İçeriğe geç

Zambak Katili

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Zambak Katili

Bölüm 2

Bölüm 2

Alina'dan

Artık evde duracak ne sabrım,ne de cesaretim yoktu.Temiz hava almak iyi gelecek diye düşünerek nefes nefese dışarı çıktım.Gözlerim doluydu hala.Bacaklarım bile beni taşıyamayacak duruma gelince iki dizimin üzerine düştüm.

Başım o kadar dönüyordu ki elim refleks olarak başıma gitti.Yaşadıklarım gerçek değildi.Sanki bir filmdeydim ve tüm dünya üzerime oynuyor gibiydi.

Kapının önünde yere düşmüşken bakışlarım saksıya kaydı.Bir zarf sıkıştırılmıştı.Artık korkuyordum.Almaya cesaret edemedim sanki.Korktum.

"Sandığımdan daha zeki ve cesaretlisin.Öyle ki bu olayın peşini bırakmayacak kadar da aptalsın.Sana tavsiyem babanın ölümünü kabullenmen ve hayatına devam etmen.Çünkü sıradaki kurban sensin."

34 DM 404

Okuduğum ve gördüğüm hiçbirşeye inanamiyordum.Yada inanmak istemiyordum bilmiyorum.Titreyen ellerim ile gözyaşlarımı sildim.Yavaşça ayağa kalkarken bile sızlayan başım bana fazla zorluk yaratıyordu.Elimdeki zarf ile arabama ilerledim.

Artık bu olayda kimseye güvenmek istemiyordum.Kendimden başka kimse yanımda değildi.Arabayla dün olayın yaşandığı mezarlığa doğru ilerledim.Gözlerimden durmadan yaşlar akarken inatla ağlamak istemiyordum.

"Bıktım artık yeter!" Direksiyona durmadan vururken artık içimdeki tüm öfke ve siniri tutmakta zorlanıyordum.

Olay yerine gelince indim.Etrafı inceliyordum.Etrafta kamera varmı diye bakınırken yandaki restorant gözüme çarptı.Koşar adımlar ile restorana girerken içimde minik de olsa bir umut kırıntısı vardı.

Hiçbir şeyi umursamadan müdür odasına doğru üst kata çıktım.Ayağımdaki topuklu ayakkabılar canımı yakıyordu.Müdür odasının kapısının önünde durunca kapıya tüm gücümle vurmaya başladım."Aç kapıyı!"

Saniyeler sonra kapı açılınca elim boşluğa düştü.Müdür orta yaşlı bir adamdı.Gözleri korku ile titriyorken bana baktı."Ne istiyorsun,deli misin sen!?"

Onu iterek içeri girdim.Masasına doğru koşar adımlarla ilerlerken o da arkamdan geliyordu.Ben tam bilgisayara uzanacakken elimi tuttu ve geriye doğru fırlattı.Bir anlık afalamışken kafamı duvara çarptığım için oluşan sızı ile gözlerimi sıkıca kapattım.

"Çık buradan!" O bana doğru bağırırken zaten sızlayan başım daha fazla ağrıyınca sinirle üzerine yürüdüm.

"Bana mı dokundun sen?" Ona attığım elimi sertçe tuttu.Elim o kadar ağrımıştı ki ağzımdan minik bir çığlık kaçtı."Çek şu elini!"

Bağırmamı umursamadan tam elini belindeki silaha uzatınca bir hışımla tekme attım.Topuklum ince olduğu için kırılmasından korkmuştum ama neyse ki verdiğim parayı hak ediyordu.Bu adamın tombul göbeğinde kırılamazdı zaten.

O elini atmadan belindeki silahı ben aldım.Kendimi savunmak zorundaydım çünkü kesinlikle bende ölmek istemiyordum.En azından şimdilik ölmeyecektim.

"Uzak dur kafana kafana sıkarım senin beynin felç kalır!"Bu tavırları bende kendimden beklemiyordum.Hayır yani sen adamsız dışarı çıkamıyorsun neyine senin restorant basmalar falan.

