(" Biri var... Ne özlemekten yoruldum ne sevmekten.") ... Bu sabah farklı hissediyorum...sanki hayatımda gerçekten bir şeyler değişiyor. Yataktan kalkıp aynanın karşısına geçiyorum. Kendi kendime gülümsediğimi fark ediyorum. Kalbimde tanımlayamadığım bir sıcaklık var. Dün gece konuştuğumuz o saatler aklıma geliyor şimdi. Gerçekten de zaman su gibi akıp geçmişti. Her şey o kadar doğal ve gerçekti ki, bunun bir rüya olmadığını bilmek çok güzel. Telefonuma gelen mesaja bakılırsa bugün daha yeni başlıyor. 💬: Günaydın, peri kızım. Sabahın ilk ışıkları bile senin kadar güzel değil... Yoldayım, az sonra kapında olacağım. Bugün seninle olmak, bana en büyük hediye gibi geliyor. Hazır olduğunda oradayım. 💓 Kalp atışlarım daha da hızlanmadan bir cevap yazmalıyım. 💬: Günaydın, bu kadar erken saatte bu kadar güzel şeyler söylemek zorunda mıydın? İnsan nasıl sakin kalabilir ki?... Hayır, hayır bu olmadı. Ablam her zaman biraz ağır olmam gerektiğini söyler. O bu sözlere alışkın olabilir ama bende normal davranmalıyım. Sonuçta bugün birlikteliğimizin ilk günü. 💬: Günaydın. Sabahın bu saatinde bu kadar etkileyici mesajlar yazmayı nereden öğrendin? Gelince haber ver, fazla bekletmek istemem. 💬: Aşk olsun peri kızım. Gece hiç uyumadım sırf seni mutlu edebilmek için çalıştım bu sözleri. Hoşuna gitmiyorsa başka bir yöntem araştırmaya başlayacağım. 💬: 😀Gerçekten mi? Üzgünüm, bu şekilde düşünmemiştim. Pekâlâ madem gece boyunca çalışıldı devam etmene izin veriyorum. Ama bilmeni isterim ki bunun için çabalamana gerek yok ben zaten mutluyum. 💬: İşte şimdi enerjim daha da yükseldi beş dakikaya kapıdayım. 💓 Artık düşünmek istemiyorum. Onunla olan her anın tadını çıkarmak istiyorum. Bugün hep giymek istediğim ama fazla iddialı olduğunu düşündüğüm elbisemi dolaptan çıkarıp hızlıca hazırlanıyorum. Saçlarımı açıp aralarına dalgalar ekliyorum. Makyajımı sade tutup, kırmızı rujumu sürüyorum. Bu detay önemli. Dışarıdan korna sesi geliyor işte şimdi hazırım. Merdivenlerden aşağı indiğim sırada annem mutfaktan bana sesleniyor. "İyi dersler kızım. Konuştuklarımızı sakın unutma. Keyifli vakitler dilerim." Annem her zamanki gibi olanları hemen anlamışa benziyor. Ayakkabılarımı giyip derin bir nefes alarak kapıyı açıyorum. Ve işte tam karşımda duruyor ve mavi gözleriyle beni süzüyor. "Günaydın peri kızı, senin yanında bahar bile soluk kalır...Bu kadar güzel görünmek bir kural mı yoksa sadece senin ayrıcalığın mı?" "Teşekkür ederim. Ama bana biraz abartıyorsun gibi geldi." "Abartmak mı? Güneşe bak Açelya, seni kıskandığını görmüyor musun?" "Beni mi? Neden kıskansın ki?" "Çünkü sen onun ışığını gölgede bırakıyorsun." "Yok artık. İltifatların için teşekkür ederim. Ama geç kalıyoruz, artık gidelim mi? "Emredersiniz, peri kızı. Buyurun lütfen." Okula yaklaştığımızda kalbim daha hızlı atmaya başlıyor. Diğerlerinin arasına karışmak şimdi daha da farklı hissettiriyor. Çünkü Poyraz Karahan'ın artık bir sevgilisi var. Arabayı park edip kapımı açıyor. Çok heyecanlıyım. Tam gidecekken kolumdan tutup: "Elini tutabilir miyim peri kızı?" sorusunu iletiyor. "Evet," diyorum usulca, ama o küçük kelimenin içinde kalbimin çarpıntısını gizlemek mümkün değil. Parmakları yavaşça elime dokunuyor içimden bir ürperti geçiyor şimdi. Eli sıcacık, güven verici...Ama aynı zamanda kalbime dokunan bir yoğunluğu var. Parmaklarımız birbirine kenetlendiğinde, ilk defa bu kadar basit bir şeyin bu kadar anlamlı olabileceğini anlıyorum. Elini tutmak sadece fiziksel bir temas değil. Daha fazlası. Sanki sessiz bir sözleşme gibi; "Artık yalnız değilsin" diyor. Şimdi kalbim sadece onun için atıyor ve bu his, dünyadaki her şeyden daha gerçek. Üniversiteye girdiğimiz an tüm gözler üzerimizde. Poyraz bu duruma alışkın gibi görünüyor ama ben kalbim duracakmış gibi hissediyorum. "İyi misin Açelya?" "Evet, sadece herkes bize bakıyor ve bu durum biraz şey..." "Anlıyorum. Ama endişelenmene gerek yok. Bu en fazla bir ya da iki gün sürer sonra her şey normalleşir. Hadi gel seni bizimkilerle tanıştıralım." O meşhur grup da herkes gibi bize