Zeynep’in kalbi, Alp’in sorusuyla boğazına sıkışmış bir yumru gibiydi. Gözlerini kaçırmak istedi ama yapamadı. Alp’in okyanus gibi derin bakışları onu mıhlamıştı sanki.
"Sen... sen nereden biliyorsun?" diye fısıldadı Zeynep, sesi titrek bir yaprak gibiydi.
Alp, hafifçe tebessüm etti. Bu gülümseme, Zeynep'in içindeki karmaşayı daha da körükledi. O gülümseme, sanki her şeyi biliyormuş gibiydi. Sanki Zeynep’in en karanlık sırlarını bile okuyabiliyordu.
"Biliyorum Zeynep," dedi Alp, sesi kadife gibiydi. "Sadece biliyorum. Senin gibi birinin, benim gibi bir adamın etrafında tesadüfen dolanmayacağını biliyorum."
Zeynep yutkundu. "Ne demek istiyorsun?"
Alp bir adım daha yaklaştı. Aralarındaki mesafe neredeyse yok denecek kadar azaldı. Zeynep, Alp'in parfümünün keskin ve erkeksi kokusunu içine çekti. Kalbi hızla çarpıyordu. İntikam mı aşk mı, hangisi galip gelecekti?
"Demek istediğim..." Alp fısıldadı, dudakları Zeynep’in kulağına değiyordu. "Sen de benim gibi bir sır taşıyorsun."
Zeynep titredi. Alp'in bu kadar yakın olması, onun dengesini bozuyordu. Alp'e karşı hissettiği çekim, mantığını devre dışı bırakıyordu.
"Yanılıyorsun," dedi Zeynep, sesi zorlukla duyuluyordu. "Hiçbir sırrım yok."
Alp kahkaha attı. Bu kahkaha, Zeynep’in sinirlerini gerdi. "Öyle mi dersin? O zaman neden babamın hücresinin önündeki fotoğrafla bu kadar ilgileniyordun?"
Zeynep’in gözleri faltaşı gibi açıldı. Alp, her şeyi biliyordu. Ya da en azından önemli bir kısmını.
"Ben..." Zeynep ne diyeceğini bilemedi. Yalan söylemek işe yaramayacaktı. Alp, onu köşeye sıkıştırmıştı.
"Konuş Zeynep," dedi Alp, sesi sertleşmişti. "Ne istiyorsun?"
Zeynep derin bir nefes aldı. "Babamı kurtarmak istiyorum."
Alp’in kaşları çatıldı. "Baban mı? Baban ne yaptı?"
Zeynep, Alp'e babasının hikayesini anlattı. Haksız yere hapse atılan, hayatı kararan bir adamın hikayesi. Babasının tek suçunun, yanlış kişiye karşı gelmek olduğunu anlattı.
Alp, Zeynep’i dikkatle dinledi. Gözlerinde karmaşık duygular vardı. Şaşkınlık, merak ve bir parça da anlayış.
"Ve sen..." dedi Alp, Zeynep’in sözünü bitirmesini beklemeden. "Babamı hapse attıran hakimin kızından intikam almak için buradasın."
Zeynep başını eğdi. "Evet."
Alp bir süre sessiz kaldı. Sonra derin bir nefes aldı. "Anlıyorum."
"Anlıyor musun?" diye sordu Zeynep, umutsuz bir sesle. "Gerçekten anlıyor musun?"
"Evet, anlıyorum," dedi Alp. "Çünkü ben de intikam istiyorum Zeynep. Hem de herkesten."
Zeynep şaşkınlıkla Alp'e baktı. "Neden bahsediyorsun?"
Alp, Zeynep’in sorusunu yanıtlamak yerine, elini uzattı ve Zeynep’in yanağına dokundu. Zeynep titredi. Alp’in dokunuşu, içinde fırtınalar koparıyordu.
"Birlikte çalışalım Zeynep," dedi Alp, sesi baştan çıkarıcıydı. "Birlikte intikam alalım."
Zeynep yutkundu. Alp’in teklifi, cazip olduğu kadar tehlikeliydi.
"Neden?" diye sordu Zeynep. "Neden bana yardım edeceksin?"
Alp sırıttı. "Çünkü Zeynep, biz birbirimize benziyoruz. İkimiz de karanlık sırlarla doluyuz. Ve ikimiz de intikam istiyoruz."
Zeynep bir süre düşündü. Alp’in teklifi, kaçırılmaması gereken bir fırsattı. Ama aynı zamanda, Alp’e güvenmek de çok riskliydi.
"Peki ya bana ihanet edersen?" diye sordu Zeynep.
Alp kahkaha attı. "İhanet mi? Zeynep, ben zaten bir ihanetiyim."
Zeynep, Alp’in karanlık sözlerinden ürktü. Ama aynı zamanda, ona karşı karşı konulamaz bir çekim hissediyordu.
"Peki," dedi Zeynep, kararlı bir sesle. "Seninle çalışacağım."
Alp’in gözleri parladı. "Güzel. O zaman ilk iş olarak..." Alp, Zeynep'e yaklaştı ve fısıldadı: "...bana tüm sırlarını anlatacaksın."
Zeynep, Alp'in gözlerinin içine baktı. Bir an için tereddüt etti. Ama sonra, içindeki intikam arzusu, tüm korkularını bastırdı. Derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı. Anlatmaya başladı... Fakat kapı açıldı ve içeri giren tanıdık simayla Zeynep'in kanı dondu.