Askerler hazırlandı,herkes sabah erkenden kalktı.O iki elf dün gelmişlerdi ve babam hemen hazırlıklara başlamıştı onların aslında kim olduklarını öğrenmek istiyordu,amaçlarını öğrenmek zorunda olduğunu hissediyordu.Çünkü amaçlarının ne olduğunu öğrenene kadar kimse güvende olmayacaktı.Gece boyunca onların dediklerini düşündüm.Onları hafife almamalıydık.İki askeri hiç çaba sarf etmeden,hiç yara almadan yaralamışlardı.Gece saatlerce düşündüm acaba gerçekleri mi söylüyorlardı?Acaba sadece o ikisi mi vardı?Daha fazla yetenekleri var mıydı?Efsaneye göre altı yüzük vardı,altı yüzüğünde ayrı koruyucuları olabilirdi.Eğer altı koruyucu varsa hepsinin böyle güçleri varsa bu kimse için iyi olmazdı.Bu kadar düşününce kafam karışmaya başladı ve bir tek şeyi düşünmeyi karar verdim.Doğruları mı söylüyorlardı yoksa tek amaçları bizi kandırmak mıydı?Bence herkesin asıl düşünmesi gereken konu buydu.
Üstümü giyindim,koridordan sesler geliyordu.Zırhımı giyindim,okumu ve kılıcımı yanıma aldım.Odamın kapısını açtığımda kırk tane asker aynı yöne gidiyordu.Hemen onların peşine takıldım.Sonunda çıkış kapısına geldiğimizde babam ve Garth gördüm.Hemen yanlarına gittim ve Garth bana atımı verdi.Atımın üstüne bindim ve Garth’ın yanına gittim.Sonunda annem ve ablamda gelmişti.Ama onlar bizimle gelmiyordu.On kişilik bir asker ekibi daha geldi.Babam askerlere baktı,hiç kimse gözlerini askerlerden ayırmadı.Babam bir konuşma yapar diye düşünmüştüm ama hiçbir şey söylemedi.Kapılar açıldı asker aynı anda döndü ve kapıya doğru ilerlemeye babam en öndeydi bizde onun iki tarafında onunla beraber öndeydik.Yolda bütün halk bize bakıyordu.Herkes çok meraklanmıştı.Fısıltılar geliyordu,herkes hiç gözünü ayırmadan bize bakıyor bazıları bağırarak neler olduğunu soruyordu.Haklılardı,ortada bir olay vardı ve bilmeye hakları vardı.Ama babam hiç birine cevap vermedi,bizde cevap vermemeliydik.Arkamızda kalan insanlar sarayın kapısına koşuyordu.Kapıya vuruyorlardı,bağırıyorlardı.Sesleri görmezden geldim ve göreve odaklandım.Amaç savaş açmak değildi,onları yakalamaktı.Babam dün akşam askerlere bunu söylemişti,o komut verene kadar silahlarını çıkarmayacaktı.Dağa yaklaşmaya başlamıştık.Askerlerden sesler geliyordu.O iki askerin halini korkmaları gayet normaldi,elfler yıllardır hiç savaşmamıştı.Sadece şehirde olan küçük kavgalarla uğraşıyorlardı.Eğitimleri vardı ama alıştırma yapmazlarsa eğitimin bir amacı kalmazdı ve onlar hiç alıştırma tarzı şeyler yapmıyorlardı.Askerler arasında en deneyimli olanlar ava gidenlerdi onların dışındakiler sarayda oturuyor ya da şehirde nöbet tutup para harcıyorlardı.Askerlere üvenmekte pek zorlanıyordum açıkçası,bende kendime pek güvenmiyordum ama onlardan daha iyi savaşabilirdim.Garth ile her gün kavga etselerdi onlarda bir kaç hareket öğrenilerdi.Ama etmiyotlardı.Bu onlar için büyük bir kayıptı.
