Kraliçe Elara'nın gözlerindeki o tuhaf, sorgulayıcı bakış Kaira'nın sinirini bozdu. Tartışmaya, açıklamaya ya da yalvarmalara vakti yoktu. "Sana ihtiyacım var," diye tısladı, "ama bilincin açıkken değil." Kılıcının kabzasını Kraliçe'nin ensesinin hassas noktasına sertçe indirdi. Elara'nın gözleri geriye kaydı ve Kaira'nın kollarına yığıldı. Tam o anda, sarayın avlusunda bir alarm borusu öttü. Muhafızların cansız bedenleri fark edilmişti. Kaira, baygın Kraliçe'yi omzuna atarak koşmaya başladı. Kadın, tahmin ettiğinden daha hafifti ama yine de bir yüktü. Bahçenin sonundaki yüksek duvara ulaştığında, meşaleli muhafızların bahçeye doluştuğunu gördü. Geri dönemezdi. Yukarı tırmanmaktan başka çaresi yoktu. Duvarı kaplayan yaşlı sarmaşıklara tutunarak tırmanmaya başladı. Omzundaki Kraliçe'nin ağırlığı dengesini bozuyor, kaslarını yakıyordu. Tam duvarın tepesine ulaştığında, aşağıdan bir ok vınlayarak kulağının dibinden geçti. Aşağı atladı, sertçe yere çarpsa da yuvarlanarak düşüşün etkisini azalttı. Sarayın dışındaki ara sokaklardaydı. Ama tehlike geçmiş değildi. Şehir muhafızlarının düdük sesleri karanlık sokaklarda yankılanmaya başlamıştı. Kaira, Kraliçe'yi sırtlanmış halde dar sokaklardan, çöp yığınlarının üzerinden atlayarak ilerliyordu. Hedefi, şehrin kenarındaki, kimsenin uğramadığı, metal ve pas kokan hurdalıktı. Lyan'ı geri almak için takası orada yapacaktı. Bir sokağın köşesini döndüğünde, elinde fener tutan iki şehir muhafızıyla burun buruna geldi. "Dur orada!" diye bağırdı biri. Kaira'nın kaçacak yeri yoktu. Solunda bir duvar, sağında ise ağzına kadar çürük meyveyle dolu bir pazar arabası duruyordu.
Bölüm 5
5.BÖLÜM
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.