İçeriğe geç

Yılın Aşkı

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Yılın Aşkı

Bölüm 8

Ayrılamayız Biz

Çilek, güneşin sıcak ışıklarının pencereden içeri süzüldüğü o kafenin köşesinde oturmuş, bir süreliğine hayatın karmaşasından uzaklaşmış gibiydi. Kalp atışları, Toprak’ın yanındayken hissettiği o özel anların aklına gelmesiyle daha da hızlandı. Ancak içindeki huzursuzluk, geçmişin gölgelerinin peşinden geldiğini fısıldıyordu. O gün, Toprak ile geçirdikleri güzel saatlerin ardından, genç adamın bir görev için şehri terk etmek zorunda kalacağını öğrendiğinde, kalbi bir an için durdu. “Birkaç günlüğüne gitmem gerek, Çilek.

Ama döneceğim, sana bunu söz veriyorum,” dedi Toprak, gözlerindeki kararlılıkla. Çilek, ona güvenmek istiyordu, ama içindeki endişe ağır bir bulut gibi üzerine çökmüştü. “Neden bu kadar uzun bir süre? Seninle her anı paylaşmak istiyorum,” dedi, sesi titreyerek. Toprak, ona yaklaştı ve elini nazikçe tuttu. “Biliyorum, ama bu durum geçici. Seninle yeniden buluşmak için sabırsızlanıyorum,” diye yanıtladı.

Toprak’ın sözlerinde bir samimiyet vardı ama Çilek yine de içindeki boşluğu hissediyordu. Belirsizlik, kafasının içinde dans ediyordu. Kalperinin çarpmasıyla birlikte, Toprak’tan uzaklaşmanın nasıl bir his olacağını düşünmek zorundaydı. “Tamam, ama bu süre zarfında seni çok özleyeceğim,” dedi, gözleri parıldarken. Toprak gülümsedi, “Özlem, aşkın en güzel yanıdır,” diyerek onu teselli etmeye çalıştı. Bir süre sonra, Toprak’ın gitme vakti geldi. Çilek, kapının önünde onu uğurlarken, kalbinin derinliklerinde bir şeyin kırıldığını hissetti.

Toprak, onu son bir kez daha kucakladı ve “Birlikte olduğumuz anları unutma. Dönünce, her şeyi telafi edeceğim,” dedi. Çilek, o anın büyüsüne kapılmış olsa da, Toprak’ın gidişiyle içindeki belirsizlik daha da derinleşti. Gözleri dolmuştu; “Bekleyeceğim,” dedi sadece. Toprak, arkasını dönüp gittiğinde, Çilek’in kalbinde bir parça eksik kalmış gibi hissetti. Şehirde yürürken, her köşe başında Toprak’ın gülümsemesini, sesini duyup duyamayacağını düşündü. Günler geçtikçe, onun yokluğu, her anı ağır bir yük haline getirdi. Arkadaşları, onun dayanılmaz yalnızlığını görerek destek olmaya çalıştılar ama Çilek’in aklında sadece Toprak vardı.

Bir akşam, kafenin penceresinden dışarı bakarken, gökyüzünde beliren yıldızlar sanki ona Toprak’ı hatırlatıyordu. “Neden bu kadar zor?” diye fısıldadı kendi kendine. Birden, Toprak’ın ona yazdığı bir mektup geldi aklına. “Geri dönerken sana bir sürprizim var,” demişti. O an, içindeki umudu yeniden yeşertti. Toprak’ın dönüşüyle birlikte her şeyin yeniden başlayacağına inanmak istiyordu. Bir gün, Toprak’ın dönmesi için sabırsızlandığı o an geldiğinde, kafenin kapısından içeri girdi ve gözleri parladı. Ama Toprak’ın yanında, onu geçmişten tanıyan birinin daha olduğunu gördü. O an, kalbinde bir şeylerin kırıldığını hissetti. “Beni bekle,” demişti Toprak, ama bu bekleyişin ne kadar anlamlı olacağını bilmiyordu. Aşk, bazen uzaklıktan güçlenir, bazen de belirsizliklerle test edilir. Çilek, kalbindeki yangını söndürmek istemiyordu ama geçmişin gölgeleri her zaman peşinden geliyordu. Şimdi, Toprak’ın dönüşüyle birlikte bu aşkın nereye gideceğini keşfetme zamanıydı.

Bölüm sonu

1 yorum