İçeriğe geç

Yüzükler Bir Araya Geliyor

Bölüm 3 · 7 dk okuma

Yüzükler Bir Araya Geliyor

Bölüm 3

3.Bölüm

Onları durdurmak imkansızdı.Önüne geleni yere seriyorlardı.Hepsi çok güçlüydü.Fenton hiç evden çıkmamıştı ama onun iyileştirme yeteneği yok muydu?Düşündüğüm gibi hepsinin farklı yetenekleri olabilirdi.Hem düşünüp hem kılıç savurmak zordu.Nerdeyse bütün askerleri yere sermişlerdi.Elli kişi nasıl altı kişi yenebilirdi.Gözüm Garth’tan ayrılmıyordu.Bir yandan da gözüm babamı arıyordu.Nerde olabilirdi?Ama onu bulmak için şu Skye denen kızdan kurtulmam gerekiyordu.Bu kız gerçekten güçlüydü.Garth ise Wesley denen çocukla uğraşıyordu.Gerçekten çok sinirlenmişti.Fenton onun için önemli bir arkadaşıydı anlaşılan.Diğer kalan üçü ise askerlerle ilgileniyordu.Biri babamın peşinde olmalıydı ama hangisi?Phoenix denen kız olabilirdi,sinirli görünüyordu ve kesinlikle güçlü olmalıydı.Ama babam onla baş edebilirdi değil mi?

Bir an bir çığlık duydum ve hemen arkamı döndüm.Garth yerde yatıyordu ve Wesley ona doğru geliyordu.Çok sinirliydi,elindeki ışık kümeleri gittikçe büyüyordu.Sonra birden etrafımızda ki kanla kaplı yere düşmüş kılıçlar,zırh parçaları havada uçmaya başladı.Wesley onları etrafında topladı.Onları Garth’ın üstüne atacaktı.Hemen Wesley’e doğru koşmaya başladım ama biri benden önce davranmıştı.Fenton Wesley’in omzunu tutmuş öyle duruyordu.Wesley birden öyle kaldı.Sadece o değil hepimiz donup kalmıştık.Sonra Wesley’in gözleri normale döndü,elindeki ışık kümeleri yavaşça yok oldu.Hepsine öyle oldu ama hala hepimiz donmuş haldeydik o yüzden arkamı göremiyordum.Skye hala arkamda bana saldırmak için bekliyor olabilirdi.Sonra birden her yer kararmaya başladı.Gözlerim kapanıyordu.

Gözlerimi açtığımda bir yatakta yatıyordum.Zırhım gitmişti.Üstümde bana biraz uzun gelen bir elbise vardı.Sonra birden odanın kapısının açıldığını duydum.İçeri bir kız girdi.Gözlerim hala uykudan kurtulamamıştı o yüzden tam göremiyordum.Kız bana doğru ilerledi ve bir bardak uzattı.Bardağa baktım ve gözlerimi ovuşturdum.Sonra kıza baktım.OLamazdı,bir rüya olmalıydı.Skye denen o pislik elf karşımda duruyordu.

“Suyu alacak mısın artık?!”dedi sert bir şekilde.

“Başlarım senin suyuna,çekil!”dedim ve ayağa kalkıp onu ittim.Kız bana baktı ve hiçbir şey söylemedi.Birden aklımda bir ses duydum.

“Ben olsam daha kibar olmaya çalışırdım.Eğer kibar olmazsan bende sana hiç kibar davranamam Sylvia.Benim kibar olmadığım zaman hiç çekilecek bir elf olmam.Bence bu durumdayken bize kibar davran”dedi.

Yine aynı şeyi yapmıştı.Benle ağzını açmadan konuşuyor,beynimi okuyordu.Bu çok rahatsız ediciydi.Sonra içeri bir kız daha girdi.

“Selam!Adın Sylvia değil mi?Kusura bakma biraz kaba davranmış olabilirim”dedi kız.

“Adım Sloane”dedi tatlı bir sesle.Phoenix’i sakinleştirmeye çalışırken hiç bu kadar kibar değildi.

“Sizi geberticem!”diye bağırdım.Sloane beni boğazımdan tuttu ve beni duvara yapıştırdı.Birden havada bana doğru yöneltilmiş dört mızrak ortaya çıktı.Çok şaşırmış ve korkmuştum.Bunu nasıl yapmıştı?Acaba ona özel bir yetenek miydi?

“Şu çeneni kapatmayı bilmez misin sen!Sana kibar davranmaya çalışıyorum.Çok şanslısın ki kimseye zarar vermedik.Eğer birilerine zarar verme gibi bir amacımız olsaydı emin ol ilk seni gebertirdim”dedi sinirli bir şekilde.

“Tabi ben seni önce gebertmiş olmasaydım bu planı uygulayabilirdin.Ama bu çok uzak bir olasılık”dedim sakinliğimi korumaya çalışarak.

Sloane gülümsedi.Birden havada ki mızraklar yok olmaya başladı.Beni bıraktı ve elini bana uzattı.

