Yılbaşı katili İstanbul’da insanları korku ve paniğe sürüklemişti. Cinayetin üstünden on dört saat geçmişti ve üç şüpheli gözaltına alınıp sorgulanıyordu. Cinayetlerin gece yarısı 00:00 ve 00:30 arasında işlendiği belirlendikten sonra katile, yılbaşı katili demeleri kaçınılmazdı.
Güvenlik kamerası görüntüleri tamamen silinmişti. Katil kaçmadan önce her şeyi düşündüğüne göre ya hiç alkol almadı ya da aldığı alkol yüksek promilde değildi. Yılbaşı katili ile ilgili hiç değilse ellerinde bir ipucu vardı artık.
Sema’nın sorgusundan pek bir sonuç elde edememişlerdi. Sorgu sırasında Sema’nın mimik ve konuşmalarını inceleyen Lale söylediklerinin doğru olduğuna emindi. Sema, saat akşam on buçuk gibi okul arkadaşının evinden başka bir partiye gitmek için, Demir Kuşku ve Fahri Beşer ile birlikte ayrıldığını söyledi. Sosyal medyada paylaştığı videolardan ve fotoğraflardan cinayet saatinde orada olmadıkları anlaşılmıştı.
Demir ve Fahri’nin de katil olamadığı anlaşılmış olsa da ifadeleri alınıp hepsine Reyhan’ın eski sevgilisini ve son sağ kalan Bahar Işık’ı sordular.
Eski sevgilisinin isminin İsmail olduğundan başka bir şey bilmiyorlardı. Reyhan ile sıkça görüşen bir tek Bahar Işık vardı. Ancak memurlar evine gitmiş ve evde olmadığını tespit etmişti. Telefon ettiklerinde de ulaşamamışlardı. Bahar’a ulaşmak için sinyal takibi için savcılıktan izni kolaylıkla aldılar.
“Peki Bahar nasıl biridir?” Yağız sorgulara kendisi girmeye çalışıyordu. Henüz bulunamadığı için ve elinde başka şüpheli kalmadığı için Bahar ve eski sevgili İsmail baş şüphelileriydi şu an için.
Sema, Demir ve Fahri, Bahar için neredeyse aynı şeyleri söylediler. Uzun zamandır görüşmediklerini ama okul zamanında çok sessiz ve sakin birisi olduğundan bahsettiler. Sadece yıllar sonra ondan aldıkları haber babasının ölüm haberiydi. Bahar’ın babası öldükten sonra depresyona girdiğini ve tedavi gördüğünü duymuşlardı o kadar.
Yazılı ifadelerini okuyup imzaladıktan sonra onları gözaltında tutmalarının bir anlamı yoktu. Cinayet saatinde nerede ve kiminle olduklarını kanıtlamışlardı ve yılbaşı katili olmadıkları anlaşılmıştı.
Yağız iki şüphelinin bulunamamasından dolayı aşırı sinirliydi. Lale onu sakinleştirmeye çalışırken Arslan koşturarak yanlarına gelmişti. “Baskomiserim, İsmail Kaplan kendisi geldi. İfade vermek istiyor.” Yağız şüphelinin kendi ayağıyla gelmiş olmasına şaşırsa da sorgusuna girmek için hazırlandı. Lale de camın arkasındaki yerini aldı.
İsmail’in istenmeyen eski sevgili olduğunu biliyorlardı. Kimliğini aldıktan sonra GBT’sine baktıklarında birçok vukaatıyla karşılaştılar. Dosyası ile birlikte içeri girdi Yağız. “Sen nerdesin paşam. Sevdiğin kadın öldürülüyor ama sen ortalarda yoksun. On beş saat sonra çıkıyorsun ortaya. Yakıştı mı senin erkekliğine bu?”
İsmail, parmaklarını birleştirmiş karşısına geçen komiserin gözlerine baktı. “Öğrenir öğrenmez geldim zaten.” Çok sevdiğini söylemesine rağmen ağlamış gibi ya da üzülmüş gibi görünmüyordu.
“Ulan bütün Türkiye öğrendi sevgilinin öldüğünü senin on beş saat sonra mı haberin oldu? Dün gece kızın evini basarken iyiydi.” Yağız sinirden elini masaya vurdu. Türkiye’de kadın cinayetlerinin sebeplerinden biri de kıskançlıktandı. Reyhan’ı kıskanıp cinnet geçirmiş olabilirdi.
“Dün gece barışmak için gittim o eve. Güvenlik beni almadı zaten.” Omuzlarını geriye atıp kendini savunmaya geçti.
Yağız sakinliğini korumaya çalışıyordu. “Güvenlik seni çıkartmasaydı ne yapacaktın?” Dosyasında haneye tecavüz ve saldırı vardı.
“Şimdi ben Reyhan’ın yanına gitseydim önce konuşacaktım. Benden boş yere ayrıldı çok seviyordum onu.” Delikanlılık yaptığını düşünüp geriliyordu.
“Öldüğüne çabuk alışmışsın. Konuşmakla çözemeseydin ne yapardın? Öldürür müydün? Daha önce birini öldürme girişiminde bulunmuşsun.” Yağız elindeki notları birazda abartıyordu. Karşısındakini sıkıştırıp gerçekleri anlatması için.
“Yok abi, kadın öldürmek bizim kitabımızda yazmaz komiserim.” Sesini kalınlaştırıp göz dağı vermeye çalışıyordu.
