İçeriğe geç

YILDIZLAR ARASINDA

Bölüm 6 · 5 dk okuma

YILDIZLAR ARASINDA

Bölüm 6

6. BÖLÜM : EZBERDEN YOLLAR

"Bazen bir deprem o sıkışıp kaldığın döngüde ki dört duvarı yıkıp kurtarır seni..."

Hesabımda paylaştığım yeni gönderi ile gözlerim doldu. O rezil görüntünün üstünden iki gün geçmişti. ne olduğunu doğru dürüst kimseye anlatmadım ama bittiğini bilmeyen kalmamıştı.

saatin 18:30 olduğunu görmemle sevinç içinde babamı aradım. Benim için bir arkadaş bir sığınak olan babama sığındım yine .

telefonun çalışı bitip telefonun diğer ucundan babamın sesi gelmesiyle yüzümde bir gül tomurcuğu yeşerdi.

-babacım benim güzel kızım nasılsın ? çok özledim sizi.

-bende sizi özledim baba , ne zaman geleceksiniz ? benim kalp doktoruma ihtiyacım var.

-bilmiyorum meleğim , keşke sana net bir vakit verebilsem .

-sorun değil baba bakma sen bana işinle ilgilen eninde sonunda geleceksiniz zaten .

-öpüyorum babacım benim gitmem lazım hem zaten abin geldi seninle konuşmayı bekliyor.

bir şey dememe kalmadan telefondan abimin sesi gelince elim ayağıma dolaştı . abim anlardı sesimden bile anlardı.

-Mina abicim nasılsın? annem nasıl?

-iyiyiz abi . sen nasılsın ?

-iyiyim güzelim de senin sesin öyle değil pek , demeyecektim ama babam bir şeyler dedi . yani tam bilmiyorum ama kötü bir şey olsa söylersin dimi abicim ?

-o nasıl söz abi ? yok bir şey bakma sen babama , sen işine odaklan bu senin için çok önemli bir an .

-tamam güzelim öpüyorum görüşürüz .

-görüşürüz abi .

telefonun kapandığına dair olan o ses yükseldiğinde hızla banyoya girdim ve elimi, yüzümü yıkadım .

bir yere sığamamak bu muydu ? ait olduğun yerden uzak olma hissi bu mu ? biri bir şey söylemeli çünkü ben artık buraya sığamıyorum .

kendi ruhum bedenime ağır gelirken bu ruh özgür kalabilir mi yoksa ben ruhumla bu bedeni terk edebilir miyim ?

Belki benim yaşadığım şey dişe tırnağa deymeyecek bir olay ama benim yüküm bana ağır işte .

Gözyaşlarımı yok sayarcasına geri iterken arka bahçeye çıktım .

annem yine bahçıvan önlüklerini giymiş bir yandan çiçekleri ile dertleşiyor öbür taraftan onlarla ilgileniyordu.

sessizce ilerleyip hızlıca anneme sarıldım . annemin çığlığı benim kahkahalarımı bastıramıyordu . Zaten böyle biriydim ben her şeyi zirvede yaşayan , duyguları hat safhaya çıkmış biri . Asla o film yada kitap karakterleri gibi azla yetinmeyi seven kişi olmadım . Bakmayın magazin önünde olmayı sevmediğime ben sadece o ardı arkası kesilmez sorulara dayanamıyorum . Kameralar önünde olmak benim bir nevi yaşama sebebim. Sanırım ben o film ve kitaplardaki şımarık kız oluyorum öyle değil mi ? Zaten ben kim bir kitabın başkarakteri olmak kim ben ancak iki bölümlük bir yan karakterim .

düşüncelerim yine beynimi istila etmişken anneme dışarı çıkacağımı söyleyerek odama döndüm . Bahar gelmiş olmasına rağmen hava hala soğuktu. Mavi örgü bir kazak altına ise siyah bir tayt giydim ve çantamı alarak dışarı çıktım. Aslında durağım da belliydi yollarım da . Ezberden bildiğim sokak ve caddeleri geçerek her zamanki sahil kenarına geldim . Lakin bu sefer şezlonglar yerine kumları tercih ettim. Sırt çantamı kumların üzerine atıp kumlara uzandım . Kulağımda kulaklıklarım vardı ama müzik sesi bile hayran olduğum o deniz dalgalarının sesini bastıramıyordu. o sırada müziğin değişmesi ise benim şansımdı sanırım. En kötüsü ise Sezen Aksu'nun GERİ DÖN şarkısının çalmasıydı. Ne kadarda haklıydı Sezen abla her yer , her şey hatırlatıyordu . Lakin dönmesin artık değmesin gözlerim gözlerine .

