AAAAAAAAAAAAAAAAAAAA YILDIZZZZZZZZZZZZZZZ!
Kafam patlamıştı. Resmen kafam patlamıştı. Kızlara Gece’den bahsettim. Ki bahsetmez olaydım. Sabahtan beri yok Yıldız çocuk şöyle çocuk böyle.
YILDIZZZZZZZ BAK Bİİİİ
Efendim Merve. Ya kaçıncı Yıldız deyişiniz salın beni iki saattir burada çizim yapmaya çalışıyorum. Zaten bütün gün gördüm çocuğu daha neye bakayım deli misin? Merve otuz bininci kez Gece’nin profil fotosunu sallayarak kızım çocuk mermer yaaa. Yunan tanrısı mübarek Allah nazardan saklasın ve bunun gibi bir milyon şey yağdırıyordu. Başımın etini yemişti sabahtan beri. Hem varsa varsa Merve’nin öyle bir niyeti var. Benim o kendini beğenmiş, egolu, beyinlerinin yerinde odun olan varlık kütleleriyle bir işim olmazdı zaten de. Ama bilemiyorum Gece gerçekten çok değişikti. Bütün gün onunlaydık. Kütüphanede, konferansta hatta pastanedeki mesaimde bile oturup sıcak çikolata içmiştik. Yani ne bileyim hani onun yanındayken rahattım. Keyfim yerindeydi. Zaten görsel sanatlar kursuna da ödev için birini bulabilmek için gelmişti. Bir dahaki hafta ayrılacaktı. Bunun için üzülmüştüm. Çünkü yeniden o salak kurs arkadaşlarımla kalacaktım ama Gece onlar gibi değildi. Gece samimiydi, komikti, yakışıklıydı ve ayrıca- birden kendime geldim. Sus kızım Yıldız neler geçiyor aklından. Gece benim arkadaşımdı. En azından kafa dengi biri idi. Hatta numaralarımızı bile almıştık. Benim telefonumda kayıtlı olmaya değer sayılı erkeklerden biriydi ve en önemlisi kız kardeşim ve en yakın arkadaşım onun profil fotoğrafına bakarak ne kadar yakıştığımız hakkında övgüler yağdırıyordu ve bunu yaparken çok komik görünüyorlardı. Sinirimi bozuyorlardı cidden. Ayrıca gerçekten dışarıdan bakılınca ne kadar komik olduklarından haberleri yoktu. Onlara döndüm. Merve bilgisayarın başında facebook’dan Gece’yi bulmaya çalışırken Helin de telefon’dan hızlıca Gece hakkında olduğunu düşündüğüm bir şeyler arıyordu. Merve de bir yandan övgülerini peşi sıra yığdırmaya devam ediyordu. Tıh ağzımdan kaçamak bir gülüş çıktı. Merve övgü yağdırmayı bırakarak bana anlamlı anlamlı bakmaya başladı. Helin hanım ise bana tripliydi. Sabah olan olaydan sonra tüm parasını almıştım. O muydu benim odama girip eşyalarımı karıştırım üstüne üstlük bir kutu malzemem ve malzeme kutumu parçalayan. Peşin peşin ödeyecekti. Alıcaktım onun parasını tabii ki. Merveye sertçe kaşlarımı çattım. Elimi havaya kaldırıp tamam kapatalım bu konuyu dedim. Bu benim bu konudan hoşlanmadım eğer konuşmaya devam ederseniz doğmamış olmayı dileyeceksiniz işaretimdi. Onlarda hemen sustu. Helin ise tripli bakışlarını sürdürerek görüşürüz Merve abla dedi. Ardından o vıcık vıcık sarılma seansını gerçekleştirmeye başladılar. Helin yataktan kalktı ve tribini sürdürmeye devam ederek poposunu çevirip yüzüme bile bakmadan kapıya doğru ilerlemeye başladı. Odasına çekiliyordu. Hanımefendi’nin tribi artık beni cidden baydığı için çok da Helin’i sallamaya gerek olmadığını düşünerek masama ve çizim ödevime döndüm. Ben masada Merve yatakta ödevlerimizi yapmaya koyulduk. Çizim yapmak benim için gerçekten bir tutkuydu ama bu ödev işi peh! Gerçekten hani şey gibi karışık playlist’te şarkı dinlersiniz hep sevdiğiniz şarkılar ve sanatçılar çıkar sonra ortaya birden bam diye nefret ettiğiniz bir şarkıcının şarkısı çıkar ya. Evet aynı şey gibi. Ödevim kara kalem bir lale çalışmasıydı. Kursta ödev olarak çok zor şeyler