Ertesi gün, tüm mühendislik ve spor bilimleri öğrencilerinin almak zorunda olduğu o kalabalık havuz dersinin vize sınavı vardı. Özgür, gece boyunca kızın attığı son ipucunu düşünmekten doğru düzgün ders çalışamamıştı. Bordo saten geceliğin sahibi, sağ omuzundaki beni bilecek kadar yakınındaydı. Kampüsteki her kıza "Acaba o mu?" gözüyle bakmaktan bitap düşmüş bir halde devasa amfiden içeri girdi.
Sınava son beş dakika kala amfinin orta sıralarından birine oturdu. Sırt çantasının fermuarını açıp kalemliğini kurcaladı ama içindeki tek kurşun kalemin ucunun kırık olduğunu gördü. Yedek kalemi de yoktu. Yanındaki arkadaşları çoktan yerleşmiş, önlerindeki kağıtlara odaklanmıştı. Özgür huysuzca nefes verip arkasındaki sıraya doğru döndü.
"Affedersin, yedek kalemin var mı acaba? Benimki kırılmış da..."
Arka sırada oturan, kapüşonlu hırkasının şapkasını hafifçe öne eğmiş kız hiç konuşmadan çantasının ön gözünden siyah bir uçlu kalem çıkardı. Yüzünü tam olarak göstermeden, bakışlarını Özgür'e değdirmeden kalemi Özgür'ün sırasına bıraktı.
Özgür, kızın gizemli tavrından bir anlığına şüphelense de sınav kağıtlarının dağıtılmasıyla hızlıca önüne dönmek zorunda kaldı. Kızın parmaklarının zarafeti ve bileğindeki hafif vanilya kokusu bir an burnuna çalınmıştı ama sınav stresiyle üzerinde fazla duramadı. Kalemi alıp teşekkür etti ve tüm odağını kağıda verdi.
Akşam saatlerinde Özgür odasında sınavın yorgunluğunu atarken, günün stresi yerini yine o bilindik sabırsızlığa bırakmıştı. Komodinin üstündeki telefon titrediğinde hızla ekrana uzandı.
+90 538 XXX XX 16: "Sınavın nasıl geçti bakalım Kaptan? Sorular tam senin kafanı kurcalayacak türdendi."
Özgür: "Fena değildi. Ama kafamı sorulardan çok sen kurcalıyordun."
Özgür: "Bir de sınav başlamadan hemen önce kalemsiz kaldığımı fark ettim, stresten az kalsın kağıdı boş verecektim."
+90 538 XXX XX 16: "Açılışı yine bir dikkatsizlikle yapmışsın yani. Sahada topu unutmadığın kalmıştı, sınavda da kalemi unutmuşsun."
+90 538 XXX XX 16: "Koskoca basketbol takımı kaptanı, sınava kalemsiz girip arkasındaki kızlardan kalem dileniyor... Gerçekten çok karizmatik bir hareket Özgür."
Özgür ekran başında bir an duraksadı. Kaşları çatıldı, gözleri hızla mesajın üzerinde gezindi.
Özgür: "Sen... sen bunu nereden biliyorsun?"
Özgür: "Aynı amfide miydik?"
+90 538 XXX XX 16: "Sadece senin olduğun her yerde gözümün olduğunu söylesem?"
+90 538 XXX XX 16: "Amfide birkaç sıra arkandaydım diyelim. O çaresizce arkana dönüp kalem arayışını izlemek oldukça eğlenceliydi."
Özgür hızla doğrulup oturdu. Kalbini güm güm atmaya başladı.
Özgür: "Arka sıramdaki kız... Bana kalemi veren kız sen miydin yoksa?"
+90 538 XXX XX 16: "Belki bendim, belki de senin o kalem istediğin kızın iki sıra arkasında oturan ve haline gülen kişiydim..."
+90 538 XXX XX 16: "Ama kabul et, kalemi veren Kız oldukça kurtarıcı bir melekmiş. Yoksa o vizeden sıfır alacaktın."
Özgür: "Bana kalemi veren kız kapüşon kapatmıştı, yüzünü tam göremedim. O sensin değil mi? Yalan söyleme!"
+90 538 XXX XX 16: "Tahmin yürütmekte özgürsün Kaptan. Ama unutma, kalemi kimden almış olursan ol, şu an elimde tuttuğum kalem senin kaderini belirliyor olabilir."
Özgür: "Ne? Kalem sende mi kalmıştı?!"
+90 538 XXX XX 16: "Sınav çıkışı kalemi geri vermeyi unuttun Yıldız Oyuncu. Ama merak etme, eşyalarına sahip çıkamadığın için onu sana hemen geri vermeyeceğim. Şimdilik bende bir hatıra olarak kalacak."