18.BÖLÜM .= sessiz bağ
İki gün hızla akıp geçti. Baykara ailesi, şimdilik lüks bir otelde kalırken, Abbas Bey düğün hazırlıklarıyla uğraşmaya başlamıştı bile. Öyle fazla tören istemiyorlardı; kına, nişan gibi geleneksel detaylar gereksiz geliyordu onlara. İşleri hızlandırmak, formalitelere boğulmadan doğrudan düğüne geçmek istiyorlardı.
Baykara ailesinin bu düşüncesi aslında tam Abbas Bey’in de isteği doğrultusundaydı. Kızı Milena’nın bir an önce evlenmesini, evlenip gidip kendi yuvasını kurmasını arzuluyordu. Dışarıdan baktığında, bunu sıradan bir baba olarak kızının mutluluğu için istiyormuş gibi görünüyordu. Ama içten içe bunun ardında başka sebepler de yatıyordu.
Kendi ailesi ve Baykara ailesi arasında yıllardır süregelen gerginlikler, onu bu evliliği stratejik bir hamle olarak görmeye itmişti. Artık Milena’nın da bir an önce Baykara ailesine katılmasını ve iki ailenin arasındaki bu bağın güçlenmesini istiyordu. Ne kadar soğuk ve mesafeli gibi görünse de, aslında tüm planlarının odağında ailesi ve çıkarları vardı. Milena ise kendi halinde takılmıştı . Parmağına taktığı yüzüğün verdiği ağırlık ile kendini büyümüş hissettiriyordu .
Annesi kızına çeyiz düzüyordu .
Rojda hanım kına ,nişan istemişti ama Abbas bey kabul etmemişti . Milenada böyle uzun uzuna uzatmak istemiyordu neticede zoraki bir evlilikti .
....
Savaş ve Derin’in otelin terasında, gece yarısı yıldızların altında yaptıkları o uzun konuşma, ikisinin de içinde sakladıkları duyguları yüzeye çıkardı. Derin, abisine olan kıskançlığını ve öfkesini gizlemeye çalışsa da, yüzündeki ifadeden her şey apaçık belliydi.
Savaş derin bir nefes aldı, gözlerini ufka dikti. "Derin," dedi sakin ama bir o kadar da kararlı bir sesle, "Biliyorum, bu evlilik seni rahatsız ediyor. Ama bilmen gereken bir şey var. Bu sadece bir formalite değil."
Derin, Savaş’ın sözünü keserek, kaşlarını çatmış bir şekilde çıkıştı: "Formalite, ha? Milena gibi bir kızla evlenmek mi? Neden ki? Sen her zaman istediğini alan biri oldun zaten, neden şimdi başka birini hayatına almak zorundasın?"
Savaş, kardeşinin kıskançlığına aşinaydı, ama bu kadar tepki vereceğini tahmin etmemişti. Ona doğru döndü, yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. "Bu bir gereklilik, Derin. Anlayışlı olmanı bekliyorum. Bu evlilik, iki ailenin bir araya gelmesi için önemli."
Derin gözlerini kaçırarak, sinirle parmaklarını birbirine geçirdi. "Her şey ailen için mi? Peki ya sen? Senin mutluluğun? Gerçekten bu kızı seviyor musun? Yoksa yine birinin çıkarı için mi bir şeyler yapıyorsun?"
Savaş, Derin’in yüzündeki öfkeyi görerek iç çekti. "Bu, benim ne hissettiğimle ilgili değil, Derin. Ailemiz için önemli olan bir adım atıyoruz. Milena’yı tanıyorum, onun da bu durumu en az benim kadar anladığını düşünüyorum."
Derin, öfkesini kontrol etmekte zorlanıyordu. Savaş’a gözlerini dikti, dudakları titreyerek konuştu. "Hep senin gölgenin altında kaldım, anlıyor musun? Hep sen kazandın, hep sen herkesin gözdesi oldun. Ama şimdi bir de evleneceksin! Hem de bu kadar mükemmel biriyle! Herkesin istediği o hayatı yaşayacaksın, ben yine senin gölgende kalacağım."