Peki bu kadar nefret hala nasıl gözyaşları barındırabiliyordu ? Akan tek bir gözyaşı bu kadar can yakar mıydı?

Sol gözümden akan yaşı silerken yanımda oturduğunu bile fark etmediğim birinin bana baktığını fark etmem ile yerimden sıçradım. Resmen sadece bir metre uzağımdaydı .

-sen kimsin be? Dibime kadar girmişsin .

-nasıl anladın bilmiyorum ama evet bende Türk'üm ve dibime kadar gelen sensin ben zaten buradaydım.

Olabilir miydi ? o kadar dalgın mıydım ? ve kahretsin hiç düşünmeden Türkçe komuşmuştum offffff .

-olabilir , kusura bakma ama burada ben oturuyorum lütfen gider misin ?

-hayır , hiçbir yere gidemem . Çok istiyorsan sen gidebilirsin .

-sen benim kim olduğumu biliyor musun ?

-evet ama bu hiçbir şey değiştirmez . Burası kamuya açık bir alan yani aslında konu bu da değil bayan kendini beğenmiş . Gidebilsem giderdim ama gidemem.

-bu da ne demek ?

eliyle arkadaki tekerlekli sandalyeyi göstermesi ile büyük bir şok yaşadım . Ben bugün cidden kör mü olmuştum ? Koskoca tekerlekli sandalyeyi nasıl görmem?

-ben çok üzgünüm gerçekten .

gözlerimden yaşlar süzülmeye başladığında bu artık son noktam olmuştu . Gerçekten hiçbir şeyi doğru dürüst yapamayacak kadar kötü karakterdim .

-gerçekten çok üzgünüm ben berbat bir insanım . Tam bir aptalım ben , bir kumdan kale için kör olacak kadar aptalım.

gözyaşlarımın arasında onun yumuşamış yüzünü gördüm hayır yumuşamamalıydı . Nefret etmeliydi benden.

-hayır , ben üzgünüm yanlış bir zamanda üzerine geldim . Bende biraz sinirliyim senin gibi ağlayacak bir sebep bulamadığım için insanlara patlıyorum .

-yani benden nefret etmiyor musun?

-nefret çok büyük bir kelime , nefret etmek için önce sevmek gerekir . Unutma bunu nefret öyle dile kolay bir duygu değildir Mina Dinçer .

Beni cidden tanıyordu . Tam bende ona kim olduğunu soracaktım ki yanına gelen takım elbiseli adamlar onu alıp hızla gittiler .

Keşke konuşmak için biraz daha süremiz olsaydı . Kimdi acaba ? Nefreti ne de güzel tanımlamıştı . Acaba yazar falan mıydı ?

Yalnız şunu itiraf etmeliyim ki beni düşüncelerimin prangalarından kurtarıp bambaşka bir meraka sürüklemişti.

...

Eve geldiğimde günlerdir beklediğim sevinç haberi tam karşımdaydı . babamlar benimle konuşurken uçaktaymış meğerse özlem dolu kucaklaşmalar sonucu diğerlerini salonda bırakarak odama çıktım . Tabi ki verdiğim cevaplardan yetinmeyen abimde benim arkamdan çıktı. tam pijamalarımı giymiştim ki abim odama girdi.

-Mina abim bak ben delirmek üzereyim ne olursun bir şey de , o Burak malı mı bir şey yaptı? Bak sen cevap vermedikçe ben kafamda kuruyorum ya söyle yada ben gidip o gerizekalı herifin ağzını burnunu dağıta dağıta öğreneyim. Vurdu mu sana he güzelim ?

-ay abi iki dakika dursan söyleyeceğim tamam. Vurma falan yok , geçen gün...

o cümleleri o kadar rahat kuramayacağımı fark edince sustum . Zaten abimde anladı çocukken yaptığı gibi yatağıma uzandı ve beni de göğsüne yasladı. Kalp atışları beni sakinleştiren ve huzuru hissettiren çok nadir şeylerin en başında geliyordu .

Abimin kalp atış seslerine de odaklandığımda her zamanki gibi huzurlu hissettim kendimi tıpkı kafeste gibiydim evet biraz boğucuydu burası ama güvende hissettiğim tek yerdi yuvamdı .

-aldattı abi , beni aldattı.

Tabi bunlar ufak birer mırıltıdan ibaret kaldı. Rüya alemine dalmadan önce hatırladığım tek şey ise abimin derince inip kalkan göğsü oldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.