Metro durağında saate baktığımda kursun başlamasına yirmi dakika kalmıştı ve bu metro gelmemişti. Pazar metrosu hep en iyisidir. Herkes işe, okula hafta içi gider ve metro hep kalabalık olur ama Pazar metrosu en iyisi mis gibi rahat rahat oturuyorsun. Harika. Düşüncelerimden arınmamam hızla koşan ayak sesleri ile irkilmemle birlikte son bulmuştu. Arkamı döndüğüme boyu tavanda bir çocuğu gördüm. Şaka yapmıyorum. Mecaz falan değildi. Çocuk o kadar uzundu ki neredeyse tavana geliyordu. Koşma sesleri arttı ve çocuk tökezler bir şekilde yanımda durdu. Ayaklarımız yan yana sarı şeritte duruyordu. Uyku mahrumu olduğu her halinden belli oluyoru. Tavan kadar çocuk resmen üflesen yere yıkılacak gibi eğik duruyoru. Kurs öğrencisiydi. Kurs öğrencisi olduğunu nasıl mı anlıyordum. Pazar günleri bizim kampüs’ün bazı burslu öğrencileri istedikleri alanlarda kurs eğitimi alıyor ve kurs öğrencisi olduğumuzu belli eden yaka kartları takıyoruz ve kurslar Pazar günü olduğu için metrolar kurs öğrencileriyle doluyor. Bu nedenle benim için kimin kurs öğrencisi kimin olmadığını anlamam uzun sürmüyordu. Çocuk ellerini ceplerine koydu. Başını beni şok eden bir şekilde yana yatırıp eğildi. Dalga falan mı geçiyordu bu. Kısayım falan diye mi? Evet 1.60 evet ne olmuş yani. Pardon kardeş ama sen fazla uzunsun. O yüzden geliyordur boyum sana. Eğilirken karmakarışık dağınık siyah saçları önüne düşmüştü. Ben ise kaşlarımı çatmıştım. Eğer boyumla dalga geçmek falansa amacı bunun gerçekten hiç dalga geçilmeyecak bir şey olduğunu ona çok güzel bir şekilde anlatabirdim. Başını bana aldırış etmeden biraz daha eğdi. Bu sefer yüzlerimiz tam karşı karşıya gelmişti. Ne olduğuna anlam veremediğim bir şekilde baktığımda o ise tepkisiz bir şekilde biraz daha eğilmişti. Yuh artık detirten noktada tişörtüme hemen bakış attı ve yaka kartıma baktı ardından da anlam veremediğim bir şekilde nefes verdi. Olaylar çok hızlı gerçekleşmişti. Nedenini bilmiyordum ama rahatlamış görünüyordu. Acaba birini mi arıyordu? Etrafıma hafifçe göz gezdirdim. O baktığım yerlere bakmıyordu. Boyumla dalga geçmediği için rahatlamıştım. Ama eğer öyle olsaydı kesinlikle gazete manşetlerinde metro’da cinayet başlığı altındaki makalelere ismim kocaman harflerle yazarlardı. Belki yaka kartımda bir şeyler yanlıştır diye yaka kartıma bakmaya yeltlendim ve yaka kartımı kontrol ettim
Yıldız Öztürk
Görsel Sanatlar 2. Sınıf/ Görsel Sanatlar
Aslında her şey normalde sonrasında onun yaka kartına baktım. Belki benim bölümümdedir ama ben onu tanımamıştırım diye çünkü bu durumu milyonlerca kez yaşamıştırım ve benim yüz hafızam gerçekten de çok kötüdür.