Adam göbeğini tutarak ayağa kalktığında elimdeki silaha daha sıkı sarıldım.Gelirse sıkar mıydım henüz emin bile değildim ama tutuyordum işte.

Adam üzerime doğru gelince çığlık atıp silahı sıkmıştım.Silahı sıktığımdan emin bile değildim fakat gelen silah sesi ile emin olmuştum.Önümde yere düşmüş ve göğsü kanayan adamı görünce ellerim titredi.

Gözlerim büyüdü ve bir an olsun inanamadim.Yutkunurken bile nefesim boğazımda kalıyordu."Ne yaptım ben?" Sesim o kadar kısıktı ki ben bile duyamadım.

Artık o kadar çaresiz bir durumdaydım ki burada böylece durup yakınmak istemiyordum.Gözlerim dolu dolu bilgisayara doğru koştum.Güç düğmesine basıp açılmasını bekledim.

Işık yüzüme basınca dosyaları teker teker incelemeye başladım.Hepsi saçma sapan evraklardan oluşuyordu.İşime yarayacak tek bir kanıt bile olmadığı için umudumu kaybediyordum.

İçimdeki kaygı öylesine büyüktü ki nefesim ağırlaşıyordu.Son bir dosya kalmıştı.Derin bir nefes verdim ve tıkladım.

"Şifre gerekli"

Yazısı ile umutsuzluğum son raddeye ulaşmıştı.Ne yapacağımı bilemez bir şekilde odada dolaşırken gözüme takılan çekmece ile duraksadım.

Çekmeceye koşup içindeki tüm kağıtları masaya attım.En sonda ise küçük bir kutu vardı.Ellerim titreye titreye kutuyu açtığımda içinde bazı rakamlar vardı.

"4564"

"3945"

"1324"

Hepsini girince en sonda birini onaylamıştı ki yerde baygınca yatan adamın telefonu çaldı.Bilgisayardan başımı kaldırıp telefona doğru ilerledim.Arayan numara kaydedilmişti fakat bir rakam olarak kaydedilmişti.

"89"

Herşey birkaç rakama bakıyordu sanki.Telefonu açınca karşıdan gelen ses ile dondum.Öyle ki bir an nefes almayi unuttum.Telefon ellerimin arasından kayıp giderken olduğum yerde tüylerim diken diken oldu.

Arayan kişi Eren'di...Telefondan gelen sesler ile bakışlarım yerden kalktı ve telefona döndü."Müdür, eğer Alina oraya gelirse kamera kayıtlarının olmadığını,o gün bozulduğunu söyle.Bende olduğunu söyleme."

Kendime gelemiyordum.Eren neden kamera kayıtlarını almıştı ve bana yoktu demişti.Benden ne gizliyordu? Korkuyla telefonu kapattım.Oyalanacak zamanım yoktu.Bilgisayara tekrardan döndüğümde tahmin ettiğim gibi yoktu.Bazı önemli bilgileri vardı ama hiçbiri işime yaramıyordu.Doğruldum.

Bu saatten sonra kimseye güvenemezdim.Odadan çıkmadan önce saçlarımı yüzümün önüne attım.Odadan çıkarken etraftaki tüm kameralara sıkmak zorunda kaldım.Girişte yüzüm belli olduğu için kolayca bana ulaşabilirlerdi.Yandaki kamera odasına girince odada oturan bir adam gördüm.

Ağzında sigarası vardı ve iki ayağını masaya atmıştı.Rahat bir şekilde oturmuşken beni gördü.Kaşlarını çattı."Ne arıyorsun bayan?" Ben etrafı incelerken gelip kolumu tuttu.

O kadar sıkı tuttu ki yüzüm buruştu ben istemeden.Sinirle silahın arka tarafı ile yüzüne vurdum.O yere düşünce cebindeki bıçağı çıkarmaya çalıştı ama ondan önce onun elinden aldım.

