinde kalmıştı.
Mektupları ve fotoğrafları kucağında tutarak yere yığıldı. İçinde fırtınalar kopuyordu. Zehra, hayatındaki bu yeni gerçekle yüzleşirken, ne yapacağını bilemiyordu. Bu acının yükü altında ezilirken, dudaklarından sadece bir cümle döküldü:
“Adem… Ben seni sevmiştim…”
Zehra, yavaşça kucağındaki diğer mektubu aldı. Gözyaşları hâlâ yanaklarından süzülürken, titreyen elleriyle zarfı açtı. İçinden çıkan kağıda bakarken, Adem’in el yazısının akıcılığı ve ağırlığı kalbine bir kez daha dokundu. Derin bir nefes alarak okumaya başladı:
" benim yaman gülüm ,kara sevdam .tek gerçeğim .. Rojdam,
Bugün sensiz geçen 731. gün...
Her sabah uyandığımda, gözlerimi açar açmaz seni düşlüyorum. Yanımda olduğunu hayal ediyorum; gülüşünü, o tatlı sesini, bana söylediğin her kelimeyi… Ama gerçek her defasında canımı yakıyor. Sen yoksun. Ben hâlâ buradayım, ama sensiz nefes almak bile bir işkence gibi geliyor.
Rojda, kalbim hâlâ senin için atıyor. Seni kaybettiğim günden beri bu yükle yaşamak, benim için her gün yeniden ölmek gibi. Gözlerimi kapattığımda senin yüzünü görüyorum, ama elimi uzattığımda boşlukla karşılaşıyorum. Seninle birlikte gittiğini sandığım aşk, aslında hep içimde yaşıyor.
Bu iki yıl boyunca hiçbir şey değişmedi. Ben değişmedim. Sana olan sevgim hiç eksilmedi, aksine her geçen gün seni daha çok özledim. Geceleri rüyalarımda sana koşuyorum, ama uyandığımda sadece bomboş bir gerçeklikle baş başa kalıyorum.
Rojda, seni unutamam. Seni nasıl unutabilirim ki? Sen benim nefesimdin, hayatımdın. Seni her hatırladığımda kalbim sıkışıyor, ama yine de seni düşünmekten vazgeçemiyorum. Çünkü seni düşünmek bile, sensizlikle yaşamaktan daha kolay.
Bu konakta geçen her gün bana seni hatırlatıyor. Senin kokun hâlâ burnumda, gözlerin zihnimde. Ben hâlâ sensizim, Rojda. Ve hep sensiz kalacağım. Bu kalp bir daha asla başka biri için çarpmayacak. Seni seviyorum… Ve sevmeye devam edeceğim. Bu dünyada, bu hayatta başka bir yerim yok. Sen benim her şeyimdin, Rojda.”**
Zehra, mektubun son satırına geldiğinde gözyaşları artık durdurulamaz bir şekilde akıyordu. Adem’in her kelimesi, kalbine bir hançer gibi saplanıyordu. Bu kadar derin, bu kadar içten bir aşka şahit olmak, ama o aşkta kendisine hiçbir yer olmadığını bilmek, Zehra’yı tarifsiz bir acıya sürüklüyordu.
Adem’in, iki yıl boyunca her gün Rojda’yı düşündüğünü, onun kokusuyla yaşadığını, onu unutamadığını öğrenmek Zehra’nın ruhunda bir enkaz yaratmıştı. Adem’in kalbinde sadece Rojda’nın olduğunu, kendisinin ise o kalbe asla giremeyeceğini artık kesin bir şekilde anlıyordu.
...
Ellerindeki mektubu yere bırakırken bir çığlık attı. “Neden? Neden ben?” diye haykırdı odanın boşluğuna. Dizleri üzerine çökmüş, yere kapanmış bir halde, tüm gücüyle ağlamaya devam etti. Adem’in dolabındaki her şeyi yere fırlatmaya başladı. Öfke ve keder iç içe geçmişti. Dolabın içini boşalttıkça yerdeki mektuplar, fotoğraflar ve anılarla karşılaşıyordu.
Kendi kendine mırıldandı:
“Beni hiç sevmemiş… Hiçbir zaman sevmemiş… İki yıl boyunca kalbi başkası için atmış… Peki ya ben? Benim suçum neydi?”
Zehra, fotoğrafı göğsüne bastırarak ağlamaya devam etti. Artık kendini bu evliliğin bir gölgeye karşı verdiği mücadelede yalnız bir savaşçı gibi hissediyordu. Dudaklarından bir kez daha döküldü:
“Adem… Ben seni sevdim. Ama sen, hep başkasına aittin…”
off bunu yazan ben olduğum halde cidden kimse üzüleceğime şaşırdım . kimin haklı kimin suçlu olduğu size kalmıştır ama bence kimse suçlu değil .Diğer bölüm akşam gelebilir . o bölümde Milena ve Savaş olacak . yorum ve beğenerek bana destek olabilirsiniz . teşekkür ederim ;)


