İçeriğe geç

YİNYANG

Bölüm 4 · 5 dk okuma

YİNYANG

Bölüm 4

4.BÖLÜM

"Bütün yaraların merhemi zamandır derler, oysa zaman sadece bizi o yaralarla yaşamaya alıştırır. İnsan değişmez, sadece taşımayı öğrenir." Düğün bitmiş herkes bir bir ayrılırken saraydan babasının mutlu suratını görünce bu sözü daha iyi anladı Seungmin.Yara almıştı, fiziksel değil belki ama ruhsal olarak çok yara almıştı.Zaten insanı sömüren en ağır yara ruhsal olan değil miydi? Bu yaşına kadar bu yaralarına merhem bulamamış sadece alışmıştı. "Belki" dedi. Yanındaki deltanın suratını izlerken "Çoktan bulmuşumdur merhemimi." Chan artık eşi olan vitayı düşünceli görünce kaşlarını çattı.Ellerini omzuna koymuş ona dönmesini sağlamıştı.Ani olan bu temas vitayı irkmişti. Chan temastan rahatsız olduğunu düşünüp ellerini çekicekken vita onu durdurmuş rahatsız olmadığını bir nevi dile getirmişti. Chan ellerini kaldırıp "bir sorun mu var düşünceli gibisin" diye sorunca, "sadece biraz yorgunum bugün" diye yanıtladı onu. Haksız da sayılmazdı bugün ciddi anlamda yorulmuştu. Kafasındaki düşünceleri bastırmaya çalışıp yanındaki deltayla dağılan misafirleri tek tek yolcu ettiler.

Artık herkes dağılmıştı. Kral Wonhae Chan'a dönüp "İsterseniz bugün dinlenin yarın sabah yola çıkarsınız."dedi.Chan eşine dönmüş onaylar bakışlarını görünce tekrardan krala dönüp kafasını salladı. Herkes odalarına dağılmış daha günü düşünemeden yorgunluktan uyuya kalmıştı. İki kişi hariç.Seungmin yatağında bir o yana bir bu yana dönüp duruyordu. Yarın artık Yang krallığında yaşayacaktı.Mutluydu çünkü artık bu illet yerden kurtulucaktı ama korkuyordu da yeni hayatının ona ne getireceğinden korkuyordu.İyiki dedi içinden kralı ikna ettim de arkadaşlarım da gelicek en azından yalnız kalmayacam. Kral Chan ise zaten kolay kolay uyuyabilen bir insan değildi, odasının camından gökyüzünü izlemiş aklına vitasını getirmişti.Deli gibi atan kalbine elini koymuş "Bu his de ne" diye sorgulamıştı kendini. Aşk nedir bilmezdi o.Küçüklüğünden beridir bir robot gibi yetiştirilmişti.İçinde hâlâ sevgi ve merhamet duygusu vardı ama aşk daha önce hiç tatmadığı bir duyguydu. O yüzden hislerini anlamdıramamıştı. Ama kesin bildiği bir şey varsa o da vitasına hayran olduğuydu. Seungmin çok güzeldi ama o güzelliğinin yanında fazlasıyla temiz bir kalbi vardı bunu ilk görüşte anlamıştı kral. Onun güzel gülümsemesi aklıma gelince gülümsedi. "Ben yaşadığım sürece o gülüşün solmaması için her şeyi yapıcam." Hayatın Seungmin için başka planları vardı o gülüşün solması için türlü türlü entrikaları vardı.Ama ne olursa olsun o gülüşü koruyacak biri de vardı..

Güneş Yin Krallığına vururken artık gitme vakti olduğunu anlamıştı Seungmin.Son kez artık ezbere bildiği odasına göz atmış,hem burdan kurtulacağı için hem de ilk defa saray dışına çıkıcağı için heyecanlanmıştı. Aşağıya inerken arkadaşlarının da onun gibi hazır olduğunu görünce gülümsemiş, göz göze geldiği babası ile gülüşü solmuştu.Bunu fark eden delta kaşlarını çatmıştı. Kral Wonhae oğluna samimi olmayacak bir şekilde sarılmış "Tanrı seni korusun oğlum" demiş geri çekilmişti. Ardından kraliçe aynı şekilde sarılıp karşılık verdi. Onların gerçek yüzünü bilen arkadaşları bu tabloya göz devirmiş artık vitalarının mutlu olması için tanrıya dua etmişlerdi. Seungmin deltayla beraber, onları bekleyen at arabasına binmeden önce son kez cehennemi olarak gördüğü saraya bakmış ve hiç düşünmeden arabaya binmişti.