“Baya hırslısın,hırslı elfleri severim.Ama herkesin dediği gibi her şeyin fazlası zarar.Şu Garth varya hani sanırım senin kardeşin onda hırs çok var ve gördün pek bir yararı yoktu”dedi bana ve küçük bir kahkaha attı.

Elini hala bana uzatmış bekliyordu.Sanırım amacı arkadaş olmaktı.Benimle savaşmak gibi bir niyeti yoktu.Ama gözlerinden belliydi bana güvenmiyordu.Bende ona güvenmiyordum.Bu gayet normaldi.Kısa bir süre eline baktıktan sonra elini sıktım.

“Sylvia,prensesim”dedim bende gülümseyerek.

“Bir prensesle konuştuğumu fark etmemiştim”

“Prenses olduğumu anlamak çok mu zor?”

“Hayır.Kendine güveniyorsun.Arkadanda bir güç olduğunu çok belli ediyorsun”dedi Skye ortaya atlayarak.Onun burada olduğunu unutmuştum.Sloane ile hala el ele sıkışıyorduk.

“Senin anlamak kolay tabi”dedi Sloane elimi bırakırken.

“Neden?”diye sordum.

“Akıl ok-“Skye Sloane’nin ağzını kapattı.

“Bu seni hiç ilgilendirmez,sınırlarını bilsen iyi olur”dedi eve Sloane ile odadan hızla çıktı.

Duvara yaslanıp yere oturdum.O anda kafamda şimşekler çaktı.Benim burada ne işim vardı?Hemen hızla ayağa kalktım ve kapıya doğru yöneldim.Ama birden gözlerim kararmaya başladı.Gözlerimi tekrar açtığımda birkaç saniye önce oturduğum duvar kenarında buldum kendimi.Karşımda da biri vardı.Uzun boylu,güzel yeşil gözleri ve güzel uzun saçları ile Phoenix dedikleri elf kız karşımda duruyordu.Az önce kapıyı açmak için kapıya doğru yürüyordum ama şimdi tekrar kendimi duvar kenarında bulmuştum ayrıca Phoenix’ta burdaydı.Nasıl bu kadar hızlı gelmeyi başarmıştı?

“Selam”dedi sakin ve samimi olmaya çalışarak.

“Ben…Sen…Nasıl?”

“Zamanla oynadım”dedi aynı sakinlikle.

“Ne?”

“Baya zamanla oynadım.Aynı birbirimizle boğuşurken yaptığım gibi”

“Doğru,az önce olduğu gibi birden gözlerim kapanmıştı”dedim şaşkınlıkla.

“Buraya seni nasıl getirdik sanıyorsun,aptal”dedi alaycı bir sesle.

Yüzüne yumruğu yapıştırmak için tam ayağa kalkacaktım ki konuşmaya başladı.

“Zamanda oynayarak daha sen ve askerler gelmeden önce seni şatodan aldım ve buraya getirdim.Çok zor olmadı.Ama kendini esir olarak düşünme.Bize yardım etmeni isteyeceğiz.Aklından neler geçtiğini biliyoruz.Şatoda bizim doğruları söyleyip söylemediğimizi düşünen tek kişi sendin.Diğerleri sadece bize lanet okuyup duruyordu.Bizde seni almaya karar verdik”dedi.

Her şeyi çok sakin ve anlaşılır şekilde anlatmıştı.Bir an öyle donup kaldım.Bunlar rüya olmalıydı.Bunlar nasıl elflerdi böyle?Biri beyinime mesaj gönderiyor,biri eşyaları kontrol ediyor,biri hemen iyileşiyor,biri zamanda oynuyor,biri ilizyonlar yapıyordu.Kafayı sıyırmak üzereydim.Sonra aklıma altıncı bir kişi olduğu geldi.Acaba o ne yapıyordu?

“Benimle ne yapmak istiyorsunuz?”diye sordum tereddütle.

“Seninle…Yemek yapmayı planlıyoruz.Fırında mı daha güzel olursun yoksa haşlamamı?”

“Ne?!”dedim korkuyla ayaklarına kapanacaktım resmen.Phoenix kahkahayı bastı.

“Sen gerçekten bana inandın mı?Aptal olduğunu biliyordum ama bu kadarını düşünmemiştim.Demek Rowan’dan da aptallar var”dedi ve gülümsedi.

Onu ilk gördüğüm an canavar gibiydi şimdi ise tatlı,kibar ve şakacı birine benziyordu.Daha doğrusu bu üç kız onları ilk gördüğüm kızlar değildi.Sanki birden fazla kişilikleri vardı.Savaşçı ve arkadaş olma çabasında olan iki kişilik.Aslında Skye için pek öyle söylenemezdi.Aralarında en ciddi olan o olmalıydı.Gerçekten çok güzeldi,çok kibar biri gibi görünüyordu ama o tam bir taştı.Taş gibi soğuk ve pürüzsüzdü.Yani bana öyle gelmişti.

“Gerçekten benle ne yapmayı planlıyorsunuz?”diye sordum tedirginlik.

“Artık gitmem gerek çağırdığımız zaman hemen aşağı gel.Neden seninle iş yapmak istediğimizi öğreneceksin”dedi ve odadan çıktı.