Gece Pars Doğan
Sanat tarihi 3. Sınıf /Görsel Sanatlar
Ne? Sanat tarihi ve görsel sanatlar mı seçmiş. Acaba yunan heykellerini desen projeleri yetiştirmeye çalışarak mı yapmayı planlıyordu. Evet tabii ki sanat tarihi öğrencileriyle bir çok ortak dersimiz var ama onların kesinlikle çizim yapmadıklarına eminim ve ayrıca sanat tarihi öğrencileri için de bir kurs var. Onun yaka kartını incelediğimi anlayınca ağzını açtı sonra açıklamaya gerek olmadığını düşünerek ağzını kapattı ben de birbirimize baktığımız için yine aynı düşünceye kapılıp sordum. Şey biz tanışıyor muyuz yani aynı bölümde olmadığımız belli ama beniz zaten yüz hafızam da isim hafızam da çok kötü seni hatırlamam da zor bu yüzden he bide şey sen niye kendi bölümü- Salak Yıldız. Salak Yıldız. Salak Yıldız. Sanane çocuğun başka kurs seçmesine dön önüne işte kızım yaa. Rezil Yıldız. Rezil ettin kendini işte. Gözlerimi yumdum. O ise isminin tersi geceyi bile aydınlatabilecek bir gülümsemeyle. Şey yani aslında tanışmıyoruz. Yani- Şey yani o yüzden endişeye kapılma. Ben sadece senin- derin bir nefes verdi. Açıklama yapmaktan vazgeçmiş görünüyordu ve büyük ihtimalle de vazgeçmişti. Kafasını eğdi. Çok tatlı görünüyordu. Eğdiği kafasını iki kolunun arasına aldı ve bana döndü. Metroda konu Yani istersen dedi. Arkadaş olmaya çalışıyordu sanırım anlamadım. Garipti. Utangaç davranıyordu. Bu gerçekten tatlıydı. Omuz silkip başımı salladım. Benim de kurs için arkadaşa ihtiyacım vardı. Kurs arkadaşlarım yemin ederim hayatımda gördüğüm en garip varlıklardı. Bir kötü not alınca otomatik ağlama moduna geçiyor hayatları buna bağlı gibi depresyona giriyor. Sonra yanlarına yaraşılmıyordu azcık gitsenn yanına bunları söylesen çemkirişten başka bir şey duyamıyordun bu haspamlardan. En son bir kızı tokatladığım için kurstan atılmanın eşiğine gelmiştim. Neydi yani? Dayanamıyorum ya dayanamıyordum. Gerçekten böyle insan görünce oracıkta onu öldüresim geliyor. Metro durdu. Durduğu gibi insanlar içeri akın etmeye başladı. Ben metroya son girmeyi severdim. Çoğu insan en son girip yer kapmaktan yanaydı fakat ben hiç de öyle değildim. Zaten kalabalık ortamlardan hiç haz almazdım. Metrolar da böyle durumlarda bana hapishaneden başka bir şey gibi gelmezdi. Yanımdaki siyah saçlı önceden insan kalabalığı ile içeri girmeye yeltelenmiş olsa da benim girmediğimi gördüğünde durmuştu. Böylece de çocuğu incelemek için bol bol zamanım olmuştu. Dediğim gibi bana göre oldukça uzun boyluydu. Dağınık siyah saçları. Beyaz teni ve açık saçları gibi kapkaranlık gözleri vardı. Gerçekten benim standartlarıma göre yakışıklı diyebileceğimiz bir çocuktu. Yeşil salaş bir sweatshirt ve salaş mavi bir kot pantolon giymişti. Yani söylediklerim pek iç açıcı değil ama görseniz gerçekten aşırı şık duruyordu çocukta. Diğer öğrenciler girerken yan yana oturduk ve utangaç bakışlarına maruz kaldım. Metro hareket edene kadar konuşmadık. Hareket etmeye başlayınca çantasından bir şeyler karıştırmaya başladı ben de fırsattan yararlanarak Helin denen öz kardeşim olan enayi yüzünden yapamadığım kahvaltı yararına çantamdan çıkardığım termosu elime aldım ve kapağını açtım. Bir yudum aldım termosumdan O da kutu kahvelerden çıkarmıştı. Sabah metrolar mis gibi kahve kokardı. Biliyordum. Çünkü biz üniversite öğrencileri mide yanması yaşamayı adrenalin olarak gördüğümüzden (!) her sabah kahve ile kahvaltı olarak kahve alırdık yanımıza birden bana bakıp çantasından bir kutu kahve daha çıkardı. Fazladan almıştım yanıma ister miydin Yıldız? Yıldız. Kalbim nedensiz çarpmaya başladı. İsmimle hitap etmesi beni nasıl bu denli etkilemişti anlam vermek zordu. Duraksadım. Kafamı hayır anlamında salladım hemen ve elimdeki termosu gösterdim o da kafasını salladı ve pipeti taktıktan sonra arkasına yasandı. Ben de ona döndüm ve artık gerçek bir tanışma olması gerektiğine karar verip elimi uzattım. Ardından konuşmaya başladım. Termosumu