Sonunda hızlanmaya başlamıştık,güneş tepeye yükselmeye başlamıştı.Yirmi dakika içerisinde dağın eteklerine ulaşmış olurduk.Babam gerçekten çok ciddi ve hırslı görünüyordu Garth’ında ondan bir farkı yoktu.İkiside sadece dağın eteklerine bakıyordu.Dağ uzaktan bu kadar gelmiyordu gözüme herşey yakınında daha güzeldir derler.Umarım elflerde yakından daha güzel ve iyi elflerdir.Dağa gittikçe yaklaşıyorduk ve yaklaştıkça daha güzel görünüyordu.Daha sonra dağın eteklerinde küçük ve göründü.Tahtadan yapılmış aynı boyutta iki küçük ev.Çok güzel ve sıcak bir yuva olurdu.Umarım içerdekilerde evleri kadar sıcaktır diye düşündüm.
Sonunda evlerin önüne gelmiştik.Kimsecikler yok gibiydi.Çok sessizdi.Babam biraz etrafa baktı ve atından indi.Sol tarafındaki evin kapısına ilerledi.Gömleğinin kolunda bir şey saklıyordu,bir bıçak.Kapıya vurdu ve beklemeye başladı.Kimse ses çıkarmıyordu.Herkes beklemeye başladı.Bir iki dakika sonra kapı açıldı.Bir oğlan elf kapıyı açtı.
“Merhaba-Siz kral mısınız?”diye sordu.Askerleri görünce şaşırmıştı.Babam cümlesini bitirir bitirmez kolunda sakladığı bıçağı çıkardı ve oğlanın karnına geçirdi.Oğlan gözleri büyüdü ve tepkisiz babama bakmaya başladı.
“Ahh!Demek beni bıçakladınız.Sadece bir soru sormuştum”dedi ve karnından bıçağı çekip çıkardı.Sonra bir elf daha geldi.Mavi parlak gözleri olan,uzun bir erkek elf geldi.Oğlanın elindeki bıçağa,sonrada karnındaki kana baktı.
“Beni bıçakladı!”dedi oğlan kapıyı ilk açtığı zaman ki enerjisi ve ses tonuyla.Sonra karnındaki yara yavaşça kapandı,çocuktan buharlar çıkmaya başlamıştı.Babam bir adım geri gitti.Sonra iki oğlanda dikkatle babama bakmaya başladı.
“Sana önüne gelene kapıyı açma demiştim Rowan”dedi diğer oğlan soğuk bir sesle.Sesi aynı gözleri gibi etrafı soğutmuştu.
“Yine abilik taslama Wesley!”dedi ve babamdan gözlerini ayırmayarak sırıttı.Babam yavaşça kılıcına uzandı ama aniden durdu.Dünkü gelen o çocuk gelmişti.Mavi gözlü adı Wesley olan oğlanın yanına geçti ve onlar gibi o da hiç gözünü ayırmadan babama bakmaya başladı.Sonra bize kapıyı açan Rowan adındaki elfin kıyafetindeki kana baktı.
“Demek geldiniz Kral Cedar,ama sizi pek hoş karşılayacağımı söyleyemeyeceğim.Siz pek hoş gelmediniz anlaşılan”dedi sakin ve kibar bir sesle ama sözlerinin ve bu kibar sesin altında yatan canavar uyanmaya başlamıştı.
Babam biraz daha bekledi ve tam kılıcını çıkarırken yan evin kapısı açıldı.İçeriden dün şu oğlanla gelen kız çıktı.Bütün herkesin gözleri ona yöneldi.
“Aah!Beklediğimden daha kalabalıksınız.Ama eğer çay içmeye geldiyseniz ama eğer savaşmaya geldiyseniz biraz azsınız”dedi ve gülümsedi.
Daha sonra içeriden bir kız daha çıktı.
“Skye neler oluyor?Evimizi ziyarete gelicekler derken bu kadar kalabalık geleceklerini söylememiştin.Yeteri kadar bardak yok”dedi biraz kızgın ve çok sakin bir sesle.Bunu nasıl yaptığını anlamamıştım.Hem kızgın olup hemde nasıl kibar bir sesle konuşuyorlardı.Annem ve ablamda bunu çok yapıyordu.Bunun nasıl yapıldığını öğrenmeliydim.
“Çay içmeye gelmediler zaten”dedi ve başıyla babamın bıçakladığı oğlanı gösterdi.Kız oğlanın üzerindeki kanı görünce yüzündeki kibarlık gitti.Gözlerini bize çevirdi ve öldürücü gözlerle bize bakmaya başladı.
