Kral Theron, bir anlık şüphesinin getirdiği öfkeyle Kaira'ya baktı. Bu kadının inadı, aklıyla dalga geçiyordu. Eğer doğruyu söylüyorsa, zaman kaybediyordu. Eğer yalan söylüyorsa, kendisiyle alay edilmesine izin veriyordu. Her iki durumda da bir an önce gerçeği öğrenmeliydi."Yanlış kişi, öyle mi?" diye tısladı Kral. "Peki, o zaman bu 'yanlış kişinin' gerçeğe ne kadar dayanabileceğini görelim."Kapıdaki muhafıza döndü. "Zindancıbaşı'nı çağırın. Ve ona 'misafirimizle' özel olarak ilgilenmesini söyleyin. Kardeşinin her çığlığını duyabileceği bir yere götürsünler."Kaira'nın gözlerinde ilk defa bir duygu parladı: kontrolünü kaybetmenin getirdiği soğuk bir panik. Planı geri tepmişti. Sessizliği, Kral'ı yumuşatmak yerine daha da sertleştirmişti. Onu sorgulayacaklarını, belki canını yakacaklarını tahmin etmişti. Ama Lyan'ı kullanacaklarını, kardeşinin acısını ona karşı bir silah olarak kullanacaklarını hesaba katmamıştı.Muhafızlar zincirlerini çözüp onu kollarından yakalarken Kaira direnmedi. Ama şimdi zihni bir çıkış yolu bulmak için delicesine çalışıyordu. Onu zindanın derinliklerine, rutubetli ve karanlık koridorlardan geçirerek götürdüler. Yolun sonunda, demir parmaklıklı bir hücrenin önünde durdular.İçeride, duvara zincirlenmiş küçük bir çocuk bedeni vardı. Lyan. Kardeşi uyuyordu ama yüzü solgun ve yorgundu.Zindancıbaşı, koca gövdeli, yüzünde tek bir iyi niyet kırıntısı olmayan bir adamdı. Elindeki deri kamçıyı şaklattı. "Kral," dedi boğuk bir sesle, "hanımefendinin konuşmaya pek hevesli olmadığını söyledi. Belki küçük beyin sesi, onun dilini çözmeye yardımcı olur."Zindancıbaşı, Lyan'ın hücresinin kapısını gıcırdatarak açtı.Kaira'nın blöfü sona ermişti.
Bölüm 14
14
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.