yanımdaki koltuğa bıraktım ve konuşmaya başladım. Artık gerçek bir tanışmayı hak ediyoruz değil mi? Yıldız Öztürk dedim elim havadayken. Gülümsedi. Mutlu olmuş gibiydi ve üstünden bir yük kalkmış gibi nefesini verdi. Elini uzatıp sıktı ve sıkarken Gece Pars Doğan dedi gülümseyerek. Gece aslında düşünüldüğünde çok güzel bir isimdi. Hatta şu ana’a kadar duyduğum en güzel isim diyebilirdim. Termosumu aldım ve içmeye koyuldum arkasını geri yaslandı ve pipetini ağzına aldı bana bakıyordu. Bunu fark edince fark ettirmemeye çalıştım ama baya baya sırıtıyordu ayrıca sırıtırken de ağzından ses çıkıyordu bu çocuğun. Ben de geri yaslandım yanına eee dedim bir an duraksadım. Gözlerimiz buluştu hemen gözlerimi aşağıya indirdim. Nedenini bilmiyordum. Anlayamadım da. Ben genelde göz temasından hiç kaçınmazdım hatta bilerek sinirine bile göz teması kurardım. Gece hafifçe kıkırdadı. Kıkırdadığında yüzüne bakamayacak gibi hissediyordum. Sürekli gülüyordu. Güleç bir insan olması hoşuma gitmişti. Tamam Yıldız sakin ol. Niye böyle tepki veriyorsun kızım ya. Ne oldu bugün sana yine? Durumu toparlamaya çalışarak neden görsel sanatlar seçtin diye sordum. Pipetten bir fırt çekti. Hımm belki dedi ve duraksadı. Sağ işaret parmağını hafifçe bana doğru sallayarak konuştu. Senin gibi bir kız arıyorumdur dedi hafif sırıtarak. Ben ise omuzlarımı düşürdüm. Erkek milleti işte. Önce utangaç tatlı şeyler sonra sarkıklığa başlıyorlar. Sinirlerim zatenbu sabah olanlar yüzünden oldukça bozuktu bir de sarkık ayı’ları çekemezdim. Ayağa kalktım ve çantamı almak için yeltendim. Hafifçe elimi uzattığım sıradığım sırada bileğimi yakaladı ve tamam Yıldız tamam ya şaka yaptım dedi. Gözleri şaka yaptığını ispatlayan bir şekil aldığında yerime geri oturdum. Ama gözleri şaşkın bir şekil almıştı sanırsam daha önce hiç bu denli reddedilmemişti. Çapkın çocuktu sonuçta. Yerime yerleştiğim sırada termosumdan bir yudum aldım ve sorumu yeniledim. Cevap verecek misin yoksa bu sefer gerçekten kalkarım dedim. Bilmiyor musun der gibi başını yanına yatırdı ben ise kafamı NE dercesine salladım. Yıldız dedi I’yı uzatarak. Efendim Gece dedim onun gibi E’yi uzatarak onun gibi. Hatırlamıyor musun cidden? Sorusuyla beynimde şimşek çakmasını bekledim ama nafile. Termosumdan büyük bir yudum aldım ve ona döndüm. Kollarını kavuşturarak ukalaca sordu-bu tip kendini bir şey sanan Afrika orangutanlarını parçalayasım geliyor- Sen bugün konferansa gideceksin değil mi? Kafamı salladım. Peki se- Elimle konuşmasını durdurdum. Ya ne söyleyeceksen söyle işte ne dolandırıyosun lafı hatırlamıyorum kardeşim işte hatırlamıyorum. Sinirlenmiştim karşıda yeni tanıştığım ve beni polise verip veremeyeceğinden emin olmadığım biri olmasaydı şuan zaten o sinirledirek olarak saçını başından ayırma planları yapıyor olurdum ya da bu planları gerçekleştiriyor olurdum. Bütün deliler beni buluyordu gerçekten. Tamam kızım aaaa. Sen de şakadan anlamıyorsun hiç. Evet ben şakadan anlamıyorum Gece bey artık söylemezseniz ben size bir şaka yapıcağım anlamayacak duruma geleceksiniz. Güldü. Yıldız sinirlenince aşırı tatlı oluyorsun. Gözlerimi belerttiğimde ellerini bir suçlu gibi kaldırdı önce sonrasından. Ağzına fermuar çekme işareti yapınca gülen taraf bendim. Ardından bu konferans olayı hakkında aklımda uzun süredir çakmasını beklediğim şimşek çaktı. Evet ya. Salak Yıldız. Çocuk da bu kadar yolu ve kurs olayını seninle arkadaş olmak için yaptı değil mi? Bugünkü konferansa bir sanat tarihi fakültesinden biriyle katılmamız ve ortak çalışma yapmamız için bir sanatçı seçecektik. Yüzümü ona çevirdim. Dehşetle bakışlarım ona döndü. Unutmuştum. Tamamen aklımdan çıkmıştı. Yoğun bir hayatım olduğundan bunu gereksiz bir şey gibi görmüştüm ama hatırladığım kadarıyla bu ortak çalışma ödevi ikimizin de dönem sonu notlarını etkileyecekti. Anladığımı anlamış gibi kafasını yanına yatırdı ve ee diye sordu. Beraber katılalım mı?