veriliyordu bazen ama bu gerçekten bana zor gelmiyordu. Çünkü karakalem dersimizde de böyle bir ödev verilmişti. Konuyu ve konu hakkındaki çalışmaları gerçekten çok seviyordum ve yapıyordum. Ben bu konuda iyiydim ama Gece? Evet Gece? Ne yapmıştı acaba? Derste yaptığımız milimatik balık çalışmasında ortaya suluboyayla yaptığı dairemsi şekil aklıma gelince gülümsemem ağzımda yayıldı. Ona sormak geldi aklıma. Ona derken evet Gece'ye. Telefonuma almak üzere elimi uzattım. Gece’ye sormaktan ne zarar gelirdi ki. Gerçekten merak ediyordum çünkü. Yüzüme yayılan gülümseme küçülmeye başladı. Pekala. Yavaşlama nedenim ne miydi? Arkadan yayılan şarkı mırıldanma sesi. Merve hanımların sesi. Odanın sessizliğini dolduruyordu. Uzattığım elim havada kalmıştı. Merve’yi unutmuştum çünkü. Havada kalan elimi yavaşça geri doğru çektim. Evet evet Merve tehlikesi. Tam olarak benden bir metre uzakta olan mayın tarayıcı arkadaşım. Yazdığımı görse sabaha nişan yüzüğü falan seçtirmeye gidebilecek kapasitede olan can ciğer arkadaşım. Şimdi diyeceksiniz bu kız deli mi bu kadar taktı bir erkekle konuşmana-ve eğer dediyseniz evet aslında biraz haklısınız tam deli değil ama kafadan biraz çatlak diyebiliriz- Ben genele erkeklerden pek haz almayan bir insanım ki zaten onların da yanında pek dolaşmam ve takılmam da. Erkeklerden aldığım son etkileşim de zaten hatırladığım kadarıyla on ikinci sınıfta Helin’e sataşan bir dokuzuncu sınıf veletinin burnunu kanatmam olmuştu. Merve’nin de halini anlayabiliyordum yani. Bu kadar olayı ciddiye alması da gerçekten normaldi. Ama gerçekten Gece’yi yakın bir arkadaşım olarak görüyordum ve değişmeyecekti. Telefondan çektiğim elimi masa’nın üstüne yerleştirdim. Hala sorasım vardı. Yani sorasım vardı demeyelim de gerçekten. Bilmiyorum. Geceyle konuşasım vardı. Bunu nedensiz bir ihtiyaç olarak görüyordum. Masanın üzerine koyarken sıktığım elimi açtım. Elim tekraran telefonuma yaklaştı. Fakat yaklaştığında Merve’nin şarkı mırıldanma sesi de artmıştı ve bu beni tedirgin ediyordu. Of Merve of ya. Senin yüzünden düştüğüm hallere bakar mısın ya cidden. Şarkı sesi kuvvetleniyordu. Arkamı dönüp Merve’ye bakmak geldi aklıma. Serbest bıraktığım parmaklarımı açıp avucum içi ile yavaşça masayı ittim. Sandalyemden rahatsızca dönüp Merve’ye baktığımda Hemen elime telefonumu aldım ve Geceye yazmaya başladım.
23:28
Yıldız: Eee laleler ne halde?:/
Mesajı attım ve beklemeye başladım.
23:31
Gece: Yazmak için geç bir saat değil mi?
Gece: Yani sorun olduğundan değil de:)
Saat mi? Saat kaçtı ki? Allah kahretmesin. Çocuğa bu saatte mi yazdın cidden Yıldız?
23:32
Yıldız: Pardon yaaa >.<
Yıldız: Kusura bakma.
Yıldız: Farkına varmadım.
23:33
Yıldız: Atacak mısın yoksa burada sabahlayamam
Gece: Yıldız yine sok lafını sen.
Güldüm. Mesajda bile böyle yapmayı bırakamıyorum.
Gece: Bekle çekeyim hemen
Gece :*1 fotoğraf gönderdi*
23:34
Gece: Düşünceleriniz nedir Yıldız Hanım?
Böyle deyince heyecanlandım ve hemen fotoğrafa tıkladım ve yüklenmesini beklerken Merve bakıyor mu diye kontrol ettim ama o kitaplara gömülmüş bir şekilde çalışıyordu. Fotoğraf yüklendiğinde beklentiyle resme baktım ve kahkaha patlatmamak için ağzımı elimle tutmak zorunda kaldım. Kocaman kağıdım altında yamuk yumuk çizgiler vardı Çizgilerin üzerinde ise yıldız şeklinde laleler vardı ve hepsini farklı renklerde boyamıştı.
23:35
Gece: Evet Yıldız hanım ne düşünüyorsunuz?