Seungmin meraklı meraklı dışarıyı seyrederken hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak için gözlerini kırpmamaya çalışıyordu.Yol boyu süren sessizliği Chan bozmuştu.Ellerini kaldırıp"Heyecanlı mısın" diye sordu vitaya. "İlk defa saray dışına çıktığım için heyecanlıyım biraz kralım." Vitanın bu sözüyle şaşkınlıkla kaşları kalktı deltanın "İlk defa mı?" diye sorunca Seungmin pot kırdığını fark edip dudaklarını dişlemişti. Şimdi ne diyebilirdi? Ailem yüzünden çıkamadım diyemezdi. Sessiz kalmayı tercih etmişti. Chan ise eşinin bugün babasıyla olan bakışmalarını ve şuanki halini düşünüp iyice şüphelenmişti. Ama daha ilk günden eşini sıkmamak için o da susmayı tercih etmişti.

Sonunda uzun süren bu yolculuk bitince Seungmin hayranlıkla Yang Sarayını izlemeye koyuldu. Arkadaşlarının da ondan bir farkı yoktu. Jisung ağzını sineklere davetiye verecek şekilde açmışken Felix hemen çenesini eliyle kapatmıştı. Arkadaşlarının salaklığına göz deviren jeongin içten içe buranın çok güzel bir yer olduğunu düşünmüyor değildi. Onların bu halini izleyen Chan gülmemek için dudaklarını birbirine bastırmış ve onu takip etmeleri için eliyle yol göstermişti.

Önce herkes tek tek onlar için ayrılan odalarına yönelmişti. Seungmin de Chanla olan odalarını beğeniyle süzmüştü. Oda son derece ferah renklerle dizayn edilmiş, fazlasıyla genişti. Ama Seungmini en çok mutlu eden ise odalarının hemen yanında kocaman bir kütüphane olmasıydı. Hayran bakışlarını kütüphaneden çekip Chan'a yöneltmiş "Çok güzel" demişti.Chan'ın hayatı seungmin gibi saraya sıkışık değildi ama o da kendi sessizliğini kitaplarla örtmüştü. Seungminin hayran hayran etrafı izlediğini görünce gamzelerini gösterecek şekilde gülümsemişti eşine. Uzun bir yoldan gelmeleri ikisini de yormuştu ama aynı yatakta yatma düşüncesi heyecanlandırmıştı da. Seungmin duş almış uyumak için rahat bir şeyler giymiş yatakta uzanırken aynı şekilde Chan da duş almış giyinmiş ve seungminin yanına uzanmıştı. İkisi de birbirine bakıp durmuş en son bu komik bakışmadan dolayı gülmüşlerdi. Chan çekine çekine seungmine yaklaşmış ve başını göğsüne çekmişti. Onlar artık bir eşti o yüzden ilk adımı atmaları lazımdı. Seungmin burnuna dolan toprak kokusuyla iyice mayışmış, kolunu Chan'a sarıp gözlerini kapatmıştı. Chan ise hayatı boyunca en sevdiği kokuyu eşinin kokusuyla daha da severken ilk defa rahat bir uykuya kapatmıştı gözlerini.

Felix artık Yang sarayının tatlıcısı olarak mutfakta herkesle tanışmış en çok da aşçı wumuti'yle iyi anlaşmıştı. Jisung da Chanın sağ kolu olan Minho'nun işlerine yardım etmek için görevlendirilmişti. Yanında ki jeongine bu yüzden dert yanıp duruyordu. Jeongin içinden sabır çekmiş ve arkadaşını dinlemeye devam etmişti. "Sarayın çöpçüsü olsaydım da o sarı çiyanın yardımcısı olmasaydım" arkadaşının söylediği tabire kahkaha atan jeongin "Belki de sandığın kadar kötü biri değildir." Demiş bir nevi de olsa arkadaşını susturmuştu. Uzaktan gelen Prens Changbini gördüklerinde hemen kendilerini toparlamış ve selam vermişlerdi. Prens Changbin ikisinin de tatlılığına gülmüş "Rahat olun lütfen" demiş ve ayrılmıştı oradan. Jeongin kibarlığına gülümsemiş bunu gören jisung da kaş göz işaretiyle imalı imalı Jeongine changbini göstermişti. Tabi bu yüzden bir güzel karnına dirsek yemek zorunda kalmıştı.

Yang Krallığında herkes yeni gelen çifti kutlamış, eğlenmişlerdi.Halk Seungmini çok sevmiş aynı şekilde seungminde onları sevmişti. İçtenlikle herkese gülümsemiş ve selam vermişti.Bu mutluluk çok da uzun sürmeyecek gibi duruyordu şayet hayatın planları onlar için farklıydı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.