İçeriğe geç

YİNYANG

Bölüm 6 · 5 dk okuma

YİNYANG

Bölüm 6

6.BÖLÜM

"Umut, en çok her şey bitti sanıldığında filizlenir." Seungminin de hayatı bu sözden farksız değildi. Tam o cehennemden kurtulamayacağını düşünüp artık akışına bırakmışken, umut imdanına yetişmiş ve onu o saraydan kurtarmıştı. "Artık içimde yeşeren umuda ve mutlu olacağıma dair inanca sımsıkı sarılacağım" diyerek kendine söz vermişti. Hem artık yalnız değildi, evet artık tamı tamına olmasa da eşinin iyi biri olduğuna anne ve babası gibi olmadığına güveniyordu. Çünkü burda kaldığı bu 1 aylık süreçte asla eşi onun sınırlarının dışına çıkmamış, o istemedikçe ona dokunmamış ve onu kendi sessizliğiyle dinlemişti.Çalan kapıyla beraber bakışlarını kapıya çevirdi "Girebilirsin." Jeongin kahve uzun saçlarını iki yana ayırmış, hafif bir makyaj yapmış ve giydiği saçıyla aynı renk kıyafetiyle melek gibi karşısındaydı. Arkadaşları gerçekten çok güzeldi.. Jeongin hafif gamzelerini göstericek şekilde gülümseyerek içeri girdi. "Düşüncelere dalmışsın yine vitam" Seungmin arkadaşına gözleri kaybolacak şekilde gülümsemiş ve 'hiç' manasında omuz silkmişti. Jeongin arkadaşının yüzünün eskisinden daha canlı,gülüşünün eskisinden daha parlak olduğunu farkedince tanrıya şükretti.

"Bu saray hepimize iyi geldi. Özellikle sana, gözlerinin içi parlıyor resmen." Haklıydı arkadaşı. Artık daha özgürdü istediği zaman saraydan çıkabiliyor-tabi eşiyle- istediği zaman arkadaşlarına zaman ayırabiliyordu. Yin sarayında bunu yapamıyordu. Saraydan çıkması zaten yasakken üstüne arkadaşlarıyla görüşmesini de kısıtlardı babası. Neymiş arkadaşları onu dolduruşa getiriyormuş. Hoş bazen keşke ilk başta arkadaşlarımı dinleyip çıkıp gitseydim o saraydan diyordu. Ama sonra deltayla tanışmama olasığı aklına gelince bu düşüncesinden vazgeçti. Sanırım bu sessiz krala yavaş yavaş çekiliyordu.. Hâlâ bu duygunun aşk mı olduğuna emin olmadan dile getirmek istemedi. Sıkıldığı için jeongini de alarak saray dışına çıktı.

Dışarda kendi kendilerine şakalaşan Felix ve jisungu görünce hemen yanlarına gittiler. Ama seungminin dikkatini başka bir şey çekmişti: Kılıç kullanan askerler. İçinde öğrenme hissiyle yanıp tutuştu.Saraydan dışarı çıkamadığı için arkadaşları dahil kılıç kullanmasını bilirken o bilmiyordu. Yine içini hüzün kaplarken omzuna dokunan elle Jisung'a döndü. "Ne oldu, yüzün düştü?" Bakışlarını tekrardan kılıç kullanan askerlere çevirip konuştu "Bir şey olmadı sadece kılıç kullanmasını öğrenmek isterdim." Felix lafa atlayıp"Kralımızla konuşsana. Muhafız Hyunjinle konuşup sana nasıl kullanıcağını öğretmesi için ders vermesini rica etsin." Felix'in sözleriyle gözlerinden kalp çıkarmışçasına arkadaşına baktı "İzin verir mi dersiniz." Jeongin mırıldanarak "Sen he desen üstüne atlayacak" bunu duyan jisung bir tane geçirmişti omzuna. Jeongin omzunun gerçekten artık işlevini yitirdiğini düşünüyordu.Felix heyecanlı arkadaşına kıkırdamış "tabiki ki izin verir, kralı bul da git konuş hadi." Arkadaşlarına kocaman gülümseyerek hızlı hızlı saraya gidip deltayı aramaya koyuldu.

