Lizge Esilayı kendi evine getirir.
-Omg!Oha valla bayıldım!
-Ya Esila abartmasana.Sıradan küçük bir ev işte.
-Ama gerçekten çok tatlı.Çokta temiz.MaşAllah.
Lizge çantasını koltuğa bırakıp,koltuğa oturdu.
-Bir şey istermisin?Su falan?
-Yok tatlım.Thank you!
Esila Lizgeye ağzıyla öpücük yapar.
-Tamam o zaman ben okul formamı değişiyim konuşuruz.
-Ok.Bekliyorum.
4-5 dakika sonra Lizge mor takımıyla misafir odasına geldi.Koltuğa oturdu.
-Nice!
-Teşekkür ederim.
-Eee ne konuşalım?
Esila iç çekti.Yutkunup konuşmaya başladı.
-Mesela Melih hakkında konuşa biliriz.
Lizgenin suratında üzgün bir ifade oluşdu.
-Anladım seni.Benden her şeyi açıklamamı istiyorsun.
-Aynen öyle.
-Şimdiden söyleyiyim söz ver.Söz verki aramızda kalıcak.
-Tabii ki.Söz veriyorum.Burda olan burda kalıcak.
Lizge gülümsedi.Ve anlatmaya başladı.
-Küçükken......çok küçükken yani tahminen 6-7 yaşımda biriyle tanıştım İstanbulda.
-Sen Ankaradan gelmemişmiydin?
-Çoçukken burda kalıyordum.O kişinin ismi Melihdi.Melih Ertürk...
-Ne?!
-Sözümü kesme lütfen.
Esila başını evet anlamında salladı.
-İşte biz çok iyi anlaşıyorduk.Her gün gizlice buluşuyor,birlikte gülüyor,birlikte eğleniyorduk.Günlerimiz çok ama çok iyi geçiyordu.
Lizge konuşmaya devam etmek için destek almak amacıyla masada duran bardağı aldı ve içindeki sudan 2 yudum aldı.Sonra bardağı masaya koyup,konuşmaya devam etti.
-Bir-birimize ısınmaya ve sevmeğe başladık.Hatta bazen Melih.....bana güzelim bile diyordu.O kadar güzel söylüyorduki bana söylediği sözleri......
Lizge zorlada olsa konuşmaya devam etti.
-Bir gün......O 6 mayıs günü....Ayrılmak zorunda kaldık.....Ama kalpten değil kesinlikle.Sadece aramıza kilometreler girdi.Bir de bazı engeller.Zor ayrılmıştık.Hemde çok zor....
Lizgenin gözleri doldu.
-O günden sonra telefondan bile konuşamadık.Aslında konuşa bilirdik belkide....Belkide ama benim babam izin vermedi doğal olarak.11 yaşımdan beri haber alamadım ondan.O da benden..Melih benim en büyük kayıplarımdan biriydi.
1 kere daha yutkundu.Derinden bir iç çekti.








