Hurdalık, paslanmış metal yığınları ve kırık dökük makinelerden oluşan bir labirentti. Keskin metal kokusu, Kaira'nın genzini yakıyordu ama aynı zamanda şehrin kokusunu bastırarak onlara bir nevi kalkan oluyordu. Önceden hazırlanmış bir planı yoktu; sadece içgüdüleri vardı. Kaira, omzundaki Kraliçe ile devasa metal dağlarının arasında ilerledi. Her gölge bir tehlike, her gıcırtı yakalanma korkusu demekti. Sonunda, eski bir kuşatma makinesinin devasa, oyuk ve karanlık gövdesini fark etti. İçerisi yağ ve pas kokuyordu ama dışarıdan birinin burayı fark etmesi neredeyse imkansızdı. Kraliçe'yi dikkatlice içeri taşıdı ve metal zemine yatırdı. Nihayet omzundaki yükten kurtulunca, yorgunlukla duvarlardan birine yaslandı. Kalbi hâlâ deli gibi çarpıyordu. Bir anlığına gözlerini kapattı, şehrin boğuk uğultusunu dinledi. Şimdilik güvendeydiler. Ama bu geçici sığınak, aynı zamanda bir kapandı.
Bölüm 7
7
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.