Özgür, boş kütüphane salonunda elinde telefonla kala kalmıştı. "Artık ben isteyene kadar beni göremeyeceksin" cümlesi zihninde kırk defa yankılandı. Parmakları ekranda delicesine kaydı, defalarca yazdı, aradı ama hat düşmüyordu. Kız mesajlara bakmayı tamamen kesmişti.
O günden sonra tam üç gün geçti. Üç gün boyunca Özgür için zaman adeta durmuştu.
Ne antrenmanlardaki üçlükleri ne arkadaşlarının çağrıları... Zihnindeki o tek bir boşluk dolmuyordu. Kız tek bir mesaj bile atmıyordu. Kampüsteki her adımı bir çileye dönüşmüştü Özgür için. Kafeteryaya girdiğinde gözleri istemsizce arka masaları tarıyor, antrenmanda tribünlere bakmaktan topu kaçırıyor, geceleri ise o bordo saten gecelikli fotoğrafı düşünmekten yatakta dönüp duruyordu. Anonim kız, ona en büyük cezayı veriyordu: **Sessizlik.**
Dördüncü günün akşamı, Özgür odasında tek başına oturmuş, masa lambasının loş ışığında basketbol topunu elinde çeviriyordu. Tam telefonunu kenara bırakıp pes etmek üzereyken ekranda o tanıdık bildirim ışığı yandı.
Özgür adeta telefonun üzerine atladı.
+90 538 XXX XX 16: "Üç gündür ne kadar sessizsin Kaptan. Yoksa yokluğuma alışmaya mı başladın?"
Özgür nefes bile almadan yazmaya başladı, elleri hırstan ve heyecandan titriyordu.
Özgür: "Neredesin sen?!"
Özgür: "Üç gündür tek bir mesaj bile atmadın. Ne yapmaya çalışıyorsun sen?"
+90 538 XXX XX 16: "Sana hakkını kaybettiğini söylemiştim Özgür. Birkaç gün kafanı dinlemene, geçmişindeki pürüzleri temizlemene izin verdim diyelim."
Özgür: "Benim geçmişimde pürüz falan yok! Pelin'le aramda hiçbir şey olmadığını biliyorsun. O gün sadece aniden karşıma çıktı."
Özgür: "Üç gündür aklımı kaçırıyorum anonim. Ne idman yapabiliyorum ne uyuyabiliyorum. Beni böyle cezalandıramazsın."
+90 538 XXX XX 16: "Demek beni bu kadar çok özledin..."
+90 538 XXX XX 16: "Cezan bitti Kaptan. Ama seni hemen ödüllendireceğimi sanıyorsan çok yanılıyorsun. Karşına çıkmak için henüz çok erken."
Özgür: "Yine mi kaçacaksın? Yetmedi mi artık bu saklambaç oyunu?"
+90 538 XXX XX 16: "Kaçmıyorum Özgür, sadece ivmeyi koruyorum. Ama madem üç gündür bu kadar acı çektin... sana küçük bir merhamet gösterip bir ipucu vereceğim."
Özgür yataktan doğrulup ekranı daha yakından inceledi.
Özgür: "Nasıl bir ipucu?"
+90 538 XXX XX 16: "Her gün yanından geçip gittiğin, belki de yüzüne defalarca baktığın biriyim. Ama asıl ipucu bu değil..."
+90 538 XXX XX 16: "En sevdiğin kahveyi, maçtan önce hangi şarkıyı dinlediğini ve sağ omuzunda kürek kemiğinin hemen altındaki o küçük beni bilecek kadar yakınındayım."
Özgür mesajı okuduğu an donakaldı. O beni sadece çok yakınındaki birkaç kişi ve aynadaki kendisi biliyordu.
Özgür: "Sen... sen bunu nereden biliyorsun?"
Özgür: "Kimsin sen anonim? İsim ver ya da bir ipucu daha ver!"
+90 538 XXX XX 16: "Bu gecelik bu kadar bilgi senin o karmaşık kafana fazla bile Yıldız Oyuncu. Şimdi bu ipucuyla sabaha kadar kıvran bakalım. İyi geceler."