" Hepinize merhabalar ben GECEYILDIZI bugün burada bir fark yaratmak istiyorum . Bu gönderim hepimiz için
...
Hayat hep dönüm noktasından mı başlardı ? Yada başlangıçlar hayatları dönüm noktalarına mı götürürdü ?
Herkesin bir cevabı vardır sorulara , herkes kendince cevap verir . Cevapları insanların ruhlarını yansıtır . Ruhunu gizleyen insanlar da sorulara cevap vermez .
Belki de bende sırf bu yüzden gizliyorum adımı ve kim olduğumu , çünkü her insan aynı görmez . Ruhumu her insan görse ben , ben olamam ki , onlar beni nasıl görürse bende ona dönüşürüm .
Sırf bu yüzden binlerce arkadaşım yok benim . Ama binlerce takipçim var . Hatta milyonlarca tam 10 milyon takipçim var. Birbirinden farklı milyonlarca insan hepsinin tek ortak noktası ise eleştirileri .
Kendilerinden farklı birini gördüklerinde eleştirmekten çekinmezler .
Belki sizde şuan bana peşin hükümlüsün , herkes aynı değil gibi şeyler diyebilirsiniz .
Belki de haklısınız da ama benim bunlara inanacak gücüm kalmadı .
Şu hayatta bir sürü kandırmaca ve yok edişler gördüm . Bunları yapanlar ise hep en yakınım dediğim insanlardan geldi . Bir kez daha kaybetmeye gücü olmayan biri olarak söylüyorum . " Kırmak " öylesine basit bir sözcük değil .
Siz bir insanı kırdığınızda belki de hayatında bir daha bir insana güvenmesini elinden alacaksınız . O insan bir daha kimseye güvenemeyecek . Bir daha eskisi gibi insanları sevemeyecek .
Ama o insanların elinden tutarsanız sizden hiçbir şey beklemezler . Tek istekleri olur. Gerçekten kalpten sevmeniz . Kendimden bilerek söylüyorum ki onlar sadece gerçekten sevilmek isterler . Çünkü onlar size çoktan kalbini vermiştir . "
Bu sabah günlerden 2 Haziran . Günler geçti . Belki de haftalar . Attığım son post , onlardan kendilerini anlatmalarını istediğim posttu .
Bu posttan sonra bana geri dönüş yapan binlerce insan oldu . Yanlızca biri beni o kadar derinden etkiledi ki şimdi bende onun için bir post paylaştım . Beni yazılarıyla etkileyen kişi ise oydu " SABAHRÜZGARI " .
✨🍃
Her gün yeniden doğan güneş , yeniden doğan umutların habercisidir .
Bugün günlerden 3 Ekim ve bugün üçüncü yılın şerefine bambaşka bir şey yapmaya karar verdim .
Normalde bir kağıt üzerine yazıp attığım postları bugün bir fotoğrafın üzerine koyarak attım .

Bu fotoğrafta birinin beni tanıması imkansızdı yani sanırım .
Post yüklenir yüklenmez bir sürü beğeni ve yorum başladı . Ben ise hiçbirine bakmadan bilgisayarı kapattım ve bikinimi ve üzerine kıyafetlerimi giydim . Plaj çantamı alıp dışarı çıktığımda temiz havayla derin bir nefes aldım.
Sevgilim Burak , Mavi ve onun sevgilisi Alex beni Brighton Beach de bekliyorlardı .
Ben aile ağacına göre Türk olsam hatta bir Türk kimliğine sahip olsam bile daha önce hiç Türkiye'ye gitmemiştim.
Burak ve Mavi ise ailesinin işleri yüzünden buraya İngiltere'nin Brighton şehrine taşınmışlardı . Ben burada doğduğum için asıl kimliğim buraya aitti .
Lakin az önce de dediğim gibi Türkiye Cumhuriyeti kimliğine de sahiptim.
...
Bahçedeki bisikletimi almış ve yola çıkmıştım. Yaklaşık on beş dakikanın ardından ise geniş sahil gözlerimin önündeydi. Bisikletimi bağlayıp bizimkilerin yanına gittim .
Koşarak Burak'ın kucağına atladığımda o da ellerini hızla belime yerleştirdi .
Kendimi biraz geri çekip yüzünü izlediğimde o da beni taklit etti .
O klasik üniversite filmlerinde her kızın aşık olduğu yakışıklı sporcu erkek benim sevgilimdi .
Ben gülümsediğimde Burak beni gülüşümden öptü .
Saniyeler sonra ise Alex ile beraber suya daldı .
Ben Mavi ile başbaşa kaldığımda damarımızda ki kanı inkar edemeyerek dedikodu yapmaya başladık .
Bizi bölen şey ise Mavi'ye gelen bildirim sesiydi . Bildirimi açtığında bende telefon ekranını görüyordum .
Kahretsin!
Geceyıldızı'nın hesabına girdi ve son fotoğrafa baktı .
Gözleri fal taşı gibi açıldığında vücudum gerginlikten kaskatı kesilmişti .
Beni ne zamandır takip ediyordu ? Hiç fark etmemiştim .
Ekranı biraz daha bana çevirdiğinde bana hitaben konuştu .