Heyecanlı heyecanlı etrafa bakan vitayı gören Minho, prensin tatlılığına kıkırdadı "Prensim, bir şey mi arıyorsunuz?" Seungmin önce irkilmiş sonrada da Minho olduğunu görünce rahatlamıştı.Ama heyecanını fark etiğini anlayınca utanarak "Kral Chan'ı arıyordum da" dedi. Minho gülmemek için kendini tutmuş ve eliyle Chan'ın çalışma odasını göstermişti. Seungmin hemen teşekkür ederek oradan ayrılmıştı. Çalışma odasının önünde durmuş sakinleşmek için derin nefes almış ve kapıyı çalmıştı. İki kere duyduğu tokmak sesiyle 'girebilirsin' dediğini anlamış içeri girmişti. Eşinin geleceğini beklemeyen delta şaşırmış sonra da gülümseyerek ayağa kalkmıştı. "Bir şey mi oldu güzelim?" Seungmin 'güzelim' kelimesinde takılı kalırken Chan daha da gülümsemiş ve eşinin kendine gelmesi için hafifçe öksürmüştü. Seungmin önce daldığı için utanmış sonra da aklına söyleyeceği şey gelince hemen yine aynı heyecanla dile getirdi sözlerini "Kralım sizden bir şey isteyebilir miyim?" Kral şaşırdığını belli edecek şekilde kaşlarını kaldırmıştı. Eşi ondan ilk kez bir şey istiyordu tabiki seve seve yapardı.Ellerini kaldırarak "Tabiki isteyebilirsin" dedi. Seungmin hemen söze girdi "Kralım, Muhafız Hyunjin'e bana kılıç dersi vermesi için konuşur musunuz?" Chan kaşlarını çatmıştı. Seungmin ise yanlış anlamış, izin vermeyeceğini düşünüp başını eğmişti.Chan'ın kaşlarını çatma sebebi o değildi sebebi nasıl bir prensin hâlâ kılıç öğrenmemesiydi. Ailesi hakkında iyi bir araştırma yapması gerektiğini aklına not etmiş ve yanlış anlayan eşinin çenesinden tutarak kafasını kaldırmıştı. Ellerini kaldırarak "Güzelim, sen bana mor gözlerinin içi parlayarak bakarken ben sana nasıl hayır diyebilirim" dedi. Seungminin anında düşen yüzü tekrar canlanırken "Çok teşekkür ederim." Chan onun gülen yüzüne içi giderek bakmış sonra da aklına gelen şeyle ellerini kaldırarak konuştu "Ama muhafız hyunjin bu aralar yoğun olucak o yüzden ben öğreticem sana." Seungmin önce şaşırmış sonra da olur manasında kafasını sallamıştı.Eşine iyi çalışmalar dileyip kapıyı kapattığı an elini yumruk yapıp havaya kaldırmış "işte bu" diye bağırmıştı. Ona tuhaf tuhaf bakan ve gülmemek için kendini tutan muhafızları görmeyerek sevinçle arkadaşlarının yanına gitmişti. Tabi sadece muhafızlar değil eşi de duymuştu, gülmemek için dudaklarını bastıran kral tekrardan önüne dönmüş çalışmaya devam etmişti.

Arkadaşlarının heyecanlı heyecanlı yanına geldiklerini görünce kahkaha atmışlardı. Jisung felix'in omzunu dürterek kahkahalarının arasında konuştu "Sanırım kralımız izin vermiş,baksana yerinde duramıyor." Felix'te başını sallayarak onaylamıştı arkadaşını. Seungmin yanlarına gelerek "İzin verdi ama muhafız hyunjin yoğun olduğu için kendisi öğretecekmiş." Arkadaşları da onun gibi şaşırmış sonra da kafalarını sallamışlardı. O sırada hafif başlayan yağmurla beraber herkes içeriye hücum etmeye başladı.Seungmin hızlı hızlı saraya ilerledi çünkü en ufak soğukta hastalanan biri olarak hasta olmaya hiç niyeti yoktu.Şuan tek isteği odasına gidip uyumaktı. Odaya girdiği gibi onu karşılayan toprak kokusu aklını başından alırken eşinin odasından yeni çıktığını anlamıştı. Hemen hazır koku da gitmemişken yatağına uzanıp uykuya daldı.

Sonunda işleri bittiği için derin nefes alan kral odasına dinlenmek için yol almıştı. Burnuna gelen lavanta kokusuyla eşinin içerde olduğunu anlamış, gülümsemişti. Kapıyı açınca düşüncesinde yanılmadığını gördü. Eşi hafif dudakları aralık, saçları dağılmış, köpek yavrusunu anımsatır bir şekilde karşısında uyuyordu. Kral tatlılığına erimemek için dişlerini sıkmış ve eşinin saçlarını okşamak için elini kaldırmıştı. Kafasına dokunmasıyla kaşlarını çatması bir oldu. Çünkü eşi ateşler içinde yanıyordu resmen. Telaşla hemen kapıya koşmuş elleriyle muhafıza hekimi çağırması gerektiğini söylemişti. Emri aldığı gibi muhafız koşarak giderken Chan eşinin elini tutmuş hekimi bekliyordu. Hekimin gelmesi ve eşini kontrol etmesiyle,hekimi göndermiş ve üşüttüğünü öğrenen eşini kaldırarak verilen şifalı suyu içirmişti. Biraz da olsa iyi olan eşini görünce derin bir nefes verdi hemen. Sevdikleri onun için son derece değerliydi. Tam ona çorba yapmalarını söylemek için gidicekken kolundan tutulmasıyla duraksadı. Seungmin hasta olmasından dolayı kısık çıkan sesiyle krala "Gitme" dedi. Eşini kırmamış hemen yanına uzanarak onu göğsüne çekip, saçlarını okşayarak uyutmuştu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.