İçeriğe geç

YİNYANG

Bölüm 5 · 5 dk okuma

YİNYANG

Bölüm 5

5.BÖLÜM

"Önemli olan kaybettiklerim değil, hatıralarım. Yaralar iyileşir. Sevgi yaşar.Artık geriye değil,ileriye bakma zamanı." Elindeki tuttuğu kitaptaki bu söz vitayı düşüncelere itmişti. Sahi sevgi onu yaşatabilir miydi? Zamanın bile iyileştiremediği yaralarını sevgi iyileştirebilir miydi? Delta eşi geldi aklına onunlayken geçmiş aklına gelmiyordu. Sanki uçurumun kenarında ağaçlarla sabitlenmiş salıncakta sallanıyormuş hissi veriyordu ona, salıncak koptuğu an ölürdü. Çok kısa bir zaman diliminde tanışmış olsalarda Seungmin Chan'a oldukça bağlanmıştı. Aşk değildi bu, daha çok huzur hissediyordu. Henüz tam olarak güvenmemişti deltaya, korkuyordu yine yalnız kalmaktan. Onu da anlamak lazımdı, sonuçta entrikalarla dolu sevgisiz bir sarayda yıllarını heba etmişti. Ama doğrusunu söylemek gerekirse, daha buraya geleli 2 hafta olmuşken vita burayı oldukça sevmişti. En çok da lavanta bahçesini sevmişti. Eşinin de ondan kalır bir yanı yoktu ne zaman deltayı arasa her seferinde bu bahçede buluyordu. Kokusunun lavanta olması ve eşinin de lavanta sevmesi onu hem mutlu etmiş hemde tatlı bir utangaçlık bırakmıştı.

Kütüphaneden çıkmış bahçeye doğru ilerleyecekken Felix'in koşa koşa yanına gelmesiyle duraksamıştı. Arkadaşı belli ki yeni bir tatlı tarifi keşfetmişti bu yüzden heyecanlı heyecanlı yanına geliyordu. Onun bu haline gülümsedi Seungmin. Sarı saçlarıyla yüzünde yıldız gibi dağılan çilleriyle ve güneşi kıskandıracak gülüşüyle arkadaşı fazlasıyla güzeldi, peri gibiydi... "Seungmin!!!"

Arkadaşının yanaklarını sıkarak konuştu "Benim tatlı civcivim ne oldu" Felix yüzünü buruşturarak ellerini kurtardı vitadan. "Civciv ne ya nerem benziyor civcive." Seungmin kahkaha atmıştı bu sitem dolu sese. "Tamam tamam söyle güzelim ne oldu" Felix heyecanlı heyecanlı wumutiden öğrendiği tatlıyı seungmine anlatmış hemen denemesi için kolundan tutup mutfağa sürüklemişti. Seungmin kaçışının olmayacağını anlayınca kendisini sürüklemesine izin vermişti.

Felix belli ki çok sevmiş bu tatlıyı çünkü tatlı sevmeyen jeongini bile sürüklemiş peşinden. Jisung yanakları dolu dolu cheesecake yerken tam bir sincaba benziyordu, jeongin de jisungun bu haline kahkaha atıyordu. Arkadaşlarının haline gülerek göz devirip onu selamlayan wumuti'yle sohbete dalmıştı. Wumuti 10 yıldan fazladır bu sarayda aşçıydı. Anne ve babası yıllar önce olan bir savaşta ölünce, Chan'ın babası ona sarayda bir oda vermiş ve sarayın aşçısı yapmıştı. Yemek yapmayı küçüklüğünden beridir seven wumuti ise bu görevi seve seve yerine getirmiş ve lezzetli yemekler yapmıştı.Kral ve Kraliçe ona anne ve babası gibi davranmış, onu evlatları gibi görmüştü. Bu yüzden Kral ve kraliçe ölünce en çok üzülenlerin arasında wumuti de vardı. Onlar sohbete dalmışken öksürük sesiyle kapıya çevirdiler bakışlarını. Wumuti kapıdaki kadını gördüğü an yüzünü buruşturdu ama selam vermeyi de ihmal etmedi.Onun bu tavrına diğerleri anlam veremedi ve ilk defa gördükleri kadına baktılar. Lady Hyeran "Bakıyorum da işiniz bitmiş sohbet edip gülüştüğünüze göre, akşamki yemekler de kendi kendine pişicekler zaten" lady Hyeran'ın alay dolu sesine kaşlarını çattı Seungmin, belli ki daha kendisini tanımıyordu lady.Seungmin onun bu tavrına dayanamamış ve konuşmuştu "Eşimin ve artık benim de sarayımda her önüne gelene böyle muamele mi yapılıyor leydim?" Lady şaşırmış bir şekilde karşısındaki genç adamı süzmüştü. Alaycı gülümsemesiyle, güzel prense selam verip arkasını dönüp gitmişti. Jisung hemen wumuti'ye dönüp "Bu kadın da kim?" diye yüzünü buruşturarak sormuştu.Seungmin de merak ettiği için dikkatle wumutiyi izliyordu. Wumuti derin bir iç çekip anlatmaya başladı "Bu kadın Kralımızın halası lady Hyeran. Oldukça soğuk ve sert bir kişidir. Herkese üsten bakar sadece soylu insanlara gülümser. Kral Chan da içten içe halasından hoşlanmaz ama babasının kardeşini de kapı dışarı edemez tabi.Bir kaç gündür başka bir krallıkta misafirdi, geldiği gibi huzursuzluk çıkarmaya başladı yine. Çok fazla gözüne batmamaya çalışın ne yapar ne eder sizi bu saraydan gönderir yoksa." Seungmine dönerek ona karşı konuştu "Özellikle siz prensim. Bu kadın eğer sizden hoşlanmazsa kralımızı size karşı kışkırtır ya da saçma sapan entrikalar planlayabilir." Seungmin wumutinin endişeli sesine gülümsemiş elini sakinleştirmek amaçlı omzuna koymuştu "Merak etme wumuti, kralımız beni dinlemeden hüküm vericek biri değil." Wumuti biraz da olsa rahatladıktan sonra tekrar eski sohbetlerine dönmüştü. Tabi onları kapıda gizlice dinleyen ladyi fark etmeden sohbet ediyorlardı. Onları işiten lady alayla sırıtıp "Görelim bakalım prensim" demişti içinden. "Görelim bakalım Kralımız iki günlük prense mi yoksa kaç yıllık aile üyesine mi inanıcak." Ama tabi kralın Seungmine karşı içinde besleği hisslerin gün geçtikçe büyüdüğünden bihaberdi..