bakıyor. Tek fark Melis'in gözleri ellerimizde. Bu durum onu memnun etmişe benzemiyor. "Selam dostlar. Bakın sizi kiminle tanıştıracağım. Bu peri kızı yani...Açelya. Kız arkadaşım. Açelya bu Mert, aynı bölümü okuyoruz. Bu Serhat, hukuk fakültesinden. Bu da ..." "Melis, ben. Grubun en tatlı ve biricik üyesi." "Merhaba. Tanıştığıma memnun oldum." Daha cümlemi tamamlamadan Melis araya giriyor: "Poyraz, tatlım bu kadar hızlı bağlanabileceğini hiç düşünmezdim. Genelde senin bu tarz şeylere pek sıcak bakmadığını biliriz, değil mi çocuklar?" Diğerleri şaşkınlıkla Melis'i dinlerken o bu sefer bakışlarını bana yöneltip konuşmaya devam ediyor. "Açelya, seni tebrik etmeliyim. Poyraz gibi popüler birinin ilgisini çekecek kadar şanslısın. Gerçekten etkileyici bir başarı." Ben tam cevap verecekken Poyraz, Melis'in bu iğneleyici sözlerine karşı gülümseyip konuşmaya başlıyor. Sakin ama kararlı bir sesle: "Melis, ilgin için teşekkür ederim. Ama Açelya'yı etkilemek bir "şans" meselesi değil. O, birini etkilemek için çabalamayacak kadar özel ve değerli biri. Asıl şanslı olan benim, çünkü onunlayım." Sonra bakışlarını Melis'ten çekip bana çeviriyor. Ve elimi daha sıkı tutup: "Bazı şeyler yalnızca anlayabilenler için anlam taşır, değil mi?" şeklinde cümlesini tamamlıyor. Benden bir cevap beklemiyor çünkü gözlerim ona istediği cevabı söylüyor. Onlarla vedalaşıp fakülteme doğru yürümeye başlıyoruz. Yol boyunca konuşmuyor bu durum canını sıkmışa benziyor. Onu nasıl rahatlatmalıyım, bilmiyorum. Fakülteye yaklaştığımızda durup bana bakıyor. "Olanlar için üzgünüm peri kızı." "Hayır, hayır. Senin üzgün olmana gerek yok. Aslında benim sana teşekkür etmem gerekiyor." "Teşekkür mü? Ne için?" "Melis'in söyledikleri hoşuma gitmedi ama senin sözlerin hepsini silip süpürdü. Teşekkür ederim Poyraz. Ve...seninle olduğum için çok şanslıyım. Şimdi derse gitmeliyim, lütfen bunu kafana takma. İyi dersler." "Sana da iyi dersler peri kızı. Ders bitiminde görüşürüz." Yüzünde oluşan gülümsemeyi görmek beni de mutlu ediyor. Beyza'ya olanları anlattığımda şaşırmıyor a.na bu kadar hızlı olabileceğini de düşünmediğini söylüyor. Derslerim bitene kadar Poyraz ile sadece telefonda mesajlaşıyoruz. Bu duruma sitem etse de ben derslerimize de odaklanabilmek için bu kuralı bizzat koydum. Verimli geçe bir ders sonunda dağılıyoruz. Üniversite çıkışında beni görür görmez gözlerinin içi parlıyor. "Sonunda kavuşabildik." "Hadi ama Poyraz, sadece günün birkaç saati ayrı kaldık." "O saatleri bir de bana sor. Gidelim mi?" Evimin yakın olduğunu bilmesine rağmen yolu bilerek uzatıyor. Böylece benimle daha fazla kalabileceğini söylüyor. Kapıya yakın bir yerde durup araçtan iniyoruz. Kısa bir sessizliğin ardından kapıyı açmak için elimi uzatıyorum ama sanki içimde bir şey beni durduruyor. Poyraz'a doğru döndüğümde, onun da aynı şekilde kararsız ve bir şey söylemek ister gibi bana baktığını fark ediyorum. Aramızdaki sessizlik giderek büyüyor. O kadar yakın, o kadar tanıdık. Hissedebiliyorum yeni bir şeyin eşiğindeyiz. Gözlerim onunkilerle buluştuğunda nefesim kesilir gibi oluyor. Ve sonra...O bana doğru eğiliyor. Dudaklarımız buluşuyor şimdi. Dünya sanki bir anda yok oldu ve sadece biz varız. İçimde bir kıvılcım yanıp büyürken aynı anda garip bir huzur hissi sarıyor bedenimi. Sanki bütün hayatım boyunca bu ânı beklemiş gibi. Geri çekildiğinde, yüzümün sıcaklığını kontrol edemediğimi fark ediyorum. Gözlerimi kaçırıp hafifçe gülümsüyorum. Kelimeler boğazımda düğüm halde. Sadece usulca "İyi geceler," deyip içeri geçiyorum. Az önce neler olduğunu tam tasvir edemem ama o anı bir daha asla unutamayacağımı biliyorum. Tam bu sırada telefonuma bir mesaj geliyor. 💬: Hoş geldin, Peri Kızım. Kalbimin en saklı köşesini aydınlatan ışık oldun. Seninle hayat, eksik kalan her şeyini tamamladı. Seni seviyorum. 💓 💬: Küllerimden doğmayı unuttuğum bir zamanda, kalbime yeniden nefes oldun. Aşka olan inancımı geri getirdiğin için teşekkür ederim. Hayatıma hoş geldin, Poyraz Karahan; seninle her şey yeniden anlam kazandı. ... 💬: Seni seviyorum. 💓