Yıldız: Yarın seni Picasso yerine işe alalım bu ne yetenektir
Yıldız: FHJKJHGHJKJHF
Yıldız: Ama lalelerin neden yıldız şeklinde olduğunu anlamadım
Gece: Hımmm
Gece: Yıldız lalelerini biliyor musun?
Yıldız: Evet de bu şekilde göründüğünü düşünmüyorum.
23:36
Gece: Öyle mi? Ben düşünüyorum ^.^
Ne saçmalıyordu. Deli edecekti beni bu çocuk.
Yıldız: Anlamadım. Gece var ya
Yıldız: Sendeki bu laf dolandırma olayı beni deli edecek cidden.
Genelde yeni tanıştığım insanlarla hiç bu kadar yakın iletişimde olmazdım ama cidden bu şepşik çocuk beni fazlasıyla eğlendiyiyordu. Bilmiyorum. Nasıl anlatsam. Hani çocukluk arkadaşım olan Merve kadar yakın hissediyordum. Cevabı gecikmedi.
Gece: Yarın öğlen derslerine geliyor musun?
Ne alakaydı şimdi. Bir insanda en sevmediğim özellik. Geçiştirilmek. Ben Yıldız Öztürk’e hem de. Bu neydi. Adam gibi soru soruyoruz size Gece bey siz burada bizi mi geçiştiriyorsunuz? Sinirlerim tepeme atmıştı. Belki boyum kısa olduğu için mi bilmiyorum ama sinirlerim hızla tepeme atması kolay oluyordu. Sinirle hızlı hızlı ve sinirli bir şekilde tuşlara basmaya başladım.
23:37
Yıldız: Ha? BU KONUYU KAPATMA SORUSU MU?
Yıldız: DOĞRU DÜRÜST SORU SORDUK SANA DİMİ?
Yıldız: TAMAM O ZAMAN
Sinirlenince hep böyle yapıyordum. Cümleye Ha? Diyerek giriyordum ve geri kalanları da tamamen büyük harflerle yazıyordum.
22:38
Yıldız: LALELER DE HİÇ GÜZEL DEĞİL BU ARADA
Yıldız: CEVAP VERSENE GECEEEEE
Yıldız: GECEEEEE
Çevrimiçi olmadığını gördüm. Daha a sinirlenip bir ton daha şey daha yazdım. Yazacağı yoktu.
22:48
Yıldız: Peki Gece bey öyle olsun
Yıldız: İYİ geceLER
Bilerek gece’yi küçük yazmıştım. Sinir olsun azcık o.
22:49
Gece on iki saniyelik bir sesli mesaj gönderdi
Allah’ın işine bak sen hele. Ok iki dakikadır ben burada didineyim bey efendi on iki saniyelik mesaj atsın. Mesajın açılmasını bekledim. Açılınca hemen tıkladım
-Ya Yıldız
-HA HA HIIIII HHA
-Gece gece hiç HII gül- HEE güleceğim yoktu ha ha
Bu neydi gülüyor muydu bir de. HI ve He gibi hayvan sesleri çıkarma yarışması olsa kesinlikle birinciliği kapardı orası kesindi. Ama ama ama. BU ÇOCUK RESMEN BENİM SİNİRLENMEME GÜLÜYORDU.
Gece: Arıyorum aç
AAAAAAA! Ne olduğunu anlamadan telefonum titremeye başladı. Ayy deli midir nedir bu çocuk bu saatte ne araması? Elim ayağım titremeye başladı. Delirtcekti yemin ederim. Bir yandan Helin bir yandan Gece tımarhaneye yatıracaklardı beni
en sonunda. Merve cırlamamı duymuştu tabii ki. Endişeli yüz ifadesiyle Ne oldu yine kız Yıldız? Annenler uyancak sessiz ol kızım yaa. M-Merve elimdeki telefonu ve arayan ismi Merve’ye çevirdim o da bir çığlık koyacaktı ama elimle ağzımı kapattım. Bu sırada Gece mesaj attı:
Gece: Açacak mısın kızım şu aramayı?
Bu sırada arama süresi bitince tekrar aramayacağını düşünerek rahat bir nefes aldım. Merve de bana bu konua sövüyordu. Fısıldar bir şekilde bağırarak ‘Kızım sen salak mısın? Gerizekalı açacaktın telefonu çocuk bak kibarlık olsun diye aramış. Ben de aynı ses tonuyla; Salağım Merve! Sen onu benim külahıma anlat aaa! Ne kibarlığı be bu saatte aranır mı insan dediğimde Gece durmadan mesaj atmaya devam ediyordu.
Gece: Kızım bak süre bitti
Gece: Delireyim mi ben şimdi.
