Büyük maç günü gelip çatmıştı. Üniversiteler arası ligin en önemli mücadelesi için spor salonu hıncahınç doluydu. Tezahüratlar, bando sesleri ve parkeden yükselen ayakkabı gıcırtıları atmosferi adeta elektriklendiriyordu. Ancak takım arkadaşlarının heyecanının aksine, Özgür’ün zihninde tek bir fırtına kopuyordu.
Isınmak için sahaya çıktığı ilk andan itibaren bakışları doğrudan ilk sıradaki koltuklara kilitlendi. Anonimin dünkü notta söylediği söz zihninde yankılanıyordu: *"Tribünlerdeki ilk sıraya dikkatli bak Kaptan..."*
İlk sırada yan yana oturmuş onlarca kişi vardı. Şık giyinmiş kızlar, tezahürat yapan öğrenciler, elinde kamerasıyla bekleyenler... Özgür serbest atış çizgisine geçip topu sektirirken bakışlarını o koltuklarda gezdirdi.
Tam o sırada, bench'in hemen arkasındaki ilk sırada oturan bir kız dikkatini çekti. Üzerinde bol, siyah bir deri ceket vardı. Saçlarını serbest bırakmıştı ama yüzünü yarı yarıya kapatan koyu renkli güneş gözlükleri takmıştı. Dışarıda hava kararmış olmasına rağmen içeride gözlük takması zaten yeterince dikkat çekiciydi. Ama Özgür'ün asıl dikkatini çeken şey, kızın bacak bacak üstüne atmış, elinde tuttuğu o küçük nesneydi.
Siyah uçlu kalemi parmaklarının arasında yavaşça çeviriyordu.
Özgür’ün kalbi bir anlığına duracak gibi oldu. Bakışları kızın parmaklarına, oradan da dudaklarına kaydı. Kız, Özgür'ün kendisine baktığını hissettiğinde başını hafifçe yana yatırdı ve dudak kenarıyla o çok tanıdık, kendinden emin gülüşü kondurdu.
Hakemin düdüğüyle Özgür istemeden de olsa oyuna dönmek zorunda kaldı. İlk çeyrek boyunca sahada adeta bir fırtına gibi esti. Attığı her üçlükte, yaptığı her blokta hırsını topa yansıtıyordu ama kafası tamamen ilk sıradaki o siyah ceketli kızdaydı. Maçın devre arası geldiğinde, takımla birlikte soyunma odasına gitmek yerine bench'e doğru koştu. Havlusunu alırken cebindeki telefonun titrediğini hissetti.
Hızla mesajı açtı.
+90 538 XXX XX 16: "Sahada harikasın Kaptan. Ama bakışların o kadar çok üzerimde ki, maç yerine seni izleyenler kimliğimi deşifre edecek diye korkuyorum."
Özgür: "Sensin..."
Özgür: "Siyah ceketli, gözlüklü kız. Sensin değil mi? İlk sıradaki!"
Özgür mesajı yazar yazmaz başını kaldırıp ilk sıraya baktı.
Koltuk boştu.
Özgür panikle sağa sola bakındı. Kız ortalıktan kaybolmuştu. Sadece boş koltuğun üzerine bırakılmış küçük bir şey görünüyordu. Özgür guvenlikleri ve takım arkadaşlarını umursamadan sahanın kenarından fırlayıp o koltuğa doğru koştu.
Koltukta, kapağına sarılı küçük bir notla birlikte o siyah uçlu kalem duruyordu.
Özgür elleri titreyerek notu açtı:
"Gözlerimin içine baktın Özgür... Ama beni tanıyamadın. Demek ki geçen seneki o geceden ve bedenimden başka hiçbir şeyi hatırlamıyorsun. Şimdi git ve o maçı kazan Kaptan. Bu gece maçı kazanırsan, soyunma odasının koridorundaki kilitli depo odasında sana kaybettiğin hafızanın bedelini ödeteceğim."