Kameralarla ve güvenlik görevlilerince korunan sitedeki cinayetler başka zaman olsa da büyük yankı uyandırabilirdi. Ancak iş bununla da kalmamış yeni yılın ilk cinayetleri işlendiğinden herkesin gözü kulağı bu haberdeydi. İnsanlar yeni gelişmeler olursa merakla yakından takip edeceklerdi.
Cinayet büro başkomiseri Yağız Erden cinayet mahaline geldiğinde gazeteciler onunla konuşmak istiyordu. Yedi kişinin öldürüldüğü siteye ihbar üzerine bir ekip gönderilmişti. Ancak olay basına yansıdığında emniyetin üstündeki baskı artmıştı ve dosyaya bizzat Yağız Erden’in bakması için yazı gönderilmişti.
Yılbaşı tatilinde olan başkomiser göreve çağrıldığında tatilini yarım bıraktıran katile ağız dolusu küfür etti. Tatilinden dönerken yardımcısı Arslan komiserden birkaç bilgi almıştı. Cinayet mahaline savcıdan önce gelmişti. İhbar sabahın erken saatlerinde yapılmıştı. Erkenden İstanbul’a geri döndüğünden hala uykusu vardı. Savcı gelmeden cesetler kaldırılmamıştı.
Bu evde cinayet işlenmeden önce yılbaşı partisi yapıldığı çok açıktı. Başkomiserin geldiğini gören Arslan hemen yanına gitti. “Hoş geldiniz başkomiserim. Toplam 7 ceset var. Yedisi bu evde diğeri güvenlik kulübesinde. Evdekiler de ikisi salonda, biri bahçede, ev sahibi yatak odasında biri tuvalette, diğeri buradaki küvetin içinde. Yedincisi de güvenlik.”
Yağız salondaki cesetlerin yanına gitti. İkisi de arkasından bıçaklanarak öldürülmüştü. Diğer cesetlerin de yanına gittiğinde aynı şekilde öldürüldüklerini gördü. Geniş açılı bir bıçaktı aradıkları cinayet silahı ancak cinayet mahalinde bulunamamıştı, henüz. Mutfakta tezgah üstündeki duran bıçak takımından bir tanesinin eksik olduğu da tespit edilmişti.
İhbarı yapan dün gece görev alan güvenlik görevlisi Duran Tarhanacıydı. Onun ifadesi de alınmıştı. “Bu adam dün gece burada değil miydi? Nasıl sabah görmüş cesetleri?” Yağız’ın sesi yüksek çıkmıştı.
Dün gece öldürülen güvenlik görevlisi Çetin Onuk ile sabaha kadar görev alması gereken Duran, yılbaşını karısı ve yeni doğmuş bebeği ile geçirmek istediğinden merhum Çetin ile anlaşıp eve gitmişti. Sabaha karşı geleceğinden kimsenin haberi olmayacaktı. Ancak sabah geldiğinde görev arkadaşını kanlar içinde yerde bulmuştu. Duran aslında arkadaşı için polis çağırmıştı. Etrafı kolaçan eden bir polis memuru bahçeyi gezerken perdeleri açık olan evdeki cesetleri gördüğünde tek bir ceset olmadığı ortaya çıkmıştı.
Yağız başkomiser aldığı bilgilerle güvenlik kulübesinde gidip cesedi inceledi. Diğer cesetler yüzüstü yere düşmüşken bu adam sırt üstü şekilde can vermişti. Yağız’ın bununla ilgili görüşü açıktı. “Çetin büyük ihtimalle katille yüz yüze geldi. Katil bu yüzden onu öldürmüş olmalı.”
Arslan aldığı bilgileri baskomiseri ile paylaşmaya devam ediyordu. “Ev sahibi Reyhan Özer. Arkadaşlarını toplayıp yılbaşı partisi vermiş evinde. Dokuz kişi eve giriş yapmış. Reyhan Özer’in eski sevgilisi de girmek istemiş ancak Reyhan bunu istemediği için güvenlik onu dışarı çıkartmış, zorla.”
“İçeride altı ceset var. Partiye gelen dört kişiyi bulun hemen sorguya alın. Eski sevgiliyi de bulun.... Kimse bir şey duymamış mı? Gören bir tanık yok mu?” Site içinde 7 kişi öldürülüyor ve kimse duymuyor öyle mi?
“Müzik sesinden olmalı. Yılbaşı olduğundan dolayı da çoğu kişi alkollü.” Arslan bir tanığın olmadığını açıklamaya çalışıyordu.
Olay yerini inceleyen ekipten biri delil poşetinin içinde bir gözlük getirdi. Haber yapmaya gelen muhabirlerden birinin çıkarttığı ses sayesinde yakın çekim yaptığını da gördüler. Yağız basın mensuplarının yerlerinden ayrılmaması için birkaç tane polisi görevlendirdi.
