Saatler geçti. Hurdalığın dışından gelen sesler yavaş yavaş azaldı ve yerini gecenin sessizliğine bıraktı. Kraliçe Elara, bağlarının acısı ve korkuyla titreyerek Kaira'yı izliyordu. Kaira'nın bir haberci göndermesini, bir fidye notu yazmasını, bir şeyler yapmasını bekliyordu. Ama Kaira hiçbir şey yapmadı. Sadece oturdu, kılıcının kabzasındaki taşı parmağıyla okşayarak karanlığa baktı. Elara'nın gözlerindeki "Neyi bekliyorsun?" sorusunu okumuş gibiydi. "O bekliyor," diye fısıldadı Kaira, sessizliği bozarak. Sesi metale çarpıp yankılandı. "Kralın şu anda bir mesaj, bir talep, bir tehdit bekliyor. Sarayın her köşesini aratıyor, her lağım deliğine adamlarını yolluyor. Ama hiçbir şey bulamayacak." Kaira, bakışlarını Kraliçe'ye çevirdi. Gözlerinde soğuk bir tatmin vardı. "O benden kardeşimi bir hiç uğruna aldı. Şimdi ben de ona bir hiç vereceğim. Sessizlik. Bilinmezlik. Karısının nerede, ne durumda olduğunu bilmemenin getirdiği çaresizlik. Panik tüm krallığa yayılana kadar, umutsuzluktan ne yapacağını şaşırana kadar bekleyeceğim. Acelem yok." Kaira, krala istediği oyunu oynamayacaktı. Kendi kurallarını koyuyordu. Bu bir takas değil, bir sinir savaşıydı
Bölüm 9
9
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.