-2001-
"Anne altın kafes ne?İçinde ne var insanlar mı var?Peki koymus onları oraya?Sahibi kim kafesin?Çocuklarda var mı?Çok mu karanlık onun içi?Çocuklar korkmaz mı?Nasıl yemek yiyorlar?Neden kafese koymuslar ki onları arkadaslarini mi savunmuslar?..."
"Dur benim güzel yoncam biraz nefes al kızım aaaa ne bu merak ne bu acele hem nerden çıktı bakayım bu sorular kim karistirdi benim kızımın kafasını?"
"Hiç kimse sadece merak etmistim"
"Yalan söylenmez anneye neydi altın kurall doğru sözlü olacaktık hadi simdi söyle bakalım kimden duydun sen bunu?"
"Şeyyyyyy..."
"Neeeyy"
"Babama söylemek yok ama sööz mü??"
"Asmiiiiiiinnn!"
"ARDA BUGÜN OKULDA LEYLAYI İTTİ BENDE ONA BUNUN YANLIS OLDUĞUNU CANININ YANDIĞINI SÖYLEDİM,BANA ÇOK GÜLDÜ BİLİYOR MUSUN ANNE "ALTIN KAFESTE BÜYÜMÜS BU KORKAK"DEDİ ÇOK AYIP DİMİ ANNE?"
"Ahh benim minik yoncamm özür dilerim annecim hatalı olduğun bir şeyi benden saklıyorsun sandım,oyyy benim kınalı kuzum sen ardanın dediğini anlamadığın için mi bu kadar üzüldün?Bak şimdii oldu mu bu benim kızım bilmediğine ağlar mı hiç"
"Bilmediğim için korktum anne bilinmezlik korkuttu beni"...
.
.
.
Her zamanki gibi günlerim huyundan sasmayarak hızlı baslamis ve bana kahvaltı bile yaptirmamıştı adliye cikisi aldığım simitim,ben,biricik arabam,yalın ve onun müthis sesi ile yolculuğun tadi bir başkaydı bee.Arabadan inip yıllardır görmüyormus gibi evime kostum,günler sonra hazirladiğim kahvaltı ilaç gibi gelmisti valla,aksama kadar yatma isteğimi bir kenara birakip alp ile bulusmak için hazırlanmaya baslamak hiç kolay olmamisti çünkü dünyanınn enn ev kızı bendimm alp güzel bir yerde rezervasyon yaptirmisti aslında bu kadar abartmaya gerek yok gibi geliyordu ama ben rüyanın açilisindan çıktıktan hemen sonra alp in geldiğini öğrenince ve hastanede de karsilasinca bunun bir tesadüf olmadığina ikna edilmis ve aksama hazirlanmam söylenmisti.
Zarif bir kırmızı elbise ve hafif bir makyajla hazırdım bile dedikodu için deliriyordum bazen keske alp ile aynı anneden doğsaydik demiyor değildim neticede öz abim gibiydi o yüzden yemek konusunda hiç çekinmemistim.
Yemek için alp beni evden almis tavsiyeleri ile enn güzel yemeyi yememe yardımcı olmustu.
"Assiri hızlıydık tabi o zamanlar şimdi durulduk"
"Ayyy alp güldürme beni hiiiç sanmıyorum. Müsaadenle lavaboya gidip geliyorum"
Lavoboda işlerimi halletmis makyajımi da tazeleyip cikmis tam masaya doğru gidecekken ensemde bir nefes hissetmis geriye döndüğümde ise hiçbir sey görememiştim ne bir cihaz ne bir insan,son olanlardan sonra iyice paranoya yapmıştım.Anlık derin bir nefes yetmiş kendime gelmistim.
Masaya döndüğümde alp tatlı önermek istediğinde her şey için tesekkür ettiğimi biriken dosyalarım olduğunu ama bugünümü güzellestirdiğini söyleyip başka zamana tatli sözü vermis alp zorla hesabı ödeyince mekandan cikmistik.
Eve adım atar atmaz içini bosaltmadiğim çantami alıp kulaklığımı bulmak için masaya dökmüstüm her şeyi hiç kullanmadığım boyutta bir kağıt görmek bana da sürpriz olmustu ama asıl sürprizin içinde yazanlar olacağından haberim yoktu.
Ben asmindim annesinin yoncası sansıydım babasının nemrutlardan koruduğu dağ çiçeğiydim.Beni haber dünyasına sorsanız incinmemis zarar görmemis muhteşem bir çocukluk geçirmis koruyup kollanmıs şımarık bir saray gülüydüm oysa ben istenilmeden altın kafeste büyümüstüm,küçük yasimda hem yetim hem öksüz kalmistim,ailemden koparilmistim,babamın dokunmaya kıyamadığı saçlarım yıllardır omzumda kalır olmustu,annemin bakmaya doyamadığı gamzelerim görünmez olmustu bülbül olsam serçe olsam neye yarardı,yaraların kabuk tutmus olması zamanında oluk oluk kanamadığı anlamına gelmezdi.
Ama asıl savaşım şimdi başlıyordu.Kiminle savasiyorum,neden savaşıyorum,niçin savaşıyorum,nasıl yaparım,nasıl dayanırım,sonunda ölür müyüm kalır mıyım,kalırsam nasıl yaşarım,ölürsem ne zaman aileme kavusurum bilmeden.En çok da bu bilinmezlikden korkarak savaşıyorum.
Geçmişim için nemruta bas kaldırıyorum...