Mina DİNÇER...
Sabah başımdaki inanılmaz ağrı ile uyandığımda uyku sersemi çevremi algılamaya çalıştım. Abimin odada olmadığını fark ettiğimde hızla odadan çıktım hemen yan tarafımdaki odanın da boş olduğunu fark edince aşağı indim. Bütün aile mutfakta olmalı ki mutfaktan büyük bir gürültü geliyordu.
-Günaydınlar sevgili ailem .
-sana da iyi öğlenler uyuyan güzel.
abimin kurduğu cümle ile mutfağın girişindeki saate kaydı gözüm. Yuhh saat neredeyse bir olmuştu.
-ben bunca saattir uyuyor muyum cidden?
-evet , güzelim . Yoruldun herhalde kaç gündür çizimler falan.
Babamın kurduğu cümlelerle aklım başıma geldi .Çizimler mi? AYYY! Eyvah! Nasıl unuttum ben onu ? Alp ne yaptı acaba ?
-oldu o zaman ben kaçar.
-kız nereye gidiyorsun gel şuraya yardım et kahvaltını yap sonra nereye kaybolacaksan kaybol.
-demek ki neymiş ne kadar okusa da veya ülkeden çıkarılsa da bir Türk annesi her zaman aynıymış.
Babamın kahkahası mutfağı doldurduğunda bende mutfağa girip yardıma koyuldum. Yaklaşık yirmi dakika içinde hazır olan kahvaltı ile hepimiz masaya oturduk .
Sohbet muhabbet güzeldi de aklımı kurcalayan sorumluluklar peşimi bırakmadığı için sofradan erken kalktım ve Alp'e mesaj atıp hazırlanmaya başladım. Neyse ki mesajımı erken gördü ve buluşmayı kabul etti.
Hava hala serin olduğu için uzun kollu ama ince bir kazak ve siyah kot pantolon giyip dışarı çıktım.
...
Evimiz genel olarak şehir merkezine çok uzak olmadığı için rezervasyon yaptırdığım kafeye hızlı ulaşmıştım. Masaya oturup dosyalarımı düzenlerken gelen garsondan bir su rica ettim . Ne kadar burada doğup büyümüş olsam ve asıl ana dilim İngilizce olsa dahi ev ortamında Türkçe konuşulduğu için dış ortama ilk çıktığımda daima bir afallama yaşıyordum.
Suyum gelince aynı anda Alp de geldi .
Tasarımlarımı masanın üstüne yayılmış şekilde görünce hafiften tebessüm etti.
Defileye uzun bir zaman kalmamıştı. Ve biz hala bir kaç tasarımı bir araya getirememiştik .
-beni neden çağırdığın şimdi anlam kazanıyor.
-haksız değilim ama şu hale bak hala hiçbir şey hazır değil ve biz tasarımları bile birleştiremedik.
-bir sakin olur musun? Henüz mart ayındayız yani yaza aylar var .
-ne sakin olması o elbiseler el ile dikilecek bu da aylar sürer sezonu bizim açmamız lazım.
-tamam hemen söylemeyi düşünmüyordum sürpriz yapaktım ama bu kadar endişeli isen daha fazla saklamayayım . Ben tasarımları tamamladım ve stilistlere teslim ettim. Özür dilerim abin bana ulaştı ve bir süre seni hiç kimsenin rahatsız etmesini istemediğini söyledi.
ahh abi yaa ahh , millete niye böyle yapıyorsun ? tamam beni düşünüyorsun iyi hoş da reşit olur olmaz kimin ayağına gelir böyle iş?
-asıl sen kusura bakma tüm işi sana yıkmış gibi oldu.
-yoo benim için sorun yok da sen iyi misin? Abin öyle deyinde endişelendim.
-benim bir şeyim yok sadece tipik abim. Neyse , şey o zaman senin için de sorun değilse tasarımları ben görebilir miyim?