Gece: Off Yıldız. Yaa
Gece: Tekrar arıyorum aç.
Buna tam cevap verecektim ki telefonun çalmasıyla Merve’nin telefonu elimden alması bir oldu. Telefonu çabucak açtı ve hoporler’ü de açtı ve elime tutuşturdu. Allahım ben ne yaptım bu salakları yaşamayı hak edecek yaa?
Telefonu bana acele bir şekilde verince sinirle karışık fısıldar bir sesle konuştum. Ne Gece ne ne ne? Evet alışkanlıklarımdan biri daha eğer biri beni gerçekten sinirlendirirse sürekli ne? Ne? Diye dolaşıyorum ortalıkta Gece de Yine hayvan seslerini çıkarmaya başladı He, Ha, Hı ,Hee. Merve de bizi heycanla dinliyordu bizi ve o da başını birden yana yatırdı Hı mı? Duruma gülsem mi ağlasam mı bilemediğim için konuşmaya devam ettim. Ne diyorsun Gece bak insanca konuş anlamıyorum. Y-ıldız ha hıı! Hı’na başlatma Gece bir şey mi oldu? Bi şey mi içtin yoksa off Gece? Gece birden öksürdü ve kendini toparlar gibi oldu konuşacağını düşünerek Merve ile telefonun başına toparlandık. Gece beyler(!) sonunda konuşacak gibi olduğunda Merve heycanla ellerini kavuşturdu. Yıldız. Konuşmaya teşrif ettikleri için (!) az daha şükür duası okuyacaklardı. Gece gece gülme krizine girdim kızım. Hı He Ha (bu nasıl gülmeydi cidden Allahım ya?) Tamam Gece bey si gülme kriziniz bitince ararsınız o zaman haydi selametle dediğimde Merve kapatma tuşuna giden ellerimi sertçe tuttu ve gözlerini irileştirek bana baktığında kapatmamam gerektiğini anlayabiliyordum. Bu bakış eğer o tuşa basarsan birazdan olacakların sorumlusu ben değilim bakışıyı -Tabii duruma göre bakışın anlamı değiştiriyordu ama- Gece birden bağırdı: Yıldız! Tamam kızım tamam dur. Ne diyorsun Gece köpek mi eğitiyorsun. Gece konuşmaya devam etti Yıldız yaa sadece hani birden atarlanınca komiğime geldi. Ha- birden gülüşünü toparlandı. Merve de sesini duyduğu an elini kalbine koydu. Dudağını ısırmaya başladı –bu Gece’nin sesine aşık olduğunun ve mükemmel olduğunu düşündüğünün göstergesiydi- sanırım- Söyle bakalım o zaman yarın geliyor musun öğlen derslerine Yıldız lalesi? Yıldız lalesi. Yıldız lalesi mi? Bana daha önce hiç bu kadar güzel bir lakap takılmamıştı. Duraksadım. Telefonen Gece’nin ee’lemeleri ve Merve’nin koluma cimcik atmasıyla düşüncelerimden kaldırdım kafamı. Hemen kendimi toparlamıştım. En sinir bozucu ses tonumu ayarlamaya çalıştım. Ben sorumun cevabını almadım dedim. Merve tekrar koluma vurdu ben de ona dönüp başımı ne var dercesine salladım ve omuz silktim. Sorunu cevabını almak mı istiyorsun dedi telefon başındaki Gece. Ben de onun göremeyeceğini bildiğim halde gözlerimi abartılıaca devirdim ve konuşmaya başladım; Ayy hele şükür Allahım anladı sonunda dedim sitem edercesine. Gecenin sırıtırken çıkardığı o sesi duydum-bir insan neden sırıtırken ses çıkarır bilmiyorum ama beraber geçirdiğim koca bir gün içerisinde sürekli sırıtmış ve bunu yaparken ses çıkarmıştı- tamam o zaman yıldız lalesi bunu öğrenmen için benim soruma cevap lazım. Nefesimi verdim. Geliyorum tamam mı Gece bey rahatladın mı yaa? Hafifçe kıkırdadı o bunu yaparken Merve koluma mutluluk işareti olarak durmadan vurmaya başladı. Resmen kız çocuk kıkırdadı diye beni dövüyordu. Gece bey yüzünden ben dayak yiyordum. Elimle Merve’yi savuşturdum. Peki o zaman yıldız lalesi yarın görüşürüz. Telefon kapandı. Benim bir şey dememe fırsat vermeden telefonu kapatmıştı. Merve başımda bana vurarak ve heyecanlı heyecanlı konuşurken hiçbir şeyi duymuyordum. Yıldız lalesi.