Mavi :
- bu bizim sahil , yani burası o kız da sanki ...
- her yer her yere benzer Mavicim . Olabilir yani .
Mavi :
- aaaa Mina tanımasam sensin diyeceğim ne kadar da benziyor .
- ayyy saçmalama yaa ben ne alaka .
Bizim konuşmamızın tam ortasına ise canım sevgilim ve arkadaşı geldi .
Burak :
- ne oluyor kim kime benziyor ?
Mavi aynı şeyleri ona söyleyerek onay almaya çalıştı .
Burak :
- saçmalama Mavi , benim sevgilim böyle saçma bir fotoğraf çekilmez .
- ya dimi çok saçma benim olma ihtimalim yok bile .
Hayır vardı. Bendim o . Kırılmıştım , hemde hiç kırılmadığım kadar kırılmıştım .
Ben o fotoğrafı çok severek çekmiştim halbuki .
- şey siz devam edin benim aklıma çok önemli bir işim geldi . Onu halletmem lazım .
Mavi :
- şimdi mi ? Ama daha yeni geldin .
- gitmem lazım .
Burak :
- görüşürüz.
Görüşürüz demişti. Mavi ısrar ederken benim yanından bir saniye ayrılmak istemediğim sevgilim görüşürüz demişti .
...
Yarım saat geçmişti . Eve kendimi atıp yatağımda hıçkıra hıçkıra ağlamıştım .
Yine aynı şeyler oluyordu . Ben mutlu olmaya her çalıştığımda o daha çok kaçıyordu.
Hıçkırıklarım durulup kendini ince gözyaşlarıma bıraktığında bilgisayarıma gelen bildirim yüzünden masama doğru yöneldim .
Mesaj tahmin ettiğim gibi Sabahrüzgarı'ndan gelmişti . Aslında başka birinden de gelmezdi çünkü bildirim sesi açık olan tek kişi oydu .
Bilgisayarımı alıp yatağa geri oturdum ve bildirimi açtım .
SABAHRÜZGARI:
- Her sabah güneşin doğuşunu izleyen biri hangi umudun elçisini bekler peki ?
Konuşmaları çok şairane ve içtendi . Sadece bir kaç ayda benim bile kendime itiraf edemediğim gerçekleri beni tanımadan söylüyordu.
GECEYILDIZI:
- Bilmem , sen peki ? Sen de bekliyor musun güneşi?
SABAHRÜZGARI:
- Benim güneşim battı ve beni bir karanlığa sürgün etti . Eee Geceyıldızı senin uğraştığına , uykusuz kaldığına deydi mi ?
Dedikleriyle bir süre yazamadım ve ekrana donmuş bir şekilde baktım .
Beni tanıyor olabilir miydi ? Böyle bir ihtimal var mıydı ?
SABAHRÜZGARI:
- Ekrana korku ile bakıyorsan eğer hayır tanımıyorum seni Geceyıldızı benim yazdıklarım yaşanmışlık ardındaki tozlardır sadece .
Nasıl bilmiyorum ama Geceyıldızı seni derinlerimde hissediyorum . Sanki kalbinde bir ağrı var ve bu beni de yoruyor .
Bir sorun varsa bana anlatabilirsin .
GECEYILDIZI:
- Canım çok yanıyor Sabahrüzgarı sanki ben bir kumdan kale yapmaya çalışıyorum ama deniz onu sürekli bozup yıkıyor gibi en büyük sorun ise kumdan kaleyi yapmak için denizin suyuna ihtiyacım var ve ben denizden gidemiyorum .
SABAHRÜZGARI:
- Bilir misin bilmiyorum ama bir İngiliz atasözü de ki : Best things in life are free
Bunun anlamı hayattaki en iyi şeyler bedavadır.
Yani demek istediğim bir şey için çok ve sürekli uğraşıyorsan bu onun iyi bir şey olacağı anlamına gelmez .
Kendini bunlar için yorma . Hem bırak kumdan kaleyi dört duvar arasına girip napıcaksın ki bırak Dünya kucaklasın seni .
GECEYILDIZI:
- Bana iyi geliyorsun Sabahrüzgarı, teşekkür ederim . Ama sende unutma ki başka bir İngiliz atasözü şöyle der : Love is blind .
SABAHRÜZGARI:
- Bilmezsin Geceyıldızı bilmezsin .
Bunlar son sözleri oldu ve ardından çevrim dışı oldu .
Beni bir cümlesiyle alt üst etmeyi yine başarmıştı .
Lakin ne yazık ki yalnızca doğruları konuşuyordu .
Kafamı dağıtmak için hazır bilgisayarı almışken son gönderinin altına gelen yorumları okudum . Genel olarak herkes bundan sonra böyle gönderi atmamı istiyordu . Fakat bunu yapamayacağımı bugün net bir şekilde görmüştüm ama aklımda bir fikir vardı ki bir kez olsun bunu yapmalıydım .
Hızla yeni bir gönderi atmak için hesabıma girdim ve gönderiyi oluşturup gönderdim .

Bilgisayarımı masaya koyup başımı da yastığa koydum ve günler sonra huzurlu bir uykuya daldım .