Melis, haritayı elinde sıkıca tutarak etrafına bakındı. Burası eski bir bina kalıntısının olduğu terkedilmiş bir alandı. Haritada işaretli yere göre tam olarak burada olması gerekiyordu. Ancak tek gördüğü, paslı demir kapılar ve yıkık taş duvarlardı. Derin bir nefes aldı, kalbi hızlı atıyordu. Buraya tek başına gelmek akıllıca mıydı? Ama bu harita bir şekilde Ayşe’ye aitti ve ona ulaşan tek ipucu buydu. Geri adım atmak istemiyordu. Tam o sırada, arkasında bir ayak sesi duydu. İçgüdüsel olarak geri dönüp bakarken, bir gölge hızla hareket etti. Kalbi yerinden çıkacak gibi oldu. Elindeki haritayı sıkı sıkıya kavrayarak bir adım geri çekildi. “Buraya kadar nasıl geldin?” dedi sert bir ses. Melis, sesin sahibine döndüğünde, karşısında Mert’i gördü. Gözleri kısılmış, dikkatlice ona bakıyordu. Melis’in içi bir an için ürperdi. Mert’le birkaç kez okulda karşılaşmışlardı ama birbirlerini pek tanımazlardı. Defne’nin arkadaşı olduğunu biliyordu ama o kadar. Yine de, buraya onun da gelmesi tesadüf olamazdı. “Senin burada ne işin var?” diye sordu Melis, sesi biraz tedirgin çıkmıştı. Mert gözlerini kıstı, cebinden buruşturulmuş bir kağıdı çıkardı ve açıp ona gösterdi. Melis’in nefesi kesildi. Aynı harita. Aynı işaretler. “Bunu... nereden buldun?” diye fısıldadı Melis. Mert, kağıdı parmaklarının arasında çevirerek birkaç saniye duraksadı. Onun da kafası karışmış gibiydi. “Arkadaşımın eşyaları arasında buldum. Aynı şeyi sen de mi yaşadın? ”Melis, başını yavaşça salladı. “Evet.”Bir süre sessizlik oldu. Her ikisi de birbirini süzüyordu. Melis, içindeki tedirginliği bastırmaya çalışırken, Mert’in bakışları bir an için kağıttan onun gözlerine kaydı. “Bunu kim koydu?” diye sordu Mert sonunda.Melis omuz silkti. “Bilmiyorum. Ama buraya getirilmemiz tesadüf değil. Birisi istiyor ki buraya gelelim.” Mert, başını hafifçe eğip düşündü. Sonra gözleri biraz sertleşti. “Sence bu bir oyun olabilir mi? Biri bizi yönlendiriyor olabilir mi?” Melis, bunun ihtimalini düşündü. Haklı olabilirdi. Ama neden? Kim onları bir araya getirmek istesin ki? Tam konuşacakken, bir anda bir rüzgar esti ve eski kapı gıcırdayarak açıldı. İçeride karanlık bir boşluk görünüyordu. Mert ve Melis aynı anda oraya baktılar. “Girmemiz mi gerekiyor?” diye sordu Melis, sesi biraz titrek çıkmıştı. Mert kaşlarını çattı, yüzünde belirgin bir kararlılık vardı. “Sanırım. Ama önce bana şunu söyle.” Melis merakla ona baktı.“Sen de bir şeyler yaşadın, değil mi?” dedi Mert, sesi alçalmıştı ama sertti. “Normal olmayan şeyler hissettin.” Melis bir an için donup kaldı. Sonra gözlerini kaçırdı. Evet, hissetmişti. Bir şeyler olmuştu. Ama bunu ona söylemeli miydi? Mert, onun tereddüt ettiğini görünce başını salladı. “Bende de oldu,” dedi yavaşça. “Ve bunun burayla ilgisi olabilir.” Melis, şaşkınlıkla gözlerini açtı. O da mı? Bu iş, düşündüğünden çok daha karmaşıktı. Ve artık bu gizemi birlikte çözmek zorundaydılar.
Bölüm 3
Buluşma
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.