“Ahh…Demek böyle olacaktı.Oysaki misafir gelecek diye çok sevinmiştim.Evimize çok misafir gelmezde.Aslında sizde bir bakımdan misafirsiniz ama hoş olmayanlardan.Bu işi böyle yapmaya gerek yoktu.Sadece oturup bir yandanda çay içerken bunu konuşabilirdik.Ne yazık…Merak etmeyin ben gayet eğlenicem ve yaptığım hazırlığa değecek ama siz eğlenir misiniz orasını bilemem”dedi yavaş adımlarla babama yaklaşırken.
Ortam sessizleşti ve evden bir kız daha çıktı.Koştu ve kızın omzunu tuttu.
“Sakin ol Phoenix.Onlarda biraz eğlenmeye gelmişler ama onları beter edeceğimden haberleri yok.İstersen seninle beraber onlarla biraz oynarız”dedi kız.
Kızın adı Phoenix’ti.Korkutucu bir kızdı.Omzunu tutan kızın sözlerini duyunca yüzüne bir gülümseme oturdu.Kızlara baktı ve onlara da aynı sinsi gülümsemeyi gösterdi.Kızlarda ona aynı şekilde karşılık verdi.O kadar zoruma gidiyordu ki bizi böyle alttan alttan aşağılamaları.Kendimi zor tutuyordum.Ama babamın emrine uyacaktım.Kılıcını çekmesini bekleyecektim.Ama bizi daha fazla bekletirse o zaman ben kılıcımı kendim çekerdim.
“Sakin olun hanımlar,sizin bu kadar sinirli olmanıza alışkın değiliz”dedi ve gülümsedi yeşil gözlü çocuk.
“İstersen sana asıl sinirimi gösteririm Fenton”dedi Skye dedikleri o kız.
“Sağ ol,ben almayım”dedi ve gülümsedi.Demek çocuğun adı Fenton’du.
“Eee?Ne zaman kılıcını çekeceksin Kral Bey.Saatlerdir kılıcına uzanıp duruyorsun.Çeksene artık kılıcını.Yorulduk seni beklemekten.Ayrıca askerlerinde senin kılıcını çekmeni bekliyor.Şu kızın Sylvia daha fazla onu bekletirsen kendi kılıcını çeker.Hee birde şu oğlun Garth varya o da sinirlenmeye başladı,ikinizde merak etmeyin sizi alttan alttan aşağılıyoruz,baya baya aşağılıyoruz.Fenton!Şu Gath seni kendi elleri ile gebertecekmiş bu arada”dedi kız sinsi bir şekilde.
Bunların hepsini nereden bilmişti?Aklımızı mı okumuştu?Biri kendiliğinden iyileşiyor,biri akıl okuyordu,ikisi patlama yapabiliyordu.Neydi bunlar böyle?Bunlar çok farklı elflerdi.
“Öyle deme-“dayanamamıştı.Garth kılıcını çekmiş ve elfe geçirmişti.Fenton denen o elfin teni bembeyaz oldu ve öyle donup kaldı.Garth kılıcını geri çekti ve adım adım geri çekilmeye başladı.Fenton hiç hareket etmedi.Yanındaki Wesley onu tuttu.Çok endişeli bakıyordu.Daha sonra diğer elflere baktım hepsi çok sinirlenmişti.Skye denen elf bir şey dik dik bize bakmaya başladı.Birden kafamda onun sesini duydum.
“Hepinizi o taçlarınızla beraber gömücem.O taçların sadece görüntüden ibaret olduğunu anlayacaksınız.O taçlar size hiç bir zaman güç vermedi.Sadece kendinizi kandırdınız”dedi.
Babam sinirli bir şekilde Garth’a bakıyordu.Kafamı kapıya çevirdiğimde üç erkek elfte gitmişti.Saniyeler sonra Wesley ortaya çıktı.
“Demek sonu bilmenize rağmen inat ediyorsunuz kralım.Peki öyle olsun oynayalım bakalım”dedi ve hepimiz kılıçlarımızı çektik.Ve içeriden diğer elf Rowan çıktı ve Wesley ile konuştu.Sonra beş elfinde gözleri parladı ve beyaz renge döndü.Hepsinin ellerinde beyaz ışık kümeleri belirdi.Onlar avcıydı biz ise kaçabiliriz diye içimizden dua eden avlardık.