Kraliçe Elara, soğuk metalin tenini üşütmesi ve ensesindeki keskin ağrıyla kendine geldi. Gözlerini açtığında zifiri karanlık, pas ve yağ kokusuyla karşılandı. Nerede olduğunu anlamaya çalışırken, karşısında oturan ve ay ışığının metal gövdedeki bir çatlaktan sızarak aydınlattığı silüeti fark etti. Kaira. "Neredeyim ben?" diye fısıldadı Elara, sesi korkuyla titriyordu. Kaira cevap vermedi. Sadece karanlığın içinden onu izledi. Kraliçe, içinde bulundukları hapishanenin farkına varınca paniklemeye başladı. "Lütfen... ne istersen veririm. Altın, mücevherler, toprak... Adını sen koy. Yeter ki gitmeme izin ver." Kaira'nın yüzünde hiçbir ifade oynamadı. Elara'nın sesi yalvarır bir tona büründü. "Beni kaçırarak bir şey elde edemezsin. Kral Theron bütün şehri ayağa kaldırır, seni bulur. Lütfen, kendine bunu yapma." Kaira, Kraliçe'nin sözünü bitirmesini bile beklemedi. Sessizce yerinden kalktı ve kuşağının arasına sıkıştırdığı bir parça ipi çıkardı. Elara, Kaira'nın niyetini anlayınca geriye doğru sürünmeye çalıştı ama gidecek yeri yoktu. "Sana yalvarıyorum, yapma..." "Sessiz ol," dedi Kaira, sesi bir fısıltı kadar alçak ama bir bıçak kadar keskindi. "Sen sadece kardeşimi geri almamı sağlayacak bir anahtarsın, o kadar." Kraliçe'nin yalvarışlarına aldırmadan, kollarını arkadan sertçe bağladı. Ardından, Elara'nın itiraz etmesine fırsat vermeden, eteğinden yırttığı bir parçayla ağzını da kapattı. Artık içeride Kraliçe'nin boğuk hıçkırıkları ve Kaira'nın sakin nefes seslerinden başka bir şey duyulmuyordu.
Bölüm 8
8
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.