Savaş, bu sözleri duymaktan şaşkınlıkla geri çekildi. Derin’in bu kadar derin bir kıskançlık hissettiğini bilmiyordu. "Derin, sen benim kardeşimsin. Senin gölgemde kalmanı istemedim, hiçbir zaman böyle bir şey düşünmedim," dedi yumuşak bir sesle.
Derin gözlerini kısarak, içindeki hayal kırıklığını yansıtacak şekilde cevap verdi: "Sen istemesen bile hep böyle oldu. Savaş, ben sadece… sadece bu evliliğin sana mutluluk getirmesinden korkuyorum. Çünkü ben, seni böyle bir zorunluluğun içinde görmek istemiyorum."
Savaş, kardeşinin söylediklerinden etkilendi, ama ona karşı dürüst olmak zorundaydı. "Derin, bu evlilik zor bir karar, evet. Ama benim sorumluluklarım var, anlıyor musun? Bu yüzden bu yolu seçtim. Ve bu kararımdan geri dönmek gibi bir lüksüm yok." dedi kardeşine intikamdan bahsedemeyeceğini iyi biliyordu . Bu onun yapması gereken bir savaştı . Derin bu kadarını kaldıramazdı .
Derin, dudaklarını ısırarak sessizce başını salladı. Öfkesinin ardında, aslında abisine duyduğu derin sevgiyi saklıyordu. "Sadece mutlu olmanı istiyorum, Savaş," dedi sessizce. "Ama biliyorum, sen her zaman kendi mutluluğunu değil, başkalarının mutluluğunu önemseyeceksin."
Savaş, kardeşinin omzuna hafifçe dokundu, ona güven vermek istercesine. "Bir gün her şey yoluna girecek, Derin. Sen de kendi yolunu bulacaksın. Ve kim bilir, belki senin de hayallerin gerçek olur." dedi . Savaş ümit dolu bir sesle . Kardeşinin ona karşı içini dökmesine sevinmişti .
Derin, hafifçe gülümsedi ama içinde karmaşık hislerle doluydu. Her ne kadar Savaş’a sinirli olsa da, ona duyduğu derin sevgiyi bastıramıyordu. Kardeşini kaybetme korkusuyla, aralarındaki bu bağı daha da güçlü hale getirmek için Savaş’a karşı olan kıskançlığını yenmeye çalışıyordu. Bu, onların arasında derin bir bağın ifadesiydi; zorluklarla dolu ama her şeye rağmen güçlü bir kardeşlik bağı.
.....
Savaş , Derin’le olan tartışmasından sonra otelin koridorlarında ağır adımlarla ilerlerken zihninde fırtınalar kopuyordu. Derin’in söylediği her kelime, onun omuzlarına daha fazla yük bindirmişti. Ama bir yandan da anlıyordu; kardeşi haklıydı. Sorumluluklarını bir kenara bırakamazdı, ama bu zorlu yol onu ailesinden uzaklaştırıyordu. Derin’in gözlerinde gördüğü öfke ve kıskançlık, yüreğinde ağır bir yara gibi iz bırakmıştı.
Koridorun sonunda, Narin’in odasının önünde durdu ve derin bir nefes aldı. Sessizce kapıyı tıklattı. Birkaç saniye sonra kapıyı araladı ve içeri girdi. Küçük kız kardeşi Narin, pencerenin yanında oturuyordu, ay ışığı odanın içine dolarken yüzünde dingin bir ifade vardı. Onu görünce hafifçe gülümsedi, gözleriyle “Hoş geldin” der gibiydi.
Savaş, Narin’e bakarken yüreği huzurla doldu. Narin, ailesinin en hassas kızıydı; yaşadığı travmalar yüzünden konuşma yetisini kaybetmiş, sözcüklerle değil, bakışları ve el hareketleriyle duygularını ifade eder olmuştu. Sessizliğiyle bile Savaş’a her zaman destek olmayı başarırdı.