Yağız ayağa kalktı. Bu adamın delikanlı tavırlarından çok sıkılmıştı. “Kadın öldürmek kitabında yok ama dövmek var öyle mi? Kız senden şiddet görüyor diye şikayetçi olup uzaklaştırma kararı çıkarttırmış hakkında. Sen buna rağmen kızın evini bastın dün gece.”
İsmail kendini anlatırken Lale de mimiklerini, konuşmalarını inceliyordu. İsmail konuştukça Yağız’ın sinir kat sayısı yükseliyordu. İsmail’e göre hak eden kadın dayak yemeyi hak etmiştir. Hatta Reyhan’ın bu ölümü hak ettiğinini ima bile etmişti. Başkomiser sinirlerine hakim olmakta zorlanıyordu. Sorgudan çıkmadan önce son sorusunu sordu. “Dün gece alkol aldın mı?”
“Hayır almadım.” Demesiyle Arslan’ın yerine geçmesine izin verdi. Bu adamı yirmi dört saat gözaltında tutacaktı.
Lale’nin yanına geçip onun fikirlerini dinlemek istiyordu. “Yalan söylüyor de ya. Bu adam alıp içeri tıkmak istiyorum.” Yağız da emin olmadan kimseyi içeri atmazdı ama adama çok sinir olmuştu.
Lale ona hak veriyordu aslında. “Ne kadar söylediklerine katılmasam da İsmail yalan söylemiyordu. Gerçek düşüncelerinden bahsetti. Kadınlara karşı sert bir düşünce tarzı olduğu kesin ama gözlemlediğim kadarıyla İsmail’in erkekliği, gücü sadece kadınlar üzerine. Evdeki erkekleri öldürmüş olma ihtimali yok sanki. “
“Olabilir ama alkol almamış. Aklı yerindeymiş yani. Kamera kayıtlarını silmiş olabilir. Alkol testi, parmak izi, DNA ne varsa alın. “ Dedi yanındaki memura.
İsmail’i bu gece gözaltında tutup nezarete atma istemesinin bir diğer sebebi de diğer şüphelinin hala ortalarda olmaması. Diğer şüpheli ile birlikte onu da gözaltında tutmak istiyordu.
Lale, İsmail’in öfke kontrol sorunu yaşadığını tahmin ediyordu ve tedavi geçmişini araştırmaya koyuldu. Başkomiser atladığı bir şey ya da gözünden kaçan bir detay var mı diye her şeyi tekrar kontrol ediyordu.
Arslan sorgudan çıkmış, İsmail için gereken testleri ve prosedürleri gerçekleştirirken aldığı bilgiyle tekrar baskomiserinin yanına gitti. “Baskomiserim, Bahar Işık geldi.” İki şüphelinin de polis ekiplerince aranmalarına rağmen kendilerinin gelmesi onu şaşırtmıştı. Normalde de gözaltına alınacak kişiler ya evlerinden alınır ya da kendilerinin gelmesi beklenir ancak yedi cinayetin ardından saatler sonra ortaya çıkmaları olağan dışı gibi görünüyordu.
Bahar’ı sorguya almadan önce gerekli testler yapıldı. Önceden işlediği bir suçu yoktu. Lale’nin ilk izlenimine göre de okul arkadaşlarının anlattığı gibi sessiz biriydi. Yağız onun yanına geçtiğinde panik halinde olması gözünden kaçmamıştı. “Yılbaşını kutlamak için gittiğin evde altı kişi ölüyor ve sen sağ çıkmayı başarıyorsun. Nasıl oluyor bu?”
Bahar korku dolu gözlerle başkomisere bakıyordu. “Dün gece çok alkol aldım. Hiçbir şey hatırlamıyordum ancak televizyonda katile ait diye benim gözlüğüm bulununca... Kendimden şüphe ettim ben.” Bahar ağlamaya başlayınca Yağız ona peçete uzattı. Gazetecilerin yanlış haber yapmaları belki de iyi olmuştur diye düşündü.
“Kaçarken gözlüğünü düşürdün demek. Gözlük katile ait.” Yağız onu korkutup gerçekleri söylemesi için teşvik ediyordu.
Bahar panikle başını iki yana sallıyordu. “Hayır hayır, ben oradan erken ayrılmışım. Hem ben Reyhan’ı severim onu ve diğerlerini niye öldüreyim?” Bahar dün gece saat on bir gibi partiden ayrıldığını söyledi. Apartmandaki komşusuyla gece karşılaştıklarını ve isterlerse onunla da konuşabileceklerini ekleyerek komşunun ismini verdi.
Sorguda her detayı tek tek soruyordu Yağız. İsmail hakkında da sorular sordu. Bahar onun sinirli ve aksi olduğunu iddia etmişti ki ellerindeki dosyaya göre doğruydu. Bahar’ın geç gelmesinden dolayı vücudundaki alkol oranı düşmüştü. Bunu da göz önüne alarak nezarethaneye attılar Bahar’ı.
İsmail daha önce de nezarethaneye girdiğinden alışkındı bu ortama. Bahar nezarethaneye ilk defa girdiğinden yadırgamış ve korkmuştu. Güvenlik kameralarından her iki şüphelinin de tavırlarını titizlikle incelerken bir yandan da Bahar’ın sağlık geçmişini kontrol ediyordu Lale. Bu sırada başkomiser Yağız iki şüphelinin evinde arama yapılması için izin çıkartmıştı.