ARAS KUZEY'İN ANLATIMIYLA...
Bugün o kadar kasvetli başlamıştı ki devamının güneşli olacağını düşünmek tam bir deli saçmasıydı.
Sabahın köründe aniden gelen takım elbiseli adamlar Nergis ablayı korkutmuş ve kadına kalp krizi geçirtmişlerdi. Gürültülerle uyandığımda Nergis ablamı yerde görünce bacaklarımı kullanamadığımı unutmuş ve ayağa kalkamaya çalışmıştım . Beni durduran takım elbiseli adamlar bir ambulans çağırmış ve Nergis ablanın hastaneye kaldırıldığını bana teyit etmişlerdi .
Devamı ise daha hızlı gerçekleşti . Eşyalarımı toparlayıp beni bir uçağa bindirdiler . Uçağa binince öğrendim ki canım babam bunca yıllık ayrılıktan sıkılmış ve beni aniden yanlarına aldırtmaya karar vermiş .
En çok canımı sıkan ise bunu bu şekilde bir malmışım gibi yapması . Şuan ise neredeyse Londra'ya iniş yapmak üzereyiz ama kimse bir şey demiyor , Nergis abla hakkında da hiçbir şey bilmiyorum . Ya benim yüzümden ölürse , o zaman ne yaparım .
Düşüncelerim beni ele geçirmişken hangi ara olduğunu bilmediğim bir şekilde arabaya binmiş ve bildiğim kadarı ile Londra'dan çıkmıştık . Yani burası bildiğim bir yer değildi. Sanırım başka bir yere taşınmışlar tabi ben bunu nereden bilebilirim ki ?
yan tarafta gördüğüm sahil ile korumalara durmasını söyledim . En azından babam bunu söylemeyi akıl etmiş olacak ki sözümü dinleyip durdular . Beni diğer insanlardan uzak bir yere bıraktıklarında başımdan gitmelerini söyledim ve ne şans ki yine dinlediler . Tekerlekli sandalyemden indiğimde kumlar uzandım ve su sesine odaklandım . Yaklaşık 10 dakika sonra ise yanımda oluşan gürültü ile sadece bir metre uzağımda olanları izledim . Şu sosyal medyanın gündemi Mina Dinçer hemen yanımdaydı . Şahsen kendisi bana sadece kendini beğenmişin önde gideni insanları hatırlatıyordu .
Farkında mıydı bilmiyorum ama sesli düşünüyordu , belki de kendi kendine konuşuyordu . Lakin beni en çok şaşırtan yürüyen egonun ağlamasıydı . Hatta itiraf etmeliyim ona haksızlık ettiğimi bile düşündüm .
Tam onun için üzülecektim ki benden taraf döndüğünde beni fark etmesiyle yerinden sıçradı . İşte şimdi buna gülmemek için çok fazla çaba harcamalıyım .
-sen kimsin be? Dibime kadar girmişsin .
Türk olduğum bu kadar belli oluyor mu ya?
-nasıl anladın bilmiyorum ama evet bende Türk'üm ve dibime kadar gelen sensin ben zaten buradaydım.
-olabilir , kusura bakma ama burada ben oturuyorum lütfen gider misin ?
-hayır , hiçbir yere gidemem . Çok istiyorsan sen gidebilirsin .
-sen benim kim olduğumu biliyor musun ?
-evet ama bu hiçbir şey değiştirmez . Burası kamuya açık bir alan yani aslında konu bu da değil bayan kendini beğenmiş . Gidebilsem giderdim ama gidemem.
-bu da ne demek ?
elimle arkadaki tekerlekli sandalyeyi gösterdiğimde yutkundu . Sanki büyük pot kırmış gibi yüzü düştü anında gözleri buğulandığında elim ayağım karıştı ben ne yapacağım şimdi?
-ben çok üzgünüm gerçekten .
Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladığında onun için söylediğim ve düşündüğüm her şeye pişman oldum . Ben normalde bu kadar kaba ve peşin hükümlü birisi asla olmadım ama bugün yaşananlar benim için fazla ağırdı . Sanırım onun için de ağır olan şeyler yaşanmıştı.
-gerçekten çok üzgünüm ben berbat bir insanım . Tam bir aptalım ben , bir kumdan kale için kör olacak kadar aptalım.
Gerçekten bu kadar kaba olmak zorunda değildim ki . Bunu ben yaptım ben düzeltmeliyim.
-hayır , ben üzgünüm yanlış bir zamanda üzerine geldim . Bende biraz sinirliyim senin gibi ağlayacak bir sebep bulamadığım için insanlara patlıyorum .
-yani benden nefret etmiyor musun?
-nefret çok büyük bir kelime , nefret etmek için önce sevmek gerekir . Unutma bunu nefret öyle dile kolay bir duygu değildir Mina Dinçer .
Korumaların çok bile dayanıp gelmesi üzerine bir tanışma yaşanmadan ayrılmıştık . Belki de böyle daha iyiydi . Belki de tanışmayı bile babam istememişti , adına leke gelmemesi adına . Neyse gidelim de öğrenelim bakalım derdi neymiş , neden bunca zaman sonra özlemiş görelim.
...
Saatler geçiyor ama bana geçerli herhangi bir sebep sunulmuyor . Ne kadar harika ama!
Geldiğimden beri sadece lafta özlem gidermeceler yaşanıyor . Abilerim beni ne kadar özlediklerini nağmeler dize dize anlatmış ve gözümün içine bakmaya başlamışlardı . Annem zaten geldiğimden beri ağlıyor , sarılıyor ve durmadan özlem cümleleri kuruyordu.
Babam mı ? Tabi ki kendisi beni buraya dikmişti ama kendisi kayıplara karışmış ve hala ulaşılamıyordu . Eğer kendisi bir ihtimal beni buraya sürüklediğini hatırlarsa gelebileceğine eminim .
İçimde bir ukde bıraktıklarını unutup gerçekten normal bir aile mi olacaktık ?ASLA.
Ben bacaklarımdan oldum lakin bu hiçbirinin umurunda bile değil . Yıllardır onların hatası yüzünden hayallerimden oldum ben .
Benim olan her şey çalındı benden , aldılar lan hayatımı aldılar benim .
peki sonra yanımda bile durmadılar utandılar benden , yaptıkları hatadan değil benden utandılar.
Şimdi yaptıkları bu gövde gösterisi beni zerre etkilemiyor .
...
Babamın en sonunda bugün gelemeyeceğini bildirmesi üzerine beni eşyalarımla birlikte bir odaya aldılar.
Annemin dediğine göre bu oda bana özel yapılmış . Lakin bunu söylerken benim onların çocuğu olduğumu unutuyorlar. Beni bıraktıkları odanın bir misafir odası olduğunu bildiğimi unutuyorlar.
Neyse zaten onlara kırılmayı uzun zaman önce bırakmıştım .
Bilgisayarımı bulup hesabıma girdiğimde kendimi tutamayarak bir gönderi paylaştım.
" Umut verdiğiniz birini kendi ellerinizle gömünce gelip o toprağa ağlamayacaksınız . Çünkü o ukde yaşatmaz insanı. "