Biri ölecekse ben ölmemeliydim.Biri mutlaka ölmeliydi.Bıçağı tam karnının ortasına sapladım.Fazla derin olduğunu biliyordum.Adamın gözleri kapanınca bıçağı cebime attım.Bilgisayara doğru ilerleyip kurcaladım.İşin içinden çıkamıyordum çünkü o kadar karışıktı ki afaladım.

Tek çözüm bu bilgisayarı kırmaktı.Elimi acıtmak istemediğim için kucağıma aldım ve yerde yatan baygın bedenin kafasina fırlattım.Artık hiçbir kanıt kalmamıştı.

Hiçbirşey olmamış gibi odadan çıktım ve normal bir müşteri gibi restorantan çıktım.İçimde hem endişe vardı hemde Eren'i düşünüyordum.Bana nasıl yaptı bunu?Ne diye arkamdan iş çevirdi bunu düşünüyordum.

Çantamdan Eren'in numarasını çevirdim.Telefon ilk çalışta açılınca önce ben konuştum."Eren,bana söylemek istediğin birşey varmı?" İtiraf etsin istiyordum.Evet görüntüler bende desin istiyordum.

Eren bir an duraksadı fakat cevabı beni hayal kırıklığına uğrattı tekrardan."Hayır,Neden sordun Alına?" Onu da sesi şüpheli geliyordu.Birşeylerin farkına vardığımı anlamıştı sanırım.

"Hayır,bir gelişme varmı diye merak etmiştim.Sen bizde misin?" Konuşurken arabaya binmiştim.Eren'in odası bizim evdeydi.Evin alt katında kalıyordu.

"Evet,ama çıkacağım birazdan.Sen eve mi geliyorsun?" Onaylayan bir şekilde mırıldandım.O da derin bir nefes verdi."Konuşmak istiyorsan bekleyeyim."

"Tamam bekle,ben 5 dakikaya orada olurum." Ellerim ve kıyafetim kandı.Yan koltuğa attığım kanli bıçak ve silahı herkesten gizlemek kolaydı ama bu kıyafetler ile zor olacaktı.En yakın giyim mağazasına girdim.

Kimse kıyafetlerimi görmesin diye hızlı hızlı yürürken elime ilk gelen bluzu ve jeanı aldım.Kabinde giyinirken eski kıyafetleri cantama koydum.Ödemeyi yaptıktan sonra arabaya bindim ve eve doğru sürdüm.

Eve geldiğimde Eren dışarda oturmuş ve beni bekliyordu.İnip yanına gittiğimde gözlerini kısmış bana bakıyordu.Yanına geldiğimde hiçbirsey olmamış gibi gülümsedim."İçeri geçelim."

O da bana katılmış olacak ki başıyla onayladı ve yukarı odama doğru çıktık.İkimiz de içeri girdiğimizde kapıyı kilitledim.Sırıttı."Beni yatağa atmayacaksın umarım." Tebessüm ettiğimde güldü.

Önünde durdum.Hala söylemesi için yalvarıyordum sanki."Eren,bana birşey söylemek istiyor musun?"Eren o profesyonel yüzünü takındı tekrardan.Bunu yapmasından nefret ediyordum.

"Hayır Alina,olsa söylerim zaten."Ellerini arkasında bağlamıştı.Öyle inandırıcı yalan söylüyordu ki ben bile inanacak gibiydim.Yüzümde acı bir tebessüm belirdi.

"Görüntüleri nereye sakladın?"Eren'in yüzündeki sırıtış kayboldu.Yutkundu.Hala bir cevap beklerken yüzü sertleşti.Sanki cevabı vermemek için direniyordu.

"Ne görüntüsü Alina,delirdin mi?" Hala inatla yalan söylüyordu.En sonunda çantamı masaya bırakıp sakince önünde durdum.Hala zaman veriyordum ve o inatla ağzını açmıyordu.Artık delirecek duruma gelmiştim.

"Neden sakladın benden?" Artık inandığımı anlayacak olacak ki kapıya doğru ilerledi fakat kilitli olduğu için çıkamadı.Derin bir nefes verdi.