Savcı geldiğinde yanında bir kadın da vardı. Baskomiserle görüşen savcı yanındaki kadını tanıştırdı. “Lale hanım psikiyatrist. Bu dava da katilin profilini çıkartmanızda yardımcı olacak.” Lale hanım ve başkomiser tanışırken savcı bey içeri geçti.
Yapılan incelemeler, kamera kayıtları, alınan DNA örnekleri ile birlikte yedi ceset, ceset torbalarına konup ambulanslara bindirildi. Muhabirler savcı ile konuşup bilgi almak istiyorlardı.
Savcı üstün körü bir şekilde muhabirlere yanıt verdi. Şuan bir şey söylemek için çok erkendi, İstanbul emniyeti katilin peşindeydi.
Davayı çözmeye daha başlamamışken bir de başına psikiyatrist gelmişti. Daha önceki dosyalarda katilleri yakalarken yanına bir psikiyatrist vermemişlerdi. Anlaşılan İstanbul il emniyet müdürlüğünden katilin yakalanması ile ilgili bir baskı vardı.
Yalnız kalan başkomiser ve psikiyatrist birlikte çalışacakları için memnun değildi. Lale cinayet dosyalarına bakmazdı genelde. Asayiş şube ile çalışıyordu ancak yeni yılın ilk katilini yakalamasında Yağız başkomisere yardım etmesi için savcılık tarafından görevlendirilmişti. “İlk izleniminiz ne Lale Hanım?” Yağız, onun ne düşündüğünü bilmek istiyordu. Yardımı dokunabilirdi.
“Katilin soğuk kanlı olduğunu düşünüyorum. Adam hiçbirinin gözünün yaşına bakmamış.” Gördükleri karşısında midesi bulanmıştı.
“Katilin erkek olduğunu nerden çıkarttınız?” Yağız kollarını birleştirip Lale hanıma döndü.
“Tuvalette bulunan Ali Aksel iri cüsseli bir adamdı. Katilin de en az onun kadar iri yarı biri olabileceğini düşündüm.” Yağız, psikiyatristin detaylara dikkat etmiş olmasını gözden kaçırmamıştı.
“Haklı olabilirsiniz ancak bu olayda katil kadın da olabilir erkekte. Hepsine arkasından saldırmış, ilk darbesiyle ağır hasar vermiş olduğundan fazla güç kullanmamış. Güvenlik görevlisi Çetin’i karnından bıçaklamak zorunda kalmış. Onda da adamın bir an için dönüp kalmasından kaynaklı olabileceğini düşünüyorum.” Yağız, birlikte çalışacaklarsa Lale hanımı da doğru şekilde bilgilendirmesi gerektiğini biliyordu.
Olay yerinden ayrılmadan önce evi ve güvenlik kulübesini kapattırdı, site içine katilin geri dönme ihtimaline karşı bir ekip bıraktı ve sitede oturanların da ifadelerini almak için bir memuru görevlendirdi başkomiser.
Cinayet şubeye geldiklerinde de gazeteciler çekim yapıyordu. Cesetler otopsi için götürülürken alınan örneklerde laboratuvara gönderilmişti. Dün gece Reyhan Özer’in evine gelen dokuz kişinin listesini çıkartmıştı Yağız. Sağ kalan 4 kişiye ekipler HES kodlarından ulaşmaya çalışıyordu. Onlardan birine bile ulaşacak olsalar eski sevgilinin de kim olduğunu tespit edebilirlerdi.
Haberlerde bulunan gözlüğün katile ait olduğuna dair bir izlenim vardı. Yağız bu yalan haberi gördüğünde sinirlendi. İnsanlara yanlış bilgi vermekle kalmıyor katilin yakalandığında dair umutta veriyordu. “Basına bilgi sızdırılmasını istemiyorum. Katil ürkecek.”
HES kodlarından kişilerin TC kimlik numaralarına ve adreslerine ulaşıldı. Baskomiserin talimatıyla adreslere gidilip kişiler ifadeleri alınması için büroya getirilecekti.
Sağ kalanlar gelene kadar güvenlik görevlisi Duran Tarhanacı’nın yazılı ifadesini de baskomiser bizzat aldı. Duran’ın eşi ve annesi bütün gece yanlarında olduğunu ve sabaha karşı işe gittiğini doğrulamıştı. Böylece duran’ın katil olmadığı tescillenmiş oluyordu. Ancak bu olayda şüpheli sayısı çoktu. Cinayet silahı da henüz bulunmadığından Yağız hiç rahat değildi.
Bir saat sonra büroya sağ kalanlardan biri olan Sema Yıldız getirilmişti. O sorguya alınırken Lale Hanım da camın ardından sorguyu izlemek ve kişinin hak ve tavırlarına bakarak yalan söyleyip söylemediğini anlamak için yerini aldı.
Sema polisler gelene kadar cinayetlerden habersiz olduğunu söyleyerek başladı.