-ııı şey ben sana söyleyeceğimi düşünmediğim için yanımda getirmedim ama sende müsaitsen buradan çıkınca şirkete gidebiliriz.
-peki olur.
Cümlemin ardından çalan telefon ile Alp masadan kalktı. Onun kalkması ile manzarayı izlemeye koyuldum.
Hava bugün daha bir parlaktı sanki , güneş bile benden (bizden) yanaydı bugün.
Güneşin ve bulutların uyumuna daldığım dakikalarda Alp masaya geri geldi.
-Mina, kusura bakma . Kardeşim Türkiye'den yeni geldi ve bazen bize ihtiyacı olabiliyor . Gitmem gerek. Başka zaman görüşsek olur mu?
-yıllardır kayıp olan kardeşin mi?
-Şey sanırım bunu söylememeliyim ama o kayıp değildi. Bunu öğrenince bize karşı tutumun değişebilir ama nasıl desem... Babam onu yıllarca bir eve gizledi.
-Neden ?Bu neden yapılır ki?
-Hadi sende gel yolda anlatırım . Zaten şimdiye kadar saklanması doğru değildi.
Onu kabul edip hesabı ödediğimizde onun arabasına bindik.
...
Yolda duyduklarımı sindirmek asla kolay olmayacaktı . Lakin kabul ediyorum ki herkes ebeveyn olmamalıydı. Bir baba nasıl kendi öz oğlunu diğer oğlunu korumak için elinin tersi ile itebilirdi.
Araçtan belki de kaç ceset inebilirdi. Olayın tamamını bilmiyordum ama yine de iki oğlunu da kaybetme ihtimali varken ikisinin de bir şekilde yaşıyor olmasına şükretmesi gerekirken bu yaptığı akla mantığa sığmıyordu .
Alp , eve gittiğimizde şaşırmamam için bir gerçeği daha anlatmıştı. Daha ne kadar şaşırabilirim derken gencecik bir bireyin ayaklarından olduğunu öğrenmiştim.
Aras KUZEY , sporcu ve erkek model olmak istediği bu hayatta bir kaza sonucu hem bacaklarını hem de ailesini kaybetmişti. Ağlamak istemek suç muydu ? Bu başkasının acısını çalmak sayılır mıydı?
Ben değmeyecek bir aptal için günlerimi tüketirken Aras ne zamandır günleri tüketiyordu.
Ağlamadan evin önüne vardığımızda kapıyı açıp derin bir nefes çektim içime .
Alp, beni beklemeden kapıyı çaldığında koruma olduğunu düşündüğüm üniformalı biri açtı kapıyı . Bende hızla kapıya ulaştığımda içeri geçtik. Salonda bedeni hala harika duran lakin ruhu dışına yansıdığı için çökmüş birini gördüm.
B...BU KİŞİ...Sahilde yanımda oturan o kişiydi. O gün nasıl tanımamıştım onu . Kameralardan izlediğim Aras Kuzey'i nasıl tanımamıştım?
Ben şok içinde ona bakarken onun yüzünü öfke bürüdü.
-Senin burada ne işin var?
-B...Ben sadece...
-Ben getirdim Aras . Birlikte iş yaptığımız şirketin sahibinin kızı. Birlikteydik zaten bir şekilde bir şeyler oldu geldik işte. Sen neden çağırdın noldu? Bir şey mi lazım?
-Yok bir şey sadece korumalarını da al git. O adama ait olan hiçbir şey istemiyorum. Benim bakıcım gelecek yakında.
-Aras, o kadın hasta şuan da bir de ona mı yük olacaksın?
-Vayy şimdi de yük mü olduk Alp KUZEY?
-Ben çıkayım. Siz özel konuşun.
-Bir zahmet , senin burada olman bile yanlış. Sen sadece sevgi meraklısı , kendini beğenmişin tekisin.