"Alina birşey yoktu görüntülerde.Seni umutlandırmak istemedim."Ona doğru döndüğümde dolan gözlerimi sildim.Dimdik durdum.

"O zaman ver,bende izleyeyim." Yüzündeki o korku büyümüştü.Sinirle açmaya çalıştı kapıyı ama açamadı.

"Tamam, vereceğim.Aç şu kapıyı." Onu kenara atarak kapıyı açtığımda onun odasına doğru ilerledik.Ona tam anlamıyla güvenmediğim için çantamı da yanıma aldım.İçinde bıçak ve silah vardı.

Onun odasına girince bu sefer o kitledi.Tam yanımdan geçip çekmeceye doğru ilerlerken eli boğazımı buldu.O sıkıca kavrarken ben çaresizce çırpınıyordum.Bu çırpınışlarımı inatla ciddiye almıyordu ve her saniye daha fazla sıkıyordu.Artık çanta bile ellerim arasından kayıp giderken bende yere doğru düştüm.Emindim ki gözlerim kapanmayana ve ben bayılmayana kadar asla bırakmayacaktı.

Bilerek gözlerimi kapattım.Elleri gevşedi ama ben nefesimi tutmak zorundaydım.O ayağa kalktı ve kapıya doğru ilerledi.Elim yavaşça çantama doğru gitti ve silahı alıp tetiği çektim.Sıktım ama içinde mermi yoktu.Sesi duymuş olacak ki buraya döndü.Bana doğru geldiginde artık tek silahım bıçağımdı.

O bana eğildiğinde bıçağı boynuna sapladım.Bir an dondu.Ben tüm gücümle nefes almaya çalışırken onun nefesini kesmiştim.O yere düşünce bıçağı çekip çıkardım.Boynu kanıyordu.Benim ellerime artık tam anlamıyla kan bulaşmıştı.

Titrek bir nefes verdim.Ayağa kalktığımda gözüm karşımdaki aynaya takıldı.Boynumda el izleri vardı.Öyle çok sıkmıştı ki kızarmıştı.Boynumu okşadım ve yatağa oturup nefes almaya çalıştım.Nefesim düzene girdiğinde kalktım ve odanın her yerini aramaya başladım.

Kıyafetlerinin hepsini yere attım ve içlerini aradım.Tüm her yeri aradıktan sonra kalan tek yer yatağıydı.Yatağı çekip her yeri aradım ama hiçbir yerde flaşı bulamadım.En son yastığın içinde kırmızı birşey gözüme ilişti.

Yastığı elime aldım ve elimi içine attım.Kırmızı bir flaş vardı.Onu alıp çantama koydum.İstediğimi bulmuş olacağım ki yüzümde bir tebessüm oluştu.Odadan çıkarken hiçbir kanıt bırakmadığımdan emin oldum.

Kendi odama doğru ilerlerken ellerimde kan vardı.Odaya girince kapıyı üzerime kitledim.Hemen bilgisayarıma flaşı taktım.Açılmasını beklerken gözlerim kana takıldı.

Nasıl bu hale geldim bilmiyordum ama artık kendimden korkuyordum.Aniden video açılınca dikkatli bir şekilde inceledim.

Videoda sadece o alanın kayıtları değil, aynı zamanda o arabanın nerelerden geçtiğini de gösteriyordu.Kayıtta aniden bir ev belirdi.Büyük ve görkemli bir villaydı.Kaşlarım çatıldı.

Eren'in dediği gibi araba bir hurdacıya gitmemişti.Bir villanın önünde durdu.İçinden gördüğüm o adam indi.Yürürken kadraja takım elbise giyinmiş, cüsseli ve uzun biri daha girdi.

Ben daha olayı idrak edememişken arabadan inen adam, diğer adama birşeyler anlatıyordu.Her ikisini de inceledim fakat tanıdık değillerdi.

Villanın üstünde yazan "DEMİRLER" yazısı ile buranın kime ait olduğunu anlamıştım.

Kaan Demir.

Bölüm sonu

3 yorum