Akşam yemek masasında her zamanki sohbetten ziyade derin bir sessizlik hakimdi. Çünkü lady Hyeran da yemekte oturmuş herkesi göz hapsine almıştı. Sinir ve alayla krala dönüp "Ne zamandan beridir soysuzlar bizim masamızda oturmuş kralım?" Onun bu sözüyle seungminin arkadaşları rahatsız bir şekilde yerlerinde oturmuşlardı. Kral halasının bu sözüne kaşlarını çatmış elleriyle "Haddinizi bilin lady,hadsiz dediğiniz insanlar eşimin ailesi, hem ne zamandan beridir benim sözlerime karşı çıkılmış" diye konuşmuştu.Kralın bu sözüyle renkten renge giren ladyi, seungmin keyifle izlemişti. Aynı şekilde arkadaşları da. Daha da ses çıkmayan yemekte herkes yemeklerini yemiş ve odalarına çekilmişti. Ama Seungmini bir türlü uyku tutmadığı için lavanta bahçesine çıkmış çiçekleri seviyordu. Eşini yanında göremeyen Chan telaşlanmış camdan dışarıda bahçeyle ilgilenen eşini görünce derin bir nefes vermişti. Ne kadar güvenilir bir kral olsa da onu sevmeyen ve sevdiklerine zarar vermeye çalışan insanlar da vardı. Eşinin bıcır bıcır çiçeklerle ilgilenmesine içi giderek bakmış ve o da yanına gitmek için üzerini giyinmişti.

Seungmin gelen hışırtı sesleriyle arkasını dönmüş ve ona gülümseyen kralla o da kocaman gülümsemişti. "Uyandırdım mı kralım?" Başını iki yana sallayan Chan ellerini kaldırarak "Seni yanımda göremeyince telaşlandım biraz." Seungmin üzgünce "Özür dilerim habersiz çıktım"demişti. Chan hemen bir elini eşinin yanağına koyup okşamış ve sorun olmadığını belli edecek şekilde gözlerini kırpmıştı. Sonra da eğilip lavantalarla ilgilenmişti. Ne yaptığını merakla izleyen eşini gören Chan onun bu tatlılığına kıkırdamış ve eşinin gözlerinin içine bakarak anlatmıştı "Biliyor musun lavantalar kötü enerjiyi uzaklaştırır ve bulunduğu yere huzur getirirmiş." Chan'ın gözlerinin içine bakarak ona söylediği bu söz Seungminin kalbini hiç olmadığı kadar hızlandırmıştı. Yanakları hafif pembeleşen eşine Chan sessiz bir kahkaha atarak ayağa kalkmış "Odamıza dönelim mi" diyerek eşine elini uzatmıştı. Seungmin hâlâ alışamadığı 'odamız' kelimesiyle hafif utangaç bir şekilde elini tutmuştu. Bugün okuduğu kitabın sözlerini şuan iliklerine kadar hissetmişti. Belki de sevgi onu gerçekten yaşatabilirdi..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.