Beni esir almışlardı ve ben neden burada olduğumu bilmiyordum.Sonum gelmişti.Beni öldüreceklerdi.Bundan çok büyük bir zevk alacaklardı hemde.Ama beni kurtarmaya gelirlerdi.Babam beni asla böyle bırakmazdı.Hem babam bıraksa bile annem,ablam Maedow ve Garth karşı çıkardı.Bir şekilde geleceklerdi.Biri beni buradan kurtaracaktı.Ailem beni kurtarmaya gelmese bile saraydan biri gelirdi.Ayrıca ailem böyle bir şey yapmazdı illaki beni kurtarmaya gelirlerdi.

Saatlerce o duvar köşesinde oturdum.Hiçbir şey yapmadım sadece düşündüm.Ne düşündüğüm önemli olmadan düşündüm.Bir kaç saat sonra beynim yemekler hakkında konuşmaya başladı.Yemek yemek istiyordum.Yemek yemek bir zevktir,yemek yemek ve yapmak bir sanattır.Benim düşüncelerim bu yönde açıkçası.Tam karnımdan gelen seslerle baş başa kaldığımı düşünürken aşağıdan ismimi bağıran birini duydum.Hemen kapısına koştum.Hızlıca kapıyı açıp ışık hızında aşağa inen merdivenleri buldum.Burnum güzel kokular alıyordu,yemek kokusu.İşte ailem ile sarıldığımda aldığım o eşsiz kokudan sonra en sevdiğim koku,yemek kokusu.Merdivenlerin sonuna geldiğimde altı elf gözlerini bana dikmiş bana bakıyordu.Merdivenin sonunda durdum ve bende onlara bakmaya başladım.Hepsini teker teker taradım hiç silahları yoktu ama bu benim güvende olduğum anlamına hiç gelmiyordu tam tersine tehlikede hissetmeme neden olmuştu.Biraz daha böyle bakıştıktan sonra hepsi masaya oturdu sonra Fento eliyle bana boş sandalyeyi gösterdi.Derin bir nefes aldım ve bir adım attım sonra bir adım daha her adım atışımda derin bir nefes alıyordum.Sonunda masaya ulaşmıştım sanki masanın yanına gelmem asırlar sürmüş gibi gelmişti.Masanın yanında öylece duruyordum,kimsenin yüzüne bakmıyordum sadece yere bakıyordum.Sonra birden bir ses duydum.Çok sakin,çok rahatlatıcı,çok huzur verici bir ses.

“İyi misin?”diye sordu biri.Yavaşça kafamı yerden kaldırdım ve sesin geldiği kişiye baktım.Ses Fenton’dan geliyordu.Çok basit bir cümle kurmuştu aslında ama çok rahatlatıcı gelmişti.Burada biri benim nasıl hissettiğimi önemsemişti.Kafamı salladım.Sonra Fenton birden ayağa kalktı.Yanımda duran boş sandalyeyi çekti ve oturmamı işaret etti.Yavaşça sandalyeye oturdum.Fenton yerine geçti.

“Afiyet olsun”dedi ve herkes birbirine aynı şeyi söyledi.Herkes yemeğe gömüldü.Birden bütün açlığım gitmişti.Onlara güvenemezdim.Bana ne yapacakları belli olmazdı.Ama yemekler o kadar güzel görünüyordu ki.Sonra biri bana bir şey söyledi.Kafamı kaldırdım.

“Ha?”dedim.

“Neden yemiyorsun?Eğer yemeklere bir şeyler kattığımızı düşünüyorsan katmadık.Yemin ederim.Yoksa bizde yiyemezdik değil mi?Hepimiz ortadan aynı yemekten tabaklarımıza koyup yiyoruz.Rahatça yiyebilirsin”dedi Sloane gülümseyerek.Siyah saçlarını dağınık bir topuz yapmıştı ve yorulmuşa benziyordu.Acaba benle konuştuktan sonra ne yapmıştı?

Artık dayanamadım yemeklerden yemeye başladım.İştahım beni yenmişti.Yazıklar olsun vücudum o kadar zaman diyet yapıp açlığa göğüs gerdin şimdi mi vazgeçesin geldi?Gerçekten yazıklar olsun sana.Ama yemekler çok lezzetliydi.Kim yapmıştı acaba?Evde hizmetçi yoktu anlaşılan.Aralarından biri yemek yapmakta çok iyiydi anlaşılan.Sonunda herkes yemeğini bitirdi.

“Yine yemekler çok iyi olmuş Sloane”dedi Rowan.

“Beğenmenize sevindim”dedi mutlu bir şekilde Sloane.Demek o yüzden saçlarını topuz yapmıştı ve yorulmuş gibi görünüyordu.Ama yemekler gerçekten çok iyiydi onun gibi savaşçı bir kızdan böyle yemekler beklemezdim açıkçası.

“Herkes karnını doyurduğuna göre artık asıl konumuzu konuşabiliriz”dedi wesley ciddi bir şekilde.Birden bütün gözler bana yöneldi.

“Sylvia değil mi?”dedi Fenton ciddi ve çok ama çok soğuk bir sesle az önceki o kibar sesten eser kalmamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.