Yanına oturdu, derin bir nefes aldı. "Sana anlatmam gereken bir şey var, Narin," dedi, sesinde biraz tereddüt vardı ama kardeşinin ona her zaman anlayış göstereceğini biliyordu.
Narin, başını hafifçe yana eğdi, abisine dikkatle baktı. Yüzündeki ifadeden, Savaş’ın anlatacaklarının önemli olduğunu hissediyordu. Gözleri, “Seni dinliyorum, abi,” der gibiydi.
Savaş, anlatmaya başladı. “Milena ile evlenmem gerektiğini biliyorsun,” dedi, gözlerini Narin’den kaçırmadan. "Bu karar ailemiz için, iki aile arasındaki bağın güçlenmesi için alındı. Öyle kolay değil… Hem Derin’in tepkisini anlıyorum, hem de senin sessizliğinde sakladığın o şaşkınlığı."
Narin, kaşlarını hafifçe kaldırdı, ardından gözlerini hafifçe devirdi. Savaş, onun bu jestini her zamanki gibi hemen anladı. Narin’in el hareketleri ve bakışları, sözlerinden daha etkiliydi. "Evet, şaşkınım," diyordu adeta, "Ama senin için endişeliyim."
Savaş, bu sessiz anlaşmanın içinde bir süre duraksadı. "Biliyorum, Narin," diye devam etti yavaşça. "Milena hakkında çok şey bilmiyorsun, aslında ben de onu fazla tanımıyorum. Ama bu evliliği yapmam gerektiğini hissediyorum. Sadece… sanki hayatımdan bir parça gidiyormuş gibi. Sanki bir yolda ilerlerken her şey belirsizleşiyor."
Narin, gözlerini kocaman açtı, sonra hafif bir el hareketiyle Savaş’ın elini tuttu. Onu anladığını, yanında olduğunu anlatıyordu. Ardından, diğer eliyle yavaşça kalbini gösterdi, sonra Savaş’a işaret etti.
Savaş, kardeşinin bu hareketini hemen anlamıştı. “Kalbini dinle” demek istiyordu Narin. Ona, hayatın zor kararlarında bile kalbini dinlemesi gerektiğini hatırlatıyordu. Savaş bu işareti gördüğünde derin bir nefes aldı, yüreğinde hafif bir rahatlama hissetti. Narin’in bu naif işareti, Derin’in hırçın sözlerinden sonra ilaç gibi gelmişti.
"Kalbimi dinlememi mi istiyorsun?" diye sordu yavaşça, sanki kelimeler ağır ağır dökülüyordu dudaklarından.
Narin başını hafifçe salladı, ardından iki elini birleştirip kalbine götürdü. Gözleriyle Savaş’a baktı, yüzünde saf bir sevgi ve destek ifadesi vardı. Narin, tüm zorluklara rağmen abisinin kararının arkasındaydı ve ona güveniyordu. Onu güvende ve mutlu görmek istiyordu. Sessiz ama etkileyici bu an, ikisi arasında yıllardır süregelen özel bir bağı bir kez daha pekiştirmişti.
Savaş, kardeşinin elini tutarak hafifçe sıktı. "Senin gibi bir kardeşe sahip olduğum için çok şanslıyım, Narin," dedi fısıldayarak. "Beni her zaman anladın, her zaman destek oldun. Senin bu sessiz desteğin, benim için her şeyden daha kıymetli."
Narin, yüzünde hafif bir tebessümle başını eğdi. Onun için abisinin mutluluğu her şeyden önemliydi. Derin gibi abisini kıskanmak yerine, onun yanında olup destek olmak istiyordu. Bu dünyada konuşamasa da abisinin yanında en güçlü destek olarak kalacaktı.,
hikaye ilerledikçe sırlar ortaya çıkacak . bütün karakterlerimin bir hikayesi var . bunu zamanla daha iyi öğreneceksiniz.
yorum ve beğeni en büyük desteğiniz .
umarım kitabım hakkettiği ilgiyi görür .
teşekkürler ...