Kurduğu cümle ile sinirim tepeme çıktı. Beni istemeye bilirdi lakin hayatımdan zerre bilgisi olmayan biri veya bilgisi olsa dahi hiç kimsenin benim hayatım üzerinde tek bir kelime hakkı yoktu . Kimse kusura bakmasın ne olursa olsun ben bu konuda kendimi ezdiremem.
-Sen kim oluyorsun da beni bir kalıba sokabiliyorsun. Yeter artık ya , hepinizden yeter . Ben istediğimi giyerim, ben istediğim gibi yaşarım, benim hayatım benim kurallarım kime ne ? Sırf sevgi dolu bir ailede büyüdüm diye mi bu tavırlar , ben bir acı görmedim diye mi ? Kime ne ya ? Herkes takmış bir hayatıma hayat falan bırakmadınız siz bende , benim hayatım olan defalarca kez yapmaya çalıştığım o kumdan kaleyi her defasında başıma yıktınız .
Bir hışımla evden çıktığımda şansıma sokaktan bir taksi geçiyordu. İçinden inen müşterinin ardından taksiye bindim ve evimin adresini verdim.
Geri koltuğa yaslanıp dışarıyı izlemeye başladığımda Aras'a fazla yüklendiğimin farkındaydım. Ona Burak'ın yüzüne haykırmak istediklerimi de söylemiştim lakin rahattım şuan da sanki içimdeki yüklerden arınmış gibi
hissediyordum.
Sonuçta o kim oluyordu da beni tanımadan yargılayabiliyordu. Sevilmem için büyük bir acı yaşamam şart mıydı?
O an fark ettim ki güzel olan hava değildi benim duygularımdı . Çünkü sabah ışıldayan bir hava sanki şuan kara bulutlara esir kalmıştı.
Taksi evimin önünde durduğunda parayı ödeyip eve geçtim. Odama çıktığımda gerçekten hiç moralim kalmamıştı, zaten bir süredir üzülmeye yer arıyorum bunlar da tuzu biberi oluyor.
Biraz moral açısından bilgisayarımı alıp GECEYILDIZI hesabıma girdim.
Depresif kişiliğimi buraya da yansıtıp bir paylaşım yaptıktan sonra bana gelen bildirimleri kontrol etmeye başladım.
Tabi mesajların çoğu paylaşımlarımdan yada beni tanımaya çalışan magazincilerden oluşuyordu. Biri hariç SABAHRÜZGARI , sanırım dün yazılmış olan bir mesaj bulunuyordu.
mesaja girdiğimde mesaj içimi burktu.
-Artık gerçekten bir rüzgarım yalnız ve oradan oraya savrulan bir rüzgar.
Ne olmuştu acaba beni üzülmemem için teselli eden kişiyi kim üzebilmişti. Tam ne olduğunu soracaktım ki bir mesaj daha geldi yeni gönderimi bana atmış ve altına ise mesaj yazmıştı.

-ilk olarak merak ediyorum arkadaki resmi sen mi çizdin? Ve asıl konu kim üzdü yine seni?
bu mesaja gülmeden edemedim.
-İlk olarak evet ben çizdim. Diğer soruna gelirsek önce sen sona ben üstteki mesaj da ne demek ? bir şey mi oldu ?
-Önemli bir şey değil . Beni boşver alıştım ben asıl sana ne oldu?
-Bu gün dengesizin biri bilip bilmeden konuştu hakkımda ona sinirlendim biraz , bir de bir süre önce sevgilimin beni aldattığını öğrendim.
-Sevgilin mi vardı ?
-Hayatımda biri vardı . Sonuçta hayatım burada bitmiyor.
-Anlıyorum. Gitmem gerek sonra görüşürüz GECEYILDIZI .
-Hoşçakal SABAHRÜZGARI .
Bazen hayatındaki bütün koşturmacalara rağmen bir kişi çıkar ve kaldırır düşen bedenini . Teşekkür ederim SABAHRÜZGARI .
tabi nereden bilebilirdim ki yıkan ve kaldıranın aynı kişi olabileceğini...